@derviskoz Başkan Ertuğrul Doğan ikinci Mehmet Ali Yılmaz olma yolunda emin adımlarla yoluna devam ediyor. Salah transferi dünyanın gözlerinin Türk futbolu üzerine dönmesine neden oldu. Trabzonspor taraftarı olarak kendisine teşekkür ediyoruz.
Trabzonspor başkanı Ertuğrul Doğan ikinci Mehmet Ali Yılmaz olma yolunda emin adımlarla yoluna devam ediyor. Trabzonsporlu olarak bize bu mutluluğu yaşattığı için kendisine teşekkür ediyoruz.
Telliciler kurulu bugün başlayan çalıştayda içindeki karmaşaya rağmen sessizliği oynamış. Yakında kaynarlar. Kurul üyeleri arasındaki kopukluk katılanlar arasında konuşuluyor.
Küba'dan bir çığlık yükseliyor !
DÜNYAYA AÇIK BİR MEKTUP: Küba'dan bir kadın, kimsenin görmek istemediği suçu ifşa ediyor.
--- Tüm insanlığa, dünya annelerine, Sınır Tanımayan Doktorlar'a, dürüst gazetecilere ve hâlâ adalete inanan hükümetlere sesleniyorum:
İsmim, milyonlarca diğer insanınkiyle aynı. Ünlü bir soyadım ya da yüksek bir makamım yok. Ben sıradan bir Kübalı kadınım. Bir evlat, bir kız kardeş, bir vatanseverim. Ve bunları paramparça olmuş bir ruhla, titreyen ellerle yazıyorum; çünkü halkımın bugün yaşadığı şey bir kriz değil. Bu, Washington tarafından soğukkanlılıkla gerçekleştirilen, yavaş ve hesaplanmış bir cinayet.
Ve dünya başka yöne bakıyor.
👵 BÜYÜKANNEM VE BÜYÜKBABAM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yaşlı insanların vaktinden önce ölmesini ifşa ediyorum; çünkü abluka, kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon ve diyabet ilaçlarının ülkeye girişini engelliyor. Mesele kaynak yetersizliği değil. Bu, kasıtlı bir yasak. Küba'ya satış yapmak isteyen şirketler para cezasına çarptırılıyor, baskı görüyor ve tehdit ediliyor. Kendi hükümetleri ise sessiz kalıyor. Ve bu sırada, Kübalı bir büyükbaba göğsünü tutarak bekliyor. Ölüm uyarı yapmaz; ama abluka yapar.
---
👶 ÇOCUKLARIM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yakıt yetersizliği nedeniyle kuvözlerin kapatılmak zorunda kalmasını ifşa ediyorum. Amerika Birleşik Devletleri hükümeti hangi ülkelerin bize petrol satıp hangilerinin satamayacağına karar verirken, yenidoğan bebeklerin hayatta kalma mücadelesi vermesini... Washington'daki bir ofiste imzalanan bir emrin, kıyılarından sadece 90 mil ötedeki bir çocuğun feryadından daha önemli görülmesi yüzünden çocuklarının hayatının tehlikeye girdiğini gören Kübalı annelerin varlığını...
Uluslararası toplum nerede? Çocuk haklarını bu denli hararetle savunan örgütler nerede? Yoksa Kübalı çocuklar yaşamayı hak etmiyor mu?
🍽️ KASITLI AÇLIĞA KARŞI SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Ablukanın, kurgulanmış bir açlık yaratma girişimi olduğunu ifşa ediyorum. Gıda, sebepsiz yere ortadan kaybolmuş değil. Gerçek şu ki, onu satın almamız engelleniyor. Gıda taşıyan gemiler taciz ediliyor. Banka işlemleri engelleniyor. Bize tahıl, tavuk ve süt satan şirketlere yaptırım uygulanıyor.
Küba'daki açlık bir tesadüf değil. Bu, ABD hükümetinin bir devlet politikasıdır; 60 yıl boyunca geliştirilmiş, her yönetim tarafından güncellenmiş, Donald Trump tarafından şiddetlendirilmiş ve Marco Rubio tarafından acımasızca uygulanmıştır.
Buna "ekonomik baskı" diyorlar. Bense buna açlığa mahkûm etme terörü diyorum.
ÜLKEMİN DOKTORLARI İÇİN BİR ÇAĞRI:
Tüm dünya çökerken pandemi sırasında hayat kurtaran doktorlarımızın bugün şırınga, anestezi ve röntgen ekipmanından yoksun bırakılmasını kınıyorum. Bunları nasıl üreteceğimizi bilmediğimiz için değil; yetenekten yoksun olduğumuz için de değil. Aksine, abluka yüzünden malzeme, yedek parça ve teknolojiye erişimimiz engellendiği için.
