Beden ölür, çürür, cana bakın siz.
Kim kiminle yürür, ona bakın siz.
Bırakın dönsün dönme dolaplar.
Haktan hakikatten yana bakın siz."
İlk günkü heyecanla #DurmakYokYolaDevam
Binlerce kilometre uzakta olsanız da Türkiye’nin her hanesinde, her sokağında, her meydanında kalpler sizinle atacak.
Şimdi yeni bir destan yazma zamanı.
Yolunuz, bahtınız açık olsun. Vurduğunuz gol olsun #BizimÇocuklar
CHP’nin “yalan siyaseti” bir kere daha çöktü.
CHP tarafından Sayın Cumhurbaşkanımıza ve o dönem Hazine ve Maliye Bakanımız olan Sayın Berat Albayrak’a dönük üretilen iftira kampanyalarından biri siyasi tarihimize “128 milyar dolar yalanı” olarak geçmişti.
Anayasa Mahkemesi'nin 20 Mayıs 2026 tarihli kararıyla; yerel mahkeme, istinaf ve AYM olmak üzere üç yargı aşamasında da CHP’nin sözde iddiasının delillendirilemediği net şekilde ortaya koyuldu.
Böylece CHP’nin Sayın Cumhurbaşkanımıza ve o dönem Hazine ve Maliye Bakanımız olan Sayın Berat Albayrak’a dönük iddialarının “yalan siyaseti” olduğu bir kere daha kesinleşti.
AYM kararıyla birlikte CHP’nin “128 milyar dolar yalanı” milletimize söylenmiş büyük bir “siyasi yalan” olarak tescillendi.
Bu “yalan siyaseti”ni üretenlerin milletimize bu yalanı ısrarla niye söylediğini ve neyi amaçladıklarını çok iyi değerlendirmek gerekir.
“Yalan siyaseti” ile mücadele etmek milletimize karşı sorumluluğumuzdur. Bu mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz.
Bir Fetöcü asla şaşırtmaz…
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in Ortadoğu ve D.Akdeniz politikasını eleştirir..
İsrail medyası: “Eşsiz bir fırsat! NATO ve Avrupalı liderler Türkiye'ye haddini bildirsin” diye yaygara koparır.
İsrail’e ilk destek Fetöden gelir.
ABD'de yaşayan FETÖ'cü akademisyen Sinan Ciddi, İsrail'de yayın yapan i24 News kanalına katılarak Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhinde küstah ifadeler kullandı.
📌CHP'nin yıllarca Berat Albayrak üzerinden yürüttüğü 128 milyar dolar algısı yargıdan döndü.
📌Anayasa Mahkemesi'nin 20 Mayıs 2026 tarihli kararıyla; yerel mahkeme, istinaf ve AYM olmak üzere üç yargı katmanı da isnadın delillendirilemediği ve Albayrak lehine verilen tazminatın haklı olduğu noktasında birleşti.
▪️YAKIN DÖNEMİN EN BÜYÜK İFTİRA KAMPANYASI
📌Türk siyasi tarihine "yakın dönemin en büyük iftira kampanyası" olarak geçen "128 milyar dolar" sürecinde yargı, son sözünü söyledi.
📌Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın CHP aleyhine açtığı ve kazandığı manevi tazminat davası; önce yerel mahkemede, ardından istinafta ve nihayet Anayasa Mahkemesi'nde olmak üzere üç yargı katmanından da geçti.
📌Sonuç her aşamada aynı oldu: CHP'nin Albayrak'a yönelttiği isnatların hiçbir olgusal temeli, hiçbir delili ortaya konulamadı.
Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik mesnetsiz, provokatif ve gerçek dışı ithamlar, Netanyahu ve suç ortaklarının uluslararası kamuoyunu yanıltma çabasından ibarettir.
Soykırım uzmanı Netanyahu'nun, gerçeklerin üstünü örtmek için başvurduğu yalanlar, işlediği ağır suçların sorumluluğunu gizleyemez.
Türkiye olarak, Netanyahu ve işbirlikçileriyle ilgili doğruları en açık dille ifade etmeye devam edeceğiz. Hukuku ve insani değerleri hiçe sayan eylemlerin hesabını uluslararası yargı mercileri önünde vermeleri için kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz.
