📣Sancaktepe belediyesinin Mahallenin yaşlı, kimseye zararı olmayan köpeğini AŞIRI DOZ uyuşturucu vererek öldürdüğü iddia ediliyor. Lütfen şikayet edin➡️ https://t.co/ENzRDJt0gb
“Toplama” adı altında sokak köpeklerini daha yolda öldürmeye başlıyorlar.
Bu bir kaza değil. Bu bir ihmal değil. Bu bir ölüm.
Ama bir kadın… tek başına çıktı, sesini yükseltti.
Korkmadı. Geri adım atmadı. ‘Bu canın hesabını soracağım’ dedi.
Siz de onun kadar cesur olmazsanız…
Bu ölümler durmayacak.
Sessiz kalmak, bu suça ortak olmak demektir.
Bugün bir köpek… yarın başka bir can…
Haksızlığa karşı duran bu kadının yanında olun.
Canların sesi olun.
Bu düzeni birlikte değiştirelim.
Sn @mustafaciftcitr Bakan bey , görüyormusunuz mazlumların çilesini
Yasal yaoacağınızı yapın yeter , belediyenize de yetkilinize de
Yaradan zaten hesap soracak elbet de kul da orada seyirci değil hayvan öldürmek ve denetletmemekten ceza soruşma bekliyoruz @bingolvaliligi@bingolbel@BingolDkmp için
"Mesele hijyense, mevcut hijyen kurallarını denetleyin!"
Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda satışı ve sunumu yapılan işletmelere evcil hayvan girişini yasaklayan bir mevzuat değişikliği planlıyor. Yasağa uymayan mekanlara para cezası verilecek. (Kaynak: Sözcü)
Yasak kararına karşı çıkan Gelibolu Sokak Canları Ağı, planlanan değişiklikten vazgeçilmesi için imza kampanyası başlattı:
"Mekanlardaki hijyen zaten mevcut gıda güvenliği mevzuatıyla düzenleniyor; ihtiyaç halinde daha sıkı hijyen standartları getirilebilir, denetim artırılabilir. Ama "hayvan girsin mi girmesin mi" kararını devletin tek tip bir yasakla herkese dayatması orantısız bir müdahale.
Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan bu mevzuat değişikliğinden vazgeçmelerini istiyoruz."
Destekliyorsan imzala, paylaş: https://t.co/VlPaZAJhWS
🐶🌴 PLAJDA KÖPEKLER 👏👏👏
“Şimdiden iki kez oldu. Plajdayken insanların köpeklerini getirdiğini ve onlarla birlikte denize girdiğini gördüm.
Bu sırada bazı anne babalar şaşkın şaşkın bakıyor, sonra da öfkeyle bunun kendileri ve küçük çocukları için iğrenç bir şey olduğunu söylüyor.
Bilmiyorum… Ben de herkes gibi bir insanım. Başka bir gezegenden gelmedim, değil mi? Yoksa geldim mi?
Bazı sorularım var. Bunlar eleştiri değil, gerçekten merak ettiğim şeyler. Çünkü anlamıyorum. Tam da bu yüzden sorum samimi.
Bakın, eğer bana seçim hakkı verilse ve dense ki:
“Denizin içinde, beline kadar suya girmiş, sohbet ederek oyalanan insanların arasından mı geçmek istersin? Ki hepimiz biliyoruz, birçoğu oraya işiyor.”
Yoksa:
“Yanında bir köpekle mi denize girmek istersin?”
Ben köpeği seçerim.
İnsan atıkları bana bir köpeğinkinden bin kat daha iğrenç geliyor.
Hatta bir kedininkinden, ördeğinkinden, tavuğunkinden de öyle… açıkçası.
Bana göre insanların yere attığı sigara izmaritlerini ayaklarımla iterek yürümek çok daha iğrenç.
Ailemden bazı kişilerle bile denize girmiyorum; çünkü sürekli tükürüyorlar. Çevremde de birçok insan var, durmadan tuzlu su tükürüyor.
