2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce Ekrem İmamoğlu'nun A takımından birisiyle sohbet ediyoruz;
Konu Ekrem İmamoğlu'nun CB adayı olması durumunda, meclis çoğunluğu yüzünden İBB'nin 1 yıl boyunca AKP'nin eline geçeceğine geldi.
Bana aynen şu cümleyi kurdu:
"Sen zannediyor musun ki, biz Cumhurbaşkanlığı seçimini bir kez daha kaybedersek bizim belediye başkanlarını o koltuklarda oturtacaklar?"
O gün ona demiştim ki:
Haklısınız, Türkiye İstanbul'dan büyüktür.
İstanbul'u 1 yıllığına kaybetmek, Türkiye'yi ebediyen kaybetmekten iyidir.
Bu konuşmanın üzerinden daha 2 yıl geçmeden o kişinin söylediği gerçek oldu, Kılıçdaroğlu adaylığını dayatıp, kaybetti ve şu anda 27 CHP'li belediye başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı hapiste!
O zaman Ekrem İmamoğlu aday gösterilmiş olsaydı, bugün bambaşka bir Türkiye'de yaşıyor olacaktık!
Şimdi bunu neden anlattım?
Ben 18 yaşımdan beri CHP üyesiyim ve gençlik kollarından başlamak üzere birçok görevde bulundum.
Son olarak da kayyum kılıçdaroğlu tarafından görevden alınanlardan biriyim!
Hayatımda hiçbir zaman CHP dışında bir parti olmadı.
CHP şu anda Erdoğan'ı bir dönem daha iktidarda tutmak için görevlendirilen bir kayyum heyeti tarafından yönetiliyor!
İlk seçime kadar da iktidar yargısı marifetiyle CHP'yi bu ekibin elinde tutacaklar!
Elbette devran dönecek, bu ülkeye halkın iktidarını ve bağımsız yargıyı getireceğiz, CHP'yi de demokratik yollarla yeniden halkın ve seçilmişlerin partisi yapacağız.
Peki o zamana kadar ne yapalım?
CHP'den vazgeçmeyeceğiz diye Cumhuriyetten mi vazgeçelim?
CHP'den vazgeçmeyeceğiz diye laiklikten mi vazgeçelim?
CHP'den vazgeçmeyeceğiz diye demokrasiden mi vazgeçelim?
CHP'den vazgeçmeyeceğiz diye bağımsızlığımızdan mı vazgeçelim?
CHP'den asla vazgeçmeyeceğiz elbette ama unutmayalım ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün en büyük emaneti olan laik, demokratik, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti CHP'den büyüktür!..
@eczozgurozel
Herkes “Deniz Göktaş tutuklandı” yazdı geçti. Ama kimse ifadede Deniz’e neler sorulduğunu, Deniz’in ne cevaplar verdiğini söylemedi. İşin trajikomik tarafı tam da burada!
📍Özellikle ifadede olan çok komik 2 soruyu sizler için özetledim:
1– “S*ktiğimin dalgıçları” diyerek haşema giyen kadınları mı aşağıladın?
Cevap: Söylemin tamamını incelerseniz, haşema ile denize giren insanlara karşı ön yargılı olan insanları eleştiriyorum!
'S*ktiğimin dalgıçları' diyerek seyirciyi ters köşeye düşürüyorum, söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor.
Ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi ön yargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum!
2– “Canlı bombalardan korkuyorum ama en çok da oruç tutanlarından” söylemi ile ne kastettiniz?
Cevap: Canlı bombalar arasında oruç tutup tutmamak şeklinde ayrım olmasının sebebi; kelime oyunu amaçlıdır.
Ben oruç tutan insanlar uzun süre aç ve susuz kaldıkları için daha gergin olacaklarını düşünerek böyle bir şaka yaptım.”
— Düşünebiliyor musunuz bir komedyen, “neden şaka yaptın” diye suçlanarak şaka yaptığı için tutuklanarak cezaevine gönderildi!
Şaka yahu şaka!
🗣️ Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Sinan Aslan Kısa Dalga’dan Banu Güven’e konuştu:
“Deniz, şortuyla ve sırt çantasıyla havalimanından teslim oldu. En ufak bir direnişi yoktu. Ancak emniyete giriş görüntüleri, polis kameraları için ‘aşağı in, yukarı çık’ denilerek 4-5 kez üst üste yeniden çektirildi. Bu, toplumdaki linç gruplarına mesaj vermek amacıyla hazırlanmış bir prodüksiyondu.
