Üniversite öğrencisi olan genç bir kurultay delegesiydim 38. Olağan Kurultayımızda. Kampüsteki arkadaşlarımın sesine kulak vererek değişim için atmıştım imzamı. Siyaset de halkın sesine kulak vererek, halk için yapılmaz mı zaten? Ben de öyle yapmıştım, bugünlerde durup düşününce de “iyi ki” diyorum. Çünkü; Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel önderliğinde partimizin, Kurultaydan sonra en üst karar verme organı olan Parti Meclisimiz gençleşti; MYK’da ise her zaman hayalini kurduğumuz eşit temsil gerçekleşti. Bunun doğal bir sonucu olarak ise birçok metropolde genç ve kadın belediye başkan adayları gösterildi. Sonuç? Halkın talebi olan bu “değişim” ile birlikte alınamaz denilen, AKP’nin kalesi olarak görülen birçok büyükşehir, birçok il ve ilçe belediyesi “milletin kalesi” oldu ve Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl aradan sonra birinci parti oldu.
Yerel seçimlerden itibaren bu başarının sürekli artışından rahatsız olan saray ve şürekası ise yargı eliyle siyaseti dizayn etme girişimine başladılar. 15.5 milyon oy alarak Cumhurbaşkanı Adayımız olan Sayın Ekrem İmamoğlu, belediye başkanlarımız ve yol arkadaşlarımız hukuksuz bir şekilde tutuklandı. Tek adam için ise artık en büyük engel “YIKILMAZ SON KALE, CUMHURİYET HALK PARTİSİ”ydi.
Bir şaibe iddiasını tartıştırdılar durdular. Açık ve net; gerek 38.Olağan Kurultayımız gerekse de 21. Olağanüstü Kurultayımız anamızın ak sütü gibi tertemiz bir şekilde gerçekleşmiş; Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel de Parti Meclisimiz de Yüksek Disiplin Kurulumuz da delegelerimizin büyük teveccühü ile seçilmiştir.
Biz bu yola çıkarken “değişim” yolculuğunun da “iktidar” yolculuğunun da sancılı ve zor bir süreç olacağını bilerek çıktık. Gücünü halktan alan siyaset anlayışıyla iktidar yolculuğumuz şimdi, daha güçlü bir şekilde devam edecek. Bu yolculukta Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel‘in ve Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun yanında dimdik durarak kuruluşun ve kurtuluşun partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin, adliye koridorlarında dizayn edilmesine asla geçit vermeyeceğiz. Biz, acıyı bal eyleyenler olarak halkın iktidarı için;
“ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
bizi vurmak kurtuluş mu”
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel, Gümüşhane’den Tokat’a geçerken, Sivas’ın Koyulhisar ve Suşehri ilçelerinde vatandaşlar tarafından coşkuyla karşılandı.
İçinden yetiştiğim, gurur duyduğum CHP Gençlik Kolları, siz var olduğunuz sürece Cumhuriyetimiz hep var olacaktır. Söz verdiğim gibi kardeşlerim bu yolu hep sizinle yürüyeceğim.
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Bu tarihi sahip çıkış için Trabzon’a çok teşekkür ediyorum.
Özgür Özel’in, Ekrem İmamoğlu’nun, Mansur Yavaş’ın durduğu taraf, tarihin doğru tarafıdır. Biz seçilmişleriz, iktidarı değiştirecek olan da bizleriz. Tek güvencemizse sizlersiniz.”
Merhum Büyükşehir Belediye Başkanımız, değerli yol arkadaşımız Ferdi Zeyrek’in adının birtakım iddialara malzeme edilmesini vicdan sahibi hiç kimse kabul edemez! Siyasi çıkar uğruna, aramızda olmadığı için kendisini savunamayacak bir insanın hatırasına saldıracak kadar mı alçaldınız?
