6 Şubat depremlerinin 3. yıl dönümünde çifte depremde kaybettiğimiz kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyorum.
Rabbim, memleketimizi her türlü maddi ve manevi afetlerden muhafaza eylesin, bir daha böylesine bir acı yaşatmasın.
Namazımızla, selamımızla, şeriatımızla; hakarete başvurmadan konuşamıyor musunuz arkadaş?
Alkolü ve nesli ifsat eden yayınları normalleştiren televizyon kanallarına, aynı zamanda inancımıza ve değerlerimize açıkça hakaret eden anlayışa karşı acil bir yasal düzenleme artık kaçınılmazdır.
Bu doğrultuda, değerlerimize hakaret edenlerin cezalandırılmasını öngören kanun teklifimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduk.
Onun bıraktığı miras, Hira’dan yayılıp insanlığı kula kulluktan kurtararak Yüce Allah’ın kulluğuna çağıran aziz İslam’ın, bizim diyarlarda vücut bulmuş hali olan Hizbullah Cemaatidir.
Rahmetle yad ediyoruz...
Yeşil kuşun kursağındaki Şehid
Kerbela'nın kahramanı oldun, bizler Şahid
Davan Davamız olsun sana ahid
Sen bize Rehber gaye Rıza-i İlahi
Şerên Şera can Hüseyn..
Rahmetle.🕊️
📌 Şehid Rehber, korku bariyerlerini yıkan, inancının gereği olarak ölümü öldüren serden geçtilerdendi. Onun için ölüm bir son değil, hayat iman ve cihattır hakikati ile tescillenmiş bir hayatın, adanmış bir ömrün şehadetle taçlandığı, canın canana adandığı andı.
🎥 https://t.co/FbqE0R8fbi (HD kalite)
Bir lider, bir önder, bir dava adamı…
O, sadece bir isim değil; bir inancın, bir adanmışlığın,bir diriliş ve direnişin sembolüdür aynı zamanda.
İsmi gibi tarihe kazınan bir kimliğin, İbrahimî yolun,Muhammedî davanın, Tevhidî mücadelenin sancaktarıdır.
Rahmetle yad ediyoruz...
Tarihe şerefler veren erler anılırken
Yükselme de ruh en geniş alemlere yerden
Bin rayihanın feyzi sarar ruhu derinden
Geçmiş gibi,Cennetteki Gül bahçelerinden
Yüreğim kanla doldu senin Şehadetinle..🕊️
#EbuUbeyde
Son dönemde sosyal medyada, bazı gençlerin etkileşim uğruna namazla bağdaşmayan alaycı tutumlar sergilediği görülmektedir. Oysa namaz, İslam dininin direği, müminin Rabbiyle kurduğu en güçlü bağ ve imanı ayakta tutan temel bir esastır.
Nitekim Resûlullah ﷺ, “Kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terk etmek vardır”
buyurarak namazın dinimizdeki yerini açıkça ortaya koymuştur. Bu yönüyle namaz, mümin için yalnızca bir ibadet değil; inancın sınırlarını belirleyen kırmızı bir çizgidir. Dolayısıyla onu alay konusu hâline getirmek ya da dijital mecralarda basit bir mizah unsuru gibi sunmak, iman bilinciyle bağdaşmaz.
Kur’an-ı Kerim, dinî değerlerle alay edilmesi hususunda son derece net bir tavır ortaya koymaktadır. Yüce Allah Tevbe Suresi’nin 65. ayetinde şöyle buyurur:
“Eğer onlara sorarsan: ‘Biz sadece lafa dalmış, şakalaşıyorduk’ derler. De ki: Allah ile, O’nun ayetleriyle ve O’nun peygamberiyle mi alay ediyordunuz?”
Bu ilahî ikaz, dinî sembollerin hafife alınmasının masum bir davranış olmadığını açıkça göstermektedir.
Ortaya çıkan bu tablo, yalnızca bireysel hatalardan ibaret değildir; aynı zamanda ciddi bir toplumsal değer aşınmasının göstergesidir. Geleceğimiz olan çocuklarımızın ve gençlerimizin dinî değerlerle alay edebilecek bir duruma gelmesi; başta anne babalar olmak üzere, idarecilerin, eğitimcilerin ve ilim ehlinin ihmallerinin bir sonucudur. Bu hâlin dünyevî ve uhrevî mesuliyetini hep birlikte taşımaktayız. Dijital çağın geçici alkışları uğruna inançların geri plana itilmesi, gençliğin kimlik ve istikamet kaybına sürüklenmesine yol açmaktadır.
Bu sebeple insanın varoluş gayesinin Allah’a kulluk olduğu bilincini yeniden idrak etmek ve bu bilinci hayatın her alanına taşımak zorundayız. Eğitimde, işte, sosyal hayatta ve dijital mecralarda Rabbine karşı sorumluluklarının farkında olan bir toplum inşa etmeli; kimliğini tanıyan, değerlerine sahip çıkan ve inancıyla barışık bir gençlik yetiştirmeliyiz. Zira Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de bizlere açık bir hakikati şöyle bildirmektedir:
“Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz.” (Ra‘d, 11)
"İlmi öğreniniz! Çünkü onun öğrenilmesi; Allah'a karşı haşyettir, tâlebi ibadettir, müzâkeresi tesbihtir, ondan bahis ise cihâddır."
(Râmuz-ül Ehadis s.254)
BİZ HÜDA PAR’IZ!
"Rüzgarın önünde savrulan bir yaprak değil, fırtınalarda devrilmeyen bir çınarız.
Ne kuklacının oyunlarına aldanırız ne de kuklaların hamlelerine alkış tutarız.
Bizim tarafımız berraktır: Hakkın yolunda, milletin yanında, zalimlerin karşısındayız."
Bugün pek kimse farketmese de çok önemli bir olay meydana geldi!
Kassam Tugayları ikinci komutanı Şeyh Raid Saad’a yapılan suikast sonucunda şehit oldu.
Sözde ateşkes ilan edildikten sonra işgalciler suikastler yoğunlaştılar, bir süredir Kassam Tugaylarının birçok önemli ismine suikast düzenlediler.
Sözde ateşkes ilan edilmeden önce bir komutan şehit edildiği zaman Müslümanlar sokaklara akın ederlerdi, şimdi ise Kassam Tugaylarının başkomutanlığını vekâleten yapan adam şehit oluyor, bırakın sokağa çıkılmasını, Kassam’dan daha Kassamcı olan kimselerden çıt yok!
Demek ki samimiyetleri ABD’nin imzasına kadarmış…
"Davasını terk etmeyenler, kravat ve önlüklerini kaybettiler.
Hastane ya da okul sınıfları yerine cennetin kandilleri ile şereflendiler."
Başkaldırmanın adıdır Muhammed Atâ.
Rahmetle Çelik Yumruk.