400 bin atanamayan öğretmen…
17,5 milyon emekli…
Yurdu terk etmek zorunda kalan gençler…
Çöpten ekmek toplamak zorunda kalan anneler…
Sandık müşahitlerimiz onlar.
Göreceğiz sizi sandıklarda!
Fatma Betül Sayan Kaya’ya ve ailesine aynı muameleyi yapamayanlar bu teyzenin evinde ne aratıyorlar?
Cesaretiniz mi yok emir mi alamıyorsunuz?
Bir Fatma Betül Sayan Kaya tüm ülkeden daha mı değerli?
#AnaParaTakvimi#HerFonaAnaPara#PPFortakhavuzistemiyor#TMVDuyulsun
#FonMagdurlarıAnaParaistiyor
#FonKişotBiziBatırdı
#borsamağdurları
#Borsaİstanbul
Fatma Betül Sayan Kaya’nın Tıp bitirmesinin nasıl mümkün kılındığını açıklayamayacağınızı çok iyi biliyoruz ama yine de soruyoruz. Fatma Betül Sayan Kaya nasıl Tıp bitirdi? Üniversiteye sorun nasıl birmiş açıklasınlar? Siyaset, ders, staj, hastane eğitimi bu hayatın olağan akılına aykırı! Ayrıca Fatma Betül Sayan Kaya’nın diğer mezun olduğu tüm bölümlerinde araştırılması gerekiyor! @YuksekogretimK
#PPFtamvehızlıödensin
#Adana
#Deprem
#Önlisans
#kpssönlisans
#FonMagdurlarıAnaParaistiyor
#borsamağdurları
#Deprem
Adana Saimbeyli ve Osmaniye Sumbas’ta depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun.
Deprem, hayatımızda her zaman yer edineceğini bizlere sık sık hatırlatıyor. Bu gerçeği unutmamalı ve yapılarımızı depreme dayanıklı şekilde inşaa etmeliyiz.
#Adana#Osmaniye
Dün gece @cnnturk tarafından dünya ülkeleri ve Türkiye dizel fiyat karşılaştırması yapılmıştı.
Dünya ülkelerinin TL cinsinden dizel fiyatlarının listesini yayınlayan CNN TÜRK sanırım o ülkelerin asgari ücretlerinin TL cinsi karşılaştırmasını hazırlamayı unutmuş.
Bakalım ülkelerin asgari ücret TL karşılıkları ne kadarmış?
#CNNTURK
2002’de millet “yeter artık” dedi ve iktidarı değiştirdi.
Bugün de emeklinin, atanamayan öğretmenin, gencin, çiftçinin, esnafın ve geleceğini kaybeden evlatların biriktirdiği bir hesap var.
Sandık geldiğinde millet son sözünü söyleyecek.
Bu seçimde sessiz bir fırtına bekliyorum…
Merkez Hakem Kurulu soruşturmasında beş ismin tutuklanması, sadece futbolumuzun değil, memleketimizin hâlini gösteren bir fotoğraftır.
Hakem atamalarında liyakatin bir kenara bırakıldığı; insanların kişisel notlarla, fişlemelerle, keyfî listelerle tasnif edildiği, bazılarının önünün kesilip bazılarının önünün açıldığı iddiaları var.
Biz bu düzeni tanıyoruz.
Adamına göre hakem…
Adamına göre kadro…
Adamına göre makam…
Adamına göre adalet…
Memleketin hangi kapısını çalsanız karşınıza çıkan hastalık, şimdi futbol sahasına kadar inmiştir.
Liyakatin yerini sadakatin, hakkın yerini hatırın, kuralın yerini keyfîliğin aldığı bir düzen, eninde sonunda her kurumu bozar.
Devlet, kendisine yakın olanı kayırıp uzak olanı elediği gün vatandaşın adalet duygusunu yaralar. Adalet terazisi herkesi eşit tartmadığı zaman ne sahada güven kalır ne sokakta.
