@sakaryaelektrik Kocaeli Karamürsel Oluklu Mahallesinde 2 yıldır oturmaktayım ve 2 yıldırda geçense güya altyapı çalışması yapılmasına rağmen yaz kış demeden haftanın minimum 3 günü önceden 09:00-17:00 idi şimdi gece 00:00 a kadar elektriksiz geçiriyoruz
@sakaryaelektrik Kocaeli Karamürsel Oluklu Mahallesinde 2 yıldır oturmaktayım ve 2 yıldırda geçense güya altyapı çalışması yapılmasına rağmen yaz kış demeden haftanın minimum 3 günü önceden 09:00-17:00 idi şimdi gece 00:00 a kadar elektriksiz geçiriyoruz
Telefonla arıyoruz cevap yok whatsapp hattına yazıyoruz cevap yok internet sitenize girdim o bile çalışmıyor becerebildiğiniz tek bir şey var mı yeter artık yapacağınız tek şey bu işi yapamadığınızı kabul etmeniz @tc_cimer
Hatırladınız mı ?
Çorum Valisi ve Çorum emniyet müdürü basın karşısına geçti. Yabancı uyruklu bir şahıs bir öğretmenimizi zincirle dövdü. Ve yurt dışına kaçtı. Basın mensupları yargılamanın ne olduğunu sorduğunda. Vali merak etmeyin şahıs yurtdışına kaçtı bir daha gelmez.
Milletler Cemiyeti arşivlerinde tesadüfen bir belgeye denk geldim.
Yıl 1928.
Cumhuriyet henüz 5 yaşında.
Hollanda Merkez Bankası Başkanı Gerard Vissering, Ankara’ya gelir. Görevi: Türkiye’nin parasını nasıl istikrara kavuşturabileceğini incelemek.
Raporunu tamamlar, Amsterdam’a döner. Birkaç gün sonra Milletler Cemiyeti Ekonomik İşler Direktörü Sir Arthur Salter’a şu mesajı iletir:
“Türkiye, dış borç almadan parasını istikrara kavuşturabilir.
Altın ve döviz rezervleri yeterli, bütçe dengeli, gelirler giderleri karşılıyor.
Dış yardıma gerek yok.”
Bu satırlar bugün arşivlerde, Milletler Cemiyeti’nin resmi dosyalarında duruyor.
O dönemde Yunanistan, Bulgaristan ve Avusturya aynı kurumdan borç alırken, Türkiye dış krediye ihtiyaç duymadankendi mali ve parasal egemenliğini tesis eden tek yeni devletti.
Vissering ayrıca şunu da ekliyor:
“Türk bakanlar inanılmaz derecede öğrenmeye istekli; kadınların peçe yasağı sonrası iş gücüne katılımı üretkenliği büyük ölçüde artırmış.”
Yani sadece para politikası değil, toplumsal reformlar da ekonomik kapasite yaratıyor.
Kısacası;
1928’de genç Türkiye, mali, finansal ve parasal direncini ikinci Lozan’ını kazandı.
Borçsuz, bağımsız, onurlu bir istikrar mucizesi.
bugün yapamadığımız, ogün de bugün de Atatürk'e ve Genç Cumhuriyetin kadrolarına fütursuzca saldırmalarının nedeni de işte bu vizyon, bu azim ve bu başarma isteği.🇹🇷
Arkadaşlar inanın akıl alır gibi değil…
Elbiseyi sipariş ediyorlar, düğünde ya da davette giyiyorlar, sonra da “beğenmedim” diyerek iade ediyorlar.
Az önce 20.000 TL’lik elbise için iade telefonu geldi. Müşteri arıyor, ekibe bağırıp çağırıyor… Bizim ekip de kullanıldığına dair rapor olmasına rağmen acaba yanlışlık mı var diye tereddüt ediyor.
Görüşme 40 dakika sürdü. Konuya göz ucuyla dahil olup müşterinin Instagram hesabına baktım, düğün fotoğraflarında bizim elbise! O an hepimiz donduk kaldık.
Her ay 7-8 kere minimum yaşıyoruz bu sahneyi. Bu kadar da olmaz. Kötüsünüz çok kötüsünüz gerçekten. Pes!!!