BAŞIMIZ SAĞOLSUN!
Önceki dönem Bolu Şube Başkanımız Mehmet Tuncay kardeşimi kaybettik.
Rabbim rahmetiyle kuşatsın, mekanı Cennet olsun.
Mehmet kardeşim, sendikal mücadelemizde omuz omuza birlikte yol yürüdüğüm iyi bir insan, ihlaslı bir dava adamı idi.
Biz ondan razıyız yüce Rabbim de razı olsun.
Ailesine ve camiamıza başsağlığı niyaz ediyorum.
ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.
“Zafer, zafer benimdir diyebilenindir!”
Mustafa Kemal Atatürk
Zaferin Başkomutanı Mustafa Kemal ve kahraman ordusunu minnet, gurur ve Fatihalarla yad ediyoruz.
Mübarek ruhları şad olsun.
30 Ağustos Zafer Bayramı, milletimizin bağımsızlık ve hürriyet iradesinin en büyük simgesidir.
Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kazanılan bu kutlu zafer, Türk milletinin esarete boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya bir kez daha ilan etmiştir.
Bu zaferin mirasına hep birlikte ilelebet sahip çıkacağız.
Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk,silah arkadaşları ve aziz şehitlerimizi saygı ve rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun!🇹🇷
Kıbrıs Davası’nın önderleri Rauf Denktaş ve Fazıl Küçük başta olmak üzere, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın yiğit mücahitlerini ve kahraman mehmetçiğimizi minnet, saygı ve Fatihalarla anıyoruz.
Aziz ruhları şad olsun.
Kıbrıs Türk Devleti var olsun.
“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Canı, cânânı, bütün varımı alsın da Hûda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.”
ŞEHİTLERİMİZE MİNNET VE ŞÜKRANLA…
Dernekler, vakıflar,sendikalar…
Son günlerde bazı vakıf, dernek ve sendikalar hakkında kamuoyuna yansıyan iddialar, toplumda haklı olarak soru işaretleri oluşturmaktadır. İddiaların doğruluğu elbette yargı ve ilgili kurumlar tarafından ortaya konulacaktır. Ancak şu bir gerçektir ki; sivil toplum kuruluşlarının en büyük sermayesi güvendir.
Türk Milletinin duygularıyla oynayıp cebini dolduranlar mı?
Eğitim çalışanlarını algıyla
yalanla dolanla etkileyip üye devşirenler,sendika bütçelerini şahsi hesapları gibi kullananlar mı?
Vakıfçılık,cemiyetçilik,düşünce kulübü gibi çeşitli adlar altında kasalarını dolduran,kamuda yöneticilik kapma derdinde olan ,makam mafyaları mı?
Uzarda giderrr..
Devlet için,millet için,
çalışanlar için,insanlık için,
dürüst, ahlaklı bir şekilde çalışma yapan kaç sivil toplum örgütü kaldı.
Halep oradaysa arşın burada.
Biz Türk Eğitim-Sen’iz..
Selahattin Dolgun
Türk Eğitim-Sen Genel Sekreteri
13,52’LİK ARTIŞ MEMURA REFAH DEĞİL ALIM GÜCÜNDE DÜŞÜŞ GETİRİYOR
TÜİK tarafından açıklanan haziran ayı enflasyon verileriyle birlikte kamu görevlileri ve emeklilerinin yılın ilk altı ayında bir kez daha alım gücü kaybettiği resmen tescillenmiştir.
Haziran ayında enflasyon %0,99, altı aylık enflasyon ise %17,76 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık kamu görevlileri ve emeklilerine ocak ayında yalnızca %11 oranında maaş artışı yapılmış, maaşlar bu dönemde de enflasyon karşısında %6,09 oranında erimiştir. Şimdi bu kaybın üzerine %7'lik ikinci dönem artışı eklenecektir.
Buna göre;
Bekâr (15/1) en düşük dereceli memur maaşı 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya,
Ortalama memur maaşı ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükselecektir.
En düşük dereceli memurun maaşındaki artış 7 bin 636 lira, ortalama memurun maaşındaki artış ise 9 bin 255 lira olmuştur.
