Ben olsam şunu her ay bir kere bütün okullarda, kışlalarda ve camilerde halka izletirdim. Bütün televizyon kanallarında ayda bir yayınlanmasını zorunlu yapardım.
🔴#SONDAKİKA | Cem Küçük isimli şahıs gözaltına alındı.
Gerekçe: Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma ve şantaj.
Şahıs için İstanbul İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğüne yakalama ve gözaltına alma talimatı verildi.
128-Millet bana sorar neden VERYANSIN TV'den ayrıldığını ben Erdem Atay'ı ararım önce telefonlarını açmaz,sonra gayet sessiz -Ev veya ofis ortamı- konuşurken tam ben konuya girince "Ben berberdeyim seni traşım bitsin arayacağım" der aradan 3 ay geçer halen aramaz Erdem Atay...
Önümdeki 15 bin 874 kişilik fişleme notları uzayıp gidiyor. İnsanların kimlik bilgilerinden mezheplerine, içkilerinden özel yaşamlarına kadar hemen her şey not alınmış. Askerinden polisine devlette çalışan ve hakkında bilgi toplanan herkesin zamanı geldiğinde kullanılmak üzere kaydı tutulmuş.
https://t.co/8BmhlnQFFX
Komutanıma katılıyorum
Katil Çetin Arkaş’ın yaptığı konuşma değerlerimi aşağılamıştır.
Hakkında işlem yapılmasını istiyorum
Çetin Arkaş’ın konuşmasından değerleri aşağılanan başka kimler var?
@OrkunOzeller@hulusiakarmedya 3 Ekim 2008 tarihinde 400 kişilik alçak pkklı tarafından aktütün karakoluna yapilan saldırıyı unutmuş @hulusiakarmedya bugün çıkmış böyle konuşması aldığı talimatların gereği, Karşıma çıkıp bana anlatsın bu ihanet sürecini yüreği varsa #HainsizTürkiye
En büyük hobim ve yarı profesyonel yürüttüğüm futbol scoutlığı penceresinden 2026 Dünya Kupası gruplarına basit bir bakış atıp, başta Süper Lig olmak üzere, Avrupa liglerine muhtemel transfer hedefi olabilecek oyuncular ile alakalı bir iki cümle yazmak istedim.
Turgut Özakman'ın bizi birbirimize düşürmeye çalışanlara verdiği tokat gibi cevap!!!!
Düşünsene.
Köydesin.
Tarlada uğraşıyorsun.
Gazeteden okuyorsun: Yunanlılar Ege'yi geçmiş. Uzakta, diyorsun. Bize kadar gelmezler. Ordu durdurur.
İki gün sonra bakıyorsun: Komşu şehirdeler.
Birkaç gün sonra gazete çıkmıyor.
Çevre köylerden haberler geliyor. Baskın. Yangın.
Bekliyorsun.
Sabah.
Akşam.
Tekrar sabah.
Belki bizim köye gelmezler.
Sonra köyden silah sesleri başlıyor.
Eşini, kızını, oğlunu kilere saklıyorsun. Kapının mandalını çekiyorsun. Bu sesi en son sen duydun. Silahını alıp pencereye geçiyorsun.
Evin önünde 30 kişi.
Basıyorsun tetiğe.
Bir düşman iniyor.
Bir daha.
Bir daha.
Mermin bitiyor.
Dalıyorlar içeri.
Dipçikle suratını eğip büküyorlar. Yerde yatıyorsun. Tek dileğin şu: Beni vurup gitsinler. Ailemi bulmasınlar.
Buluyorlar.
Üç asker gülüşerek eşini sürüklüyor ahıra.
Diğer üçü kızını bahçeye çıkarıyor.
Biri oğluna işaret ediyor: "Büyüdüğünde intikam alır. Öldürün."
Ellerin bağlı.
Bir şey yapamıyorsun.
Tam o anda köyde yeniden silah sesleri.
Ama bu sefer çığlıklar düşman askerlerinden geliyor.
Türk askeri girmiş köye.
Beş Mehmetçik evin arkasına koşuyor — oğlanı kurtarıyorlar.
Dördü ahıra dalıyor — son anda yetişiyorlar.
Diğerleri bahçeye — kıza da bir şey olmuyor.
O asker senin canını kurtardı.
Namusunu kurtardı.
O çocuğu kurtardı.
Şimdi sor bakalım o askere:
Oruç tutuyor musun?
Namaz kılıyor musun?