Hayvanlar size neden bu kadar iğrenç geliyor?
Bilmiyorum… Bunu hisseden tek kişi ben miyim?
Hazır sizi düşündürüyorken şunu da sorayım:
Çok ama çok terli bir şekilde denize giren biri ne olacak? O girebilir mi?
Yanınızdaki kişinin her gün yıkanıp yıkanmadığını nereden biliyorsunuz?
O zaman benim sorum şu:
Ne zaman bu gezegenin insanlara ait olduğuna karar verdik?
Alanların sınırlarını belirleyenlerin biz olduğumuza ne zaman karar verdik?
Kıyının tam dibine binalar dikmeyi, kumulları yok etmeyi egomuz kabul edilebilir bulduğu için ne zaman normal saydık?
Doğanın insanlar için var olduğuna, insanların oraya istedikleri gibi çöplerini ve beden sıvılarını bırakabileceğine; ama hayvanların serinlemek gibi son derece doğal bir şeyi yapmaya hakkı olmadığına ne zaman karar verdik?
Onlar da sıcaklıyor. Bu çok normal.
Biz mağaralardan başlayıp bugünkü karmaşık ev sistemlerine kadar yavaş yavaş barınma düzenlerimizi geliştirirken, dışarıda yaşayanlar hayvanlar değil miydi?
Yüzyıllar boyunca doğayı bir hayvandan daha iyi koruyabildiğimizi gerçekten kanıtladık mı?
Gerçekten insan türüne bakıp davranışlarımızı anlamayan tek kişi ben miyim?
Buna inanmayı reddediyorum!
İnsanlar hayvanlardan çok daha kirli ve iğrenç olabiliyor.
Denize işiyorlar, dışkılıyorlar. Bu yalan değil; kendi gözlerimle gördüm.
Denizde bulunan çöpler ve poşetler köpeklerden gelmiyor, insanlardan geliyor.
Hijyenik pedler, izmaritler, şişeler, deterjanlar, kremler ve daha sayamayacağımız birçok şey de cabası.
İnsan kirletiyor.
İnsan pisletiyor.
İnsan çok daha fazla bulaştırıyor.
Bir köpekten üç kat, hatta belki yüzde doksan daha fazla.
Peki ben de onlara dönüp, ‘Yanınızda denize girmekten iğreniyorum, sudan çıkın’ mı diyeceğim?
Hayır, değil mi?
İşte mesele de bu…”
#ALINTIVEŞİİRSEL
Sosyal medyada kedi ve köpeği hedef yapanlara ceza verilmeli... Kediler ve köpekler sevginin konusu olmalı. Onları korumak hepimizin sorumluluğu. 🩷🩷
#kedilervadisi#kedi#köpek
Yaşatacağız dediğiniz yerler buralar belki milyonlar bilmiyor görmüyor ama unutmayın ki yaradan görüyor biz inançlı bir milletiz onlar bize hüdanın emaneti dediklerinize yapılan zulmün karşılığını elbet ilahi şekilde çevirecek hiç şüphem yok @mustafaciftcitr bir canlıya ekmeği suyu çok görenlerin yaşamasına dahil tahammül edemeyenlerin yaşam hakkını yok sayanların olduğu bir evrende güvenli yaşamayı bekliyorum elbette
Diyarbakır'da 60 derece sıcaklıkta ölüme terk edilen köpekler ve Didim'de "çip vurgunu" iddialarıyla toprağa gömülü bulunan canlar...
🎙️ "Dilimizde tüy bitti. Vicdanınız batsın, insanlığınız batsın, merhametiniz batsın, merhametsizliğiniz batsın. İnsan olamaz gerçekten bunu yapan insan olamaz." @BelovacSerap
HAYDİ TÜRKİYEM | 2 AĞUSTOS 2026 YAŞAM NÖBETİ
2 AĞUSTOS 2024’TEN BUGÜNE KAYBETTİĞİMİZ TÜM CANLAR ANISINA…
Bir acıyı unutmamak, bir yaşamı savunmak ve sessizlerin sesi olmak için Türkiye’nin dört bir yanından tek yürek oluyoruz.