Bu rakamlara memurun evli olup eşinin çalışmaması durumunda 3 bin 581 TL eş yardımı ve çocukları için 394 TL ile 788 TL arasında çocuk parası eklenmektedir.
Ancak bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil alım gücünün erdiğinin göstergesidir. Bu zamlar ve maaş seviyesiyle kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması mümkün değildir.
Yapılan bu artışların gerçek anlamda bir refah sağlaması için bütünüyle enflasyona dayalı sistemden vazgeçilmedikçe bu erime her dönem sürecektir. Gerçek zam; enflasyonun üzerinde yapılan, çalışanı büyüyen ekonomiden pay sahibi yapan artıştır.
Ne yazık ki mevcut sistem kamu görevlilerini her altı ayda bir aynı kısır döngünün içine mahkûm etmektedir. Önce maaşlar enflasyon karşısında erimekte, ardından oluşan kayıp "zam" olarak sunulmaktadır. Bu anlayış değişmediği sürece kamu çalışanlarının alım gücünün korunması mümkün değildir.
Üstelik açıklanan resmi enflasyon ile vatandaşın günlük hayatında karşı karşıya kaldığı gerçek hayat pahalılığı arasındaki fark her geçen gün daha da hissedilmektedir. Kira fiyatları, gıda harcamaları, enerji giderleri, eğitim masrafları ve ulaşım maliyetleri ortadayken kamu çalışanlarına yapılan toplamdaki %13,5’lik artış hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
Türkiye ekonomisi büyüyor.
Milli gelir artıyor.
Vergi gelirleri rekor seviyelere ulaşıyor.
İhracat yükseliyor.
Ancak bu büyümenin yükünü omuzlayan kamu görevlileri ve emeklileri, ortaya çıkan refahtan hak ettikleri payı alamıyor.
Çağrımızı yineliyoruz:
Kamu görevlileri ve emeklileri artık sadece enflasyon kadar artış istemiyor.
İnsanca yaşayacak ücret istiyor.
Büyüyen Türkiye'den hak ettiği payı istiyor.
Alın terinin karşılığını eksiksiz istiyor.
Bu nedenle;
• Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılmalıdır.
• Kamu görevlileri ve emeklilerine mutlaka refah payı verilmelidir.
• Maaşların aylarca enflasyon karşısında erimesine son verecek eşel mobil sistemi hayata geçirilmelidir.
• Toplu sözleşme sistemi yeniden düzenlenmeli; gerçekleşen enflasyonun peşinden koşan değil, enflasyonu öngören ve çalışanı koruyan bir ücret politikası oluşturulmalıdır.
• Özellikle son yıllarda görev aylıkları ile emekli aylıkları arasındaki makas kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. İlave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması milyonlarca kamu görevlisini emeklilikten korkar hâle getirmiştir. Bu adaletsizlik de vakit geçirilmeden giderilmelidir.
Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir.Çünkü refah, enflasyon farkıyla değil; hakça bölüşülen büyümeyle sağlanır.
Mücadelemiz; kamu görevlilerimizi ve emeklilerimizin maaşlarınınher altı ayda bir erimesine yol açan bu ücret anlayışı değişinceye, ek zam, refah payı ve eşel mobil sistemi hayata geçinceye kadar aynı kararlılıkla devam edecektir.
MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi ziyaret ederek Uluslararası Avrasya Eğitim Sendikaları Birliği (UAESEB)’mizin faaliyetleri hakkında bilgi arz etttim.
Ayrıca Kerkük’te Türkmen gençlerimize yönelik düzenlediğimiz Türkçe Yeterlik Sertifikası programımızın süreci ve sonuçları hakkındaki raporumuzu da kendisiyle paylaştım.
Programın üçüncü fazının tamamlanmasıyla birlikte eğitime katılan 321 soydaş kardeşimiz sertifika almış ve böylece YTB bursuna başvurma ve ülkemizde yüksek öğrenim imkanına kavuşmuş oldular.