Bilim insanlarımız beş COVID-19 aşısı geliştirdi. Beş tane. Kimsenin yardımı olmadan. Tüm zorluklara rağmen. Ablukaya ve yalanlara rağmen. Yine de imparatorluk, bunu başardığımız için bizi cezalandırıyor.
🌍 DÜNYAYA SESLENİYORUM:
Küba sadaka dilenmiyor.
Küba asker istemiyor.
Küba sevginizi istemiyor.
Küba adalet istiyor. Ne fazlasını, ne de azını.
Halkımın çektiği acıları normalleştirmeyi bırakmanızı istiyorum.
Ablukayı gerçek adıyla, yani İNSANLIĞA KARŞI BİR SUÇ olarak adlandırmanızı istiyorum.
Biz boğulurken "diyalog" ve "demokrasi" masallarıyla kandırılmamanızı istiyorum.
Hayırseverlik istemiyoruz. Sadece yaşamamıza izin verilmesini istiyoruz.
Sessiz kalarak buna ortak olan hükümetlere:
Tarih sizden hesap soracak.
Yalan söyleyen medyaya:
Gerçek her zaman bir yolunu bulup ortaya çıkar.
Yaptırımlara imza atan cellatlara:
Küba halkı unutmaz ve affetmez.
Kalbinde hâlâ insanlık taşıyanlara:
Küba'ya bakın. Ona neler yapıldığına bakın. Ve kendinize sorun: Tarihin hangi tarafında yer almak istiyorum?
---
Bu küçük adadan, devasa bir halkın içinden; pes etmeyi reddeden sıradan bir Kübalı kadından...
Ikay Romay
Eğer bu yazı içinizde derin bir his uyandırdıysa, paylaşın.
İster 10 arkadaşınız olsun ister 10.000 takipçiniz; fark etmez.
Profilinizin herkese açık ya da gizli olması; fark etmez.
Normalde hiç paylaşım yapmıyor olmanız; fark etmez.
Ama bu farklı.
Bu, bir gün batımı fotoğrafı değil.
Bu, bir dedikodu değil.
Bu, sadece bir fikir beyanı değil.
Bu bir HAYKIRIŞ. Ve haykırışlar kendine saklanmaz. Onlar DUYULUR. Onlar TEKRARLANIR. Onlar KOCAMAN BİR KALABALIĞA DÖNÜŞÜR.
Bugün sizden bir "beğeni" istemiyorum.
Sizden, başparmaklarınızı sadece ekranda gezinmekten çok daha büyük bir amaç için kullanmanızı istiyorum.
PAYLAŞIN.
Ki dünya, Küba'da yaşananların sadece bir kriz olmadığını bilsin.
Bu bir SUÇ.
Ki başka ülkelerdeki anneler bilsin; burada çocuklar, abluka yüzünden elektriği kesilen kuvözlerde hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Ki başka diyarlardaki büyükanneler ve büyükbabalar bilsin; burada yaşlılar, Washington'ın ülkeye girişine izin vermediği ilaçları beklerken can veriyor.
Ki bu duruma ortak olan hükümetler utanç duysun.
Ki yalan haber yayan medya organlarının saklanacak yeri kalmasın.
Ki sorumlular, SESSİZ KALMAYACAĞIMIZI bilsin.
Bu mesajı paylaşan tek bir kişi dünyayı değiştirmez.
Ama binlercesi, milyonlarcası—işte onlar değiştirir.
3 Kasım 2017'de Diyarbakır'da hücre evine düzenlenen operasyonda çıkan çatışmada şehit oldu, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depreminde enkazdan sayısız kişiyi canlı çıkardı...
Bir şehit mucizesini, Uluslararası İyilik Ödülü sahibi, İzmir Selçuk'ta İsabeyli Camii İmamı olan babası İbrahim amcadan bizzat dinledim;
İbrahim amca bir gün oğlunu düşünürken "Madem Peygamber Efendimize salat-ü selamlarımız arz ediliyor, madem şehitlerimiz ölü değil, o halde şehitlerimize de selamlarımız mutlaka bildirilir" diye düşünerek, o günden sonra Peygamber Efendimize her salat-u selam okuduktan sonra şehit oğluna selam vermeye başladı.
