İran Ankara Büyükelçisi Sn. Muhammed Hasan Habibullahzade’yi 18 Haziran Perşembe gün�� İstanbul’da gerçekleştireceğimiz D-8’in 29. Kuruluş Yıldönümü programına davet ettik.
ABD/İsrail ittifakının İran saldırıları sonucu gelinen durum hakkında istişarelerde bulunduk.
Nazik misafirperverlikleri için teşekk��r ederim.
Sumud Filosu neden tekrar yola çıktı?
Gazze’de ateşkese rağmen İsrail’in saldırıları hiç bir zaman durmadı. İnsani yardımların hala Gazze’ye girişine izin verilmiyor. Katliam hız kesmeden devam ediyor. Gazze Barış Kurulu adı altında ortaya konan tiyatro tek bir sorunu bile çözemediği gibi soykırım suçlusu Siyonist İsrail ve Netanyahu’ya alan açma işlevi görüyor.
Bütün bunların yanında önceki filolara yapılan saldırılarda olduğu gibi bu filoya da uluslararası sularda hem de bizim sınırlarımıza yakın bir mesafede saldırı düzenlendi. İnsanlar kaçırıldı. Nerede hangi koşullarda tutuldukları belli değil.
İçinde vatandaşlarımızın da olduğu aktivistlerin akıbeti ile ilgili endişeli bekleyişimiz sürüyor. Vatandaşlarımıza yapılan bu insanlık dışı muameleye karşı kayıtsız kalamayız. Bu durum yürekleri Gazze ile çarpan Milletimizi derin endişelere sevk etmiş durumda.
Buradan iktidara sesleniyorum; İsrail’in alıkoyduğu, şu anda maddi-manevi işkenceye tabi tutulan Sumud gönüllerini katillerin elinden bir an önce çekip alın. Akdeniz'i güvenli kılmak bu türden alçak saldırılara karşı uyanık olmaktan geçer.
📍Uşak…
Bugün Uşak’ta semt pazarını ziyaret ederek esnafımız ve vatandaşlarımızla bir araya geldik.
Tezgâh başında emek veren pazarcı esnafımızın taleplerini dinledik, vatandaşlarımızla hasbihal ettik. Alın teriyle geçimini sağlayan köylülerimizin samimi sohbeti ve içten karşılaması bizlere güç verdi.
Kalbimiz bereketin, emeğin ve samimiyetin şehri Uşak’ta kaldı…
📍Aydın-Söke
Bugün Söke’de vatandaşlarımızla bir araya geldik.
🏛️Öncelikle standımızı ziyaret ederek kıymetli teşkilat mensuplarımızla buluştuk. Ardından esnafımızı ziyaret edip talep ve sorunlarını dinledik, hasbihal ettik.
🧺Semt pazarında pazarcı esnafımız ve insanlarımızla görüştük; parklarda, meydanlarda halkımızla buluşarak gönül köprüleri kurduk.
📌Günün devamında Söke Ticaret Odası’nı ziyaret ederek kıymetli yönetimiyle bir araya geldik. Nazik ev sahiplikleri ve misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum.
📰 Yerel gazete temsilcilerimizi de ziyaret ederek bölgemize dair değerlendirmelerde bulunduk. Samimi karşılamaları ve misafirperverlikleri için kendilerine teşekkür ediyorum.
Gün sonunda Anadolu Gençlik Derneğimizi ziyaret ederek genç kardeşlerimiz ve MİLKO’larımızla bir araya geldik. Muhabbetleri ve içten ev sahiplikleri bizleri memnun etti.
🇹🇷 Milletimizin sesi olmaya, her fırsatta sahada vatandaşımızla omuz omuza yürümeye devam edeceğiz..
Sayın cumhurbaşkanım 3 çocuk konusunda haklısınız ama oraya giden yol ailenin İslami ahlak ve milli örf ve adetimiz üzere korunmasından geçer.
Maalesef izlediğiniz politika ülkemizde özellikle kadın ve aile konusunda batılılaşma üzerine kuruludur.