Sayın Genel Başkanımız, tüm soydaşlarımıza ve özellikle Türkmen gençlerimize tebrik ve başarı dileklerini ilettiler.
Türkmeneli’ndeki çalışmalarımıza her daim destek ve takdirlerini esirgemeyen sayın Genel Başkanıma hürmet ve saygılarımı arz ediyorum.
Bu vesileyle Türkmeneli Öğrenci ve Gençler Birliği ve Kerkük Ülkü Ocakları Başkanı Murad İmadeddin Türkmen kardeşime de gayretlerinden ötürü tekraren teşekkür ediyorum.
PROJE OKULLARINA İDARECİ ve ÖĞRETMEN ATAMALARI YAPILDI.!
ÖĞRENCİ,ÖĞRETMEN,İDARECİ KİMSE MUTLU DEĞİL..
2014 yılında hayata geçen bu proje okullarına yapılan öğretmen ve idareci atamalarının elle tutulur bir tarafı yok.
12 yıl olmuş bir kriter belirlenmemiş.Eş,dost,tanıdık,sendika,dernek,cemiyet…kim nereden bir torpil bulurum derdine düşerek atamalarının yapılması için uğraşmıştır.
En başarılı,en çalışkan %1-2-3’lük dilimlere giren,yetenekli öğrencilerimizin tercih ettiği okullarımıza,hiç bir kriter olmadan öğretmen ve idareci ataması yapılıyor.Dolayısıyla çok başarılı olan öğrencilerimiz zamanla özel okulların sunduğu imkanlarını değerlendirip,tercihlerini o yönde yapıyorlar.
Çok mu zor,gerçekten zor mu?
Proje okullarımıza öğretmenlerimizi yazılı sınava göre atamak..
İdarecilerimizi mevcut yönetici atama yönetmeliğine göre görevlendirmek.Çok zor olmasa gerek.
Milli Eğitim Bakanlığımız,okullarımızda iş barışının bozulduğunun,öğretmenlerimiz ve idarecilerimizin arasında huzursuzluğun arttığının farkında değil mi?
Yazık etmeyin öğrencilerimize ve öğretmenlerimize..
Biz söylüyoruz ve düzeltilmesini talep ediyoruz.
Proje okulları kimsenin babasının çiftliği değil..
Selahattin Dolgun
Türk Eğitim-Sen Genel Sekreteri
Konfederasyonumuzun kuruluşunun 34. yılı münasebetiyle, sendikalarımızın Genel Başkanları ve Genel Merkez yöneticilerimizle birlikte istişare toplantımızı gerçekleştirdik.
Toplantımızda önümüzdeki dönemde Türkiye Kamu-Sen’in yol haritasını ve politikalarını belirlemeye yönelik verimli değerlendirmelerde bulunduk; teşkilatımızdan gelen fikir, öneri ve düşünceleri kapsamlı şekilde ele aldık.
Türkiye Kamu-Sen olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kamu çalışanlarımızın sorunlarının çözümü, haklarının korunması ve beklentilerinin karşılanması noktasında hem masada hem sahada üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz.
İstişare toplantımızın ardından Türkiye Kamu-Sen heyeti olarak vatan sevdalısı ülkücü şehitlerimizin anısına yapılan Ülkücü Şehitler Anıtını ziyaret ederek ruhlarına Fatihalar gönderdik.
34 yıllık mücadelemizden aldığımız güçle, birlik ve dayanışma içerisinde yolumuza aynı azim ve inançla devam ediyoruz.
Var olsun Türkiye Kamu-Sen.
Sendikal zemin ne yazık ki son yıllarda çok kirletildi. Sosyal medyada yapılan paylaşımlar ve yaşanan gelişmeler, çalışanların güven duyacağı, ilkeli ve kararlı sendikal anlayışın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Hak mücadelesini tavizsiz sürdüren, köklü geçmişi, ilkeleri ve güçlü teşkilat yapısıyla Türk Eğitim-Sen; eğitim çalışanlarının güven kapısı olmaya devam etmektedir. Dün olduğu gibi bugün de çalışanların hak ve menfaatlerini önceleyen sendikamız, sendikal mücadeleyi sorumluluk ve kararlılıkla sürdürmektedir.
