"Laz uşağu" Amerikan uşaklarına karşı!
Karadeniz'de " katil NATO defol" eylemi !
Filistin'den Balkanlara dünyadaki kanlı operasyonları planlayan savaş örgütü NATO, Samsun'da Türkiye Komünist Partisi (TKP) @SamsunTKP tarafından protesto edildi.
#natozirvesi#samsun@tkpninsesi
24 Temmuz 1908’de bu topraklarda Saray’a karşı verilen mücadele yeni bir mevzi kazanmış, İstanbul’da çıkan gazetelerin emekçileri Saray’ın sansür memurlarını kapı dışarı etmişti. Gazetecilerin sansür memurlarını kovmasının ertesinde gazeteler sansürsüz bir şekilde halka ulaşmış, bu vesileyle 24 Temmuz ülkemizde Basın Bayramı Günü olarak kutlanmıştı.
Ancak geldiğimiz noktada 24 Temmuz gazeteciler için bir bayramdan çok mücadele günü hâlini almış durumda.
AKP’nin sansür kurumu RTÜK’ün bugün TELE 1 hakkında verdiği 5 günlük ekran karartma cezası da bunun en büyük kanıtlarından biridir.
İktidar, çoğunluğunu kontrol altına aldığı medyada kendisini eleştiren tek bir sese dahi tahammül edemezken; televizyon kanallarını lisans iptali tehdidiyle, gazeteleri ekonomik olarak boğmakla, gazetecileri ise tutuklama sopasıyla teslim almaya çalışıyor.
Ancak biliyoruz ki, bu ülkenin onurlu basın emekçileri, paranın kiri ve baskı üzerine kurulu bu düzene boyun eğmedi, eğmeyecek.
Ülkemizi Yeni Osmanlıcı gericilerden ve bu düzenden kurtardığımızda gerçekten Basın Bayramı olacak günleri hep birlikte karşılayacağız.
Şimdi bunun için hep birlikte mücadele günüdür.
TKP'nin "sermaye barışı" adını verdiği çözüm süreci, hangi dinamikler doğrultusunda yeniden gündeme geldi?
📌AÇIKLAMANIN DİĞER MADDELERİNİ OKUMAK İÇİN:
👉🏼https://t.co/PTy2nrKOlL
🚩"TERÖRSÜZ TÜRKİYE" İDDİASI VE "SÖMÜRÜSÜZ TÜRKİYE" KAVGAMIZ
TKP Merkez Komite'nin ülkemizde ve bölgede yaşanan gelişmeler üzerine kaleme aldığı 27 maddelik açıklamayı kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Açıklamanın tamamı:
https://t.co/KiEPngRRMs
1 Mayıs’a dair kamuoyuna açıklamamızdır:
1. Türkiye Komünist Partisi, geçtiğimiz yıl, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta İstanbul Saraçhane’de yaşananların ardından bir daha aynı tablonun parçası olmayacağını ilan etmiş ve bu doğrultuda 1 Mayıs 2025’te İstanbul Kartal Meydanı’nda bir miting yapacağını, gerekli evraklarla birlikte, ocak ayında İstanbul Valiliği’ne bildirmiştir.
2. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve tutuklanmasına karşı tüm Türkiye’de başlayan halk protestolarına “seçme ve seçilme hakkını korumak” kararlılığıyla katılan Türkiye Komünist Partisi, ortaya çıkan toplumsal enerjinin parçalanmaması için Kartal’da hazırlıklarına başladığı 1 Mayıs mitingi için bir çağrı yapmamış ve İstanbul’da, hatta Türkiye’de, tek ve kitlesel bir 1 Mayıs için zemin yoklamaya başlamıştır.
3. Partimiz bu doğrultuda 1 Mayıs kutlamaları için inisiyatif alan heyete (DİSK-KESK-TMMOB-TTB) kamuoyu ile de paylaşılan bazı sorular yönelterek 1 Mayıs'larda yaşanan bazı olumsuzlukları hatırlatmıştır. Gerek hazırlık toplantılarında gerekse DİSK yönetimiyle gerçekleştirilen merkezi görüşmede bu konularda gerekli hassasiyetin gösterileceğine ilişkin yaklaşım samimi ve ikna edici bulunmuştur.
