Rebî’ b. Huseym (rah) evine bir kabir kazmıştı. Kalbinde bir katılık (amelinde bir gevşeklik) hissettiği zaman oraya girer, uzanır ve, “Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında, ‘Rabbim! Beni geri gönder. Tâ ki boşa geçirdiğim dünyada hayırlı ameller yapayım’ der”
Cumhurbaşkanımız Erdoğan:
"Türkiye'de hiç kimse hukukun kapsama alanı dışında değildir. Türkiye'de suç işleme özgürlüğü olan imtiyazlı bir azınlık yoktur, olmayacaktır."
Çok açık ve net söylüyorum:
CHP Genel Başkanı’nın çağırdığı sokak, çıkmaz sokaktır.
Hırsızlığı, soygunu, hukuksuzluğu, sahtekârlığı savunmak için mahkeme salonları yerine sokağı işaret etmesi vahim bir sorumsuzluktur.
Ramazan-ı Şerif ile nevruzu birlikte idrak ettiğimiz böylesi özel bir günde, İstanbul’daki bir yolsuzluk operasyonu bahane edilerek sokaklarımızın karıştırılmak istendiğine şahit oluyoruz.
Bir avuç kifayetsiz muhterisin sırf kendi ikballeri, menfaatleri, rant ve yağma tezgâhları bozulmasın diye milletimizin huzuruna kastetmesine, insanlarımızı kışkırtmasına, Türkiye’yi terörize ve tedirgin etmeye çalışmasına göz yummayacağımızın bilinmesini istiyorum.
Bu milletin ezelî ve ebedî kardeşliğinin zedelenmesine bugüne kadar rıza göstermedik, bundan sonra da göstermeyeceğiz.
Ne hazindir ki CHP, mevcut yönetim idaresinde illegal örgütlerle kurduğu asimetrik ilişkileri, gırtlağına kadar battığı yolsuzlukları, darbecilere cesaret veren tavırları, sokak terörünü tahrik eden sorunlu söylemleri sebebiyle meşru zeminde siyaset yapan bir parti olma vasfını hızla yitirmektedir.
CHP’nin sadece belediyelere çökmüş haramilerle değil, marjinal yapılarla ve terör örgütleriyle de arasına mesafe koyması gerektiği açıktır.
Halk Partisi yaşadıkça ve türlü tertip ve istismarlara giriştikçe bütün milliyetçi partilere düşen yön, aralarındaki ayrılıkları ve (ayrıcalık)ları bir kenara bırakıp onun devrilmesi, kökünden kazınması hedefinden başka bir şey olamaz.
Oğuz Kağan’dan ve Tuğrul bey’den
10 Ok öğüdü…
“Kardeşim!
Birlik olmaz ayrılırsak işte şu tek ok gibi bölünüp, parçalanırız.
Ama bir ve beraber olursak bölünüp parçalanmayız.”
Oğuz Kağan ve Tuğrul bey bugüne söylüyor.
Oğuz Kağan uzun mücadele ve zaferden sonra çocuklarını toplamış.
Allah’ın birliğini anlattıktan sonra:
"Sadaklarınızdan bir ok alın ve kırın" diye emretmiş. Hepsi sadaklarından birer ok çıkarıp tek olan oklarını kırmışlar.
Bunun üzerine Oğuz Kağan çocuklarına:
"Şimdi on ok çıkarın ve kırın" diye emretmiş.
Çocukları sadaklarından onar ok çıkarmış ancak ne kadar denedilerse de hiçbiri, on oku kırmayı başaramamış.
Oğuz Kağan çocuklarına: "Çocuklarım bir ve beraber olmazsanız işte şu zayıf tek ok gibi kırılır, dağılırsınız. Ama birlik içinde, bir arada olursanız kimse sizi bölemez, parçalayamaz. Şu ON OK gibi BİR ve BERABER olunuz." diye öğüt vermiş
Selçuk Bey yurt tutmuş, Büyük Selçuklu Devletini kurmuş. Oda kocayıp, Emri Hak vaki olunca Selçuklu saltanatı Tuğrul ve Çağrı Beye kalmış.
Tuğrul Bey, Çağrı Beyi yanına oturtup sadağından bir ok alıp kırmasını söylemiş.
Çağrı Bey sadağından bir oku alıp kolayca kırmış. Bunun üzerine Tuğrul Bey kardeşi Çağrı’ya sadağından on ok alıp deste halinde kırmasını emretmiş.
