TAG’a destek rica ediyorum.
Türkiye Devleti; ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. 🇹🇷
Dili Türkçedir. Bayrağı al bayraktır. Millî marşı İstiklal Marşı’dır. Başkenti Ankara’dır.
Kimliğimizle gurur duyuyoruz.
#DevletinDiliTürkçedir
15 yıldır polislik yapıyorum...
Dün gece, rutin bir devriye sırasında bir aracı kenara çektim. Hız sınırının 90 olduğu yolda saatte 135 kilometreyle ilerliyor, üstelik şeritler arasında zikzaklar çiziyordu.
Tehlikeli sürüşten ceza yazmaya hazırlanarak ağır adımlarla camına doğru yürüdüm.
Cam indiğinde beklediğim manzarayla karşılaşmadım. Ne alkol kokusu vardı ne de dalgın bir umursamazlık.
Adamın elleri direksiyonun üzerinde titriyordu. Gözleri doluydu. Dudakları zor bela aralandı:
“Kızım...” dedi, sesi kırılarak.
“Çocuk hastanesinde... Kemoterapi işe yaramadı. Az önce aradılar... Acele etmem gerektiğini söylediler.”
Gözlerinin içine baktım. O bakışta yalan yoktu. Ne bir oyun, ne bir kaçış... Sadece çaresizlik ve zamana karşı yarış vardı.
Elimdeki ceza defterini yavaşça kapattım.
“Beni takip et,” dedim.
Arabama döndüm. Jiroskopları yaktım, sireni açtım. Gecenin sessizliğini yaran o sesle birlikte yolu onun için açmaya başladım.
Kavşakları temizledim, araçları kenara çektirdim.
Zamanla yarışıyorduk. Otuz dakikalık yolu on beş dakikada kat ettik.
Hastaneye vardığımızda adam arabadan fırladı. Ne teşekkür etti, ne arkasına baktı... Koşarak içeri girdi.
Ben ise park yerinde kaldım. Motoru susturdum. Bekledim. Belki yine yardıma ihtiyacı olur diye. Belki de sadece içimdeki huzursuzluğu susturmak için.
Bir saat sonra geri geldi.
Adımları ağır, omuzları çökmüştü. Gözleri boşluğa bakıyordu. Beni görünce durdu, yavaşça yaklaştı.
“Doğru olanı mı yaptım?” diye sordum. Sesim neredeyse fısıltıya dönüşmüştü.
Başını hafifçe salladı.
“Evet,” dedi.
“Son nefesine kadar elini tutabildim...
Her şey için teşekkür ederim.”
Elini sıkmak istedi ama gücü yetmedi.
Dizlerinin bağı çözüldü, kollarıma yığıldı.
O an anladım.
Bazen “hizmet etmek ve korumak”, kuralları uygulamaktan çok daha fazlasıdır.
Bazen risk almak, bir hayatın son anına yetişebilmektir. ❤️
#polis #yardım #insanlık #iyilik #hayat…
Emre Turan, Kronik ülseratif kolit hastası. Bağırsakları ciddi şekilde iltihaplı ve kanlı ishal yaşamaktadır. Tutuklandığından beri 25 kilo verdi.
Yaşam ve tedavi hakkı için acilen tahliye edilmelidir.
@herkesicinCHP#AnayasaMadde90#PoliseNeYaptınız
Jhon Duran Brezilya
“70 yaşıma kadar 4 milyon Osmanlı evrakı inceledim, 98 yaşıma kadar 28 eser yazıp bıraktım ve anladım ki, bugün buradaysak bunu tamamen Atatürk'e borçluyuz, Gazi Mustafa Kemal olmasaydı bizde olmayacaktık. Bunu göremeyenler boş insanlar.”
— Prof. Dr. Halil İnalcık
"Deli karı" Tamar Tanrıyar, adamına göre adaleti göstermiş.. 🤣 Hiç kimse kusura bakmasın ama gercek su ku bu ülkede adamina madamina gore adalet var.. Atatürk'e ve değerlerine hakaret eden bu aşağıdaki çirkefe kılını dahi kıpırdatmıyorlar..
