Daha gece dolmamıştı ki iş yerlerinin gün sonu işlem özeti gibi bizim de Kurum Bakanla ele aldığımız işlerin; iş takvimi, sorumlu genel müdürleri, Daire Başkanları, ilgili bürokratları, onların telefon numaraları ile Osmaniye’de Çevre Bakanlığının yapacağı iş listeleri Sayın Bakanımızın danışmanı tarafından whatsap’ımıza ulaştırılmıştı bile.
Eskilerin dediği gibi İsmiyle Müsemma, Kabine’nin belki de en kurumsal çalışan Bakanı, iş yapma kültürünün kendisinde vücut bulduğu Murat Kurum Bakanımıza Teşekkür ediyoruz efendim. Osmaniye’mizi birliğimizin gücüyle ortak Devlet aklıyla yönetiyoruz.
Aylar sonra 15 Temmuz Gecesi Darbeci Alçaklara karşı en büyük mücadeleyi de Hakkari, Van, Diyarbakır bölgesinde Metin Temel Paşa vermişti.
Sözün özü, Terör içerde ve dışarda komplikasyonları çok olan bir tehdittir. Terörü bitirmek içerde ve dışarda daha güçlü olmak için şarttır. Milli Ordu, Milli Devlet ve Milli Meclis ise olmazsa olmazdır. Bu yüzden; Terörsüz Türkiye Yeni Türkiye Yüzyılında aynı zamanda darbe kalkışmalarının tarihin çöplüğüne gittiği ‘Darbesiz Türkiye’ demektir.
30 yıl önce Zorkun Çocuk Şenliğine katılan o çocuklar bugün Zorkun Şenliğini yapıyorlar. Bizler kökü mazide olan bugünleriz, yarınlarız.
#osmaniye#zorkun#okü
Terörsüz Türkiye aynı zamanda darbelerin de tarihin çöplüğüne atıldığı yeni bir dönemdir.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi iki başlı yönetimi sona erdirdi. Birbiriyle politika çatışması üzerine kurulmuş olan seçilmiş Başbakan ile atanmış Cumhurbaşkanlığının Türkiye olarak bizi nasıl da üçüncü dünya ülkeleri liginde gören sıkışmış politika tercihine mahkum ettiğini, önceki yüz yılda yaşadığımız ekonomik ve siyasi çalkantılarda sayısız defalar gördük.
Bölgesinde yaşanan çatışma ve gerilimlerde öncü bir rol üstlenerek Bölge ve Dünya barışına hizmet eden Türkiye’nin gücü, büyüyen ekonomisi ve yükselen savunma teknolojileri ile Lider Ülke Türkiye’nin etrafındaki uluslararası sorunları kendi Devlet Aklı’yla kendi menfaatleri doğrultusunda uzun bir aradan sonra ilk kez çözebilme kabiliyeti ortaya konulmuştur.
Peki, Bölge’nin Lideri konumuna erişen Türkiye’nin, bir Dünya Lideri de olabilmesi için başka hangi adımlar gereklidir?
Bölgede bugüne kadar Orta Doğudan Arap Yarımadasına kadar uzanan savaş ve çatışma alanlarında kullanışlı aparat olarak faydalanılan terör örgütlerine son vermek kimin çıkarına hizmet eder?
İşte tüm bunlar bir “Devlet Aklı” gerektiriyor. 12 Eylül Darbesini “Bizim Çocuklar yaptı” diyenlerin o gün tohumlarını attığı terör örgütü ile elli yıldan beri yaşamaya alışmış olanların bunu anlayabilmesi elbette zor olacaktır.
Peki, Terör örgütünün kendini feshetmesi, varlığına son vermesi kime fayda sağlar?
Hiç şüphesiz Türkiye bir büyük belayı def etmiş olur. Üstelik İçerde olduğu kadar dışarda da konjonktür hiç bu kadar bizim lehimize olmamıştı.
Türkiye bugün öncülüğünde İran, Suudi Arabistan, Pakistan hatta Mısırla ilk kez kendi tez ve stratejik işbirliği ile ittifak ülkeler olarak bir araya gelmiştir. Üstelik Rusya ve Suriye’nin bu bölgesel işbirliğinin içinde oldukları sır değildir. Abd, Türkiye’nin bölgede lokomotif olduğu bu siyasi, askeri ve ekonomik gelişmelere hayır diyememektedir. Türkiye ile uluslararası ilişkilerini İsrail’e rağmen koruma gayreti içindedir.
