🔴 'Ölü Deniz' isimli stand up gösterisiyle milyonların beğenisini kazandıktan sonra anlamsız gerekçelerle tutuklanan Deniz Göktaş bugün hakim karşısına çıkıyor.
Deniz Göktaş:
“Erdoğan bu ülkedeki her şeyden sorumludur. Hakkında yapılan şakalara ve eleştirilere olgunlukla katlanmak zorundadır.
Ben çıkınca eleştirilerimi aynı dille anlatmaya devam edeceğim. “Utangaç diktatör” sözüyle ilgili suçlamadan beraatimi istiyorum."
Deniz Göktaş içeri alınacağını bilerek 2 Temmuz'da yurtdışından döndü ve alındı.
Kendi geldi neden kaçsın? Delil YouTube videosu nasıl kararsın?
İddianame bile hazır değil. Bari tutuksuz yargılayın.
Deniz Göktaş işini yaptı. Salın.
#DenizGöktaşıSerbestBırakın
Deniz Göktaş ile cezaevinde görüşen avukatlar teyitledi: Göktaş, Kılıçdaroğlu'na 'CHP'yi salın' dedi https://t.co/99T13nwnoA @bizimtvcomtr aracılığıyla
@m_cemilkilic Deniz Göktaş tutuklanırken,
"Aleviler katledilmeli" diyerek video paylaşan TRT World çalışanı hakkında neden işlem yapılmadı?
#TRT,
İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı ne zaman harekete geçecek?
Kamuoyu acilen açıklama bekliyor.
🇹🇷⚖️🇹🇷
MİZAH SUÇ DEĞİLDİR
DENİZ GÖKTAŞ SERBEST BIRAKILSIN!
Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” isimli stand-up gösterisinin sosyal medyada yayımlanmasının ardından hakkında soruşturma başlatılması ve yurt dışından dönüşünde gözaltına alınması; Anayasa’nın düşünce, ifade ve sanat özgürlüklerini güvence altına alan 25, 26 ve 27. maddeleri ile kişi özgürlüğünü koruyan 19. Maddesinde belirtilen kişi güvenliği ve özgürlüğünün özünü zedelemektedir.
Demokratik toplumlarda mizah; toplumsal olayları sorgulayan, eleştiren ve kamusal tartışmayı besleyen temel bir ifade biçimidir. İfade özgürlüğü yalnızca kabul gören, rahatsızlık yaratmayan düşünceleri değil; sarsıcı, incitici, rahatsız edici ve iktidarı eleştiren ifadeleri de korur. Nefret söylemi ya da şiddete açık çağrı niteliği taşımayan mizahi anlatımların ceza soruşturmalarının konusu hâline getirilmesi, demokratik toplum düzeniyle bağdaşmaz.
Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamalar, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmak zorundadır. Hakkında açılan soruşturmayı bilerek ülkesine dönen Deniz Göktaş hakkında gözaltı tedbirine başvurulması; zorunluluk ve ölçülülük koşullarını karşılamamaktadır.
Dahası, Deniz Göktaş'a ters kelepçe uygulanması ve emniyet binası içinde ters kelepçeli halde çekilen görüntülerinin servis edilmesi, güç gösterisinden öte;* insan onurunu zedeleyen, kötü muamele ve işkence yasağı bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken ağır bir uygulamadır. Bu uygulama, gözaltı tedbirine ilişkin adli sürecin bir parçası değildir. Bu görüntüler, kamuoyuna verilen bir gözdağıdır. İnsan onurunu zedeleyen bu uygulama; masumiyet karinesini, kişi özgürlüğünü ve kötü muamele yasağını delmektedir. Hukuk devleti, teşhir ve itibarsızlaştırma üzerinden işletilemez.
Ayrıca, bu tür işlemler yalnızca kişi özgürlüğünü değil; sanatsal ve eleştirel ifade alanını da baskılayan, toplumda otosansürü yaygınlaştıran caydırıcı bir etki yaratmaktadır.
Mizah ve politik hiciv, toplumun ve yönetenlerin kendileriyle yüzleşmesini sağlayan bir dev aynasıdır. Demokratik yönetimler, kendilerine tutulan bu aynaya tahammül edebildikleri ölçüde demokratik kalabilirler.
İstanbul Barosu olarak, Deniz Göktaş’a yönelik bu müdahaleyi asla kabul etmiyoruz. Yetkili makamları sanatsal ifade özgürlüğünü ceza tehdidiyle baskı altına alan uygulamalardan vazgeçmeye, Deniz Göktaş’ın derhal serbest bırakılmasını ve hakkında yürütülen soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandırılmasını sağlamaya çağırıyoruz.