#KHKlılarÇözümBekliyor#KHK mücadelesinin sembol isimlerinden Prof. Dr. Haluk Savaş hocamızı 5 yıl önce kaybetmiştik.
Eşi Doç. Dr. Esen Savaş da KHK zulümde hastalanmış ve mücadeleye devam ediyordu.
5 yıl sonra, onu da Haluk Hoca ile aynı günde kaybettik.
Unutmayacağız.
-Ses verin ey insanlar
-KHK'lılar hastalanıyor, yaralanıyor veya ölüyor
-Aile Yılı'nda aileler parçalanıyor
-Ormanlarımız yanıyor, ülke talan ediliyor ve halkın neredeyse yarısı sadece seyrediyor
-Ve OHAL KHK'larının 10. Yılı'nda
#KHKlılarÇözümBekliyor
https://t.co/sfvUURNftn
Bu gencecik çocuklar gecenin karanlığında, tek bir ağaç yanmasın diye canlarını ortaya koyuyor. Orman teşkilatının bu genç kahramanları her yerde; dün Sakarya’da, bugün İzmir’de. İyi ki varsınız..
İyi de @sedattbozkurtt'un anlattığı olayı o dönem Ankara da çalışan ve nabız tutabilen tüm gazeteciler biliyordu. AKP'liler bile anlattı bu durumu. Nesi yalan ?
@av_hendekci Eşim 9 senedir izmirde cezaevinde ve Antalyaya senelerdir nakil istemesine ragmen ve istedigi cezaevinin doluluk oraninin %87 oldugunu soylemelerine ragmen nakil yapilmiyor. Izmire sık sık gidemedigim icin ayda 1 saat gorusebiliyoruz eşimle sadece
Yanımdaki kadın memur, kızımı kucağına aldı ve beni koğuşa götürdü. Yolda, “Sırf dilekçemi sordum diye böyle yapılması haksızlık” dedim. “Haklısın, senin suçun yok. Sabahtan beri mahkumlarla görüşüp sinirlenmiş, hıncını senden çıkardı.Bize de öyle yapıyor ama o bizim amirimiz, ne derse o” dedi.
Ertesi gün elime bir evrak ulaştı: Kamu görevlisine hakaret suçlamasıyla idari soruşturma başlatılmıştı. 3 kişinin bulunduğu odada, ne hikmetse 6 kişinin imzaladığı bir tutanak hazırlanmıştı.
Aylar sonra infaz hâkimliğinde duruşmaya çıktım. Genç bir hâkim vardı. Olayı tüm gerçekliğiyle anlattım. Tersine, bana hakaret edildiğini, hakarete uğramış biri olarak"terbiyesizlik yapmayın" dediğimi söyledim.
Ayrıca odada 3 kişi varken 6 kişinin tutanağa nasıl imza attığını sordum.
Hakim bir süre sessiz kaldı, sonra “Ben bu cezayı vermek zorundayım ama sen itiraz edersin” dedi.
Sanki “Haklısın ama elim kolum bağlı,” der gibiydi.
Herkes aynı dili konuşuyordu:
🗣️ “Amirimiz ne derse o...”
🗣️ “Elimiz kolumuz bağlı...”
Bu cümleler bu sürecin özetiydi aslında.
Bugün Türkiye’de insanlar sırf daha fazla mağdur edilsin diye ailelerinden yüzlerce kilometre uzaktaki cezaevlerine gönderiliyor.
Zorunlu nakiller bir gecede yapılabiliyor, ama insanların gönüllü olarak ailelerine yakın cezaevlerine geçiş talepleri yıllarca bekletiliyor ya da cevapsız kalıyor.
Çoluk çocuk yollarda perişan oluyor.
Cezaevlerinin iç işleyişi ise içler acısı.
Hakkını arayanlar, “Denetimliyi yakarız” tehditleriyle susturuluyor.
Keyfi idari cezalarla insanlar sindirilmeye çalışılıyor.
Kısacası, hukuksuzluk sadece yargılamalarda değil;
İdarelerde, cezaevi komisyonlarında, infaz hakimliklerinde de hâkim durumda.
Kısacası
#HukuksuzlukHerYerde
Artık bu hukuksuzluklara , keyfi uygulamalara son verin
@adalet_bakanlik@ctekurumsal
Zira;
#HukukHerkeseLazım
@SemaSilkin@gergerliogluof@gulecyuzk
2017 Aralık ayında tutuklandığımızda OHAL dönemiydi.
Açık görüşler iki ayda bir, telefon görüşmeleri ise 15 günde bir 10 dakikayla sınırlıydı.
Annem İstanbul’da yaşıyordu ve her şeyimizle o ilgileniyordu. Görüşlerimize gelir, ihtiyaçlarımızı karşılamak için çırpınırdı. Bel fıtığı olmasına rağmen çok pahalı olduğu için uçak kullanamayıp 11,12 saatlik otobüs yolculuğu yapardı.
Bu nedenle Nisan gibi nakil dilekçesi verdim.
Ancak 6 ay boyunca dilekçemle ilgili hiçbir geri dönüş alamadım. Defalarca sormama rağmen ne bir alındı numarası verildi, ne de dilekçemin fotokopisi. Müdür görüşü taleplerim de yanıtsız kaldı.
Öncesinde başka meselelerle ilgili dilekçelerime de dönüş yapılmadığı için savcılığa suç duyurusunda bulunmuştum.
