@aycabayrakaydin Başak burçlarının ilk 15 derecesinde Güneşiniz, fokal gezegeniniz, Ayınız, stelyumunuz varsa bu tutulma sizi etkiler. Ama tutulma olduğu için değil, Uranüs karesi nedeniyle. Diğer tüm yorumları abartılı buluyorum. Her yeniay ve dolunayda dünyayı yıkıp yeniden kurdukları gibi.
@aycabayrakaydin Ay, birikmiş, odaklanmış bir enerjinin kısa sürede boşalmasına neden oluyor. Elektrik anahtarı/düğmesi rolünde. O düğmeye basıldığında, varsa öncesinde birikmiş kare, karşıt enerjinin gerilimi bir çıkış yolu buluyor. Bu tutulmada Uranüs karesi var. Eğer Balık, Yay, İkizler ve +
🗣️Şener Şen:
🔸 “Zeytinburnu’nda gecekonduda büyüdüm. Ne iş bulursak yapıyor, ayakta kalmaya çalışıyorduk. Gençliğim tam anlamıyla bir ‘survivor’ hikâyesiydi.”
🔸 “20-21 yaşlarındayken taksi şoförlüğü ve iplik fabrikasında işçilik yaptım. O yıllarda gördüğüm insanlar, daha sonra oynadığım birçok karaktere kaynak oldu.”
🔸 “Muş’un köylerinde öğretmenlik yaptım. Tek başıma kaldığım o dönemde hayatımı düşündüm ve asıl yapmak istediğim işin oyunculuk olduğuna karar verip istifa ettim.”
🔸 “Yoksulluk içinde büyüdüğümüz için zorluklardan korkmayı öğrenmedik. ‘Bunu yapamam’ diye bir şey yoktu; yapılması gerekiyorsa yapardık.”
🔸 “Bu yüzden yedi yıl film çekmeden bekleyebildim. Her yıl iki film ya da birkaç dizi yapıp daha fazla para kazanmayı düşünmedim; kötü bir işte oynarsam mutlu olmam.”
🔸 “Yedi yılda yaklaşık 50 senaryo okudum ama hiçbirini çekilecek düzeyde bulmadım.
🔸 “Yavuz Turgul’la sürekli çalışmamın sebebi birbirimize mecbur olmamız değil. Keşke onun kalitesinde 5-10 senarist daha olsa da bu kadar uzun süre film beklemek zorunda kalmasam.”
🔸 “Sinemada esas olan senaryodur. Robert De Niro’yu, Al Pacino’yu ve dünyanın en iyi oyuncularını bir araya getirseniz bile iyi bir senaryo yoksa ortaya iyi bir film çıkmaz.”
🔸 “Ertem Eğilmez’den senaryonun ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Senaryo konusunda bu kadar ısrarcı olmam, Arzu Film ekolünde yetişmemden geliyor.”
🔸 “Kemal Sunal’ın işi benden daha zordu. Çünkü o gerçek bir stardı; insanlar senaryoya bakmadan, yalnızca onun adını görüp filme gidiyordu.”
🔸 “Kemal Sunal’ın canlandırdığı ‘Şaban’, ‘Salako’ gibi karakterler zamanla üzerine yapıştı. İnsanlar sokakta ona bu isimlerle sesleniyordu ama Kemal, oynadığı karakterlerin kendisi değildi ve bundan rahatsız oluyordu.”
🔸 “Ben aynı durumun başıma gelmemesi için ‘Namuslu’yla büyük bir risk aldım. O değişimi yapmasaydım insanlar bugün bana hâlâ ‘Bilo’ ya da ‘Banker Maho’ diye seslenebilirdi.”
🔸 “Oyunculukta tek bir tipe sıkışmak istemedim. Badi Ekrem’i de, Maho’yu da oynadım ama Muhsin Bey’i ve Eşkıya’yı da oynamak istiyordum.”
🔸 “Şöhret beni günlük hayattan koparmadı. Metroya biniyorum, sokakta sıradan bir vatandaş gibi dolaşıyorum. Halkın içinden geldiğim için ‘Şener Şen’ adı beni çok fazla etkilemiyor.”
🔸 “İstesem çok lüks bir hayat yaşayabilir, Manhattan’da daire alabilir, her gece medyatik yerlerde gezebilirim. Ama böyle bir hayatın içimdeki saflığı ve oyunculuk heyecanını yok edeceğini düşünüyorum.”
🔸 “Dostlukta tek taraflı ilişkiye inanmıyorum. Sen bir insan için üzülüyorsan, onun da senin için üzülebilmesi gerekir. Bu yüzden birkaç sıkı dost bana yetiyor.”
🔸 “Nuri Bilge Ceylan’ın sinemasını kişisel olarak sevmiyorum ama onu eleştirmeye de hakkım olduğunu düşünmüyorum. Çünkü kendi tarzını bütün dünyaya kabul ettirmiş bir yönetmen.”
🔸 “Eski filmlerimizde aile, dostluk ve mahalle ilişkileri daha güçlüydü. Bugün insanların o filmleri hâlâ izlemesinin nedeni de aslında özlemini duydukları bu değerleri orada görmeleri.”
🔸 “Yeni dünyanın değerleri insanı iyilikten uzaklaştırıyor. İnsanlara ‘Bir ilişkiden çıkarın varsa gir, yoksa girme’ anlayışı empoze ediliyor.”
🔸"Metroya bindiğim zaman omuzlarım diğer insanlar gibi çökük, onlar kadar yorgunum. Beden diliniz halka ait olunca fark edilmiyorsunuz."
🔸 “Beni yıllarca kötü projelerden uzak tutan şey, seyirciyle aramda oluşan görünmez bağ. İnsanlar ‘Bakalım şimdi ne yapacak?’ diye bekliyorsa onlara karşı sorumluluğum var.”
