Bugün Ahlat’ı andığımızda Hazreti Ömer’i ve mücahid sahâbi Iyaz bin Ganm’i anmamak ve bilmemek olmaz. Peki Ahlat’ta dahi Iyaz bin Ganem sorulduğunda iki cümle ile anacak kaç kişi vardır bilinmez. İşte bu tarihî hafızamızın ne kadar zayıflamış olduğunuz göstergesidir.
Ahlat, İslamiyet ile ta Hazreti Ömer Efendimiz zamanında tanıştı. Bölgenin fatihi olan Iyaz bin Ganm, Hazreti Ömer döneminde müthiş fetihlere imza atmış büyük bir sahâbi kumandandı.
“Şüphesiz ki ALLAH, kâfirleri lânetlemiş ve onlar için alevli bir ateş hazırlamıştır.
Onlar orada 🔥
ebedî olarak kalacaklardır.”
(Ahzâb Suresi, 64–65.)
İsrail'i Eleştiren Herkes Bizim Düşmanımız
Google ile Sizi İzleyeceğiz Açıklarınızı Bulacağız. İşinizden çıkaracağız, işiniz varsa iflas ettireceğiz.
Siyonizm budur!
Paylaş, bütün dünya görsün, bilsin tanısın ve anlasın.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki;
(Bir kimse, beni çocuklarından, ana-babasından ve herkesten daha çok sevmedikçe, îmanı tamam olmaz)
(Allahü teâlâ bir kuluna yazı ve söz sanatı ihsân ederse, Resûlullahı övsün, düşmanlarını kötülesin!)
(Kıyâmet günü, önce gelenlerin ve sonra gelenlerin seyyidiyim. Hakîkati bildiriyorum, öğünmüyorum.)
------------------------------------------------
Rebî'ul-evvel ayının onbirinci ve onikinci günleri arasındaki gecedir. Dünyâdaki bütün insanlara Peygamber olarak gönderilen, Peygamberlerin sonuncusu ve en üstünü Muhammed Mustafâ aleyhisselâmın doğduğu gecedir. Mîlâdın 571. ci senesinde doğdu. Bu gece, Kadr gecesinden sonra, en kıymetli gecedir. Bu gece, O doğduğu için sevinenler afv olur. Bu gece, Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" tevellüdü zemânlarında görülen hâlleri, mu'cizeleri okumak, dinlemek, öğrenmek çok sevâbdır. Kendileri de anlatırdı. Bu gece, Eshâb-ı kirâm radıyallahü anhüm de, bir yere toplanıp, okurlar, anlatırlardı.
Nasıl sevmiyeyim ki, bedenimde canımsın,
Hürmetine var oldum, sebebi hayatımsın.
Damarımda kanımsın, bana benden yakınsın,
Sen âşıklara mâ'şûk ve hep canlara cânân.
Her derde devâ sensin, her rûha şifâ sensin,
Göze sürme, başa tâç, kalblere cilâ sensin.
Habîbullahsın, fevk-i mele-i a'lâ sensin,
Başka kapı çalamaz, seni biraz tanıyan.
MEVLİD KANDİLİ
Dünyadaki bütün insanlara peygamber olarak gönderilen, peygamberlerin sonuncusu ve en üstünü Muhammed aleyhisselâm, 571 yılı Nisan ayının 20'sine rastlayan, Rebi'ul-evvel ayının 12.Pazartesi gecesi, sabaha karşı Mekke-i Mükerreme'de dünyaya gelmiştir. Her peygamberin ümmeti, kendi peygamberinin doğum gününü bayram yapmıştır. Bugün de, Müslümanların bayramıdır. Neşe ve sevinç günüdür. Dünyadaki Müslümanlar tarafından, her sene, bu gece Mevlid kandili olarak kutlanmakta, her yerde Mevlid kasideleri okunarak Resûlullah hatırlanmaktadır. Mevlid, doğum zamanı demektir.
Resûlullah efendimiz, mevlid gecelerinde Eshâb-ı kirâma ziyafet verir, dünyayı teşrifindeki ve çocukluk zamanındaki şeyleri anlatırdı. Hazret-i Ebû Bekir de, halîfe iken, Eshâb-ı kirâmı toplar, Resûlullah efendimizin dünyayı teşrifindeki olağanüstü hâlleri konuşurlardı. Bu gece, Resûlullahın doğum zamanında görülen hâlleri, mûcizeleri okumak, dinlemek, öğrenmek çok sevaptır. Peygamber efendimizi öven çeşitli mevlid kasideleri vardır. Meşhur olan ve Türkiye'de sık sık okunan mevlid kasidesini Süleyman Çelebi, 15. asırda yazmıştır. Mevlid-i şerîf okumak, Resûlullahın dünyaya gelişini, mirâcını ve hayatını anlatmak, Onu hatırlamak, Onu övmek demektir. Mevlid Gecesi, Kadir Gecesi'nden sonra en kıymetli gecedir. Bu gece Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz doğduğu için sevinenler afv olur.