4. Bu süreç devam ederken Türk-İş yönetimi 1 Mayıs’ta İstanbul Kartal’da miting düzenleyeceğini ilan etmiştir. Türk-İş’in hiçbir bildirim yapmaksızın iktidarın hukuksuzluğuna ve hükümetle yakın ilişkisine güvenerek yaptığı bu açıklamanın ardından partimizin yönetici ve hukukçuları, Türk-İş yetkilileri ile temas kurarak Türk-İş’in 1 Mayıs’ta Kartal’da miting yapmasının hukuken mümkün olmadığını belirtmiş ancak iktidarın bu oldubittiye göz yumacağından emin olan Türk-İş, herhangi bir diyaloğa yanaşmamıştır.
5. Partimiz, İstanbul Valiliği ve İstanbul Emniyeti ile defalarca iletişime geçmiş ve, “Bir alan için ilk bildirimde bulunan kurum dışında kimsenin alanda miting düzenleyemeyeceği”nin yasada açık hüküm olduğunu hatırlatmıştır. Bu kararlılığımız karşısında Valilik, “Size başka bir alan verelim” önerisini yapmış, parti avukatlarımız bu talebi geri çevirmiştir. TKP, 1 Mayıs’ta hangi alan için çağrı yaptığından bağımsız olarak, Kartal Meydanı’yla ilgili dayatmanın peşini bırakmayacaktır. T��rk-İş yönetiminin Kartal Meydanı’nda bir miting yapmak için başvuracağı adres, Türkiye Komünist Partisi’dir.
6. Partimiz 1 Mayıs’ta İstanbul’da Kadıköy Meydanı’nda düzenlenecek mitinge üyeleriyle, dostlarıyla birlikte kitlesel bir biçimde katılacaktır. Aynı şekilde diğer kentlerde düzenlenen mitinglere de kararlı ve kitlesel katılım sağlanacaktır.
7. Valiliğin Kadıköy Meydanı’na dair bir yasaklama kararı alması durumunda Türkiye Komünist Partisi bu yasaklamayı bir Taksim çağrısı olarak değerlendirecek ve gereğini yapacaktır.
TKP Merkez Komite Üyesi Senem Doruk İnam:
"Bunlar birkaç çapulcu dediler. Bunlar vandal dediler.
Biz ne vandal ne çapulcuyuz. Biz halkız, bunu öğrenecekler.
Bu ülkeyi güçlerini aldıkları sermayeye de tarikatlara da bırakmayacağımızı gösterdik!"
Günümüzün saflaşmalarına ışık tutacak ve ezberlerin yıkılmasına katkı sağlayacak bir kitap geliyor. "Cumhuriyet ve Komünistler"de Kemal Okuyan ile TKP'nin Cumhuriyet Devrimi'ne bakışını ve CHP, DEM ve diğer sol akımlarla ilgili değerlendirmelerini konuştuk. Çok tartışılacak...
HÜKÜMETE DİZ ÇÖKMÜYORUZ
1. Halkımız, başta öğrenciler olmak üzere, b��yük oranda örgütsüz ve dağınık girilen bir süreçte iktidarın genel oy hakkını gasp etme girişimine karşı tarihsel bir karşı koyuş sergilemektedir. Bu karşı koyuş, kendisini, çok geniş kesimlerin politik bir tutum almasına yardımcı olan farklı mecra ve araçlarla ifade etmektedir. Sokak eylemlerinden ürün boykotuna varıncaya kadar, protesto biçimlerinin her birine dair söylenebilecek çok şey olsa da, katılımı yaygınlaştıran bu mecra ve araçların toplamda son derece anlamlı bir toplumsal iklim yarattığı ortadadır.
2. İktidarın keyfiliklerine, “yok artık o eski Türkiye” türünden kibir ve zorbalık kokan dayatmalarına değişik ideolojik ve siyasal eğilimlerden yurttaşlarımızın yönelttiği itirazın önümüzdeki dönem ve hatta kritik tarihsel dönemeçlerde çok ihtiyacımız olan adalet duygusu ve boyun eğmeme kültürüne enerji verdiği de unutulmamalıdır. Bu enerji “hiç yoktan iyidir”den ötesidir ve “iyi”, “güzel”, “yararlı” sözcükleriyle ifade edilmelidir.