Çağrı Bey ne kadar zorlasada deste halindeki on oku bir türlü kıramamış
Bunun üzerine Tuğrul Bey, Çağrı Beye demiş ki: “Kardeşim birlik olmaz, ayrılırsak işte şu tek ok gibi bölünüp parçalanırız. Ama bir ve beraber olursak, bölünüp parçalanmayız"
Gençler ve ebedi gençliğin yalnız İslam’da olduğuna inanan MÜMİNLER! Biz bu dünyaya FİLM izlemeye değil,oynanan filimleri BOZMAYA geldik.HERKES gibi MÜMİNLERİN de fikir hürriyetine sahip olduğunu,en galiz ifadelerle İSLAMA ve MÜSLÜMANA söven şu NAMUS YOBAZLARINA da öğreteceğiz!
Hilaliyle “Lâ ilahe illellah”ı, yıldızıyla “Muhammedurrasullah”ı remzeden BAYRAĞIMIZIN renginde ceddimiz Alparslan’dan Hüdavendigar’a bütün şehitlerin kanı var.BAYRAK bize ne için yaşayıp,hangi gaye uğrunda öleceğimizi hatırlatır. LGBTcinin üzerinde olması şeref değil, zillettir.
FenerRum Kilisesini,medreselerle bir kartal gibi kuşatıp,hareket kabiliyetini durduran Mahmud Efendi Hazretlerinin yetiştirdiği ilim ve dava adamı Bayram Hocamız yıllar önce İsmailağanın mihrabında Allah ve Rasul davasını anlatırken şehid edilmişti.Mekanı cennet,makamı ali olsun.
@haciosmanoglue Eray bey bazen saçmalıyorsun. Senin bu herşeyi Kuran’da arayın mantığın yanlış senin bu tavrın peygamberlik makamını redde girer. Madem Kuran’ı bu kadar iyi biliyorsun namazın kılınışı nerde yazıyor gösterir misin? Bu mantığınla namaz yok mu diceksin, haşa!
Cihânın büyük kutublarından, evliyâullâhın ekâbirinden, mürîdlerin mürebbîsi, sâliklerin müselliki, milyonlarca insanın hidâyetine vesîle olmuş büyüğümüz, Menzil Şeyhi Abdülbâqî Erol Hazretleri’nin Hakk Te’âlâ’nın rahmetine vâsıl olduğunu büyük bir hüzün ile işitmiş bulunmaktayım.
Allâh-u Te’âlâ, bu ümmete yaptığı çok değerli hizmetlerinden dolayı kendisine cennât-ı âliyâtta âli’d- derecât ihsân eylesin, rûh-u şerîfini ervâh-ı enbiyâ ve evliyâ ile ferâhnâk eylesin, yolunu dâim eylesin, haşr sabâhına kadar onun yolundan devâm edecek cümle talebe-i ulûmun ve ulemâ ile sulehânın ecirlerine ortak eylesin, bizleri de şefaatine nâil eylesin, geride bıraktığı kederli âilesine sabr-ı cemîl, ecr-i cezîl ve âmâl-i sâlihât ile tûl-u ömürler ihsân eylesin, Âmîn!
Bu fakîrin de şâhitliği vechile; kendisinden sonra mutlak halîfe olarak Seyyid Sâkî Erol Hazretleri’ni Menzil’deki merkez tekkeye nasbetmiş idi. Zâten Sâkî Efendi’ye Şeyh Efendi Hazretleri’nin sağlığında da ‘Halîfe Hazretleri’ diye hıtâb ediliyordu.
Bu vesîle ile Seyyid Sâkî Efendi Hazretleri’ne bu ma’nevî yolu; Tarîkat-i Aliyye-i Nakşibendiyye-i Müceddidiyye-i Hâlidiyye’yi devâm ettirmesi, nice ulemâ ve sulehâ yetiştirmesi husûsunda Cenâb-ı Mevlâ’dan muvaffakiyetler niyâz eder, kem gözlerden, eşrârın ve hasûdlerin şerrinden, müfsidlerin ifsâdından kendisini ve hizmetlerini masûn-u mahfûz eylemesini taleb ederim.
Kendisinin Ehl-i Sünnet titizliği, sahâbe müdâfaası ve meşâyıhın ırzını muhâfaza husûsundaki ğayretlerine şâhid oldum. Bu zamanda maalesef tarîkatlerin birçoğunda Ehl-i Sünnet müdâfaası kalmamış ve bid’atler ziyâde yaygınlaşmıştır. Bundan dolayı Seyyid Sâkî Hazretleri’nin bu konuda Seyfullâh makâmında bid’at ehlinin şevketini kırması için başarılı olması husûsunda hepimiz kendisine duâcı ve destekçi olmalıyız.
İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde bulunan Feshane-i Amire binasını restore ettirip tasavvuf müzesi yaptıracağını söyleyen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu büyük bir rezalete imza attı. Tasavvuf müzesi, sanat adı altında içerisinde çıplak heykellerinde bulunduğu LGBT propagandası yapılan rezalet müzesi haline geldi. Kültür Bakanlığımızı konuya binaen göreve davet ediyor, bu yapılan saygısızlığı nefretle kınıyorum..