Türkiye’nin derdi kader değildir.
Türkiye’nin derdi yönetimdir.
Liyakatin esas olduğu, kayırmacılığın ayıp sayıldığı; hakkı olanın kimseyi aramak, kimseye minnet etmek zorunda kalmadığı bir düzen kurmak zorundayız.
Futbol da böyle düzelir, devlet de böyle güçlenir, milletin adalete güveni de böyle yeniden tesis edilir.
Daha iyisi mümkündür.
2002’de millet ekonomik krizden bunaldı, yazar kasa fırlattı ve sandıkta sözünü söyledi.
25 yıl sonra ne değişti?
Geçinemeyen, umudunu kaybeden insanlar var.
Sandık geldiğinde millet yine son sözünü söyleyecek.
Aynı kökten beslenen, aynı ufka yürüyen büyük bir milletiz…
3 Ekim 2009’da imzalanan Nahçıvan Anlaşması, Türk devletleri arasındaki iş birliğinin kurumsal bir zemine kavuşmasında tarihi bir adım oldu.
Bugün Türk Devletleri İşbirliği Günü vesilesiyle bir kez daha görüyoruz ki; ortak tarihimiz, dilimiz, kültürümüz ve gönül bağlarımız, bizi birbirimize bağlayan en güçlü mirasımızdır.
Türk dünyasının birlik ve beraberliğini güçlendirmek, ortak geleceğimizi birlikte inşa etmek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Türk Devletleri İşbirliği Günü kutlu olsun.
Başörtüsü sorununu çözdük, başörtülü olan insanlarımızın itilip kakılmasına mukavele ettik.
Gururumuz olacak işler yapınca da diyoruz ki Allah'a hamdolsun.
Gururumuz olunca övüyoruz da, utancımız olunca söyleyince neden bozuluyorlar. Bundan rahatsızlık duymayacak mıyız?
Ben başörtüsü mücadelesi yaparken AK Parti daha kurulmamıştı.
Bu kavgaların ne zorlukların içerisinde verildiğini bilirim ben ama başörtüsü, hiçbir kabahatin örtüsü haline gelmemelidir.
Çocukları gülsün, aileleri huzur içinde yaşasın diye yıllarca yerin yüzlerce metre altında, insanlık dışı denilebilecek ağır şartlarda çalışan madencilerimizin payına yine kahır düştü. Evlatlarına acı, bizlere vicdan yükü ve aşır bir sorumluluk.
Bir madenci ocağa ekmek götürmek için iner. Tabutuyla çıkıyorsa burada yalnızca bir facia değil, sorgulanması gereken büyük bir sorumsuzluk vardır.
İşçinin can güvenliğini maliyet kalemlerinden biri hâline getiren, denetimi kâğıt üzerinde bırakan ve gerekli tedbirleri almayan her anlayış, kaybedilen her can ile ağlayan her bir evladın hesabını vermek zorundadır.
Çünkü kader denilerek geçiştirilemeyecek kadar ağır bir sorumluluktur bu.
Madencinin hayatı, ailesinin geleceği ve alın teri; hiçbir şirket kârından daha değersiz değildir.
Hayatını kaybeden madencilerimize Allah’tan rahmet, geride bıraktıkları ailelerine sabır ve milletimize başsağlığı diliyorum.
Madencinin hakkı da hayatı da korunmak zorundadır.
Başımız sağ olsun.
Anahtar Parti lideri Yavuz Ağıralioğlu, yüzbinlerce kişinin mağdur olduğu fon skandalında eşiyle birlikte adı geçen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya üzerinden iktidara “başörtüsü” üzerinden ayna tutunca hedef tahtasına oturtuldu.
Ele geçen fırsat kaçırılır mı? Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kendini göstermek, hazır fırsat bu fırsat diyerek göze girmek isteyen kim var kim yok cümbür cemaat sıraya girdiler, günlerdir başörtüsü duyarlılığı kasıyorlar. Ciğerleri sökülürcesine “hayırrr” diye bağırıyorlar, “hayır olamaz başörtüsü ve soygun”, “başörtüsü ve yolsuzluk aynı cümlede bir araya gelemez”sloganları atıyorlar.