Gözaltına alındığı gece uyuşturucu testi için saç, kıl, tırnak ve benzeri örnekler alındı. Ben buna şaşırdım.
Kemal Bey geçmiş olsun dileklerini iletti ve ‘Yapabileceğimiz bir şey var mı?’ diye sordu. Deniz ise, ‘Hayır, yapabileceğiniz bir şey yok. Milyonlarca genç adına CHP’yi bir salın artık.’ dedi. Kemal Bey de başını sallayıp gitti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yabancı gazetecilere söylediği, ‘Diktatör olsaydım bunu sorabilir miydiniz?’ şeklinde bir beyanı var. Sorguda savcıya, ‘Siz bu tutuklama talebiyle Sayın Cumhurbaşkanı’nı tekzip ediyor ve Deniz’in nitelemesine haklılık kazandırıyorsunuz.’ dedim. Ancak dikkate alınmadı.
Toplumdaki ‘Zaten tutuklanacaktı, itirazdan bir şey çıkmaz.’ şeklindeki kanıksanmış anlayışı reddediyoruz. Hâlâ sistem içinde doğru kararlar veren hâkimler var. Hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz.”
@avantmen33 Onun oraya destek için gitmediği o kadar belli ki zırvalamaya gerek yok bence! Zaten çocuğu biraz tanısa gitmezdi! Hiç tanımadığı ve birileri tarafından oraya gönderildiği o kadar belli ki!
TOGED raporunda bir kez daha Türk gençliği olarak cehalete karşı vermek zorunda kaldığımız savaşı görüyoruz.
Biz her günümüzü daha öfkeli, daha çileden çıkmış, daha bıkkın hissederek geçirmekten yorulduk.
"Oyunlar ile gerçek hayattaki şiddet arasında anlamlı bir bağ yoktur" cümlesi bir teori değil, defalarca araştırması yapılmış bilimsel bir veridir. Bu noktada "fikir ayrılığı" yaşanabilecek bir durum yoktur.
Buna rağmen bazı milletvekilleri buna "inanmakta direnç gösterme" CEHALETİNE kapılıyorsa, bu kimseler derhal görevlerinden istifa etmelidir. Evet ülkemizde bunun asla gerçekleşmediğinin farkındayım ama olması gereken budur.
Siz ki milletvekili iseniz, bilimsel olmak ZODUNDASINIZ. Siz bilimsel bir gerçeğe inanmayı tercih etmiyorsunuz diye genç yetişkin fark etmeksizin halkın hayatında kalıcı olumsuz kararlar almanız, bunun üzerinden yasa çıkarmanız kabul edilemez.
Bu ülkede o kadar dert varken, çözülmesi gereken birincil sorunlar hat safhadayken, sokaklarda insanlar rast gele ölürken, zaten gerekli sistemleri hali hazırda bulunan oyun sektörüne el uzatmanızdan bıktık.
Madem siz hakkında gram bilgi sahibi olmadığınız bir sektör hakkında atıp tutuyorsunuz, o zaman ben de vatandaş olarak milletvekillerinin asgari ücretle hatta daha az maaş almasını talep ediyorum. Çünkü bu sözde vekiller hiçbir şekilde benim hakkımı hukukumu savunmuyor ve beni temsil etmiyor. Görevinizi düzgün yapmayacaksanız İSTİFA EDİN.
#OyunYasasınıReddediyoruz
#OYUNUMADOKUNMA
Deniz Göktaş’ın tutuklanması içime çok fena oturdu. Ülkeye dönmemeyi, 3 puntoluk basın açıklamalarıyla yapmadığı şeyler için özür dilemeyi, hatta iki yıldır kapalı gişe oynayan oyununu paylaşmamayı tercih edebilirdi.
Ama onurlu bir ailenin onurlu bir evladı olarak bunları kendine yediremedi. Bu topraklara dair hala bir umut kırıntısı varsa, böyle insanların yüzü suyu hürmetinedir.
Elimiz kolumuz bağlı şekilde sadece “helal olsun be!” diyebilmek kanıma dokunuyor. Çalamayacaklarını ısrarla vurguladığımız duygu neşemiz değil de öfkemiz olmadıkça, bu aşağılık duyguyu yaşamaya devam edeceğiz.
@OrhunKayaalp Bu iktidar değişmediği sürece oyunlar için her zaman tehlike olacak biz ne yaparsak yapalım eninde sonunda Türkiye de oyunu ve oyunculuğu bitirecekler
TOGED yetkilileri Çarşamba günü TBMM Araştırma Komisyonu ile bir araya geldi.