Ortaya atılan mesnetsiz iddialar, hem Ferdi Başkan’ın hatırasına hem de Manisa’da yürütülen temiz, şeffaf ve gönüllülük esasına dayalı seçim mücadelesine de açık bir saldırıdır.
Ferdi Zeyrek’in seçim kampanyasına tanıklık eden herkes çok iyi bilir ki, bizim hiçbir zaman gösterişli seçim ofisleriyle, milyonluk organizasyonlarla, araç filolarıyla yürüttüğümüz bir seçim mücadelemiz olmadı. Toplantılarımızı örgüt binamızda ve Ferdi Başkan’ın kendi ofisinde yaptık. Kampanya boyunca milletvekillerimizden yöneticilerimize, gönüllülerimizden örgüt emekçilerimize kadar herkes imkânları ölçüsünde katkı sundu. Pek çok harcama kişisel fedakârlıklarla karşılandı.
Bugün milyonlarca liralık, yüz binlerce euroluk para trafiğinden söz edenler önce şu sorulara cevap versin: Eğer iddia edildiği gibi bir kaynak vardıysa bunun sahadaki karşılığı nerede? Nerede seçim koordinasyon merkezleri? Nerede araç filoları? Nerede medya reklamları? Nerede milyonluk kampanya organizasyonları?
Manisalılar da, bu kampanyada görev alan binlerce yol arkadaşımız da gerçeği bilmektedir. Asıl amaç, aramızda olmadığı için iddialara bizzat cevap veremeyecek bir insanın adını kullanarak Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne saldırmaktır. Herkes bilsin ki; yol arkadaşımız, kardeşimiz Ferdi Zeyrek’in emeğini, mücadelesini ve hatırasını siyasi hesaplara malzeme etmeye çalışanlardan bunun hesabını soracağız.
İftiranın gölgesinde siyaset yapanlar, eninde sonunda gerçeklerin altında kalmaya mahkumdurlar!
Gençlik Kolları Genel Sekreterimiz Ersin Çıldır emeğiyle kendisini partimizin onurlu mücadelesine adadı.
Parti çalışmamız sırasında geçirdiği kaza sonucunda vefatının 18. yılında Ersin Çıldır'ı saygı ve rahmetle anıyorum.
Ferdi başkanın seçim kampanyasını ben yaptım.
Madem bu kadar para verilmiş;
Biz neden Seçim Koordinasyon Merkezi( Skm) dahi olmadan kampanya yaptık! Bütün toplantılarımızı Ferdi başkanın mimarlık ofisinde ya da Chp Manisa İl başkanlığında yaptık?
Bizim neden seçim otobüslerimiz, araçlarımız yoktu?
Biz neden medya satınalma yapamadık!
Ferdi Başkan kampanya giderlerini neden cebinden karşıladı?
Ferdi başkan bütün kampanyayı neden 2015 model bir araçla tamamladı?
Ben bütün kampanya süresince neden kendi aracımı kullandım, benzinimi dahi kendim karşıladım?
Neden, kampanya için çalışan gönüllüler dahil, herkes kendi yemek paralarını kendileri ödedi?
Sahaya çıktığımızda Milletvekilleri, İl Başkanı, yöneticiler kendi ceplerinden harcama yaptılar ?
Hayatını kaybetmiş, cevap veremeyecek bir insan üzerinden Genel Başkan Özgür Özel’e saldırmayı, karalamayı göze alacak kadar alçalmazsınız diye düşünüyorduk.
Kaybedecek ne çok şeyiniz var ki buna dahi tenezzül ediyorsunuz!
YSK kararı ve siyasi partilere müdahale alanına dair...