Peki, Ağıralioğlu ne demiş?
Şunu:
“Başörtüsüne, inanca itilip kakıldığı zamanların hüznüydü bizdeki. ‘Başörtülü, devlet hizmetiyle buluşuyor; başörtüsüyle devletine milletine hizmet imkanı buldu’ diye övündüğümüz, bakan yaptıklarınız milletimizi dolandırdı. Başörtüsüyle devlet hizmetine buluşturduklarınız bugün milleti fonlarına kadar soyarken siz bu kadar işin arkasındaki denetimsizliğin, keyfiliğin hesabına hiç yanaşmadınız. Hesap vereceksiniz!”
Ne demiş Ağıralioğlu:
“Dindarlığınızın ahlakı, yolsuzluğu engellemeliydi, kalp kırmamalıydı, beytülmale el sürmeye engel olmalıydı, adaleti tecelli ettirmeliydi. Tarihin en büyük sazan sarmalı, 500 bin kişinin direk, aileleriyle sayarsanız 2 milyon, bağlı şirketlerle ilgili hale getirirseniz 5-6 milyonun dolandırılmasına sessiz kalan bir sürecin, dindarlık adına konuşanı olmamalısınız. Hesap vermelisiniz! 900 milyarlık bir kayıptan bahsediyorsunuz. Fatma Betül Sayan Kaya’yı istifa ettirdiniz, kalan 898 milyarın listesini tek tek milletinize ifşa etmelisiniz. Fakirin fukaranın alın terini cebine indiren, partinizin himayesi altındakiler dahil, ‘kime gidiyorsa gitsin, sonuna kadar’ dediklerinizi, milletin hakkını sorarak göstermelisiniz. Milletin malını kimin yediğini, milletin malını yerlerken nasıl korunabildiklerini, bu suistimale sebep olurken devlet mekanizmalarını nasıl kapattıklarını tek tek milletinize anlatmalısınız. Bu soygunda yer alan kim varsa hepsini tek tek milletinize ifşa etmelisiniz.”
Haksız mı? Dindar mütedeyyin kesimde, bu sözlerin altına imza atmayacak olan var mı?
Ağıralioğlu’nun bu sözlerinde ne var? Fatma Betül Sayan Kaya’nın yaptığı dolandırıcılık bütün diğer başörtülüleri bağlar mı diyor?
Başörtüsü düşmanlığı mı yapıyor?
Yoksa yıllardır başörtüsü üzerinden siyaset yapan, “Başörtüsü yasağını biz kaldırdık; başörtülü bakanlarımız, hâkimlerimiz, polislerimiz, öğretmenlerimiz var” diye övünen iktidara, başörtüsünün sadece saçları örten bir örtü olmadığını, temsil ettiği değerleri hatırlatıyor ?
Eski AK Parti Milletvekili Halide İncekara, “Soygunla başörtüsü aynı cümlede yer alamaz” diye karşı çıkıyor, zaten Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu da, “Başörtüsüyle soygun, dolandırıcılık, yolsuzluk aynı kişide birleşmemeli” diyor.
Sayın İncekara, Ağıralioğlu’na “Metin yazarlarınız size tuzak kurmuş” diyor. Başörtüsünün temsil ettiği kutsal değerleri hatırlatmanın, iktidara tam da o değerler üzerinden ayna tutmanın neresi tuzak?
163 milyon liralık bir yatırımı dört ay içinde 2,17 milyar liraya ulaşan, milleti dolandıran başörtülü bir siyasetçi ise; ve o siyasetçi yıllarca millete hak, hukuk ve ahlak dersi veren konuşmalar yapmış, siyasette dini değerleri referans göstermiş, üstelik “Nene Hatun” benzetmesini de siyasi kimliğinin parçası hâline getirmiş ise, o temsil iddiasının hesabı sorulur.