3. Bununla birlikte toplumsal dinamikler uzun süre boşlukta asılı durmaz. Şu anda bu tepkilerin ortaya çıkmasında en büyük rolü oynayan ya da oynamak zorunda kalan CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve ekibi, tepkileri, AKP ile yürütülen pazarlıkları sabote etmeyecek ama aynı zamanda kendi elini güçlendirecek bir dengede tutmak kaygısıyla hareket etmektedir. Yine CHP içinde sürmekte olan çok taraflı mücadele açısından CHP üyesi olsun olmasın, şu anda hareketlenen toplumsal kesimlerin tercihleri küçümsenmeyecek önemdedir. Özetle, toplumsal hareketlenme hem AKP iktidarının CHP içindeki tercihleri hem de CHP’nin içindeki mücadele açısından anlam kazanmakta ve kullanılmaya çalışılmaktadır.
4. Bir toplumsal hareketin siyasal ve ideolojik doğrultu açısından belirsizliği ya da çeşitliliğini kutsayıp mutlaklaştırmanın tek sonucu, kurulu düzenin siyasal ve ideolojik sınırlarının o hareketi de belirlemesidir. Nitekim programa dayalı örgütsel biçimler yerine duygu ve dışavuruma dayalı birlikteliklerin güzellenmesi, “iyi sermaye-kötü sermaye” ayrımının meşrulaştırılması, yukarıda vurguladığımız olumlu tablonun kendi haline bırakıldığında düzene ve onun bugünkü taşıyıcısı AKP iktidarına teslimiyete dönüşeceğinin kanıtlarıdır.
5. Ancak içinden geçtiğimiz sürecin müdahale edilmediği takdirde en ciddi sorunu, sınıf çelişkilerinin üzerinin tamamen örtülmesidir. Türkiye’de bir toplumsal hareketin başarıya ulaşmasının ve kalıcı mevziler elde etmesinin, dahası bu ülkeyi yaşanır hale getirecek devrimci dönüşümlere zemin hazırlamasının koşulu onun bir emekçi halk karakteri kazanmasıdır. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ile başlayan gösterilere ağırlıklı olarak geleceksizleştirilmiş gençlerle, yoksul ve çaresizleştirilmiş emekçilerin katılması bir sınıf karakteri için yeterli değildir. Her eylemin doğrudan emek-sermaye çelişkisinden kaynaklanması beklenmese de bir toplumsal mücadele pratiğinin sınıf karakteri kazanmasının eylem biçiminden sloganlara, taleplerden ortaya konan siyasal hedeflere varıncaya kadar bir dizi yolu vardır.
6. Ürün ve yayın boykotunun iktidarı çok telaşlandıran tepki biçimlerinden biri olması, dahası çok geniş bir kesimin politik bir davranış içine girmesine yardım etmesi, bu mecranın barındırdığı kimi sıkıntıları hafifsememize neden olmamalıdır. Boykot, bir toplumsal tepkiye işçi sınıfının örgütlü bir biçimde katılması için en elverişsiz mücadele yöntemidir. Bilinmelidir ki, Türkiye’de işçi sınıfının birden fazla nedenle geri çekilmiş olması onu önemsizleştirmemekte, tersine, siyasal ve toplumsal sıkışmayı açacak tek toplumsal güç olarak her zamankinden daha yaşamsal hale getirmektedir.
7. Bugün adaletsizlik ve genel oy hakkına saldırıya karşı verilmekte olan mücadelenin sömürü düzeni ile mücadeleye evrilmesini istemeyenler, bu türden bir dönüşümü zamansız bulanlardan güç alarak Türkiye’de AKP iktidarına karşı konumlanan milyonlarca kişinin büyük sermayenin egemenliğini sorgulamasının önüne geçmeye çalışmaktadır. Oysa son hareketlenme, toplumsal eşitsizliklere karşı bir öfkeyi tetiklemiş, holdingler-tarikatlar düzenine karşı sert ve uzlaşmaz bir duyguyu ortaya çıkarmış, dahası CHP liderliğinin ve kimi kesimlerin hiç istemediği bir biçimde anti-emperyalist bir çizgide ısrar edenleri de harekete geçirmiştir. Örtük olsa bile bir doğrultunun kendisine çıkış aradığı bu dönemde, bir yandan AKP’ye karşı birleşik bir toplumsal tepkinin güçlenerek sürmesini sağlamak, diğer yandan bu tepkilerin ideolojik-siyasal açıdan Türkiye’deki mevcut toplumsal sistemin temellerine yönelmesini sağlayacak cesur müdahaleler yapmak gerekir.
