📌ÇAKALLLAR ÜRÜR, KERVAN YÜRÜR
📌İSTANBUL VALİLİĞİNİN KUR’AN KURSU ADIMI YERİNDEDİR VE BÜTÜN VALİLİKLERE YAYGINLAŞTIRILMALIDIR
İstanbul Valiliğinin 100 adet 4-6 Yaş Kur’an Kursu açmaya yönelik açıklaması, 28 Şubat artığı sol tandanslı çeşitli medya kuruluşlarında Kur’an-ı Kerim hazımsızlığını hortlattığını, laik atak geçirmelerine ve İslam düşmanlıklarını kusmalarına neden olduğunu görüyoruz.
Bu medya kuruluşlarının söz konusu haberlerinde,
• ÇEDES uygulamasıyla öğrencilerin camiyle bağ kurması eleştirilmekte;
• Milli Eğitim Bakanlığının öğrencilere iyiliği ve yardımlaşmayı aşılamak amacıyla ramazan ayında etkinliklerin yapılması yönündeki adımı “tarikatları okula sokmak” iftirasıyla karalanmakta;
• İstanbul Valiliğinin 4-6 yaş grubu için 100 adet Kur’an Kursu açma ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Müftülüklerle birlikte işletme kararı “Kur’an Kurslarının çocuk gelişimine uygun olmadığı” sözde bilimsel tezviratıyla mahkum edilmeye çalışılmaktadır.
Bizler, bu karanlık ve bağnaz zihniyeti iyi tanıyoruz.
Milli olan ne varsa hepsine düşmanlık eden bu zihniyetin derdinin çocuklar olmadığını, dini değerleri dikkate alan her adımın bunlara laik atak geçirttiğini elbette biliyoruz.
• Gazze’de katledilen on binlerce çocuk için kılları kıpırdamayanlar,
• PKK’nın çocukları dağa kaçırıp ölüme yollamasına gözünü kapatanlar,
• Küçücük çocukların LGBT batağına çekilmesine gıkı çıkmayanlar,
• Çocukların suça bulaşmasının, çetelerin ağına düşmesinin, uyuşturucu ve sanal kumar girdabına girmesinin ardındaki kök neden olan ahlaki yozlaşma ve maneviyattan uzaklaşma gibi nedenlere ilişkin cümle kuramayanlar,
inançlı nesillerin yetişmesine yönelik her uygulamaya sözde pedagojik kılıflarla karşı çıkma hadsizliğini göstermekte sakınca görmüyorlar.
Ve yine biz biliyoruz ki, yapılan işin ne kadar doğru olduğunu anlamanın en kestirme yolu, bu bağnaz koronun çıkardığı gürültünün yüksekliğidir.
Açıktır ki, nesiller hangi kültür ve medeniyet havzasının ideolojileriyle yetişiyorsa o kültür ve medeniyetin sahibi yapılara, devletlere, toplumlara hizmet ederler.
Bu ülkenin kadim değerlerinden koparılan nesillerin mankurtlaşması, yabancı ideolojilere hizmet etmesi, ülkesinden ve milletinden kopması, gayrı milli unsurlar haline gelmesi mukadderdir.
Batı son iki yüz yıldır bunun farkında olarak sömürmek istediği ülkelerin nesillerini kendi değerlerinden koparma planını sistemli olarak uygulamaktadır.
Bu gerçeği bile isteye görmezden gelerek nesillerin kendi medeniyet değerlerinden uzaklaşmasını isteyenler ise bu planın bilinçli parçası ve gönüllü taşeronlarıdır.
Diyanet-Sen olarak;
İstanbul Valiliğinin açmayı planladığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına işletme için tahsis ederek müftülüklerle birlikte işletileceğini açıkladığı 100 tane 4-6 Yaş Kur’an Kursunu da,
Milli Eğitim Bakanlığının “Maarifin Kalbinde Ramazan” temasıyla okullarımızda planladığı etkinlikleri de,
Gençleri camiyle buluşturmaya yönelik uygulamaları da son derece yerinde ve takdire şayan çalışmalar olarak görüyor, değerlendiriyor ve takdir ediyoruz.
Bu çalışmaların sayısının artırılmasını ve yaygınlaştırılmasını istiyor, İstanbul Valisine, Milli Eğitim Bakanımıza ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza bu yöndeki çalışmaları için teşekkür ediyoruz.
Bu çalışmaları hazmedemeyen zihniyeti kınıyor ve lanetliyor, bu kesimleri iflah olmaz bağnazlıktan ve ideolojik körlükten kurtulmaya, millete ve değerlerine düşmanlık etmekten vazgeçmeye çağırıyoruz.
@miamustafacftci
@DIBSafiArpagus@gul_davut@TC_icisleri
Küresel Sumud Filosu'nu gündemde tutmak vazifedir!