1900 lu yıllar! İngiltere somergesi Hindistan. Sömürgecilik bir İngiliz Hintli bir kadının sırtında... Şimdi bize ders veriyorlar ama, tarih boyunca dünya genelinde kabileleri, etnik grupları ve devletleri birbirine düşürerek "Böl, Yönet ve Çatıştır" stratejisiyle sayısız bölgeyi entrikalarla istikrarsızlaştırdılar. Osmanlı, Orta Doğu, Filistin, Asya'da Hindistan, Pakistan, Afrika'da Nijerya, Kenya, Sudan, Afganistan, İran, Tibet, Çin'den Hong Hong'u ayırma konularının baş faktörü. Bizim işlerimize de burnunu sokup isyanlar tertipleyen dünyanın karıştırıcı kurnaz tilkisi...
Az önce beni şoka sokacak bir olay dinledim. 6 Şubat depremi sürecinde Türkiye'deydim ve deprem olduğu gibi Trabzon'a gelen depremzedelere elimizden geleni yaptık. O süreçte Adıyamanlı bir aile bizim ikinci ailemiz oldu. Birlikte yedik içtik, dertleştik.
Seher'le o zaman tanıştım. Annesini 16 yaşında kaybetmiş. Teyzeleri büyütmüş onu. Bi abisi var onu da depremde kaybedeli 10 gün olmuştu. Yaşayan ölü gibiydi.
Depremden önce sınava girmiş, ne torpil ne bişesi var, hakkıyla Adıyaman Gelir İdaresine atandığı haberini aldık. Yemin ediyorum kendim atansam o kadar sevinmem. Sarılıp ağlaşıp vedalaştık havalimanında.
Üç sene o kurumda verilen tüm işleri hakkıyla yapmış ve bir gün müdür çağırmış. "Senin belgelerin eksik biz D1 ehliyet istiyoruz sen B1 vermişsin" deyip hakkında yazı yazmış. İki saatte kızı görevden atmışlar. Dava açmışlar ama hiçbir sonuç olmamış. Belgeleri komisyon inceliyor ama fark etmiyor, komisyon da suçlu bulunmuyor.
Seher şimdi annesiz, abisiz ve işsiz. Psikolojisi tekrar çökmüş.
Ya soruyorum yetkililere sizin hiç vicdanınız yok mu? Hayata tutunmaya çalışan gencecik bir kadına bunu neden yaptınız?
Adıyaman'daki devlet erkanı bu işe el atın yazıktır günahtır, yapmayın bu kıza işini geri verin! Bu kızın tek suçu dürüst olmak ve torpili olmamak. Eminim bu tweetten sonra Seher'in sorununu hep beraber çözeceğiz. Lütfen rt edin, yetkililere ulaştıralım!
Giresun'un %85'i, Ordu'nun %75'i maden sahası ilan edildi.
Bu bir yorum değil, bir gerçek.
Bu kararın ne anlama geldiğini herkesin açıkça anlaması gerekiyor.
Bu sadece "ekonomi" ya da "yatırım" meselesi değil.
Bu, doğrudan yaşam alanlarının büyük bir kısmının madencilik faaliyetlerine açılması demek.
Altın madenciliği özellikle siyanür kullanımıyla yapılır.
Bu süreçte toprağa, suya ve çevreye ciddi riskler oluşur.
Bir sızıntı ya da kontrol kaybı, sadece bir noktayı değil, kilometrelerce alanı etkiler.
Kirlenen su geri kazanılamaz.
Zehirlenen toprak yıllarca verimsiz kalır.
Bu faaliyetler başladığında:
Ormanlar kesilir
Tarım alanları zarar görür
Su kaynakları risk altına girer
Bölgedeki insanların sağlığı etkilenir Madencilik bittiğinde ise şirket gider.
Ama geride
Atık sahaları, kirlenmiş su, tahrip olmuş doğa kalır.
Bu maden sahası kararı devlet desteği ile alındı.
Dolayısıyla çözümün yine aynı yerden gelmesini beklemek gerçekçi değil
Peki ne yapılabilir?
Öncelikle insanlar yaşadıkları bölgeye sahip çıkmalı.
Yerel halk bir araya gelmeden bu tür kararların karşısında durmak mümkün değil.
Bilgi edinilmeli ve paylaşılmalı. Ne yapıldığını herkes bilmeli.