Oğlunun hüznüyle kavrulduğu bir gün, "Ah şehit oğlum, keşke Aleykümselam desen, keşke senin de bana selamın gelse" dedi kendi kendine...
Aradan aylar geçti, bir gün Tire İHH Temsilcisi Sefer Yanık, İbrahim amcayı arayarak yaşadığı mucizeyi anlattı;
"6 Şubat Maraş depreminde birkaç arkadaşımla insanları enkazdan kurtarmaya gittik. Biz enkaz altından insanları kurtarmaya çalışırken, yanımıza üniformalı, uzun boylu, güçlü kuvvetli 3 asker geldi.
Olanca güçleri ile çalışıyorlar, enkazdaki betonları kolayca kaldırıp atıyorlardı. Elbiseleri tertemizdi. Biz yemek ve dinlenme molası verdiğimizde, onlar ne yemek yediler ne de mola verdiler. Sadece enkazdan insan çıkarmaya çalışıyorlardı. Bizim üstümüz terden ve kirlilikten kokuyordu ama onlar çok güzel kokuyorlardı.
Canlı kurtarılan insanlara,
"Sabırlı olun. Bu başınıza gelen Allah'ın bir imtihanıdır. Allah'tan geldik, Allah'a gideceğiz. Sakın ha isyan etmeyin, şehadet getirin" gibi cümleler söyleyerek depremzedeleri teselli ediyorlardı.
Bir ara askerlerden biri bana nereden geldiniz diye sordu. Ben de, İzmir'den geldik dedim. O da bana "Oralara şimdi bahar gelmiştir, yeşillenmiştir oralar" dedi. Ben de "Evet bizim oralara bu aylarda bahar geliyor güzel oluyor" dedim. "Oralara selam söyle" dedi. Ben de o askere, "Selamını Kime söyleyeyim?" dedim. "Sen selam söyle o kendisini bilir" dedi.
Sonra o askerler yanımızdan kayboldu. Bir daha hiç görmedik. Sonra deprem bölgesinden döndüm. Benimle konuşan o nur yüzlü askeri bir türlü unutamadım. Bu askeri bir yerden tanıyordum ama kim olduğunu bir türlü çıkaramıyordum.
Depremden 3 ay sonra, bu gün o askerin resmini, senin facebook sayfanda gördüm. "İşte buydu benimle konuşan asker" dedim. "Ve anladım ki o asker senin şehit oğlun Ahmet Alp Taşdemir imiş" dedi.
İbrahim amca ağlamaya başlar ve "Elhamdülillah, verdiğim selamların karşılığı geldi Elhamdülillah..."
"Aleykümselam şehit oğlum. Aleykümselam şehit oğlum. Aleykümselam şehit oğlum..."
Diyerek Allah'a secde etti...
KUR'AN ŞAHİT Kİ,
ŞEHİTLER ÖLMEZ...
Şehit PÖH Ahmet Alp Taşdemir
3 Kasım 2017 | Diyarbakır
2 gün önce devre arkadaşım "VAN" da mayın patlaması sonucu şuan hastanede mücadele veriyor. Üsteğmen olmasına 1 ay kala Gazi oldu...
Ailesinin başta haberi olmadığı için haberi olana kadar bu bilgiyi paylaşmadım.
İnsanların ne kadar umrunda onu da bilmiyorum.
Ne bakanlığın resmi hesabı, ne de silahlı kuvvetlerin resmi hesabı bunu duyurma gereği bile duymadı...
Nedenini benden daha iyi biliyorsunuz zaten.
Anladığım kadarıyla artık ne sosyal medya ne de televizyon, yaralanan bir askerimize haberlerde, gündemde yer vermeyi birileri rahatsız olmasın, mevcut süreç "aman" etkilenmesin diye uygun bulmuyor.
Ama kardeşimin etkilenen uzuvları var sizin "aman"larınızdan.
Kim kimle kol kola girdi, kim mehtere ne tepki verdi, menüde neler vardı gündeminizden yer bulabilirseniz, bunu bari ben duyurayım dedim yoksa asla haberiniz olmayacak.
O mayını oraya yerleştirenlerle çözüm arayanlar, çözüm arayanların peşinden gidenler...
Ankarada mayın olmadığı için böyle dertleriniz yok tabi ama, oralarda birileri hala bu tehditle yaşıyor ve yüzleşiyor.
Evet, o çocuk sizleri korumak için oradaydı.
Dualarınızı kardeşimizden esirgemeyiniz, sizden dua istemek; en azından yapabildiğim bu.