Oyunlara yeni denetimlerin getirilmesinin tartışıldığı toplantıya dair açıklamamıza linkten ulaşabilirsiniz.👇
https://t.co/T6dp7sHw2B
Deniz Göktaş, büyük özgürlük ve adalet mücadelemize zekası ve mizahıyla omuz veren, memleketi için samimi şekilde dertlenen genç bir aydındır. Sonuna kadar yanındayız.
Zindanlar işe yaramayacak.
Halkımızın özgürce güleceği, korkmadan yaşayacağı günler gelecek.
İsmail Arı ve Alican Uludağ dosyalarından iyi bildiğimiz o meşhur "Tutuklanacak suç icat etme" oyunu, şimdi de Deniz Göktaş için sahnelendi.
Kafaları hukuku katletmeye çok iyi çalışıyor: "Deniz Göktaş’ı halkı kin ve düşmanlığa tahrikten alalım... Tüh, kanunda tutuklama yasağı varmış, içeri atamıyoruz! Getirin oradan bütün gösteri kaydını, didik didik edip aradan bir 'Cumhurbaşkanına Hakaret' çıkaralım da yasağı delelim. Hem göze de gireriz."
Siz komedyenlere laf ediyorsunuz ama ülkede asıl doğaçlama gösteri adliye koridorlarında yapılıyor.
Baktılar eldeki madde kurtarmıyor, anında senaryoyu güncelleyip kişiye özel suç terziliği yapıyorlar!
Şaka da kendini doğrulamış oldu!
Bu arkadaşın adı Ricky Gervais. İngiltere’nin bir numaralı stand up sanatçısı ve ofansif mizah yapıyor. Kendisi ateist ve bunu sahnede açık açık söylüyor. Dinle ilgili sürekli en “olmadık” esprileri yapıyor sahnede... Bugüne kadar bırakın hakkında soruştırma açmayı, “sen ne yapıyorsun” diye soran bile olmadı bu arkadaşa. Netflix'de izleyebilirsiniz.
Şimdi Nato ülkelerinin temsilcileri Ankara’ya geliyor diye, liseye MEB müfettişi geliyor gibi hazırlanıyorsunuz ya.... Hani sokakları yıkayıp binaları boyuyorsunuz vesaire... Hani çok mükemmel, çok “batılı” görünelim diye....
Peki Nato zirvesi başladığında bir batılı gazeteci kalkıp “Stand Up’çı Deniz Göktaş’ı neden gözaltına aldınız?” dese ne diyeceksiniz? Nasıl izah edeceksiniz bu durumu?
Okuduğunu geçiyorum, dinlediğini dahi anlamaktan çok uzak gürûh, ağızlarından salyalar akıtarak Deniz’in elleri arkadan kelepçeli görüntüleriyle “tatmin” edilirken gözaltının asıl nedenlerinden biri bu. Adalet olmadığından, herkesin “derdi” siyasî gücüne göre karşılık buluyor!
📌 Sadece beş gün arayla…
Aynı suçlamayla iki farklı isim hakkında soruşturma açıldı.
İkisi de yurt dışından Türkiye’ye döndü.
Tamar Tanrıyar, kendi isteğiyle gidip SEGBİS üzerinden ifade verdi ve serbest bırakıldı.
Deniz Göktaş ise ters kelepçeyle gözaltına alındı.
⚖️ Aynı suçlama, iki farklı uygulama…
Neden?
Çünkü
Türkiye bir hukuk devletidir..
Gülşah Durbay’ın ailesi olarak, yaşadığı rahatsızlık sürecinde ona acımasızca ve defalarca saldıranlardan biri olan söz konusu şahsın hiçbir şekilde özrünü kabul etmiyoruz.
Zaman geçtikçe yaptıklarının unutulacağını sananları, iş birlikçilerini ve ömür boyu sürecek bir utanca atananları asla affetmeyeceğimizi; rahmetli kızımız Gülşah Durbay’ın da bu ve buna benzer kişilere kesinlikle hakkını helal etmediğini sevenleri ve kamuoyuyla paylaşmak isteriz.
Saygılarımızla,
Gülşah Durbay’ın Ailesi
Hava bedava, su bedava amq... Dünya yansa bir avuç otunuz yanmaz
Gencecik meslektaşınız, tutuklanacağını bile bile ülkesine aslanlar gibi döndü ve ayağının tozuyla ters kelepçeyle gözaltına alındı.
Acaba iki kelam mı etseniz ?
#DenizGöktaş