Nasıl bugün Hürmüz’deki çözümsüzlüğün bedelini tüm dünya ödüyorsa, şayet İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini de bölgeyle birlikte tüm insanlık çekecektir.
Avrupa’da İspanya’nın gösterebildiği cesaret ve sağduyulu tutumu başka ülkelerin de göstermesi tarihî bir sorumluluktur.
Bugün Gazze’de devam eden soykırımın kanı, buna tepkisiz kalanların eline yüzüne bulaşmıştır.
İran’da, Lübnan’da başlayan; Suriye’yi, Akdeniz’i, Afrika’yı tehdit eden bu saldırganlığın sonuçlarından da yine tepkisiz kalanlar mesul olacaktır.
İsrail durdurulmalıdır.
Bu, insanlığın ve insanlık cephesinin ödevidir.
Tarihin tekerrürüne izin verilmemelidir.
Türkiye, İsrail’in tüm sabotajlarına rağmen bölgesinde barışın ve huzurun ikamesi için elinden geleni yapacaktır.
Sayın Cumhurbaşkanımız konuştuktan birkaç dakika sonra soykırımcı hükümetin Başbakanı Netanyahu ve soykırımcı hükümetin üyeleri sürekli bir açıklama yapmayı bir adet haline getirdiler. Buradan anlıyoruz ki, Sayın Cumhurbaşkanımızın grup konuşmalarını anbean izliyorlar, birkaç dakika sonra da kendilerince cevap bizce hezeyan olan birtakım açıklamalarda bulunuyorlar.
Birincisi, Netanyahu'nun söylediğinde şöyle bir ifade var. Diyor ki, “İsrail ordusu dünyanın en ahlaklı ordusudur.” Yani bu dünyanın en büyük yalanıdır, bu yaptığı açıklamada kullandığı ifade. Yeryüzünde Gazze'de soykırım gerçekleştiren o ordunun ahlaklı bir ordu olduğuna dair inanacak hiç kimse yoktur.
İkincisi, Türkiye'yi Kürtlere soykırım yapmakla suçluyor. Bu tabii onun sık sık kullandığı bir kara propaganda. Bunun tabii bir acısı var, o da şu: İran'a saldırdıklarında İran'daki ve Irak'taki Kürt kardeşlerimizi kendileri için bir lejyoner olarak kullanmaya çalıştılar. Irak'taki ve İran'daki Kürt kardeşlerimiz basiretli bir şekilde tarihin doğru tarafında durarak bu katliamcı şebekeyle yan yana gelmedi. Onun için sürekli olarak Kürt kardeşlerimizle Türkiye'yi karşı karşıya getirme gibisinden bir politikayı gütmeye çalışıyor, bunu tabii bazı Araplarla ilgili yapıyor, Dürzi kardeşlerimize ilgili yapıyor, Nusayri kardeşlerimiz, Alevi kardeşlerimizle ilgili yapıyor, bazı Şii kardeşlerimizle ilgili olarak bunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Artık bu katliamcı şebekenin yalanlarına hiç kimse inanmıyor. Soykırım deyince akla gelen şebeke Netanyahu şebekesidir.
İçişleri Bakanımızın açıklamasını yayılmacılık ve işgalcilik, fetihçilik gibi kodlamaya çalışıyorlar, bununla hiçbir ilgisi yok. İçişleri Bakanımız her Müslümanın kalbindeki Kudüs sevgisini ifade etmiştir. Her Müslümanın kalbinde Kudüs sevgisi eşsiz ve biricik bir yer tutar ve burada İçişleri Bakanımız bunu sembolizm olarak ifade etmiş ve her Müslümanın kalbinde olan Kudüs sevgisinin kendi kalbindeki ifadesini de o sembolik ifadelerle ortaya koymuştur.