Türkiye Birinci Dünya savaşı sonrasından yüz yıl sonra ilk kez yeniden kenetlenmiş bir güç olmayı başarmanın eşiğindedir. Dışarda Ermenilere karşı Karabağ sorununu askeri ve politik güçle çözebilen Türkiye, bugün içerde Terörsüz Türkiye adımı ile terör örgütünü bitirme noktasına gelmiştir.
İçerde Türk/Kürt ilelebet kardeşlik hukukunu sağlamış bir Türkiye’nin dışarda çok daha güçlü olacağı malumun ilanıdır. Dış güçlerin Suriye’de, İran’da bugün kullanışlı aparatlar bulamaması tesadüf değildir. Liderimiz Devlet Bahçeli’nin daha bir yıl önce Devlet Aklı ile bizzat üstlendiği sorumluluk sayesinde bunlar olmuştur. Devletin Başı olarak sayın Cumhurbaşkanımızın bu iradeyi uygulaması ile vücut bulmuştur.
Terörün çok komplike ilişkilerini de burada unutmamak gerekir. Son bir anekdotla ne demek istediğimizi anlatmaya çalışalım.
Çukur Barikat operasyonlarının sona yaklaştığı zamanlardı. Akşam yemeği için Yüksekova Tümeni’ne, Kor General İsmail Metin Temel’in daveti üzerine gitmiştik. Üç kişilik yemek masadında Komutan Bey ve helikopterle bölgeden gelen Uludere Kaymakamı vardı. Henüz 15 Temmuz hadisesi yaşanmamıştı. Muhtemelen Mayıs ayı idi.
Devlet tecrübem ışığında (Muhtemelen) Kolordu Komutanı olan İsmail Temel Paşa’nın orada resmi toplantılar hariç Tümen Komutanı ve Tugay Komutanları ile pek yan yana gelmedikleri dikkatli gözlerden kaçmıyordu. Belki de bu yüzden bizim için hazırlanan akşam yemeğinde sadece üçümüz vardık.
Yemeğin bir yerinde “Paşam”, dedim. “Operasyonlar çok şükür nihayete eriyor, tamam da herkes keskin bıçak gibi, kınından çıkarılan kılıçlar inşallah kazasız belasız tekrar yerine koyulur” deyince Kurt gibi İsmail Metin Temel komutan ne demek istediğimi anlamış, Uludere Kaymakamı nasıl yani diyerek anlamamıştı. Ne yani ordu içinde o tip adamlar kaldı mı ki diye sorduğunda Komutan Bey, işaret ve orta parmağını kılıç işareti yaparak omuzuna götürmüş, “general rütbesinde bile varlar” demek istemişti.
Yönetimini üstlendiğimiz tarihi oturumda kabul edilen kanun teklifi; milli birliğimiz için en sağlam teminat, Türkiye Yüzyılı için kutlu bir milattır. Türk milletine hayırlı olmasını diliyorum.
Karaburun- Mordoğan Yangın Bölgesinde Bizzat Bulunuyoruz.
Bölgede meydana gelen orman yangınına müdahale çalışmalarında görev yapan devlet kurumlarımıza; Güzelbahçe, Urla ve Seferihisar Ülkü Ocaklarımız tarafından destek sağlanmaya devam edilmektedir.
Bir Çalışma Titizliğinin Anatomisi; MURAT KURUM BAKAN
Cuma günü Çevre Şehircilik (İklim Değişikliği) Bakanımız aradığında İstanbul yolunda idik.
Hukuk Fakültesinde hocalar ders anlatırken ‘ismiyle müsemma’ derlerdi, bazen bir konuyu anlatırken.
Murat KURUM Bakanımız da gerçekten Kabine’mizin ismiyle müsemma bir Bakanı. Masanın hem önünü hem arkasını bilen soy ismi gibi de iş yaparken “KURUM”sal yaklaşan bir isim.
Telefonu Seydi Gülsoy Vekilimiz Bakan Bey’e verdiğinde “Başkanım kolay gelsin ‘Ben Murat Kurum’ diye söze başladı. Osmaniye’mizin işlerini sordu.
Tabi biz yıl sonuna kadar Esenevler İstasyon’da TOKİ’lerin tamamlanmasını, bunun için yüklenici firmanın vites yükseltmesi gerektiğini ifade ettik.
