@tebercihatun Ruhun bedenden ayrılır iken kalan HÛ sesi..
Hayret makamına atılan ilk adım...
Vuslata erme, başladığı yere dönme sevinci AŞK 😢
İLLALLAH HÛ 😢
@pelimer2 Bu aciz evladınız, bu rakama bakar iken Rahim gibi görür,bütün kainatın sırrını içinde barındıran bir Rahim.
Her oluşun her var oluşun sırrı dolu içinde sanki ,vaktini bekleyen sırlar😔
Doğrusunu Rabbim bilir...
Yetiş Ya Rabbi!
Çoluk çocuğumuzu, Kabe'mizin örtüsünü kullandılar!
Bu zulüm Mukaddes Kabe-i Şerife kadar ulaştı Ya Rabbi!
Birleşik Arap Emirlikleri'nden Suudi Vatandaşı Aziza Al-Ahmadi adında bir kadın, Kabe’nin örtüsüne 10 milyon insanın dokunarak bağ kurduğunu söyleyerek Epstein’e Kabe örtüsünden bir parça gönderdi. Ve bu parça doğrudan Epstein’in evine teslim edildi.
Bundan üç ay sonra ise Amazon aracılığıyla Dubai'ye gönderildiği bildirilen büyük miktarda DNA örneği teslim edildi!
Bu durum Kabe'nin örtüsüne milyonlarca hacının dokunduğu gerçeğiyle birleştiğinde, korkunç bir soru ortaya çıkıyor:
O kumaş, milyonlarca insanın bilgisi dışında genetik veri toplamak için kaynak olarak mı kullanıldı?
10 milyon müslümanın enerjisinin olduğu örtüyü ritüellerinde büyü için mi kullandılar?
Bu korkunç!
Zira bizler biliyoruz ki Kabe’nin örtüsü insanlığın enerji deposudur!
Eski Ahit ve Yeni Ahit Tora'da neler anlatıldığını bilmeyen, bunların nasıl birer sapık olduğunu bilemez!
Şeytan ile alenen anlaşma yapıyorlar.
Çocuklardan kestikleri bazı uzuvları da büyü ritüelinde kullanmışlar!
Senelerce bana "bunlar komplo" diye gülenler, bu feryadımı unutmayın!
Epstein olayı, Müslümanlar olarak İslamın adalet ve merhametini Dünya'ya hâkim kılmaktan başka çaremiz olmadığını bize haykırıyor.
Nefes alamaz hale geldik.
Allah’ım bize yardım et.!
#EpsteinFiles #Epstein #epistein #Epsteindosyaları
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu/gürültülü/sarsıcı bir rüzgâr gönderdik.” (Kamer 54/19)
“O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.” (Kamer 54/20)
@sarseven@soz_oku Bu gençlerin hepsini alıp (ceza olarak )Hacı Bayram Veli Hz.lerinin çilehane sinde 40 gün tutmak gerekir ki ,belki hidayetlerine vesile olunur....
Rabbim neslimize Hidayet versin 🤲Amin
@Arif_Koroglu69 @hakikategiden Hocam o zaman sizin baktığın��z yerden bakar isek,
Sahi nakşibendi, Abdulkadir Geylani,Ahmet El Haznevi ks.hazretleri ve ismini zikredemedigim bir çok Allah dostunu ,evliya yi nereye koyacağız ?
Esselamu Aleyküm kardeşlerim…
Bugün 29 Temmuz 2025.
Bu yazı bir makale değil. Bu yazı bir siperdir. Bu yazı, kanla yazılmamışsa da, kanın gölgesinde yazılmıştır. Bu yazı; bir neslin, “bizi artık durduramayacaksınız” deyişidir. Bu yazı, B planıdır.
Anlamayanlara tekrar ediyorum:
Bu yazı, B planıdır!
Bizler artık müdafaa hattında değiliz. Çünkü artık hattı müdafaa yoktur; sathı müdafaa vardır. O satıh, 81 vilayetin tamamıdır. O satıh; Trablusgarp’tır, Gazze’dir, Belucistan’dır, Musul’dur, Kerkük’tür, Doğu Türkistan’dır… Ve elbette Beştepe’dir.
