Üstelik burada AKP'nin dahi gerisine düşülüyor. “Siyasi hegemonyanız bitti, kültürel hegemonyanız da bitecek” söylemi, en azından kültürel alanı bir mevzi olarak kabul ediyordu. Bu söylemde ise nüfuz edilemeyen mekân, indirgemeci bir temsille doğrudan karikatürize ediliyor.
Kadıköy'ü Türkiye'den kopuk, toplumdan yalıtılmış ve kendi içine kapanmış bir alan olarak tasvir etmeleri de tesadüf değil. Bu söylem, siyasal ve kültürel olarak etkide bulunamadıkları alanları istisnai ve marjinal bir konuma yerleştirme çabasının ürünü.
Erkan Baş, “Ne sağ kaldı ne sol” söylemimizden rahatsız olmuş. Sağcıyım demekten utananların bunu söylediğini iddia etmiş.
Erkan Baş için Türkiye, Kadıköy’den ibarettir. Başkenti Boğa Heykeli olan bu ülkeye kendisini kapatmış ve dar zihniyetiyle siyaset yapmaktadır.
Erkan Baş solcu da değildir; geçmişte gerçekten sol üzerinden siyaset yapanların isimlerini kullanan bir figürdür.
Türkiye İşçi Partisi’ne oy veren bir işçi olmadığı gibi, partinin yönetiminde de işçi yok. İşçi hakları üzerinden oy devşirmeye çalışmış ancak başarılı olamamış bir partidir.
Gelelim “utanma” konusuna... Kendisini hâlâ 68 kuşağında zannediyor. Siyasal İslamcılarla milliyetçileri aynı kefeye koyuyor. Yeni nesil Türk milliyetçileri muhafazakar değil; hatta içlerinde deist veya ateist olanlar da var. Emin olun Erkan Baş bunu algı yapmak için söylemiyor, gerçekten bilmiyor. O kadar cahil.
Bir Türk milliyetçisi kendisine neden “sağcıyım” desin? Türk milliyetçiliği gibi bir yaşam tarzını neden dar siyasi kalıplara sıkıştırsın?
Kendi ülkesinden (Kadıköy) çıkıp yurt dışına (Anadolu’ya) gitmediği için, oralarda insanların solculuğa nasıl baktığını bilmiyor. Sürprizi kaçmasın bir gün giderse ne demek istediğimizi kendisi de anlayacaktır.
Basit ve kullanım süresini doldurmuş kavramlar üzerinden siyaset yapma devri bitti. Bu yüzden inadına:
Ne sağ kaldı ne sol…
Nâzım Hikmet'i ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz.
"Bir Hafızanın Peşinde Kadıköy" kitabımızda Nâzım'ın Kadıköy günlerini ele alan "Kadıköy'ün Nâzım Hikmet'i: Dünyanın En Güzel Günbatımı Mühürdar'dan Seyredilir" makalesine yer vermiştik.
Kitap hakkında:
https://t.co/Ik0K6C9g7T
Kent savunusunda aşılamayan seküler sınırlar
Siyaset bilimci Serkan Taşkent ile Kadıköy'ü ve kent savunmasını konuştuk.
@kerimayva | @TaskentSerkan#HafifKonular👇
https://t.co/iCXZKXg0QC
İslamcıların Selanik anakronizmini bir türlü kıramaması çok acayip. 1881’in siyasi ve coğrafi gerçeklerini bugünün ulus devlet sınırlarıyla değerlendirip 500 yıl Osmanlı egemenliğinde bulunan bir kent üzerinden üstü kapalı bir “kökü dışarıda”lık yaratmaktan asla vazgeçmiyorlar.
Mevzu finalize edebilmek.
Mevzuya yine buz gibi objektif bakalım.
Misal Mustafa Kemal Atatürk finale erdirebildi. Özellikle kültürel devrimlerini kendisi yaşarken yaptı. Öyle ya da böyle sonuç elde etti. Eleştir, eleştirme, ne yaparsan yap Selanik'te doğmuş o Türk finalize etti.
Peki biz?
Dindar nesil dedik. Asım'ın nesli dedik. Kültürel hegemonyanızı yıkacağız dedik. Onlarca cemaat onlarca tarikat...
Bunların ilim, irfan öğreten evlerini teşvik ettik.
24 sene iktidarda kaldık. Yetiştirmek, dönüştürmek için Allah'ın lütfu gibi uzun yıllar.
Peki sonuç?
Haydarpaşa'dan Söğütlüçeşme'ye kent suçları ve seküler sermaye
Siyaset bilimci Serkan Taşkent ile Kadıköy'ü ve kent savunmasını konuştuk.
