Daha düne kadar insan içine çıkamayan bu “sahte barış” düşkünleri, Çözüm Süreci’nin fırsatlarını kendilerine yontup küstahlaşmakta sınır tanımıyorlar. Şimdi de medya düzenine müdahale etmeye kalkıyorlar.
İmralı’daki bebek katilinin, kendisiyle ve sözde “Çözüm Süreci”yle ilgili haberlerin bir kısmından “rahatsız olduğunu” söyleyip, bu rahatsızlığı doğuran içerikleri engellemenin “iktidarın görevi” olduğunu dile getirmek; artık fikir özgürlüğünün değil, doğrudan devlet otoritesine meydan okumanın konusudur.
Yani bir terör örgütü elebaşı, artık patolojik mahiyette tezahür eden hezeyanlarıyla sadece Türkiye’ye ve Ortadoğu’ya yön vermeye kalkışmakla kalmıyor; aynı zamanda bu ülkenin basın düzenine de yön verme cüreti ve hadsizliği gösteriyor!
Oysa Türkiye’de basının görevi, bir teröristin duygusal konforunu sağlamak değil; milletin gerçeği bilme hakkını korumaktır.
Basın özgürlüğü, İmralı’nın keyfi için değil; şehitlerinin kanını, gazilerinin fedakârlığını, milletinin hafızasını yaşatmak için vardır. Devletin medya dilini terör örgütü liderinin talepleri doğrultusunda şekillendirmesini istemek, açık bir şekilde terör örgütünün taleplerinin normalleştirilmesi ve kabulü çağrısıdır.
Asıl “rahatsız” olması gerekenler, ekran başında evladının haberini izleyen şehit anneleridir; dağda, sınırda, operasyon sahasında bu vatan için can veren Mehmetçiklerdir.
Bu vatana sadece nüfus kâğıdıyla değil, kalbiyle bağlı olanların sabrını, acısını, kararlılığını yok sayıp; kırk yıl boyunca bu millete ve devlete “ihanet” etmiş cani bir hükümlünün huzurunu dert edinmek, millî bir problem alanıdır. Ve asla göz yumulamaz.
@Av_Turgaysahin Turgay bey
Aynı sorun ve önlemleri
İscehisar Belediyeside uyguluyor
Bildiğim üzere İscehisar Belediyesi Akp li
Bu konuda bi diyeceğiniz birşey varmı