Sorunumuz anlaşamamak değil. Konuşsak, anlaşırız. Dinlesek, çözeriz. Ama anlamaya, dinlemeye, sorunları çözmeye gerek duymuyoruz. Bütün ilişkileri mücadele haline getirip, haklı olmayı, mutlu olmaya tercih ediyoruz. Yani anlamaktan kaçıyoruz. Anlamak eylem gerektiriyor çünkü.
Derinleşsem bir uçurum olurdum şimdiye kadar
demek ki ben böyleyim kardeşler
siz yağmurun sesine kulak tıkadığınızla
ben yağmurun altında durduğumla kalırız.
Beklentisiz olduğumu düşünürken, ne çok şey beklediğimi fark ettim. Uzun zaman oldu bir şeyler yazmayalı; her şeyle birlikte bana iyi gelenleri de unutmuşum. Ne yaşadığımı, ne hissettiğimi dile getirmeyi unutmuşum. Yanında mutlu olmayı… Ben kendimi unutmuşum. Hatırlamalıyım.
Şimdi birileri İŞÇİlerimizin emeklerini savunacak ve o sırada işçilerimiz hala birilerini memnun etmeye çabalıyor , birinin sömürgesinde çalışmaya devam ediyor olacak. Kimin bayramı ?
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler…
#adnanyücel
“bin kez budadılar körpe dallarımızı, bin kez kırdılar. yine çiçekteyiz işte, yine meyvedeyiz. bin kez korkuya boğdular zamanı, bin kez ölümlediler. yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz. ”
Hayatı boyunca eksik kalan, her bayramda bir yanı buruk olan binlerce çocuğun gözyaşlarında boğulun inşallah. ‘Başınız sağ olsun’ denildiğinde, ‘Vatan sağ olsun’ deyip yutkunan yüreklere saplanan acıda kavrulun.
Allah Belanızı Versin !