Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, İstanbul’da deniz manzaralı başkanlık ofisi açtı.
Arpaguş’un, İstanbul Müftülük Külliyesi yerleşkesinde, Botanik Bahçesi arazisinde bulunan deniz manzaralı bir binayı, ‘Başkanlık ofisine çevirdiği’ iddia edildi.
Diyanet kaynakları, ofiste makam kabul odasının yanı sıra toplantı odası, özel kalem ve diğer personel için odalar bulunduğunu söyledi.
Ofisin masraflarının Türkiye Diyanet Vakfı gelirlerinden karşılandığı ve personellerin ofiste çalışması için devamlı istihdam edildiği de iddialar arasında yer aldı. (Mustafa Bildircin)
Şu utanmazlığa, şu hadsizliğe bakın!
Gümüşhane'nin Kelkit ilçesinin AKP'li Belediye Başkanı Ünal Yılmaz, 7 milyonluk lüks makam aracını küfürlü ifadelerle savundu:
“— 2025 model g*tü b*klu aracı bana çok görüyorlar!
— Halkımızın ‘başkanım daha iyisine binsin’ demesi lazım!
— Kelkit halkına KUMPAS kuruluyor!..”
Vay arkadaş ya! ABD, İsrail ve MI6 işi gücü bırakmış, Kelkit belediye başkanına kumpas kuruyor!
Bunlar bizim aklımızla artık iyice dalga geçiyorlar! Rezilsin rezil!
Daha önce AK Gençlik Ocakları’nı kuran ve evrakta sahtecilikten tutuklanan Ferhat Aydoğan, bu kez de Cumhur İttifakı Ocakları isimli bir oluşum kurdu.
Şahıs, Afyon’da bir AVM’yi ziyaret edip kendini videoya çektirdi.
Adıyaman Gölbaşı Anadolu Lisesi'nde, okul yönetimindeki usulsüzlükleri gündeme getiren Müdür Yardımcısı Aymelek Gültepe'nin idari soruşturmalar, maaş kesim cezası ve sürgünle karşı karşıya kaldığı iddia edildi.
Müdür yardımcısının odasına "Engelli WC" tabelası asıldı.
(12 Punto)
Tarih Unutmaz Arşiv Yalan Söylemez.
Saat sabahın dördü...
Kaybeden aday hışımla İlçe Seçim Kurulu’ndan içeri girdi. Kurul Başkanı hâkime döndü ve bağırdı: “Şu haline bak sarhoş adam. Şu adalete bak. Kimlere kalmış. Seni yakacağım. Hepinizi adli tıbba göndereceğim, seni süründüreceğim. Yakacağım.”
Tarih: 27 Mart 1989.
Yer: Beyoğlu İlçe Seçim Kurulu.
Hakaret eden ise Beyoğlu’nda başkanlık seçimini yüzde 21.7 oy alarak kaybeden Recep Tayyip Erdoğan. Hakaret ettiği kişi, İlçe Seçim Kurulu Başkanı 2. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi Nazmi Özcan.
Erdoğan oyların sayımında “kesin bir şey olduğunu” düşünüyordu. İtirazı reddedilince kurulu basmış ve ağzından hakaretler dökülmüştü. Bununla da kalmamış, hâkimin sarhoş olduğunu ispatlamak için onu adli tıbba götürmeye çalışmıştı.
Erdoğan yargıdan kaçtı
Nazmi Özcan, Anadolu’nun birçok yerinde görev yapmış bir hâkimdi. “Delikanlı” denilen bir duruşu vardı. Silah taşıyordu. Sinirlerine hâkim oldu. Hayatında kimseye dava açmamıştı. O gün Erdoğan’ı adalete teslim etmeye karar verdi.
Özcan’ın yanı sıra 7 sandık görevlisinin daha imzasıyla tutanak tutuldu. Erdoğan, 31 Mart 1989 tarihinde polis nezaretinde Beyoğlu Adliyesi’ne getirildi. Tutuklama talebiyle Beyoğlu 1. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Avukatı Erdoğan’ın tutuklanacağını anlayınca, “Reis! Hemen gitmemiz lazım buradan” dedi. Erdoğan kaşla göz arasında kayıplara karıştı. O gün Erdoğan’a “kaç” diyen avukat sonradan AKP’de milletvekili olacak Zeyid Aslan’dı. Evet, Meclis’te gazetecilere “Bacak aranızı çektirip gazeteye bastırsam”, milletvekiline “Terbiyesiz. Senin kıçını si..erim” diyen, Meclis Komisyonu’nda Yargıç Ömer Faruk Eminağaoğlu’na uçan tekme atan kişi.
Hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarılan Erdoğan, 27 Nisan tarihinde adliyeye geldi. Kardeşi Mustafa Erdoğan aracılığıyla “birahane sahibi ve kumar işleriyle ilgilenen” Kudret Bey’e haber göndermişti. Kudret Bey, adliye binasındaki “dostları”yla görüştükten sonra Erdoğan’a “gidebilirsin” demişti. Erdoğan, tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevi’ne gönderildi. Sadece 4 Mayıs 1989 tarihine kadar, yani bir hafta cezaevinde kaldı. Tekrar hâkim karşısına çıkarıldı ve 500 bin TL kefaletle serbest bırakıldı. Yargılama sonunda 6 ay hapis ve 20 bin TL para cezasına çarptırıldı. Hapis cezası TCK’nin 72. maddesi gereğince 920 bin TL para cezasına çevrilerek tecil edildi. Yani Erdoğan hapse ilk kez “şiir okuduğu” için değil, seçimlere itiraz ederken ettiği hakaret nedeniyle girdi.
BU HABERI LÜTFEN YAYIN SARAYLININ KIM OLDUĞUNU HERKES IYI BILSIN
KEMAL TAŞDEMİR..
@halktvcomtr@haberaktif@fikret_bila Gokmen bey halk tv .com uygulamasini hatirlatin lutfen ben gogle play den indirdim anlik haber aliyorum iyi varsiniz halk tv ekibi ve sayin mahir bey
MEDRESE, MOLLA, HİZBULLAH!
Geçen hafta Batman'da Âlimler ve Medreseler Birliği (İttihadul Ulema) bünyesindeki medreselerde Arapça medrese eğitimi alan 62 kız çocuğu için icazet ve mezuniyet programı düzenlendi. @veganzulal
“Kadın ve erkek aynı ortamda çalışmak dinen haramdır” görüşünü savunan ve Şafii mezhebinden olduğunu bildiren birliğin internet sitesinde Diyarbakır, Batman, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep, Bingöl, Elazığ, İstanbul, Bursa, Konya, Kayseri, Van ve Şırnak’ta (25’i erkek ve 30’u kız olmak üzere) toplam 55 medreselerinin bulunduğu yazıyor. Ayrıca medrese eğitimleri 2009’dan bu yana devam ederken 4 binden fazla erkek ve kız öğrencinin icazet belgesi aldığı belirtiliyor.
İttihadul Ulema’nın genel başkanı, 2000 yılında domuz bağlı cinayetleri ile bilinen Hizbullah’a yönelik operasyonda tutuklanan “molla” unvanını kullanan Enver Kılıçaslan. Bu kişi, 1988-89’da İran’ın Kum kentinde “Hizbullah’ın İran sorumlusu” olarak görev almış, Hizbullah militanlarının eğitim trafiğinin düzenleyicisi görevini üstlenmiş birisi. Şubat 2000’de ise İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “örgüt üyeliği” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmış.
Sosyal medyada bu icazet töreninden görüntüleri paylaşınca günlerdir cinsiyetçi iğrenç küfürlere ve ağza alınmayacak hakaretlere maruz kaldım. Onunla da bitmedi; Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen HÜDA PAR’ın yayın organı Doğru Haber gazetesi, beni hedef gösteren “İcazet merasimine suç diyen jakoben faşizm” başlıklı bir haber yayımladı.
📍 SORULMASI VE HATIRLATILMASI GEREKENLER!
📌 1- 3 Mart 1924 tarihli Öğretim Birliği Yasası’nı (Tevhid-i Tedrisat Kanunu) savunmak suç haline mi geldi!
Türkiye’deki tüm eğitim ve öğretim kurumlarını tek bir çatı altında toplayarak MEB’e bağlayan 430 sayılı bu yasa yürürlükten mi kaldırıldı?