Bakan Bey, bu sırada Osmaniye Heyetiyle toplantı halinde olduğu için Derya Yanık Bakanımız, Seydi Gülsoy Milletvekilimiz, Belediye Başkanları birlikte görüşme halinde idiler.
Sağ olsun Kurum Bakanımız: “yükleniciyi arayın işi hızlandıralım” dedikten sonra ‘Başka Başkanım’ diye taleplerimizi sordu.
“Sayın Bakanım Millet Bahçesi İkinci Etabı dahil etmek için çalışmaları başlatmış idik; emir buyurursanız Bakanlığınız Mekansal Planlamada işlemleri hazır. Tarım Orman Bakanımızla Vekillerimiz de görüştüler, müsaade buyurursanız 60 bin metre kareyi de dahil edelim, 2028’den önce Millet Bahçemizi iki katına çıkaralım. Böylece Osmaniye’de kişi başına düşen yeşil alan sayısını merkezde iki katı arttırmış oluruz”, dedik.
Murat Kurum Bakan, “tamam onu da yapıyoruz” diye bürokratlarına talimat verdiğinde telefonda ne konuşulduğunu duymayan yanımdaki eşim -ellerimi ovuşturarak sevincimi anlayınca- ‘hayırdır’ diye bana bakarak ne olduğunu merak etti.
Bakan Bey aynı zamanda bir heyeti ağırladığı için yanında bulunanları bekleterek bir saygısızlık da yapmak istemiyorduk.
Başka Başkanım deyince Sayın Bakanım Mehmet Eminler Konağı’nın kamulaştırmasını ve restorasyonunu saygılarımızla rica ediyoruz. Zira orası şehir silüeti ve kent hafızası bakımından önemli bir noktada dedik. Bakanımız sağ olsunlar hemen yanındaki ilgili Genel Müdürüne talimat vererek kamulaştırmasını yapın, restore edelim, dediler.
Burda bir parantez açmak gerekirse: “Osmaniye Yeşilçam Türk Filmlerinin onlarcasının çekildiği bir Çukurova Sanat Atölyesi”. Tabi başka kültürel veya turizm amaçları için de kullanılabilir. Ama Çukurova Türk Filmleri Müzesi yapılsa şehrimiz kuvvetle muhtemel tüm Türkiye’den kültür turisti alan bir Osmaniye’ye dönüşebilir kanaatindeyiz.
Bu arada, sabahleyin Osmaniye’ye bir süpürge arabası daha alayım diye içimden geçirdiğim aklıma gelmişti ki; Sayın Bakanımız ‘araç gereç istiyor musun’ diye sorunca bir büyük süpürge aracı ve iki yüz adet çöp konteynırı da listeye eklenmiş oldu.
Tabi bir telefon konuşmasına bu kadar şeyi nasıl sığdırabildiniz diye düşünenler olabilir. “İşte biz vakti su gibi akıcı kullanabilmeyi de zamanla öğreniyoruz”.
“Fıstıkçılar Çarşısı” rezerv alanının ilanını gündeme getirdiğimizde sağ olsun Bakan Bey, ‘Başkanım Vali Beyle onun bir hazırlığını yapın bizim Kentsel Dönüşüm Başkanlığı çalışsın, uygulayalım’ dediler.
Para durumu gündeme geldiğinde ise yol ve yeşil alan düzenlemelerimizin sürdüğünü belirterek “elli milyon” ricamızı sağ olsun onayladılar.
Bir gün önce Ankara’da Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmiştik. Uyguladığımız bir çok projede Murat Kurum Bakanımızın kabiliyeti ve bakanlığının gücüyle bize destek olduğunu Büyüğümüze ifade etmiştik. Bu görüşme vesilesiyle de Genel Başkanımızla olan önceki günkü görüşmede Liderimiz nezdinde kendilerine teşekkür ettiğimizi sayın Bakanımıza ifade ettiğimizde “Allah Başımızdan eksik etmesin” Büyüğümüzü dedi Bakan Bey.
Biz orada bulunan hemşerilerimizle selamlaşarak telefonu kapatırken İstanbul’a giriyorduk. “Vay Be” dedik gayri ihtiyari olarak. Hanım yine hayırdır deyince İstanbul’a bir ah çekerek baktık tabi. Kızı kendi başına bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya gidermiş. Sen neleri kaçırdın be ah güzel İstanbul diye iç geçirdik.