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
"Beni ana babasından, evlâdından ve herkesten daha çok sevmeyen, mümin olamaz."
"Bir şeyi çok seven, elbette onu çok anar."
"Peygamberleri anmak, hatırlamak ibâdettir."
Bu gece, çalgı ve başka haram şeyler karıştırmadan, Allah rızası için mevlid cemiyeti yapmak, mevlid kasidesi okumak, salevât-ı şerîfe getirmek, tatlı şeyler yedirip içirmek, hayrat ve hasenat yapmak, böylece, o gecenin şükrünü yerine getirmek müstehaptır. Diğer kandillerde olduğu gibi, bugün de, Kur'ân-ı kerîm okumalı, kaza namazı kılmalı, sadaka vermeli, duâ etmeli, Cenâb-ı Haktan afv ve mağfiret dilemelidir.
PEYGAMBER EFENDİMİZİN DOĞUMU
Muhammed aleyhisselâmın doğumunda sayısız mûcizeler görülmüştür. Kureyş'in reislerinden, dedeleri hazret-i Abdülmuttalib anlatıyor: Muhammed'in sallallahü aleyhi ve sellem doğduğu gece, Kâbe'yi tavaf ediyordum. Gece yarısını geçince, Kâbe, Makam-ı İbrahim'e doğru secde ediyordu ve "Allahü ekber, Allahü ekber" diye tekbir sesleri ile; "Beni müşriklerin pisliklerinden, cahiliyet zamanının kötülüklerinden temizlediler." diye sesler geliyordu. Bütün putlar yere düştü. En büyükleri olan Hubel yüzü üzerine, bir taşın üzerine düşmüştü.
+
Kadir Mısıroğlu: ”İsrail 100 milyonluk Arap kitlesinden korkmuyor, Türkiye'den korkuyor.”
Nasıl korkmasınlar, Tevrat’ın Yeremya bölümünde kuzeyden gelen arslanın israil'i haritadan sileceğini çok iyi biliyor lanetli domuzlar? Az kaldı sonlarına!
CİHANI AYDINLATAN NÛR - 4
"O'na uyanlar seçkin kullarımdan olur. Büyük şefaat sahibidir."
İlk insan Hazret-i Âdem aleyhisselam, arş üzerinde "La ilahe illallah Muhammedün Resûlullah" yazısını görünce ismin sahibinin erişilmezliğini anladı. Ancak O'nun ismi sadece göklerin en yükseğini mahyalandırmamıştı. Kelime-i tevhid Cennette her sarayda, her yaprakta, her çiçekte, her bucakta okunuyordu.
Adem aleyhisselam, bu hali oğlu Şit Peygambere "aleyhisselâm" anlatıyor:
-Cennette O'nun ismi ile güzelleşmemiş bir tek köşe bile görmedim. Her yan ve her yön o şerefli ismin pırıltılarını aksettiriyor.
-Peki, babacığım hanginiz daha kıymetlisiniz?
Şit aleyhisselâmın sualine Adem aleyhisselâm cevap vermek istememiş olacak ki, sükutu tercih etti. Ne var ki aynı sual üçüncü kere tekrarlanınca ezeli hakikat daha o günden açıklandı.
Âlemlerin Rabbi buyurdu:
-Ya Adem! Her şeyi senin için yarattım, seni ise o seçilmiş için!!! Cenneti O'nunla ve O'nun ümmetiyle dolduracağım. Kendisine Arap dili ile Kur'an-ı kerim indireceğim. Bu kitabın emir ve hükümleri, hiç değişmeyerek dünyanın sonuna kadar devam edecektir. Bu peygamber, benim en sevgili kulumdur. İyiliği her insana ulaşacaktır. O'na uyanlar seçkin kullarımdan olur. Büyük şefaat sahibidir. İsmi yer yüzünde "Muhammed" göklerde "Ahmed"dir (sallallahü aleyhi ve sellem). O'nu dünyanın sonuna yakın göndereceğim. Hiç bir Peygamber O'ndan üstün olmadığı gibi, hiç bir ümmet de O'nun ümmetinin sayısına varamayacaktır. Ümmeti abdestli gezer. Öyle ki bunların yerdeki nurları yıldızların gökteki aydınlığı gibidir.
Adem babamız, Cennetten çıkarılınca, üç yüz sene göz yaşı döktü. Çok üzgün ve çok pişmandı. Gaibden gelen bir sesin de hatırlatması ile el açıp Cennette iken Cebrail aleyhisselâmdan öğrendiği bazı isimleri araya koyarak dua etti.