8. TKP bu anlamda daha önce “ikili görev” tanımlamasıyla özetlediği mücadele hattını güçlendirmeyi sürdürecek ve “tek adam rejimi” söyleminin yarattığı gürültülü ortamda neredeyse dokunulmazlık elde eden sermaye egemenliğinin sorgulanmasına yardımcı olacak bir mücadele hattını temsil edecektir.
9. Mücadelemizde süreklilik, bütünlük ve tutarlılık esastır. Attığımız her adım, yaptığımız her çağrı, paylaştığımız her açıklama aynı doğrultuya yerleşmelidir. Kapitalist sömürüye ve emperyalizme karşı konumlanma zorunluluğunu esas alan çizgimizden bir milim geri adım atmayacak ve sosyalizm hedefini yurtsever, aydınlanmacı ve cumhuriyetçi bir temelde görünür bir seçenek haline getireceğiz.
Bütün bunları yapacağız ve iktidarın karşısında diz çökmeyeceğiz. Sömürünün, talanın, yağmanın, adaletsizliğin karşısında diz çökülmez.
Korkarak, boyun eğerek, teslim olarak diz çökmeyiz. Yurtseverin, devrimcinin, emekçinin anısına saygıyla diz çökeriz.
Madem diz çökmeye çağrıldık, kabul. Diz çökeceğiz.
Pazartesi: HÜKÜMETE DİZ ÇÖKMÜYORUZ, KURTULUŞ SAVAŞI KAHRAMANLARININ ÖNÜNDE DİZ ÇÖKÜYORUZ.
Salı: HÜKÜMETE DİZ ÇÖKMÜYORUZ, İŞ CİNAYETLERİNDE ÖLDÜRÜLEN EMEKÇİLERİN ÖNÜNDE DİZ ÇÖKÜYORUZ.
Çarşamba: HÜKÜMETE DİZ ÇÖKMÜYORUZ, GEZİ’DE YİTİRDİĞİMİZ EVLATLARIMIZIN ÖNÜNDE DİZ ÇÖKÜYORUZ.
Pazartesi 20:00'de Beşiktaş (İstanbul), Ulus (Ankara) ve Alsancak’ta (İzmir) başlıyoruz.
Zorbalığa ve karanlığa karşı ses çıkarttığı için göz altına alınanlar ve işlerinden edilen sanatçılar sadece geminin su almaya başladığına işaret ediyor.
"Delindi sintine,
esirler parçalamakta pırangaları.
Yıldız-poyrazdır esen,
tekneyi kayaların üstüne atacak.
Bu dünya, bu korsan gemisi batacaktır,
taş çatlasa batacak.
Ve senin alnın gibi hür, ferah ve ümitli bir âlem
kuracağız Pirâyem…"
(Nâzım Hikmet, 5 Aralık 1945)
✍🏼TKP Merkez Komite Üyesi @aliufukarikan, soL Haber Portalı'nda yazdı:
"Bir kez daha öfkemizi birilerinin koltuk ve sandık hesaplarına teslim etmeyeceksek, öfkemizi çaldırmayacak, onu örgütlü kılacağız.
İnsanlık tarihinden biliyoruz, memleketimizin, o çok sevdiğimiz ülkemizin tarihinden biliyoruz.
Örgütlü öfkemiz her şeyi değiştirir."
Kızıldere'nin 53. yılında On'ları saygıyla anıyoruz.
Mahir Çayan ve yoldaşları, bağımsız ve sömürüsüz bir ülke için mücadele ettiler.
Hayal ettikleri Türkiye'yi kuracağız, onları mücadelemizde yaşatacağız.