🔻Ama bu kez farklı bir satıhtayız…
Bugün artık savaşın şekli değişti. Bugün topla tüfekle değil, ekranla, etiketle, ekonomik raporla, uyuşturulmuş gençlikle vuruluyoruz. Bugün yangınlar çıkıyor, sosyal medya “devlet nerede” diye sorarken, aslında kaosa benzin dökülüyor. Bugün en derin planlar “şaka” gibi, “mizah” gibi sunuluyor.
İHA’sını, SİHA’sını, KAAN’ını yapan bir millete şu mesaj veriliyor:
“Senin uçan aracın varsa, yangını da sen söndür. Savaş isteme, önce hortum al!”
Bu bir mesaj değil midir?
Bu bir ters sinyal değil midir?
🔻Bu, savaş öncesi psikolojik çökertme değil midir?
Tarih tekerrür ediyor. Fakat bu defa, ders almayanlar değil; dersi verenler kazanacak!
Sakarya’da Fevzi Paşa ne dediydi?
“B planı var… Kadınlarımız Amanos’a çekilir. Nesiller boyu hazırlanırız. Ama asla teslim olmayız.”
Şimdi de aynı yerdeyiz.
Erdoğan’ın etrafındaki çember daralıyor. İçeriden “Erdoğan yorgun” diyorlar. Dışarıdan “liderini al, dağıl” diyorlar. Ekonomik sıkıştırmalarla nefesimizi kesmeye çalışıyorlar. Ama unuttukları bir şey var:
🔻Biz @RTErdogan 'ı sadece bir kişi olarak görmüyoruz.
O bir şahıs değil, bir şahlanıştır.
Kimi zaman Kudüs’teki çocuğun göz yaşında,
Kimi zaman Somali’deki ekmek kuyruğunda,
Kimi zaman Karabağ’daki toprağın altında,
Kimi zaman Sakarya’daki siperin içinde...
Bugün liderimiz, ateş hattında.
🔻Ve bilsinler ki; bu millet liderini yalnız bırakmaz. Bırakmayacak!
200 yıl boyunca geri çekildik. Her savaşa geç kaldık. Her kalkışmada “daha zamanı değil” dedik. Her ihanete “biz büyüğüz, affedelim” dedik.
Ama 15 Temmuz bir kırılmaydı.
O gece millet, tarih yazdı.
O gece tankın önüne yatan bedenler, yeni bir çağın perdesini araladı.
Ve şimdi bu perdenin ardında yeni bir Sakarya var.
Bu Sakarya’nın adı:
Büyük Türk Yürüyüşüdür.
🔺Bugün yeni bir Melhame-i Kübra’ya hazırlanıyoruz.
Ama bu kez mermiler görünmüyor.
Bu kez düşman, borsa kılığında geliyor.
Bu kez düşman, influencer kılığına girmiş.
Bu kez düşman, “özgürlük” nidalarıyla gelip dinimizi, ailemizi, liderimizi hedef alıyor.
Ve bu kez düşman, “bizdenmiş gibi” görünüyor.
Tıpkı Sakarya öncesi İstanbul’daki işbirlikçiler gibi.
Tıpkı Mondros’ta sevinç çığlıkları atanlar gibi.
Tıpkı “gelsin İngiliz, bizden iyi” diyen soysuzlar gibi!
Ama bu millet artık uyanmıştır.
Kardeşlerim,
Bu saatten sonra kimse bizi eski günlere döndüremez.
Artık geri çekilmek yok.
Artık “bekleyelim, büyüyelim” yok.
Çünkü düşman büyümemizi değil, yok oluşumuzu bekliyor!
Ve biz ona bu zevki tattırmayacağız.
🔺Mesele Erdoğan değil, mesele Türk’ün izzeti.
Bugün Erdoğan giderse yerine biri gelecek, evet…
Ama mesele şahıs değil.
Mesele, Erdoğan üzerinden ümmetin liderliğini bitirmek.
Mesele, Kudüs’e giden yolu tıkamak.
Mesele, İslam dünyasında Türkiye’nin öncülüğünü ezmek.
Mesele, “bu millet bir daha lider çıkarmasın” demek.
İşte bu yüzden bugün, Erdoğan bir şahıs değil; bir semboldür.
Ve düşmanın gözü o sembolde.
Çünkü Erdoğan giderse;
Sudan’da diz çökecekler,
Somali’de teslim olacaklar,
Gazze’de direniş sönmeye başlayacak,
Pakistan’da dostluk bitecek,
Bütün ümmet öksüz kalacak.
