Yeni bir ebeveyn tarzı çıktı:
Biz ona hayır demiyoruz, her şeyi keşfetmesine izin veriyoruz.
Sevgili anne babalar, bu gerçek değil. Böyle bir sistem yok.
Çocuk arkadaşının oyuncağını
alıyor, sizden ses yok.
Yeni girdiği evi dağıtıyor, tepki yok.
İstediği olmadı diye ortalığı yıkıyor, yine sessizlik.
Hayvana vuruyor, gülerek "yapma oğlum" diyorsunuz.
Ama böyle bir hayat yok. Çocukluk sınırsız değilse, yetişkinlik de değil.
Evlat yoksa vatan da yoktur.
Evlatlarını koruyamayan bir millet, vatanını da koruyamaz.
Evlatlar giderse, geriye sadece boş bir toprak kalır.
Vatan, evlatla vatandır.
Yarın buralar deprem görüntüleri ile dolacak. Az önce depremi en şiddetli yerinde yaşamış iki arkadaşımla konuşurken şöyle dediler;
Şimdiden görüntüler düşmeye başladı, bir de alta müzik koyuyorlar iyice tetikliyorlar bizi, bu insanlara diyecek sözümüz yok, yazık sadece..
Tam olarak bunları söylediler. Video, müzikli video paylaşmayın yarın. Yapmayın bunu. Lütfen.
Suça sürüklenen çocuğu, bizzat senin adalet sistemin suça sürüklüyor. Beş on senede bir umumi af. Cinayete yataklık, beraat. Katilin yatarı on on beş yıl. Hırsızlık, yaralama, alıkoyma vs, yüz iki yüz suç kaydıyla sokaklarda. Sen cezalandırmıyor, ödüllendiriyorsun. Rezillik ya.
Aslında mesele gemilerin limana varıp varamaması değil, sokaklarda insanlar bu filoyu konuşuyor, liderler hesap vermek zorunda kalıyor. Yani mesele birkaç gemi değil, toplumların yeniden uyanışı. Sessizlik artık eski sessizlik değil.
Dünya bir devletin elinde oyuncak olmuş durumda. İstediklerini öldürüyorlar, istediklerini esir alıyorlar, istediklerini yok ediyorlar. Sadece sıranın başka insanlara gelmesini izliyoruz.
Düşünüyorum taşınıyorum bir türlü sebebini bulamıyorum. Neden suç işlemeye caydırıcı ceza yok? Neden 50 tane sabıkası olan adam dışarıda geziyor? Ve neden hükümet bu konuda adım atmamakta diretiyor?
Çocuk marketten bir şey çalar, buna suça sürüklenen çocuk dersin, çocuk gider avm’den pantolon çalar, buna suça sürüklenen çocuk dersin, çocuk bir şeye şahit olmuştur, yalan söyler davayı etkiler, buna da suça sürüklenen çocuk dersin. Ulan, 14 yaşında çocuğu defalarca bıçaklayarak öldüren, yerdeyken tekmeleyen, sonra gülüp eğlenen çocuklara suça sürüklenen çocuk diyemezsin. Dememelisin. Bu kadar basit bir denklem bu.
Millet meslek elden gidiyor diye çırpınıyor ama bizim İstanbul Şube 21 bin lira ücretle Bdt eğitimi açmış. Katılımcı şartları içinde dördüncü sınıf psikoloji öğrencisi olma şartı da var. Madem bu gençler bu terapi ekolünü alabiliyorlar, neden lisansta öğretilmiyor bu ekol ? Niye 21 bin lira vermek zorunda bu gençler. Ayrıca, sizler bu gençlere terapist olamazsınız diyorken nasıl bu eğitimi veriyorsunuz ? Ne yapacaklar bu eğitimi aldıktan sonra ? Ondan sonrası sanırım sizi ilgilendirmiyor, öyle mi ?
Kasap et derdinde, koyun can derdinde.. Tam olarak bu sözün anlamlı olduğu yerdeyiz.
İsrail ordusu, Gazze’ye insani yardım taşıyan #Madleen gemisine beyaz renkli kimyasal bir sıvı attıktan sonra gemiye el koydu.
Böyle bir sonla karşılaşacaklarını bilmelerine rağmen, soykırıma karşı ses olmayı seçen 12 yürekli insan, insanlığın vicdanını temsil ediyor.
Çocukları öldürüyorlar. Yardımları engelliyorlar. Sessiz kalmayın.
Ses verin, paylaşın, duyurun!
#WeAreMadleen
Ben neden her defasında kendimi Twitter da hak ararken buluyorum ? Benim bir psikolog olarak gündemimim çok başka olması gerekirdi..
#PsikologlarEşitlikİstiyor