@kerimayva | @TaskentSerkan#HafifKonular👇
https://t.co/iCXZKXgyGa
Gezi Direnişinin 13. yıl dönümüne geldik. Aşağıdaki haber Temmuz 2013’ten. O dönem Beylikdüzü Belediyesinde şehir plancısı olarak çalışmakta olan Gürkan Akgün, Gezi Direnişine katıldığı için işten çıkartılmış, dönemin ŞPO İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman ise Bakanlık tarafından Gaziantep’e gönderilmişti. Tayfun Kahraman, Gezi’de hepimize ait talepleri ilgili makamlara aktardığı için bugün 4 yıldan daha uzun süredir Silivri’de hukuksuz bir kararla hükümlü, öğrenciliğinden beri İstanbul’ u savunan Gürkan Akgün ise İstanbul’u savunmayı sürdürdüğü için 14 aydan daha uzun süredir Silivri’de tutuklu.
Tez vakitte sevdiklerine, özgürlüklerine ve çok sevdikleri İstanbul’a kavuşmaları dileğiyle.
Durum -eksikleriyle- buyken, yargı eliyle CHP'ye çekilen operasyonların aparatı hâline gelen bu anlayıştakileri partiden uzaklaştırmak bir kenara; açıktan, isim vererek eleştirmeyi bile bu kadar geciktirmenin nelere sebep olduğu umarım görülmüştür.
Partimizin 38. Olağan Kurultayına yönelik mutlak butlan kararı bir saray darbesidir.
Talimatı verenler de uygulayanlar da bellidir.
“Yok hükmünde” dedikleri CHP yönetimi değil, Türk milletinin kutsal iradesidir.
Milli egemenliğe mahkemeler yoluyla baş kaldırılmıştır.
“Türk milleti adına” karar alan mahkeme, milli iradeyi yok hükmünde sayarak Cumhuriyeti ve demokrasiyi imha etmektedir.
Hepiniz yaptığınız hukuksuzlukların hesabını vereceksiniz!
Bu millete kader tayin etmeye kalkanlar, bu ulusun iradesini teslim almaya çalışanlar sizden önce ne yaşadıysa aynısını yaşayacaksınız.
Bugün aynılar aynı yerdedir! Darbeci, yargı kolları başkanı, kukla ve dahili bedhah kayyım! Hepiniz aynı yerdesiniz!
Bizim yerimiz, milli iradeye düşmalık edenlerin yanı olmadı, olmayacak.
Darbecilerin hukuksuz manevralarının, baskın seçim hazırlıklarının, ana muhalefeti işgal çalışmalarının, hepsinin farkındayız.
Koltuğunu terk etmemek için millete her türlü acıyı yaşatanlar, bu operasyonlarla korku iktidarlarının son aşamasına geçiş yapmıştır.
Biz hiç seçim kaybetmedik ve milletin iradesiyle Türkiye’nin birinci partisi olduk.
Yoldaşım, Genel Başkanım Özgür Özel’in yanındayım, birlikte azim ve kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz.
Büyük milletim!
“Umutsuz zamanlar yoktur, umutsuz insanlar vardır” diyen Ulu Önder Atatürk’ün takipçileri:
İstikbali, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve geleceğimizi korumak için yaşadığımız zorlukları dert etmeyin.
AYAĞA KALKIN!
Birlikte omuz omuza, sesimizi ve öfkemizi yükseltin!
Milletinden korkan siyaset mühendislerine, koltuk ve güç düşkünlerine, piyonlara, kifayetsiz muhterislere hadlerini bildirelim.
Aziz milletim!
Korkmayacağız!
Her gün huzursuz olmaktan, acı çekmekten bıkmadınız mı?
Eğer susarsak, siyasilerden, spor ve sanat dünyasından, üniversitelerden sonra sıra size, milletimize gelecektir.
Siyasi parti liderleri,
Mesele CHP meselesi değildir!
Hattı müdafa değil, sathı müdafa yapmak zorundayız!
Gerçekten milleti temsil ettiğinize inanıyorsanız, derhal en güçlü şekilde Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve adaleti savunmak zorundasınız.
Millet hepimizi çağırıyor ve “artık yapın” diyor!
Bu topraklarda halay da zeybek de horon da dik oynanır. Biz dimdik olacağız ki millet boyun eğmeyecek!
Aklımızla yüreğimizle, vicdanımızla milletçe kazanmak zorundayız.
Hiçbir çılgın, Türk milletine zincir vuramaz!
Gün, milli iradeyi, milli egemenliği, birlik ve beraberliğimizi muhafaza ve müdafa etme günüdür.
Damarlarımızdaki asil kan 86 milyona bunu emretmektedir!
Darbecilere ve işbirlikçilerine inat, mücadeleyi topyekün başlatmak zorundayız.
Milletimizin iradesi, kararlılığı ve yol göstericiliği yegâne rehberimiz olacaktır!
*BÜYÜK TÜRK MİLLETİ DARBEYE TESLİM OLMAYACAKTIR!*
*YA BUGÜN, YA HİÇ!*
Emekli Albay Orkun Özeller, çarpıcı bir siyasi senaryo paylaştı:
“Özgür Özel tüm milletvekilleriyle İYİ Parti’ye katılırsa Kılıçdaroğlu’nun grup bile kuracak vekili kalmaz.
İlk seçimle kartlar yeniden dağılır, CHP geri alınır. Cumhurbaşkanı adayı Mansur Yavaş olur ve kazanır.