@karmadanfarmaya Sizi astroloji adına okumak zaman kaybı. Yazık, falda bile böyle saçmalık olmaz. Güneş'in Kova'da "zararda" olmasıyla kendisine hayat arkadaşı olarak erkek ararkenki cinsel/eril ihtiyaçlarını yorumlayabileceğini sanıyor.
@astrozeloji "... sizi sevip sevmediğini anlamanın en kolay yolu sizinle gerçekten sohbet edebiliyorsa, size karşı merakı varsa... " Ne güzel bir gözlem.
@Ezgilevent10 Son derecelere dair felaket anlatısının sadece bir anlatı olduğunu, astrolojinin doğru taraflarının kabul edilebilmesi için önce bu gibi masabaşı saçmalıklarından kurtulmak gerektiğini düşünüyorum. Progres, profeksiyon, ev türetme, horary, Arap noktaları da bana göre saçma.
@Pembrokentr Şu "enerji alanını düzenle", kırık eşyayı at, venüsünü okşa, pencere önüne dolap koyma vs önerilere gülümserim genelde ama sizin bu öneriler iç açıcı.
@elfaleyla Eskiler özetlemiş aslında :paranın para olduğu zamanlar yok artık. Kimliksizleştirme, mülksüzleştirme, geleceksizleştirme, yapay organ, yapay et, aroma vericiler, algı mühendisliği, mezarda emeklilik, işgücünün kiralanması, kıdem tazminatının kuşa dönmesi ve daha neler neler...
@elfaleyla Arzı azalan emeğin pahalılaşacağını teorik olarak kabul etmemek imkânsız ama ahlaki bir bozulma da var emeğine fiyat biçen zanaatçıda. Kapitalizmin ahlâk zaten neresinde ki timsahla dolu nehre atılmış gibi yaşarken güvencesiz insanlar. Yazınızın tamamına katılıyorum. 🙏
@MissPratisyen "Bişi" değil. "Klavuz" değil. "..??" diye noktalama işareti düzeni yok. "Nice kitap okuyanların" yazılmaz. "Boll boll" yazılmaz. ".." diye bir noktalama işareti yok. Sandık sandık kitap bitirirken arada TDK yazım kılavuzlarını da okuyun, milletin dilinden haberiniz olur belki.
Sabah eldivenlerimi giyip köyde mıntıka temizliği yaptım. Her taraf naylon, teneke, plastik atık. Ahaliye örnek olsun diye de yapıyorum ama nafile!
Köyün yoğun yerleşiminin dışında olmama rağmen, yoldan gelip geçenlerin attığı, rüzgarın savurduğu çöpleri hemen yakındaki konteynere toplayıp atıyorum.
Çöplerin analizini de yapıyorum. Marketten, bakkaldan alınmış junk food.
Söylüyorum hep, köyde tarım yapan son kuşak sonrası gelenler tarım yapmıyor. Yaşam, tüketim tercihleri böyle.
Aklıma gelen bir çözüm şu. Yani çöp meselesi için. Dönüştürülebilir çöpler için kamu kurumları/ yerel yönetimler toplama ücreti ödesin. Yani çocuklar, gençler, ahali bunları ayrıştırıp sokağa atmayıp toplasın teslimat karşılığı bir ücret alsın. Etrafa atmazlar. Avrupa şehirlerinde rastlarsınız, elinizde bir meşrubat kutusu bitmiştir, siz atacak yer ararken biri gelip ister.
Atmasınlar, öğrensinler diyebilirsiniz ama durum bu! En azından çöp atma, saçma işini biraz kontrol altına alırız belki…
@elfaleyla "Benim milliyetçilikle temel problemim de tam olarak bu: İnsanı meziyetleriyle değil, nüfus cüzdanıyla ölçüyor. Kimliğin başarısını kendine, utancını başkasına yazıyor!"
🙏
"Biz o bankta oturmuşuz
Kalu Belâ’dan beri.
Kaç bahar görmüşüz kim bilir
kaç zemheri…
İlk kez ayın hâlesine sırnaşığım;
yaşım yirmi altı.
Sana kırk senedir âşığım."
İnsan bazı kişilerle tanıştığında onlarla sıfırdan bir hikâye yazmaya başlamaz; sanki uzun süredir yarım kalmış tanıdık bir geçmişe kaldığı yerden devam eder. Birine karşı hissedilen o tuhaf yabancılık çekmeme hâli, ortak zamanın yavaş yavaş birikmesine ihtiyaç duymaz. Bazen hayatta çok kısa süredir tanıdığımız birine duyduğumuz yakınlık, yıllardır çevremizde olan herkesten çok daha gerçektir. Çünkü iki kişi arasındaki bağın derinliği yan yana geçen günlerin sayısıyla değil; o insanı bulana kadar içinde taşıdığın boşluğun derinliğiyle ölçülür.
@aureliusmagnuss 150 derecelik açı "kavuşamayan, birbiribirini görmeyen, birleşmeyen" açı olarak niteleniyor. Ne tuhaf ama bu konumda olan insanlar birbirine çok çekiliyor. Ama acaba birbirlerini gerçekte anlayamıyorlar mı? Bir yabancıya mı çekiliyoruz?
@aureliusmagnuss 150'likler birbirini çeker, yalnızca kova-başak değil. Koç-akrep, boğa-terazi vs. Kova'nın Başak'a döndüğü, hep barışmak istediği tespitinize katılamıyorum. Bir de "iki tarafta" değil "iki taraf da" diye yazın da eğitimli Başak ve Kova'ları sevindirin. Saygılar, sevgiler.