-Ya Adem, kıyamete kadar gelecek evladının günahlarının bağışlanmasını isteseydin bu isimlerin sahiplerinin sevgisi için yine kabul ederdim...
- devamı var-
Sevgili Peygamberim
https://t.co/9S09iKFhZC
Ateşkes Yalan oldu. Gazze’de katliam devam ediyor.
Bu Sessizliğe karşı bir yürüyüş düzenleniyor.
Ses Çıkarabileceğin Bir Nesne Al sen de katıl!
📅 16 Ağustos Pazar
🕒 18:00
📍 Beyazıt Meydanından Eminönü’ne
#SoykırımıDurdurun
PEYGAMBERİMİZİN ÇOCUKLUĞU -1
Kureyş ileri gelenleri yeni doğan çocuklarını süt annelere verirler. Onları, havası güzel, suyu serin yaylalarda yetiştirirler. Bu yüzden vücutları kavi, cildleri pürüzsüz olur. Bu kabileler cesaretleri, cömertlikleri ve lisan-ı Arabiye vukûfiyetleri ile tanınırlar. Süt çocukları da mertliği, cömertliği, fasih ve beliğ konuşmayı öğrenirlerdi.
Peygamberimizin süt annesi Hazret-i Halime Sâdiye anlatır: Kabîlemden bir grup kadınla süt anneliği yapmak için Mekke'ye doğru yola çıktık. Kocam Haris de yanımdaydı. Bir zayıf merkebimiz ve memeleri kurumuş bir devemiz vardı. Aslında benim de sütüm azdı. Oğlum Abdullah (Damra) doymaz geceleri ağlardı. Merkebimiz ağır aksak yürüdüğü için Mekke'ye geç geldik ki vardığımızda paralı ailelerin çocukları çoktan kapışılmışlardı.
Abdülmuttalib ise torununu emzirtecek kadın bulamamıştı, zira yetim çocuklar cazip değildi, dişe dokunur bir ücret alamayacaklardı. Bana da teklif etti, kocama danıştım; "Bana sorarsan eli boş dönmeyelim. Belki bu çocuk yüzünden Allahü teâlâ bize bolluk bereket verir!" dedi. Abdülmuttalib'e; "Tamam kabul dedim." nasıl da sevindi.
Âmine Hâtun beni hoş karşıladı. "Biliyor musun, 3 gece önce bir kimse geldi, oğlunun süt annesini Benî Sa'd kabilesinden Züveyb oğullarından seç dedi." Tuhaf dedim, beni tarif ediyordu sanki.
Muhammed "sallallahü aleyhi ve sellem" yeşil bir ipek üzerinde uyuyordu, beyaz yünden bir kundağa sarılmıştı, yaklaştım mis gibi kokuyordu. O anda kalbim akıverdi, hayran olmuştum, gözümü alamıyordum, uyandırsam ama nasıl kıyılırdı? Elimi sinesi üzerine koydum kirpikleri aralandı, bana baktı, gülümsedi. Gözlerinden çıkan nûr semaya yükseldi. Hemen yüzünü örttüm. Bunu annesinden bile gizledim. Onu kucaklayıp sağ mememi verdim emdi, sol mememi verdim, almadı. O günden sonra sol taraf Abdullah'a kaldı.
Hazret-i Muhammedi emzirmeye başlayınca, sütüm çoğaldı, oğlum da doymaya başladı. Devemizin memeleri de sütle doldu, kaplarımız doldu taştı. Sa'd yurduna giderken merkebe bindim. Nurlu emaneti önüme aldım. Merkep Kâ'be'ye doğru secde etti. Yola koyuldu. Nasıl güçlendi, nasıl hızlandı, anlatamam, kâfile gerimizde kaldı. Konakladığımız yerler yeşeriyor, dallar körpe filizlerle donanıyorlardı. Yerimize yurdumuza vardık elle tutulan gözle görünen bir bolluk yaşıyorduk.
(devamı yarın)
Türkiye Takvimi
https://t.co/BnxACdr9iW
💠“Şedîd olan kimse [kuvvetli, şiddetli kahramân olan kimse], çarpışmada şedîd olması mu’teber değildir. Belki gadabı vaktinde [kızgınlığı ânında] nefsine mâlik olan kimseye şedîd demek [kahramân demek] lâyıkdır.” Hadîs-i şerîf. 4/147
Vay vay bakın burda ne var!
Gülben Ergen ve Mustafa Sandal, baş hırsız Haluk Levent’in aracından iniyor.
Noldu adam hırsız çıkınca mı adamı tanımamaya başladınız?
Hepiniz suçlusunuz!