Dolayısıyla işgalcilik, fetihçilik, başka ülkelerin toprağına göz dikme Netanyahu hükümetiyle özdeştir. Şimdi Gazze'yi işgal ediyor, bir türlü ikinci aşamaya geçilemiyor, Batı Şeria’ya aynısını yapmaya çalışıyor. Yeni siyasi hırsızlık diyebileceğimiz yeni yerleşim yerleri ilan ederek Filistinlilerin topraklarını gasp ediyor, Litani Nehri’ne kadar Lübnan'ı işgal etti, oradaki Lübnan vatandaşlarını o bölgeden uzaklaştırdı, sonra bize işgalcilik ve yayılmacılık suçlaması yapıyor. İşgalci ve yayılmacı olan Netanyahu hükümetidir. İçişleri Bakanımızın o sözlerinden o anlamları çıkarmak son derece akıl dışıdır.
Burada acı olan Netanyahu hükümetinin bu soykırımcı bakanlarının kullandığı dille bazı içerideki muhalefet odaklarının aynı frekanstan bu konuyu ele almasıdır, bu son derece üzücüdür. Lütfen o muhalefet odakları İsrail'le o soykırımcı bakanın açıklamalarına baksınlar ve ondan sonra kendi yaptıkları açıklamaları yan yana koysunlar ve bu paralellik nasıl ortaya çıkmıştır, bunun siyasi sonuçları nedir, bunun ahlaki sonuçları nedir, bununla yüzleşsinler.
Şam ve Beyrut, İstanbul’un iki kardeş şehridir.
Türkiye’nin güvenliği sadece Hatay’dan değil; Halep’ten başlar, Şam’dan başlar, Beyrut’tan başlar.
Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız.
Osmanlı çınarı, bayrağımızı 7 iklimde gururla dalgalandırmıştır.
Osmanlı’nın yerini alan Türkiye Cumhuriyeti bu topraklardaki ilk değil, son devletimizdir.
Devlet-i ebet müddet, aziz milletimizin bizatihi kendisidir.
Türk milleti var oldukça devletimiz var olmaya devam edecek.
Bugün markette bir emekli yaklaştı yanıma:
“Niye sürekli CHP’yi konuşuyorsunuz, başka konu yok mu? Emeklileri neden konuşmuyorsunuz?”
“Haklısın” deyip takıldım:
“Ama burada da her an aksiyon var, heyecan eksilmiyor.”
Bu kez o bana hak verdi:
“Sen de haklısın, ne deyim? Ama bizi unutmayın.”
Doğru, “unutmamak’ lazım, halleri çok fena.
Kırgınlar, kızgınlar.
Unutanı, unutacaklar.
Bunlar mı ülke yönetecek ?
Aynı yer , aynı zaman.
Özgür Özel , Kemal Kılıçdaroğlu kapışması yarın 13.30 da TBMM de canlı yayında ,
meraklısı izlesin.🤦♀️
6 Beldenin
5 i Cumhur ittifakında.
Şaşırmadık çünkü chpli belediyelerin hali ortada.
Resmi olmayan seçim sonuçları ;
1. Tokat Almus Bağtaşı'nda %94.5
Ak Parti
2. Tokat Reşadiye Yolüstü'de %82
Ak Parti
3. Nevşehir Ürgüp Mustafapaşa'da %52
Ak Parti
4. Gümüşhane Merkez Tekke'de %65
Ak Parti
5. Tokat Yeşilyurt Kuşçu beldesinde %60
Mhp
6. Tokat Reşadiye Çevrecik beldesinde ise kazanamamış olsak da oylarımızı 5 kat artırarak %48'e çıkartmışız😊
Chp
Hayırlı olsun.
#Seçim
Nevşin Mengü okumuş, kibar bir gazeteci…
Özgür Özel ve arkadaşlarına “Siyaseten bir karşılığınız olmadığı bu pazar tescillendi. Harç bitti yapı paydos” diyememiş. Duygularını böyle ifade etmiş…
Genel merkezde veya meclis grubunda olduğu gibi ‘beni seven peşimden gelsin’ demeye benzemiyor.
Gerçeklikten kopup duygusala bağlamayacaksın.
Sonra hatırlatırlar.
Kim ne derse desin bu millet demokrasiye sımsıkı bağlı ve demokrasiyi seviyor.
Dün 6 beldede yapılan siyasi partiler arasındaki yarışta AK Parti’nin tartışılmaz üstünlüğü ve Fenerbahçe Kongresi'ndeki seçim sonuçları çok net bir Türkiye fotoğrafını açık şekilde yeniden ortaya koydu.