Yüksek Seçim Kurulu’nun 22/05/2026 tarihli ve 2026/246 sayılı kararı, seçim hukukunun temel amacı olan sandık iradesini koruma sorumluluğunu yok sayan, seçim yargısının kendi görev alanını daraltarak siyasi parti demokrasisini güvencesiz bırakan bir karar niteliğindedir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı, 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde Çankaya 4. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı’nın gözetim ve denetimi altında yapılmıştır. Kurultayda genel başkanlık seçimi iki tur halinde gerçekleştirilmiş, oy verme, sayım, döküm ve tutanak işlemleri seçim kurulu denetiminde tamamlanmış, sonuçlar yasal süresi içerisinde kesinleşmiş ve 8 Kasım 2023 tarihli mazbata düzenlenmiştir. Üstelik Çankaya 4. İlçe Seçim Kurulu, kurultay sürecinde Kemal Kılıçdaroğlu veya vekili tarafından seçim iş ve işlemlerine ilişkin herhangi bir yazılı ya da sözlü itiraz yapılmadığını açıkça bildirmiştir.
YSK kararında, siyasi partilerin kongrelerinde organ seçimlerinin ilçe seçim kurulu başkanı hakimin gözetim ve denetiminde yapılacağını kabul etmektedir. Hatta kendi kararında 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 21. maddesine dayanarak seçim sürecindeki işlemler, tutanaklar ve seçim sonuçlarına ilişkin itirazların ilçe seçim kurulu başkanı tarafından incelenip kesin olarak karara bağlanacağını açıkça ifade etmektedir.
Ancak YSK, tam da bu noktada kendi gerekçesiyle çelişen bir sonuca ulaşmıştır. Çünkü mesele, bir hukuk mahkemesi kararının temyiz incelemesi meselesiyle sınırlı tutulamaz. Asıl mesele; ilçe seçim kurulu gözetiminde yapılmış, kesinleşmiş ve mazbataya bağlanmış parti organ seçimlerinin, seçim yargısı dışında bir yolla etkisiz kılınmak istenmesidir.
YSK, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz merciinin Yargıtay olduğunu belirterek başvuruyu reddetmiştir. Elbette YSK bir hukuk mahkemesi kararının temyiz mercii değildir. Ancak başvurumuzda talep edilen husus, YSK’nın adli yargı kararını temyizen incelemesi değil; Anayasa’nın 79. maddesinden kaynaklanan yetkisi kapsamında seçim yargısının kesinleştirdiği mazbataların, kurultayların ve seçilmiş organların hukuki varlığını korumasıdır.
YSK bu ayrımı görmezden gelmiştir.
Kurul kendi kararında siyasi parti kongrelerinde seçim kurullarının yetkisiyle oluşan kesin sonuçları koruma sorumluluğunu üstlenmekten kaçınmıştır.
Daha açık ifade etmek gerekirse: Bir siyasi parti kurultayı seçim kurulu denetiminde yapılacak, sonuçları kesinleşecek, mazbata verilecek; aradan uzun süre geçtikten sonra aynı seçimler adli yargı eliyle hükümsüz hale getirilebilecekse, seçim yargısının sağladığı kesinlik ve güvence hangi anlamı taşıyacaktır?
Bugün Partimizin kurultay iradesi tartışmaya açıldı ve yok sayılmak isteniyor, yarın herhangi bir siyasi partinin kongresi, il başkanlığı seçimi, genel başkanlık seçimi ya da delege iradesi de aynı yöntemle hedef alınabilir. Bu nedenle mesele tam olarak siyasi partiler hukukunun, seçim yargısının, demokratik temsil ilkesinin ve sandığın korunması meselesidir.
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde yaşananlar artık açık bir siyasi hesaplaşmaya dönüşmüştür.
Halkın oyuyla kazanamadıkları belediyeyi masa başı hesaplarla ele geçiren anlayış, şimdi de belediye çalışanlarını hedef almaktadır.
Kimsenin ekmeği siyasi hesaplara malzeme yapılamaz. Belediye emekçilerine yönelik baskı ve işten çıkarmalar derhal son bulmalıdır.
Bu kent de bu belediye de bir partinin değil; Bursalıların ortak iradesidir. Hukuksuzluğa da, emek düşmanlığına da boyun eğmeyeceğiz!