Zafer Partisi de bu yapıya dahil olur. Çözüm süreci biter, AKP gider, MHP başının çaresine bakar.”
Cumhuriyet Halk Partisi; kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi milletimizin egemenlik senedidir.
38. Olağan Kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar; bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır.
Gün; sevinç çığlıklarıyla birbirimizi kırma günü değildir.
Gün; kırgınlıkları bir kenara bırakıp ciddiyetiyle, sükûnetle ve kucaklaşarak ayağa kalkma günüdür.
Bu süreci “keşkelerle” değil, ciddiyetle, parti kültürümüzden aldığımız samimiyetle ve ortak akıl ile yönetmek zorundayız.
Şahsi ikballer değil, Türkiye’nin geleceği esastır. Bu kapsamda süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.
Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz.
Herkesi sükûnete ve ortak akıla davet ediyorum.
Biz bir aradayız! 🇹🇷
16 Mart 2025 | Trump ile Erdoğan görüştü.
18 Mart 2025 | Ekrem İmamoğlu'nun lisans diploması iptal edildi.
19 Mart 2025 | Ekrem İmamoğlu gözaltına alındı ve tutuklandı.
20 Mayıs 2026 | Trump ile Erdoğan görüştü.
21 Mayıs 2026 | CHP için mutlak butlan kararı çıktı.
Bir bilim insanının ampirik veri, modelleme ve yanlışlanabilir öngörü üretme kapasitesini "müneccimlere bile taş çıkartır" diyerek övmek...
Epistemic category error at its best.
Kim ne derse desin artık şuna eminim ki, @ProfDrUsumezsoy müneccimlere bile taş çıkartır. Malatya’daydım. Ve şu alttaki açıklamayı yaptıktan sonra hocamı 5 Mayıs’ta aradım. “Battalgazi’de stres birikti Sevilay. Evet orada 5.5, 5.6 gibi bir deprem bekliyorum kısa zamanda” demişti. Gerçekten inanılmaz bir bilim insanı. Tek kelime ile bravo! Memleketime geçmiş olsun.Allah beterinden korusun. #deprem #sallandık
"QNB Terminal Kadıköy"de “ekolojik sanat ve tasarım festivali” sürerken hatırlayalım: Yüzlerce ağaç kesildi, alan aşırı ticarileştirildi. Bu dönüşüm şimdi “ekoloji” ve “sanat”la meşrulaştırılabilir mi?
Bu pek tabii normal değil. Ancak Kadıköy Evlendirme Dairesi'nde hafta sonları ortalama 150 davetliyle 70 civarı nikah oluyor. 10 binden fazla kişi Söğütlüçeşme Marmaray/Metrobüs duraklarına 30 metre mesafe olan bu yere çoğunlukla özel araçlarıyla gitmeyi tercih ediyor. Sonuç bu.
Bugün Kadıköy evlendirme dairesinin yanındaki belediyeye ait otoparktan çıkış yapmak için tam 51 dakika bekledik.
Bakın eve dönüş süremden bahsetmiyorum. Parasını ödediğim bir yerden sadece yola çıkmak için geçirdiğim süre bu.
Aklımızı oynatacaz trafik yüzünden, az kaldı.
@Dgrsuleymnn Beni zerre tanımadığın gibi "Türk bayrağına saldıran sizler" lafının nereye varacağından da bihabersin. Bayrak gibi toplumsal hassasiyeti çok yüksek bir konuda iftira ve hakaretin sosyal medya yoluyla yayıyorsun. Bu işler böyle kolay olmamalı. Beni zerre tanımıyorsun, bunu yapma.
@Dgrsuleymnn Eğer yüksek müsaaden olursa milliyetçilik teorileri ve milliyetçi sembolizm üzerine çalışan bir siyaset bilimci olarak 6 senemin geçtiği kampüste bütün aktörlerini bildiğim bu olayı yorumlama bilgimin senin 25 dakikalık twitter bilginden biraz fazla olabilmesi mümkün olabilir mi?
Rektörlüğün bu rezil açıklaması da açıkça gösteriyor ki bir avuç faşist, ODTÜ’deki sol ve direniş kültürünün tasfiyesi için koçbaşı olarak kullanılıyor. Bugün verilecek her ödün, yarın stadyumdaki DEVRİM yazısının silinmesine kadar uzanacak bir tasfiye sürecinin parçası olacak.
İlgili kurum tarafından defalarca yalanlanmasına rağmen kendisini hâlâ Doğu Akdeniz Üniversitesi mezunu gibi gösteren Sakarya BB Başkanı Yusuf Alemdar, diploma iptali davasıyla Cumhurbaşkanı adaylığı engellenmek istenen Ekrem İmamoğlu’nun mesajının okunmasını engellemek istiyor.
Türkiye Belediyeler Birliği seçiminde arbede
◾️İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından TBB'de yeni yönetimin belirlenmesi için bugün yapılması planlanan seçimde arbede çıktı. Arbedenin İmamoğlu'nun mektubunun okunduğu sırada yaşandığı belirtildi.
https://t.co/YEti7bUMU8