Bugün gündem günümüz bizi takip edin, etiketlerimizi kullanın, destekleyin.
Doğru algıyı, ilgili, bilgiyi yönetelim!
#KalbimizSumud
Gençliği camide ve iftar sofrasında cemeden bir programdı.
Muhterem Diyanet İşleri Başkanımıza destek ve himayelerinden dolayı müteşekkiriz.
Gençliğin enerjisine ve samimiyetine güvenerek…
Zulme karşı vicdanın sesi: BOYKOT
Prof.Dr. HAYRETTİN KARAMAN / 16.02.2025
Günümüzde #boykot, #İsrail’in #Filistin’de sürdürdüğü #işgal politikalarıyla özdeşleşen, sonrasında küresel sisteme karşı insanlığın #adalet arayışının en güçlü ahlaki ifadelerinden birine dönüştü. Boykot hareketleri, bireysel bir #tüketim tercihi olmanın ötesine geçerek, #küresel ekonomiyi etkileyen #stratejik bir yaptırım gücü haline geldi. Böylesi önemli ve stratejik boyutları olan boykotun, etki ve sonuçlarıyla ilgili kamuoyunu aydınlatan, #politika yapıcılara yardımcı olacak bilgi ve bakış açıları sunan çalışmalar oldukça sınırlı. Bu alanda yapılacak her çalışmanın büyük bir ihtiyaç ve çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.
İLKE Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren #İslam #İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM), Dr. Yunus Emre Aydınbaş’ın editörlüğünde “Finansal, Toplumsal ve Fıkhi Boyutlarıyla Boykot” başlıklı bir rapor yayınladı. Raporda boykot #ekonomik, #sosyal, #tarihi, #finansal ve #fıkhi boyutlarıyla detaylı bir şekilde ele alınıyor. Rapor #siviltoplum kuruluşları, akademisyenler, politikacılar ve basın kuruluşları başta olmak üzere konuya ilgi duyan herkes için faydalı bilgiler ve bu bilgilere dayanan analizler içeriyor. Rapor, boykotun işe yaradığını somut #bilgi ve bulgulara dayanarak güçlü bir şekilde kamuoyunun dikkatine sunuyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer husus ise boykotun ekonomik etkileri, politik saikleri, stratejik gücü yanında, belki de çok daha önemli bir zaviyeden, #ahlâkî temsil boyutunun da değerlendirilmiş olmasıdır. Raporun editörü Dr. Yunus Emre Aydınbaş, boykotu, adalet talebinin en güçlü ahlâkî ifadelerinden biri olarak tanımlıyor. Bu minvalde boykot yalnızca bireysel bir tüketim tercihi değil, aynı zamanda kollektif ahlâkın zulüm karşısındaki refleksi olarak karşımıza çıkıyor. Ekonomik yaptırım gücüne dönüşen kolektif ahlâkın bir refleks olarak zuhur etmesi elbette tesadüf değildir. Toplumumuzun #İslâmî ve vicdanî vasatının sağlam temeller üzerine yükseldiğinin de bir göstergesidir. Boykotun tüm bunlarla beraber toplumsal dayanışmayı/kenetlenmeyi muhtelif veçheleriyle güçlendiren, #zulüm karşısında mücadele şuurunu canlı tutan ve yaygınlaştıran bir araç olduğunu da yine raporda görmekteyiz.
Raporda, öncelikle #Siyonizm’in doğuşundan itibaren uyguladığı işgal politikaları ve bu politikaların Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kurumlar üzerindeki etkisi değerlendirilmiş. Bunun yanı sıra boykot kavramının tarihsel kökenlerine ve tarihin önemli kırılma dönemlerdeki boykot uygulamaları değerlendirilmiş. İslam tarihi çerçevesinde ise Hz. Peygamber’in Mekke döneminde uygulanan Şi‘bü Ebî Tâlib Muhasarası ve #Medine döneminde Kureyş kervanlarına yönelik ekonomik kuşatmaları örnek olarak yer verilmiş. Bu örnekler, boykotun #İslamTarihi'nde de etkin bir strateji olarak uygulandığını göstermektedir.
Rapor, boykotun etkilerinin sadece ekonomik olmadığını, aynı zamanda #uluslararası siyasette dengeleri değiştirebilecek bir potansiyele sahip olduğunu savunuyor. Bu potansiyelin daha güçlü bir şekilde ortaya çıkabilmesi için bireylerin yapmış olduğu boykotun hükümetler tarafından desteklenmesi ve tamamlanmasının gerekliliğini vurguluyor. Tamamlayıcı olarak devletlerin de uluslararası platformlarda zulüm karşısında daha etkin roller üstlenmesi ve #kurumsalBoykot politikalarının geliştirmesi öneriler arasında yer alıyor.