Hem de başındaki örtüden utanmadın mı diye hesap sorulur.
“Bu kadarını yapabildik” diyenler ile “Daha iyisi mümkün” diyenlerin seçimine hazırlanıyoruz…
Enflasyona, işsizliğe, yoksulluğa, adaletsizliğe, bu hayat standardına razı değiliz.
Bu bir şahıs kavgası değil. Memleketin bugününe itiraz, yarınına talep seçimidir.
Bir kadına kes sesini diyen bu adam bu cesareti neden buluyor?
Bu ve bunun gibilerin insan içine çıkması dahi yasaklanmalıdır!
İnsanları nasıl kolay yargılıyor hüküm veriyor ve emir veriyorlar bakın görün.
Fon vurguncusu Fatma Betül Sayan Kaya’yı korumak için şekilden şekile giren bu insanların derdi ne başörtüsü ne de vatandaş. Sadece kendi mahallelerinin çocuklarına sahip çıkma çabasındır!
#FonKişotBiziBatırdı
#fonmağdurları
#borsa
#borsamağdurları
28 yaşında 800 milyarlık vurgunun en tepesinde böyle bir isim olma ihtimaline kim inanır? Ak partililer ve onların sosyal medya silahşörleri buna cevap versinler.
Onlara göre bu fon vurgunu kumpastı ve seçim öncesi patlatılacaktı ama erken farkedildi diyorlar. 2025 ocak ayından bu yana konuşulan bir konuyu 1.5 yıl bekletip fon patlayınca konuşmak zorunda kaldıklarını söyleyemiyorlar.
28 yaşında 500 bin kişiyi mağdur etmiş ama devletin aklı bu adama müdahale etmeye yetmemiş mi? Yada birileri müdahale mi ettirmemiş?
Acaba içlerinde Fatma Betül Sayan Kaya gibi daha niceleri var. Keşke birileri daha piyasaya düşse de ne kadar vahim durumda olduklarını halkımız net şekilde görse.
Ülkemizin her eski SPK başkanının yaptığı bir hisse 1000 kat gidiyorsa halkımızın teveccühü olabilir sözünde geçen halk kelimesi 28 yaşındaki Muhammet, Fatma Betül Sayan Kaya gibilerini kapsıyor.
20 bin tl ile ölmemeye çalışan emekliyi, 28 bin tl ile aç kalmamaya çalışan asgari ücretliyi değil.
Size gelince milyon milyon olan mal varlıkları, farklı kurumlarda aynı kişilere verilen makamlar olur ama vatandaşa gelince torpilsiz hastane randevusu bile olmaz!
Yetki hükümetin elinde. Televizyon karşısında kükremenize hepimiz alıştık ama işin ucu size dokununca istifa dışında hiç icraat göremiyoruz.
Prof. Dr. Özgür Demirtaş’a kulak verin. Yetki istiyor 5 yıllık tüm vurgunları ortaya çıkarırın diyor! Cesaretiniz varsa verin hocaya yetkiyi bakın Sermaye Piyasası nasıl bir noktaya ulaşacak!
Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu gibi eğilmeyin bükülmeyin biraz mert olun vatandaşı düşünün. Chp belediyeleri olayında olduğu gibi, fon olayı, Tff Mhk olayı zanlılarının hepsini gece operasyonu ile tutuklayarak yargılayın! Fatma Betül Sayan Kaya ve eşini ilk başta yargılayın!
25 yıl sonra memleket refahta olmadı yoksullukta eşitlendi!
Gaziantep’te de ‘geçinemiyoruz’ diye bağırıyorlar, Hakkâri’de de…
Trabzon’da evlat evlendiremeyen var, Ankara’da emekli maaşıyla geçinemeyen…
Yozgat’ta da, Edirne’de de aynı dert var.
Memleketin her yerinde aynı feryat yükseliyor.
#AnahtarParti
#YavuzAğıralioğlu