Güven; söylemle değil, yıllara dayanan emek, duruş ve mücadeleyle kazanılır. Bu nedenle kökü sağlam, sözü güven veren ve mücadelesiyle fark oluşturan Türk Eğitim-Sen, eğitim çalışanlarının ortak sesi olmaya devam edecektir.
Eğitim çalışanlarının güven kapısı,
Doğru, mücadeleci, kararlı ve ahlaklı sendikacılığın kutup yıldızı,
“Önce ülkem” diyen Türkiye sevdalılarının buluştuğu milli sivil toplum kuruluşu Türk Eğitim-Sen 34 yaşında.
Kutlu olsun!
Türk Eğitim-Sen 34 yaşında…
18 Haziran 1992-18 Haziran 2026
Şanla şerefle geçen 34 yıl…
18 Haziran 1992 tarihinde Türk Memur Sendikacılığının kutup yıldızı
Türk Eğitim-Sen kuruldu.
O tarihten bu yana,eğitim çalışanlarının yanında,çalışanlarımızın ekonomik,özlük ve sosyal haklarının iyileştirilmesi için,mücadelesini,ilkeli,ahlaklı bir şekilde sürdürmektedir.Toplumsal ve sosyal olaylara, “Bizim İlkemiz Önce Ülkemiz” ve “Türkiye Sevdamız Ekmek İçin Kavgamız” anlayışıyla yaklaşan kutlu ocağımız,sendikamızın kuruluş yıl dönümü kutlu olsun.
18 Haziran 1992’den bugüne emin ve kararlı adımlarla,istikametini bozmadan büyümeye devam eden sendikamız Türk Memurunun güven kapısı olmuştur.Kamu İdaresi,çalışanlar ve toplum tarafından kabul gören,görüşleri ve fikirlerine değer verilen sendikamızın üyesi ve yöneticisi olmaktan onur ve gurur duyuyorum.Bu gurur hepimizin.
Bu gurur 240 bin üyemizin,selam olsun
Daha nice 34 senelere inşallah...
#TürkEğitimSen34yaşında
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ağrı’da intihar sonucu vefat eden Irmak Ayşe Koparan öğretmenimizin ölümüyle ilgili soruşturmanın sürdüğünü duyurdu.
Sendikamız, soruşturma sürecini ve sonucunu yakınen takip edecektir.
Öncelikle, otopsi işlemlerinden sonra ebedi yolculuğuna uğurlanacak öğretmenimize rahmet niyaz ediyorum. Yakınlarına ve eğitim camiasına başsağlığı diliyorum.
Öte yandan, basına yansıyan haberlerde iddia edildiği gibi, öğretmenimizin bir kısım yöneticiler tarafından maruz bırakıldığı baskı, yıldırma ve mobinge varan durumlar sözkonusu ise sorumlulara yönelik müeyyidelerin tavizsiz uygulanmasını ısrarla talep ediyoruz.
Zaman zaman liyakatsiz, işgal ettiği pozisyonun ağırlığını taşımaktan uzak, devletin makamını temsil ettiğinin şuurundan yoksun kimi kamu yöneticilerinin, çalışanlara yönelik istenmeyen tutum ve davranışlarına şahit oluyoruz.
Bu nevi sözde yöneticiler, sadece çalışanları ve çalışma hayatını huzursuz etmekle kalmıyor, aynı zamanda kamu çalışanlarının devlete ve devletin kurumlarına karşı aidiyet ve güvenini de tahrip ediyorlar.
Bu itibarla, bu hadisede @tcmeb ’den beklentimiz, iddialar gerçekse, mesulleri kimliğine, mensubiyetine ve ilişkilerine bakmaksızın ibretlik bir muameleye tabi tutmasıdır.
Ki, benzeri hadiseleri bir daha yaşamayalım; hangi düzeyde olursa olsun her bir kamu yöneticisinin adaletle, liyakatle ve sadece devlete sadakatle görevlerini ifa edecekleri bir anlayışı yerleşik hale getirebilelim.