🔥 2 AĞUSTOS 2026’DA ANTALYA’DA YAŞAM NÖBETİNDE BULUŞUYORUZ.
Bu nöbet; kaybettiklerimizin anısına, yaşayanların umuduna ve yaşam hakkı için yükselen ortak sesimize adanmıştır.
🖤 HAYDİ TÜRKİYEM!
Sesimize ses ol.
Bu nöbetin bir parçası ol.
TEK SES
TEK GÜÇ
TEK ÇÖZÜM
7527’Yİ REDDEDİYORUZ
📲 WHATSAPP İLETİŞİM VE KATILIM HATTI
0501 595 06 70
📩 VEYA DM ÜZERİNDEN BİZE ULAŞABİLİRSİNİZ.
#teksestekgüç
#yaşamnöbeti
#7527yireddediyoruz
#yaşamhakkı
#sessizlerinsesi
#hayvanhaklarıplatformutürkiye
Bu ülkede bir erkek bir çocuğun hem babası,hem dedesi,hem t*cavüzcüsü, hem de katili oldu.
Bu ülkede bir erkek bir kadını,sokak ortasında öldürdü..
Ve siz ille de sokak hayvanlarından
mı korkuyorsunuz..
Öyle mi ???
Diyarbakır Valisi Sn. @vali_zorluoglu, hayvanları dağ başındaki çorak tarlaya doldurup, açlık ve bakımsızlıkla ölüme mahkum ettiren Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Serra Bucak ve Doğan Hatun hakkında SORUŞTURMA AÇINIZ!
Diyarbakır Belediyesi CEHENNEM ALANINDA,hayvanlar yazın kavurucu güneş altında yanmaya, kışın kar altında donmaya mahkumlar!
Başlarında TEK BİR BAKICI BİLE YOK!
Dağ başında, açlıkla kaderlerine terk edilmişler!
1910 Hayırsızada’da 80 bin köpeğin aç susuz ölüme mahkum edildiği o trajik vahşet, bugün Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından bu cehennem alanı çorak tarlada yeniden sahneleniyor!
Tarih, Hayırsızada Vahşetine göz yumanları
nasıl lanetlediyse!, bugünün ‘’CEHENNEM ALANLARINDA’’ hayvanları ölüme mahkum edenleri de öyle yazacak!
Nihal Kasa/HayFed Bşk.
@diyarbakirbld@serrabucak@doganhatundbb@dbakirvalilik@TC_icisleri@DEMGenelMerkezi
🚨 Didim belediyesinde ölüm çukurları bulundu ,çipli ,kayıtlı ve sistemde yaşıyor görünen hayvanlar toprağın altından çıktı.
@haticegencay_ sizde hiç vicdan yok mu?
Hayvanlarla uğraşmayı bırakıp çıkan yangınlara mücadele edin !
Yine ormanlar ,içinde yaşayan birlerce can yok oldu
📣”Doğal yaşam alanı” (!) diye açılan toplama kampalarında masum sokak köpeklerinin birbirlerini yemeye zorlandığını biliyor muydunuz?
Çünkü açlar. Çünkü susuzlar. Çünkü terk edildiler.
Çünkü bir yönetmelik, bir imza, bir masa başı karar… onların hayatını bir anda karanlığa çevirdi.O tellerin ardında birer “tehlike” değil, korkudan titreyen çocuk kadar savunmasız canlar var.
Birbirlerine saldırmıyorlar… hayatta kalmaya çalışıyorlar. Biz susarsak, bu sessizlik onların çığlığına dönüşecek.Vicdanı olan herkes için çağrım:
Bu düzeni değiştirmek zorundayız.
Topla–hapset–ölüm döngüsünü durdurmak zorundayız.Onlar için.
Yaşamak isteyen o gözler için.
Bir gün “keşke daha önce ses çıkarsaydık” dememek için.