Korkuyorum,
Annemin dönmesini istiyorum,
Neden herşey yıkık, dökük,
Evimiz nerede?
Ahmet yavrum, sizleri yalnız bıraktık, sesinizi kimse duymadı, Allah yardımcınız olsun.
ARA TATİLLERE İLİŞKİN AÇIKLAMA
Kamuoyunda son günlerde gündeme gelen “ara tatillerin kaldırılması” yönündeki tartışmalar üzerine, bu konuda bir psikolojik danışman ve eğitimci olarak görüşlerimi paylaşma ihtiyacı doğmuştur.
Ara tatiller, yalnızca akademik takvimdeki bir boşluk değil, öğrencilerin ve öğretmenlerin psikolojik iyilik halini koruyan bilimsel bir gerekliliktir. Eğitim-öğretim süreci aralıksız şekilde devam ettiğinde, zihinsel yorgunluk artmakta, motivasyon düşmekte ve öğrenme verimliliği belirgin biçimde azalmaktadır.
Öğrenciler açısından ara tatiller, yoğun ders temposunun yarattığı stres ve baskının azalmasını sağlayarak dikkat sürelerinin yenilenmesine ve zihinsel performansın tazelenmesine katkıda bulunur. Aile içi zamanın artması, sosyal ilişkilerin güçlenmesi ve duygusal dengenin korunması bakımından bu molalar kritik bir işleve sahiptir. Aksi halde molasız bir eğitim akışı öğrenciyi okuldan soğutarak ciddi bir motivasyon kaybına yol açmaktadır. Öğretmenler açısından da durum benzerdir; zihinsel ve duygusal olarak toparlanabilmek, sınıf içi performansın niteliğini doğrudan etkiler. Yoğun tempoda aralıksız çalışan öğretmenlerde tükenmişlik artmakta, iletişim kalitesi zayıflamakta ve eğitim sürecinin verimi düşmektedir. Bu nedenle ara tatiller, öğretmenin mesleki verimini koruyan zorunlu nefes aralıkları niteliğindedir.
Eğitim sistemi yalnızca ders saatleriyle değil, insanın psikolojik yapısı dikkate alınarak tasarlandığında sağlıklı işler. Ara tatillerin kaldırılması; eğitimin kalitesini artırmak yerine, öğrencide ve öğretmende stres, yorgunluk ve motivasyon kaybını artıracaktır. Bu nedenle eğitimde niteliği yükseltmek için yapılması gereken ara tatilleri kaldırmak değil, onları daha işlevsel hale getirmek ve öğrencilerin psikososyal iyilik halini destekleyecek şekilde geliştirmektir.
Bu noktada ayrıca şu soruların da kamuoyunda açıklığa kavuşturulması önemlidir:
Bakanlığın, velilerin talebi doğrultusunda böyle bir karar almak istediğine yönelik iddialar doğru mudur?
Eğitim ile ilgili kritik kararlarda belirleyici olan kimdir?
Eğitim bilimleri ışığında çalışan eğitimciler mi, yoksa farklı beklentiler taşıyabilen veli grupları mı?
Özel okullardaki velilerin bu yönde özel bir talebi olmuş mudur ve bu talepler devlet okullarındaki milyonlarca öğrenci ve öğretmenin çalışma koşullarını etkileyen kararlara yön vermekte midir?
Bu soruların yanıtlanması, karar süreçlerinin daha şeffaf ve pedagojik temelli yürütülmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Kamuoyuna saygıyla duyururum.
Ahmet Ölçer
Eğitim Gücü Sen Kurucular Kurulu Üyesi
Çorum İl Başkanı
Makatına hava basılarak öldürülen 15 yaşındaki Muhammed Kendirci’nin annesi:
"Çocuğuma konduramıyorum, o mezarda durmayı! Her defasında kapı açılacak, oğlum gelecek diye bekliyorum.
15 yaşında! Fidan ya fidan! Ben kıymadım koklamaya, kıymadım öpmeye nazarım değmesin diye. 10 gündür telefonum ‘Canım oğlum’ diye çalmıyor.
Kafayı yiyeceğim." (HalkTV)
@bosunatiklama “Makatına hava basılarak öldürülen” ne demek ya, daha ne kadar cani olacak bu insanlar, nasıl şeytanlık, kötülük bu? İnanılır gibi değil. Gencecik bir insan, daha çocuk ya, çocuk. Gerçekten artık bu dünyada, bu ülkede yaşamaya mecalim kalmadı, her gün yeni bir felaket görüyoruz.