Ertesi gün, talep etmediğim halde müdür görüşüne çağrılmış, sorunların giderileceği söylenip, şikayet dilekçemi geri çekmem istenmişti.
Nakil talebimden sonra aylarca dilekçe akıbetini öğrenmeye çalıştım. Müdür görüşü talep ettim. Aylar sonra müdür görüşüne çıkarıldım.
Müdür Bey dilekçemin akıbetini sorduğumda önce kibar davranmaya çalıştı, konuyu geçiştirdi.
Israr edince sistemde arama yapıyormuş gibi yaptı, çıktısını isteyince, sinirlenerek dilekçemin kaybolduğunu söylemek zorunda kaldı.
Oysa aylarca “cevap gelmedi” diyerek beni oyalamışlardı. Hatalarının ortaya çıkmasıyla birlikte müdürün tavrı değişti, sertleşti. Aylardır mağdur edildiğimi, şikayetçi olacağımı söylediğimde ise öfkelendi, bağırıp çağırmaya başladı.
Sakin olmasını belirtmeme rağmen masasından kalkarak hakaretler etmeye başladı . O sırada 1 yaşında olan kızım yanımda ağlamaya başladı . Yanımda çocuk var bağırmayın dedikçe daha da çok bağırıp
-Sen ne için burada olduğunu unuttun heralde . Teröristsin sen, sizi insan yerine koyuyoruz diye kendinizi birşey sandınız dedi.
Ben kendisine, henüz hükmümün onanmadığını velev ki onansa dahi bana “terörist” diyemeyeceğini söyledim.
Ayrıca “İnsan yerine koyuyoruz” derken ne demek istediğini sordum.
Zira ben zaten insanım.
Sözlü hakaretleri artınca, gayet sakin bir şekilde “terbiyesizlik yapmayın” dedim. Bu sözümle daha da öfkelendi. Ağzından köpükler saçarak “Alın bunu buradan!” diye bağırdı ve üzerime yürüdü+
Çok absürd bir yorum olmamış mı ?
Ben rejimin zulme mazleme yaptığı 250 şehit söyleminin doğru olmadığını, otopsi raporlarına dayanarak bir kısmının başka tarihlerde ve trafik kazası gibi nedenlerle öldüğünü, bazı şehitlerde çıkan mermilerin TSK envanterinde olmadığını resmi raporlarla anlatıyorum.
Bunları ortaya koymamdan duyulan rahatsızlıkla sizin refere ettiğiniz haberleri yapıyorlar.
Benim çabalarım rejimin söylemlerini boşa çıkarırken savunduğunuz haberler zulüm için kamuoyu oluşturuyor.
Eğer mahkemeleri takip ederseniz savunma yapan insanlara "Sen öyle diyorsun ama örgütün ileri gelenleri itiraf etti" diye karşı argüman sunan hakimler var.
Türkiye hangarda tutulan kendi F35'leri için düzenli bakım parası ödüyor Amerika'ya. Milyonlarca dolar. Hatta bunu Milli Savunma Bakanlığındaki bütçesindeki resmi gideri üzerinden de anlatmıştım.
Avukatı @LeventisMG daha cumartesi günü bana “Esen hocanın davasını Yargıtay bozdu çok mutlu oldum haber vermek için aradım ama dönüş yapmadı” demişti. 2 gün önce adını andık, onun adına sevindik 😔
Bu hukuksuz düzende beraat ettiğini göremeden üzgün, yorgun ve kırgın gitti 😔
@SevincCakir8@adalet_bakanlik 86 milyon içindeki sessiz kalan tüm insanlar !
Bu zulümden sorumlusunuz, haberim yok demeyin !!!
Askeri öğrenciler vallahi billahi suçsuz, yeter artık!!!
DUY! @yilmaztunc
“Eşimle birlikte tutuklandık. İki çocuğumuz da bizimle birlikte hapiste. Beş yaşındaki oğlum oyun kurar; ıslak mendilin kapağını s��ker, demir dolabın kapağına yapıştırır. Amacı sadece "aç-kapa" yapmak. Arkadaşlarıyla oturup, sanki o kapak bir mazgalmış gibi hayal kurarak dilekçe verirler… Çocuklarımız zaman zaman ateşleniyor. Bir ateş ölçer yok. Ambulans çağırın diyoruz, ama kimse gelmiyor. Ve daha nice çaresizliklerle baş başa kalıyoruz...”
Rifat Çiftçi, Edirne Kapalı Cezaevi
Doç. Dr. Esen Savaş hocamızın Prof. Dr. Haluk Savaş ile KHK mağduriyetine karşı verdikleri hukuk ve adalet mücadelesi asla unutulmayacak. Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır dileriz. Mekânı cennet olsun.
Sürecin Yiğit insanlarından ve 15 Temmuz zulümlerinden dolayı kanser olup vefat eden
Haluk Savaş hocamızın değerli Eşi Esen Savaş hocamız vefat etti.
Rabbim bu iki güzel insanı cennetinde tekrar böyle bir araya getirsin.
Rabbim mekanlarını cennet eylesin.
Ailesine sevenlerine baş sağlığı diliyorum.
Rahmetli Haluk Hocam buydu.
Ve bu yiğit insanın arkasında bir dağ gibi duran Esen Savaş hocamda Haluk hocamın vefatından tam 5 yıl sonra aynı gün vefat etti.
Yıllardır sağlık sorunları ile mücadele ediyordu Esen Hocam.
Mekanları cennet olsun.