#Kızıldere#BoyunEğme
Bugün emeğiyle geçinen milyonlarca insanımız uzun zamandır görmeye fırsat bulamadığı sevdikleriyle, akrabalarıyla, komşularıyla buluşup hasret giderecek; derdini heyecanını, mutluluğunu paylaşacak...
Ağır sömürü koşullarının, adaletsizliğin, hak gasplarının gölgesi düşmüş olsa da, bu günlerde mücadele etmenin, ayağa kalkmanın verdiği gücü, direnci, ümidi de içimizde hissediyoruz.
Dileğimiz günlerimize düşürdükleri gölgeyi ortadan kaldırmak, her günü bayram tadında yarınlara ulaşmaktır.
Bu duygularla halkımızın bayramını kutlarız.
Sevgili anne-babalar,
"Emniyetten arıyoruz" diyerek üniversitedeki çocuğunuzun TKP ile hareket ettiğini söyleyenlerle muhatap olmayın. Bu yeni bir dolandırıcılık türüdür. Polisin böyle bir görevi yoktur.
TKP’li Hukukçular
🔴Bir haftadır devam eden eylemlerde seçme ve seçilme hakkına sahip çıkan üye ve gönüllülerimiz, farklı ülkelerdeki yoldaş ve dost partilerin desteğiyle uluslararası gündemde.
Komünist Gündem'in bu haftaki videosunda, Türk Dışişleri Bakanlığı'nı etiketleyerek ve Partimize ulaşarak destek mesajlarını ileten komünist partiler yer aldı.
Yaşasın enternasyonal dayanışma!
Videonun tamamı TKP YouTube kanalında👇🏼
https://t.co/JYBuTDiIKs
GENÇLERİMİZİ SAHİPSİZ SANMAYIN
Seçme ve seçilme hakkının gasp edilmesini kabullenmeyen yüz binlerce kişi Türkiye’nin birçok kentinde protesto gösterilerine katıldı. Anayasal haklarını kullanan yurttaşlarımızın önemli bir bölümü öğrenciydi. Ölçüsüz bir şiddetle karşılaşan öğrencilerin bazıları gözaltına alındı, bazıları tutuklandı.
Bu süreçte gözaltına alınan herkes derhal serbest bırakılmalıdır. Ancak gözaltına alınan, tutuklanan, hakkında ev hapsi kararı verilen öğrencilerle ilgili bir uyarı daha yapma ihtiyacı hissediyoruz.
Bu öğrencilerin büyük bölümü bu adaletsiz düzen tarafından yoksulluğa mahkum edilen ailelerden geliyor. İçlerinde bir yandan eğitimlerine devam edip bir yandan da çalışanlar çoğunlukta. Kendi masraflarını çıkarıp ailelerinin bütçesine katkı koyan bu gençleri içeride tutan, onlardan intikam almaya çalışan zorbalık tarih önünde hesap verecektir.
Türkiye Komünist Partisi, yönetici ve hukukçularıyla gözaltında bulunan bütün gençlerimize olanakları ölçüsünde yardımcı olmaya çalışırken, tek bir parti üyesi ya da gönüllüsü öğrencinin eğitim hakkından mahrum bırakılmasına izin vermeyecektir. Arkadaşlarımız sahipsiz değildir.
Kadıköy, Hasanpaşa’da seçme ve seçilme hakkının gasp edilmesine, basın özgürlüğüne vurulan darbeye, talimatlı gözaltı ve tutuklamalara karşı boyun eğmeyenlerle birlikte yürüdük.
#BoyunEğme ✊🚩
@HasanpasaSemtEv
Bu sabah ev baskınıyla gözaltına alınan 7 üniversiteli yoldaşımız için İstanbul Emniyet Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdik.
📌Açıklamada konuşan TKP Merkez Komite Üyesi Senem Doruk İnam:
"Bir gözdağı vermeye çalışılıyor. Özellikle gençlerden çok korktular. Çünkü günlerdir gençler hem üniversitelerde hem meydanlarda bu iktidara korku saldılar. Bütün bir halka umut oldular. Biz bu umudun peşinden gitmeye devam edeceğiz. Yapılan tutuklamalar, yapılan gözaltılar bizlere boyun eğdiremeyecek."