#Borsa verilerinden hareketle yapılan analiz de bize boykotun ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. Bu analize göre #Borsaİstanbul’da işlem gören şirketlerin yaklaşık %5’i boykot ediliyor. Verileri analiz edilen 21 #hissesenedi nin 18’i boykot süresince yatırımcılarına, beklenen getirilere kıyasla oldukça düşük seviyede #getiri sağlamış. Bu 18 hisse senedinin piyasa değerleri boykot süresince BİST-100 endeksinden de fazla düşüş yaşayarak ortalama %33 oranında değer kaybetmiş. Borsadaki bu değersizleşmenin, şirketlerin satış ve kârlılıklarındaki düşüşle bağlantılı olduğu ifade edilmiş. Boykotun başlangıcından bugüne 21 şirketten 19’unun öz sermaye kârlılığının da ciddi seviyede düştüğü, 17’sinin de aktif kârlılık oranının kayda değer oranda azaldığı raporun ulaştığı sonuçlar arasında yer alıyor.
Rapordaki bir diğer analiz, sağlığa da çokça zararları bulunan gazlı ve şekerli meşrubatlar üreten şirket ile ilgili. Bu şirketin Türkiye’deki satışlarının boykottan önemli ��lçüde etkilendiği tespit edilmiş. Boykot nedeniyle firmanın satışlarının önemli ölçüde düştüğü, boykotun bu etkisinin şirketin resmî raporlarına yansıdığı ve boykotun etkilerini bertaraf etmek için muhtelif pazarlama ve reklam etkinliklerine başvurduğu tespit edilmiş. Türkiye’deki tüketicilerin azımsanmayacak bir kısmının yapılan boykot çağrısına yanıt verdiği ve boykota aktif olarak katıldığı da raporda ifade edilmiş.
Finansal, Toplumsal ve Fıkhi Boyutlarıyla Boykot Raporu zaman ayırıp okumaya değer bir çalışma olmuş. Rapor özetle; boykotun zalim rejimlere karşı mücadelede etkili bir araç olduğunu ortaya koyarken, bunun başarılı olabilmesi için bireylerden devletlere kadar her seviyede disiplinli ve kararlı bir çaba gerektirdiğini gerekçeleriyle birlikte vurguluyor. Bireylerden toplumlara, hükümetlerden uluslararası kurum ve kuruluşlara varan geniş bir yelpazede, boykotun etkinliği ve sürdürülebilirliği açısından uygulanabilir önerilerde bulunuyor. Bu önerileri bilhassa okumanızı, okutmanızı isterim.
Zira boykot bir tercih değil, insanlık onurunu savunmak için ahlâkî bir sorumluluktur. #Hak ile #bâtıl arasındaki mücadelede tarafımızı belirleyen bir vicdan hareketidir. Bu hareketin başarıya ulaşması, bireylerden devletlere kadar herkesin üzerine düşeni yapmasına bağlıdır. Adalet arayışımızın somut bir ifadesi olan boykot, sadece Filistin halkı için değil, adalet ve #barış için hepimize bir umut ışığıdır.
Şeytanın “Benim ufacık bir alışverişimle mi zulüm bitecek?” vesvesesine kulak asma. Evet, senin ufacık alışverişin zulmü söndürecektir. Sizi, boykota ve boykot bilincini yaygınlaştırmaya davet ediyorum. Yarın, yaptıklarımız kadar yapmadıklarımızdan da sorumlu olacağımızı unutmayalım.
Rapora İLKE Vakfının web sayfasından ulaşabilirsiniz.
Rapor: https://t.co/3reMQx6fmG
Prof.Dr. HAYRETTİN KARAMAN (İslâm Hukuku Profesörü)
16.02.2025 tarihli köşe yazısı.
Mobil Site: https://t.co/re2yFN8tvQ
Masaüstü Site: https://t.co/f9vCcNnkul
https://t.co/Y7R4iKoII1
https://t.co/X2dGIfcUSU
https://t.co/PdLDN7auPa
https://t.co/lL1srbWlwO
Önemine binaen ısrarla tekrar söylüyorum, sakın bazılarından hisse de almayın, onlarla kurban da kesmeyin, ibadetinizi heder etmeyin, uyanık olun, ibadet ediyoruz ibadet...
#KurbanınıPaylaş Kardeşinle Yakınlaş
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı olarak 2023 yılı vekâletle kurban kesim bedelini yurt içinde 5.950 TL, yurt dışında ise 2.750 TL olarak belirledik.
Bağışlarınızı başta deprem bölgesi olmak üzere tüm ihtiyaç sahibi kardeşlerimize ulaştırıyoruz.