Yaradılışa aykırı şekilde kadın erkek eşitliği, kadının adeta erkekleşmeye yönlendirilmesi, aile reisliğinin erkekten alınması, kadının beyanı esastır kuralının getirilmesi, süresiz nafaka, kadının çalışmasının teşvik edilmesi hatta erkekten daha çok teşvik edilmesi, zinanın ve fuhşun suç olmaktan çıkarılması, kadının sokakta neredeyse anadan üryan şekilde dolaşmasına izin verilmesi, boşanma halinde malların eşit bölüşülmesi, 12 yıllık zorunlu eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, eğitimin büyük ölçüde batılı değerler üzerine devam etmesi gibi birçok kanun ve uygulama sebebiyle evlilik ve aile kurumu zayıflamış, nüfusumuz azalmaya başlamış, geleneksel anne baba, erkek kadın rolleri bozulduğu için çocuklarda cinsiyet ve cinsellik konularında sapkınlıklar artmış ve lgbt akımları güçlenmiştir.
Çözüm batıda değil İslam'dadır. Batılda ısrar etmektense hakka dönmek gerekir. Aile ve her konuda İslami değerlere dönmek, yeni anayasada, eğitim ve hukuk alanlarında ahlak ve din esaslı milli ve manevi bir kalkınmaya şiddetle ihtiyaç var.
Öte yandan gelir dağılımında adalete, faizsiz ekonomiye ağırlık vermeye, dar gelirli insanımızı korumaya, devlet erbabının topluma örnek olarak lüks harcamalardan ve gösterişli yaşantı tarzından uzak durmasına ihtiyacımız var. Rabbim cümlemizin yar ve yardımcısı olsun. Rabbim bize hakkı görmeyi ve hakka tabi olmayı nasip etsin.
Bugün Ankara tarihi bir güne ev sahipliği yaptı.
Ülkemizin dört bir tarafından ve Avrupa’dan gelen teşkilat mensuplarımızın katılımlarıyla, aynı zamanda siyasi tarihte bir ilk olan “Türkiye Divanı” buluşmamızı gerçekleştirdik.
Heyecan dolu bu toplantımızın ülkemiz, milletimiz ve tüm mazlum coğrafyalar için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
#BütünGücümüzle
#TürkiyeDivanı
İran, İsrail'e yönelik düzenlediği 88. dalga misillemede fırlattığı füzede Milli Görüş Lideri ve 54. Hükümet Başbakanı Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın fotoğrafını ve "İsrail laftan anlamaz. İsrail ancak güçten anlar" sözünü yapıştırdı.
🔴İran, İsrail’e fırlattığı bir füzenin üzerine, eski başbakan Necmettin Erbakan’ın sözlerinin yer aldığı bir fotoğraf yerleştirdi:
“İsrail laftan anlamaz, İsrail ancak güçten anlar.”
Türkiye kendi müttefikleri tarafından tehdit edilen bir ülke konumuna gelmişse,
artık güvenliğini başka ellere havale edemez.
S-400’ler alındı ama akıbeti belirsiz, dün verilmeyen Patriotlar bugün sahada.
Sonuç net:
İrade de anahtar da Türkiye’de olmalıdır.
Dış Politikada Sessizlik Değil, Net Tavır Gerekir!
♦️ Riyad’da imzalanan bildiri bir utanç belgesidir!
♦️ Gensoru mekanizması olsaydı, Dışişleri Bakanı bugün mutlaka hesap vermeliydi!
♦️ İran’a; komşuluk, tarih ve gelecek güvenliğimiz gereği sahip çıkmak zorundayız!
♦️ İran’a insani yardım yapmak için harekete geçilmelidir.
♦️ Lübnan’da 800 bin insanın yerinden edilmesi, Mescid-i Aksa’nın 839 yıl sonra kapatılması gündeminizde yok!
♦️ Amerika ve İsrail karşısında belirsiz ve çekingen politika hiçbir çözüm üretmez!
1990’lı yıllarda kaleme alınan ‘Kınasın Dünya’ eserini bugün yeniden dinlediğimizde; zalimlerin, kuklaların ve mazlumların sadece isimlerinin değiştiğini, zulmün ise aynı karanlık yüzüyle devam ettiğini görüyoruz!
“Kınasın dünya..
Kınasın hicaz müftüsü..
Conileri çağırsın, bir milyar müslümanın,
Kıblegahını korumaya..
Sazlı sözlü petro-dolar alemler yapılsın,
Kutsal topraklar üzerinde..
Esirgesin şeyhler kuruşlarını
Hayır için..
Fetva üretsin, nabız şerbeti niyetine,
Fetva makamları.
Sultanların gölgesinde gölgelensin.
Hurma yemenin kırk bin faziletini,
Kırk bin ciltlik kitaplarda anlatsın,
Şerhini düşsün icabında
Öyle mi?”