Hangi partilisin?
Mezhebin nedir?
O noktadan sonra bunların senin için önemi var mı?
Bizi birleştiren din değildi, mezhep değildi, parti değildi.
Bizi birleştiren şey şuydu:
Aynı toprak.
Aynı tehlike.
Aynı çığlık.
Birbirinize sahip çıkın.
Sizin köyünüze sıra gelmeden.
Anadolu'yu vatan yapan,
"Yurtta Barış, Dünyada Barış" diyen,
bu toprakları bize bırakan
önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü ve
kahraman silah arkadaşlarını
saygıyla, minnetle anıyorum.
Allah rahmet eylesin.
Turgut Özakman
⚔️🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷⚔️
KÖK SEBEP NEDİR?
İçinde bulunduğumuz feci durumun “Kök Sebebi” nedir?
Hangi “Ana Sebep” bizim kurumlarımızı, kurallarımızı alt-üst yaptı?
Yargı mı? Eğitim mi? Terbiyesizlik mi?
Sosyolojik ve Hukuki açıdan baktığımızda, bu üçlünün merkezinde duran ve diğerlerini domine eden temel direk Yargı ve Hukuk Düzenidir.
Neden Hukuk Kök Sebeptir? Gelin bir domino etkisi gibi düşünelim!
HUKUK, “Oyunun Kurallarıdır.”
Bir toplumda eğitim sisteminin kalitesini belirleyen şey müfredat değil, o müfredatı liyakatle yönetecek sistemdir. Eğer Hukuk (Kurallar ve denetim)
işlemiyorsa,
-Eğitimde liyakat ölür, torpil (Mülakat) geçerli olur.
-Terbiye dediğimiz toplumsal etik zayıflar. Çünkü dürüst kalmanın bir ödülü, kural çiğnemenin bir cezası kalmaz.
-“Cezasızlık duygusu” terbiyeyi bozar.
İnsan, doğası gereği kuralların sadece “saf ve güçsüzler” için olduğunu hissettiği an, kendi çıkarını korumak adına nezaketi ve ahlakı bir kenara bırakır.
-Yere çöp atmanın cezası yoksa, yere çöp atmamak bir “terbiye” meselesinden çıkıp “enayilik” gibi görülmeye başlar.
-Trafikte kural çiğneyen cezalandırılmıyorsa, kurala uyan kişi kendini mağdur hisseder. Bu da toplumsal cinneti ve terbiyesizliği besler.
EĞİTİM, Hukuk Güvencesiyle anlam kazanır;
Eğitimli bir genç, “Okusam da, en iyi dereceyi yapsam da mülakatta eleneceğim” diye düşünüyorsa, o ülkede eğitim sistemi çöker. Bu durumda “Kök Sebep” eğitimin kalitesizliği değil, o eğitimi anlamlı kılacak olan fırsat eşitliği ve hukuki denetimdir.
-Hukuk sarsılırsa, kurallar esner, liyakat kaybolur.
-Eğitim çürür, Bilgi yerine “tanıdık” değer kazanır, nitelik düşer.
-Terbiye (Etik) yok olur. Toplumda “Her koyun kendi bacağından asılır” mantığı yerleşir, nezaket ve kurallara uymak zayıflık sayılır.
Birleşmemiz gereken nokta;
Adalet mülkün (Devletin ve Toplumun) temelidir.
Temel sarsıldığında üstündeki katlar (Eğitim ve Terbiye) ne kadar lüks ve iyi niyetli inşa edilirse edilsin bina yan yatmaya mahkumdur.
İçinde bulunduğumuz durumun “Kök Sebebi” Hukuk üstünlüğünün çok zayıflaması ve iktidarın “Hesap Verilebilir” olmaktan kaçınmasıdır…
CB Erdoğan, Savcı Bakan Gürlek, İskilipli Çiftçi;
Sizlerden çok daha fazla bilgili, çok daha fazla demokrat, çok daha fazla
vatansever büyükleriniz var. Tecrübeli, düşünen ve emperyalistlerin değil
Türk Milletinin yararına çalışan bu insanlar sizleri izliyor.
Yarın hepsi, Yüce Divan’da aleyhinize şahitlik yapacaklar. Sizler de İtalya’da Doktora veren “Ya Hak Bilal” ile kendinizi savunursunuz…
Sağlık ve başarı dileklerimle 23 Şubat 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Kurucu Genel Başkanı
Bundan 30 yıl önce 15 Şubat 1996 tarihinde Aksaz’daki eğitimin son safhasında Kardak kayalıklarının koruyucusu SAT komandolarımızı taşıyan askeri helikopter deniz üzerine mecburi iniş yaptı.