Paranın gücü ile demokrasiyi etkilemeye çalışanlara millet kanmaz ve gereken dersi verir. Nokta
Ülkede Gariplikler bitmiyor.
Dilek İmamoğlu mahkeme salonuna doğum günü pastasıyla gelip mum üfletmeye çalışıyor.
Dilan Polat, koruması Can Polat'ın öldürüldüğü an canlı yayın açıp yardım talep ediyor.
13 Kez yenilen Butlancı Kemal Kılıçdaroğlu, hala Erdoğan'ı sandıkta yeneceğini düşünüyor.
Para ve iş vaatleriyle delege satın aldığı iddiasıyla suçlanan Özgür Özel hala CHP'nin Genel Başkanı olduğunu sanıyor.
Daha neler neler.
Gündem sirk yeri gibi....
🔴 CHP’de Kurultay neden toplanamaz? Çünkü toplanmasın diye harç ödediler!!
CHP’nin dünkü korsan MYK toplantısından kurultay için imza toplanması kararı çıkmış. Oysa herkes biliyor ki tedbir kararı sürerken ve mahkeme kararı kesinleşmeden kurultay toplanamaz. Peki süreci kilitleyen bu noktaya nasıl gelindi?
CHP’yi kurultay yapamaz hale getiren Özgür Özel ve arkadaşlarının başvurusu oldu.
Tedbir kararına itiraz eden CHP avukatlarının itirazı yine İstinaf Mahkemesi tarafından reddedildi. CHP’nin avukatları bu kez Yargıtay’a temyiz başvurusu yaptı. “Kararı temyiz etmeyin” uyarılarına rağmen Yargıtay’a yapılan o başvuru süreci kilitledi ve mutlak butlan kararı kesinleşmeden kurultay yapılması imkansız hale geldi.
Üstelik başvuruyu “Harcını bile ödedik” diyerek Özel kendisi duyurdu. Oysa temyiz edilmese karar kesinleşecek ve 45 gün içinde zorunlu olarak kurultaya gidilecekti.
O hatalı başvurunun kurultay toplanmasını imkansız hale getirdiği sonradan fark edildi ancak artık çok geçti.
Kılıçdaroğlu’nu yeniden devirme ihtimalini kendi elleriyle imkansız hale getirdiler.
Bu gerçeği bilmelerine rağmen imza toplamaya başlıyoruz denilmesi büyük bir çelişki ve kamuoyunu bir kez daha aldatma girişimi gibi görünmüyor mu? #CHP
Yazının tamamı için linki tıklayabilirsiniz 👇
Onlar; trafik, altyapı sorunları, rüşvet, skandallar.
AK Parti; katlı köprülü kavşaklar, Konyaaltı projesi, Boğaçayı projesi, raylı sistemler.
Biz yine çalışacağız, yine Antalya kazanacak, yine Türkiye kazanacak.
KURULTAYIN iptal edilmesine yol açan ifadeleri veren Levent Çelik, CHP Pendik Üyesi ve Büyük Kurultay Delegesi idi.
Çelik, savcılığa verdiği ifadede “Kurultayda Özgür Özel’e oy verdim. Değişimciydim. Ama kurultaya hile karıştırıldığını görünce yaşadıklarımı anlatmak istedim” dedi.
Kurultayın iptal edilmesini sağlayan bir diğer tanık ise CHP Bitlis eski İl Başkanı “Değişimci” Veysi Uyanık’tı.
Uyanık, kendisine verilen paralar ile gıda kartlarını tek tek anlattı. Diğer tanıklar da benzer ifadeler kullandı.
Kurultay böyle iptal edildi.
Sözde muhalif medya bu gerçekleri halktan gizlediği için, kurultay sanki kendi kedine iptal edilmiş gibi bir hava yayıyorlar.
İmamoğlu’nu kongre sürecinde çok uyardım ve “Kamu gücünü kullanarak partiyi dizayn etmeye çalışma…” dedim.
Dinlemediler…
Hukuk, ATATÜRK’ün koltuğunun parayla satın alınmasına ve Atatürk’ün emanetinin kirletilmesine izin vermedi. CHP temizliği kendi içinde yapamayınca devreye yargı girdi ve adalet yerini buldu.
Meselenin özeti budur.