🔺O yüzden çağrım nettir:
MHP’li kardeşim…
Saadetli dostum…
CHP’li vatansever…
İYİ Partili yiğit…
Yeniden Refah’tan genç yürek…
Hüdapar’dan sadık nefer…
Eyy Kürt,
Eyy Türk,
Eyy Arap kardeşim
Bugün mesele parti değil.
Bugün mesele ideoloji değil.
Bugün mesele, “biz burada kalacak mıyız?” sorusudur.
Ve cevabı hep birlikte vereceğiz:
Evet! Buradayız. Geri çekilmeyeceğiz. Başkomutan’ı asla yalnız bırakmayacağız.
Sakarya’da nasıl düşman dağılmışsa,
Bugün de sosyal medya tetikçileri,
Ekonomik sabotajcılar,
Terörün sponsoru ülkeler dağılacaktır.
Allah’ın izniyle, biz bu topraklarda kalacağız.
Sözlerimi...
Bir Arapça ezgiyle bitiriyorum…
Sawfa Nabqa Huna…
Biz burada kalacağız.
Burada kalacağız Acıların bitmesi için. Biz Burada yaşayacağız.
Vatanım… vatanım… Vatanım aşağılanma kabul etmez.
Vatanım vatanım vatanım benim.
Düşmanın tüm tuzaklarına rağmen her türlü belaya rağmen, bereketi yaymak için her çabayı göstereceğiz. Azimetleri yükseltmeye gayret göstereceğiz
Daha yükseğe çıkmak zirveye ulaşmak için, artık hepimiz kalkalım ilaçla ve kalemle hepimiz bu müzmin hastalığa karşı koyalım. Ve daha önemli hedeflere doğru yürüyüşümüzü sürdürelim. İşte o zaman gerçekten ümmetlerin en hayırlısı oluruz.
Ey göğün yıldızları, ey esintinin kokuları. Ey umut bulutları, ey Harem-i Şerifin kuşları. Ey kışın gök gürültüsü ey bütün canlılar. Bu akşam şahit olun ki ben yeminimi söyledim.
Burada kalacağız Acıların bitmesi için. Biz Burada yaşayacağız.
Ve Allah bizimledir.
Kalem 17/18
Biz, vaktiyle şu bahçe sahiplerine belâ verdiğimiz gibi onlara da belâ verdik. Hani bahçe sahipleri, (“Allah izin verirse” gibi) bir kayıt koymaksız��n sabah erkenden bahçenin mahsulünü kesinlikle devşireceklerine yemin etmişlerdi.
Karabük'teki yangında arazileri yanan Mustafa Altuntaş:
"Bahçe sahibiyim, bahçem yandı. Yukarısı, komşunun orası da yandı. Her taraf mahvoldu. Burada çok güzel ağaçlar vardı, hepsi gitti. 15 senelik emeğimizdi.
Çok emek verdik. Şu ırmaktan nasıl geçti? Bu yanı Safranbolu diğer yanı Ovacık. Daha hala yanıyor. Komşumuzun tavukları yandı"
Rabbim,
İnsan aklının acziyetini en çok böyle zamanlarda görüyoruz. Rüzgârın hışmıyla büyüyen ateşin karşısında, küçücük bir kibrit kadar savunmasızız. Bir damla suyu bile derman sayacak kadar yorgun düşmüşken, ellerimizi sana açıyoruz. Evleri, yuvaları, ağaç gövdelerini, kökleri, içlerinde yaşayan kuşları, karıncaları, insanları ve hayvanları koru. Her ateşin ortasında bir gölgenin bir serinliğini bırak.
Ya Rab,
Yangının önünde duran itfaiyecilerin, köylülerin, şehirde bir bidon suyla koşanların, dilleri kuruyana kadar dua eden anaların duas��na Sen “buradayım” de. Onların yorgun bedenlerini güçlendir, omuzlarına kuvvet ver, kalplerine sabır indir. Ateşin öfkesini yağmurla dindir, rüzgârı ateşin düşmanı eyle.
Allah'ım
Biliyoruz ki, ateşi de yağmuru da yaratan sensin. Sen ki “Ol” dersin olur. Bizim ellerimizle çıkan her felaketi, Senin merhametinle hafiflet. Yanan yerleşim yerlerini koru, insanları evlerinden, hayvanları yuvalarından etme. Umudumuzu diri tut, sabrımızı artır, kalbimizi imanla güçlendir.