Satıhta yaralanan personelden bazıları müdahale eden botlar sayesinde kurtarıldı.
Ancak çarpmanın şiddetiyle 40 metre derinliğe gömülen helikopterin içinde bulunan 5 SAT Komandosu, şehit düştü.
Mavi
Vatan için gözünü kırpmadan ölüme yürüyen aziz şehitlerimiz;
Dz.Üsteğmen Bülent Usta
Elektrik Başçavuş Ahmet Toprakkarıştıran
Porsun Üstçavuş Ali İhsan Çakmak
Motorcu Kd. Çavuş Ahmet Selçuk
Top Üstçavuş Aykut Tetik’i
Elim kazanın 30. yıl dönümünde rahmet, minnet ve sonsuz saygıyla anıyorum.
Ruhları şad, rotaları cennet olsun.
Şeyh Sait isyanını üç ay önceden Atatürk’e bildiren Elazığlı başöğretmen, önce görevden alındı, sonra suç uydurmaktan hapse atıldı. İsyan başarısız olunca; Şeyh Sait’in adamları tarafından öldürüldü. Şehidimizin bedeni, bir ata bağlanarak Lice sokaklarında sürüklendi. Şehidimizin naaşı köpeklere yedirildi. Mehmet Zeki Dündar Alp isimli “Elazığlı Kubilay”ın bir mezarı bile yok!
Hain Şeyh Sait ve bir kısım arkadaşı 15 Nisan 1925’te yurtdışına kaçmaya çalışırlarken yakalanmışlar ancak Mehmet Zeki Dündar Alp’in bulunduğu Lice’de isyancıların hâkimiyeti kısa bir süre daha devam etmiştir. 23 Nisan 1925’de, şeyhinin intikamını almak isteyen Liceli Yusuf-ı Perişanoğlu Mustafa etrafına topladığı adamlarıyla, isyanı ihbar eden ve üç ay sonra yapılması gerekirken gerekli hazırlıklar yapılmadan daha erken yapılmasına sebep olduğunu düşündükleri öğretmen Mehmet Zeki Dündar Alp’ın Lice’de Kale Mahallesi’nde eniştesi Abdulgani Bey tarafından kendilerine tahsis ettiği evini sabahın erken saatlerinde basar... Mehmet Zeki Dündar Alp, altı yaşındaki oğlu Necati, 14 yaşındaki yeğeni Saadet ve eşi Fatma Aliye Hanım’ın gözü önünde sokak ortasında tekmeyle, sopayla, dipçikle darp edilir ve bununla yetinmeyip silahını ateşleyerek öğretmeni orada şehit eder.
Yusuf Perişanoğlu Mustafa, Mehmet Zeki Bey’in cesedini atının kuyruğuna bağlayıp Lice sokaklarında sürükletir. Paramparça olmuş,Şehidimizin naaşını getirip bir okulun önüne atar. Cesedi kimsenin almasına izin vermezler ve orada iki gün bekletirler. Şeyh Sait’in sözde fetvasıyla dinsiz addedilen ancak ondan bin kat daha dindar ve vatanperver birisi olan Mehmet Zeki Bey’in naaşını sokakta köpeklere yedirirler.
Bugün Genel Başkanımız Prof.Dr.��mit Özdağ vatan haini Şeyh Said'e "vatan haini" dediği için Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nce 6500 lira adli para cezasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi uygulanmasına karar verildi.
Bu bir isyan değilse, nedir?
Bu isyanı başlatan Vatan Haini değil de nedir ?
Takdir Yüce Türk Milletinindir.
Şeyh Said Vatan Hainidir.
Devrin bölücü teröristidir.
Yakalanmış ve idam edilmiştir.
Bu vahşeti hâlâ aklamaya çalışanlar tarihle yüzleşmek zorundadır.
@zaferpartisi @umitozdag
Artık anonim olan konuşmamı lüzum üzerine yeniden yayınlıyorum.
Yıl 2008, Yer Turhal. Bir şehidimizin cenaze töreni.
Buradaki TÜRK ifadem; bir ırkın değil, binlerce yıllık tarihin yoğurduğu kültürün ortaya çıkardığı, bir bilincin ifadesidir!
Onu etnik kimliğe indirgideğin an+