📌 2- Anayasanın “İnkılap Kanunlarının Korunması”nı düzenleyen 174. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’ni çağdaşlaştıran ve laik niteliğini koruyan devrim yasalarının anayasal güvence altında olduğunu belirtir. Bu yasaların anayasaya aykırı olduğu iddia edilemez ve iptal edilemez. Söz konusu yasalardan biri de Öğretim Birliği Yasası’dır.
174. madde yürürlükteyken bu yasa nasıl böyle rahatlıkla çiğneniyor?
📌 3- 30 Kasım 1925’te kabul edilen 677 sayılı “Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Kapatılmasına ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Yasaklanmasına Dair Kanun” ile tarikatlar ve cemaatler kapatıldı. Bu yasayı çiğneyen herkes suç işliyor.
📌 4- Osmanlı döneminden kalan diğer lakap ve unvanlarla birlikte mollalık da 1934’te kabul edilen Lâkap ve Unvanların Kaldırılması Hakkındaki Kanun ile hukuken ve resmen yasaklandığı halde, günümüzde kullanılmasına nasıl izin veriliyor?
📌 5- Medreselerin faaliyet göstermesine göz yumulması, eğitimde denetimsiz bir alan ortaya çıkardı. Bu yasaya aykırıdır; anayasanın çiğnenmesine seyirci kalınması da suçtur. Bu durumda görevlerini yerine getirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı yetkilileri sorumludur! https://t.co/M5Q1ImiXhM...
YİNE ORMAN KANUNU'NDA DEĞİŞİKLİK
YİNE HALKIN ORMANLARININ ÖZEL SEKTÖRE VE KİŞİLERE PEŞKEŞ ÇEKİLMESİ
10 Haziran tarihli paylaşımımda belirttiğim kanun teklifi Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Torba Kanun'un 13. maddesiyle Orman Kanunu'na eklenen Ek Madde 21 ile halkın ormanları karbon yutak ormanları adıyla özel sektöre tahsis edilecek.
Torba Kanun'un 14. maddesiyle Orman Kanunu'na eklenen Ek Madde 22 ile davalık olan binlerce parsel orman alanı davadan vaz geçilerek gerçek ve tüzel kişilere teslim edilecek.
Torba Kanun'un 15. maddesiyle Orman Kanunu'na eklenen Ek Madde 23 ile daha önce 2b ile orman sınırladı dışına çıkarılması uygun bulunmayan binlerce parsel orman alanı orman sınırları dışına çıkarılacak.
İstanbul’da kaçak yapılara dur dediği için saldırıya uğradı. Bugün İBB davasında hiçbir suçu yokken tutuklu yargılanıyor. Bir dayanışma çağrısı, Ramazan Gülten’in cezaevinden yazıp eşinin resmettiği kitapları dayanışma için alalım aldıralım
@pinarcaliskn@ramazangulten_
Millett MÜJDEEEEE❗️❗️❗️
Ankara Adliyesi'nde 'SAHTE SAVCI YARDIMCISI ve STAJYER SAVCI' krizimiz de oldu…
Ankara Adliyesi'nde görev yaptığı izlenimi vererek kendisini 'savcı yardımcısı' ve 'stajyer savcı' olarak tanıtan M.A. isimli kadın, son birkaç gün içerisinde birden fazla kez polis merkezine gidip, personele talimat verdi.
M.A., polis memurları hakkında şikayette bulunmak için kimlik ve görev bilgileri talep etti. Polis merkezi görevlileri, davranışlarından şüphelenerek M.A.’dan kimliğini ibraz etmesini istedi. M.A., 'stajyer savcı' olarak görev yaptığını söyledi. Bunun üzerine polis merkezi amirliği tarafından araştırma başlatıldı.
Daha da vahimi üzerinde yapılan aramada bir çok kişiye ait kimlikler, banka kartları, cüzdanlar ve erkek arkadaşına ait hakim-savcı adayı kimlik kartı bulundu.
İstanbul'da haklarını arayan öğretmenleri döve döve gözaltına alıyorlar.
Yere yatırıp boğazlarını sıkarak...
Bu çürük düzeni işbirlikçiler ve şiddetle savunabiliyorlar