Hukuki yollar kullanılmalı. İtirazlar, davalar, resmi başvurular yapılmalı.
Yerel ve ulusal kamuoyu oluşturulmalı.
Konu gündemde tutulmalı.
Sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hareket edilmeli.
Sessiz kalınmamalı. Çünkü sessizlik onay olarak görülür.
Bu bir kişiyle çözülecek bir mesele değil.
Ama kimse konuşmazsa zaten hiç çözülmez.
Bugün bu konuya tepki vermezsen,
yarın yaşayacak bir alanın kalmayabilir.
Bu mesele siyaset değil.
Bu mesele doğrudan yaşam alanı.
Korumazsak, sonuçlarına katlanırız.
#peycizade
#ordu #giresun #maden #karadeniz
Türk kadınları Cumhuriyetin kazanımlarına sonsuza kadar sahip çıkacaklardır. Yaşasın Cumhuriyet,
ve yaşasın Cumhuriyetin mimarı Mustafa Kemal ATATÜRK...🇹🇷
@mercan0v Ne siz beni,ne de ben sizi şahsen tanırım..ama yazdıklarınız beni derinden etkiledi..size kalpten geçmiş olsun 💐 yarın ve yarından sonra ki tüm günleriniz sağlıkla geçsin..muhalifler güçlü olur atlatacaksınız 💪🏼
Sabahattin Önkibar, bazı verilerle AKP öncesi Türkiye ile günümüzü kıyasladı:
• AKP öncesinde Türkiye'nin hapishanelerinde 57 bin kişi varken bugün 436 bin kişi var.
• AKP öncesi Türkiye’nin dış borcu 129 milyar dolar iken şimdi 576 milyar dolar.
• AKP öncesi emekli 8 çeyrek altın karşılığı aylık maaş alırken bugün 2 çeyrek altın karşılığı aylık maaş alamıyor.
• AKP öncesi Türkiye hukuk devletiyken şimdi ülke siyaseti şekillendiren saray savcıları tarafından yönetiliyor.
• AKP öncesi Doğu Akdeniz ve Ege, mavi vatanın parçası iken bugün değil.
• AKP öncesi Türkiye hukukta 55. sıradayken bugün 143 ülke içinde 118. sırada.
• AKP öncesinde ülkemiz Uluslararası Şeffaflık Örgütü verilerine göre yolsuzlukta 102 ülke arasında 64. sıradayken şimdi 182 ülke arasında 124. sırada.
• AKP öncesinde açlık sınırımız 120 dolar iken bugün 610 dolar.
• AKP öncesinde enflasyon ve faiz oranları makul seviyelerdeyken şimdi dünya şampiyonlarındanız.
• AKP öncesinde katil Apo hain iken şimdi siyasi Önder.
• AKP öncesi Ege'deki 19 ada Türk toprağı iken bugün Yunan toprağı.
Deniz Zeyrek:
"Benim çocuğumun kaderiyle oynama hakkı sizde yok Kemal Kılıçdaroğlu!"
"Delikanlıysanız, çıkarsınız er meydanına..."
"Bu ülkenin gençlerinin yarınla ilgili umutlarını tüketmeye hakkınız yok."
Bu adam millet düşmanı !
İnanın kelimeleri toparlayamıyorum.
Sırf kendi çıkar ve konfor alanı için milleti Akp ye mahkum edecek her yolu deniyor.
Yeni kurulacak partinin önünü tıkamak için iktidara yol gösteriyor.
Milleti 13 seçim kaybetmiş, butlan için Akp ye el açmış Kılıçdaroğluna mahkum etmeye çalışıyor.
Ben böyle bir kötülük görmedim.
Bu şahıs her yönüyle araştırılmalı , bu başka bir seviye.
Prof.Dr.Muhip Kanko:
"Milyonlarca Dolar Değerindeki Eserler Ortada Yok!
Kimse hesap vermiyor!
👉Türkiye'nin dört bir yanında kayıp eser skandalı yaşanıyor..
💥Zeugma müzesinde 9 milyon değerinde 10 eser.
💥Mimar Sinan Üniversitesinde 404 eser.
💥Devlet Resim Heykel müzesinde 250 milyon dolarlık 302 tablo buhar olmuş
💥Batman Müzesinde 10 milyon liralık altın sikkeler kayıp."