ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.
“Zafer, zafer benimdir diyebilenindir!”
Mustafa Kemal Atatürk
Zaferin Başkomutanı Mustafa Kemal ve kahraman ordusunu minnet, gurur ve Fatihalarla yad ediyoruz.
Mübarek ruhları şad olsun.
2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı “ÖĞRETMENİMİ VE OKULUMU SEVİYORUM” Temasıyla Başlasın!
Öğretmene şiddet, okulda şiddet Türk toplumuna yakışmıyor.
Öğretmene sahip çıkmak, aslında toplumun geleceğine sahip çıkmaktır.
Bu toplum, “Bana bir harf öğretenin, kırk yıl kölesi olurum” anlayışıyla yoğrulmuş bir medeniyetin taşıyıcısıdır.
Ailelerimize sesleniyorum; emin olun ki, öğretmen en az sizin kadar çocuğunuzu seviyor, en az sizin kadar çocuğunuzun geleceğinin kaygısını taşıyor. Bu itibarla öğretmene verdiğiniz değer, aslında çocuğunuza verdiğiniz kıymettir.
Bu itibarla, öğretmenin itibarı sadece meslektaşlarımızın değil, tüm toplumun meselesi olarak görülmelidir. Eğitim çalışanlarına yönelik bir tehdit ve şiddet hadisesi olduğunda, başta velilerimiz olmak üzere, tüm toplumun buna “DUR!” demesi, sahiplenmesi gerekmektedir.
Bu amaç doğrultusunda MEB’e çağrıda bulunuyor ve 2026-2027 Eğitim Öğretim Yılını “ÖĞRETMENİMİ VE OKULUMU SEVİYORUM” temasıyla başlatılmasını istiyoruz.
Ayrıca yıl boyunca da toplumsal farkındalığın oluşturulması amacıyla program ve faaliyetler yürütülmesini bekliyoruz.
Unutulmasın ki, öğretmenimizle birlikte geleceğimizi de kaybederiz!
@tcmeb@Yusuf__Tekin
Türk Eğitim-Sen’den Hukuk Zaferi: Kanser İlacı Bedelinin SGK Tarafından Karşılanmasına Karar Verildi
Kanser tedavisi gören öğretmen üyemizin tedavisinde uzman hekimlerce kullanımı zorunlu görülen "Trastuzumab Deruxtecan" etken maddeli "E…" isimli ilacın SGK tarafından karşılanması amacıyla yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine sendikamızca açılan dava sonucunda, yaşam hakkını önceleyen emsal bir karara imza atılarak mağduriyet giderildi.
Yargılama sürecinde, öncesinde yürütmeyi durdurma kararı aldığımız dosyayı esastan inceleyen Bursa 2. İdare Mahkemesi, dava konusu ret işlemini oybirliğiyle iptal etti.
Mahkeme emsal niteliğindeki iptal kararında; Anayasa ile güvence altına alınan yaşama ve sağlıklı yaşam hakkı ile sosyal devlet ilkesine dikkat çekti. 5510 sayılı Kanun uyarınca hekimce gerekli görülen tedavilerin ve ilaçların finansmanını sağlamanın idare için yasal bir yükümlülük olduğunu vurgulayan mahkeme, SGK’nın düzenleme yetkisinin hastanın ilaca erişimini engelleyecek veya altından kalkamayacağı ağır bir maddi külfet yükleyecek şekilde kullanılamayacağını ve hayati öneme sahip ilacın kesintisiz karşılanması gerektiğini hükme bağladı.
Türk Eğitim-Sen olarak, üyelerimizin yaşam ve sağlık hakkı başta olmak üzere tüm hak ve kazanımlarının korunması noktasında her daim yanlarında olmayı ve kararlılıkla mücadele etmeyi sürdüreceğiz.
https://t.co/U3e8o7Vy7f
📢 MÜLAKAT, LİYAKATİN KATİLİDİR! ❌
🎯 Türk Eğitim-Sen, mülakatın eğitimin her alanından amasız, fakatsız ve lakinsiz kaldırılmasını savunan tek adrestir.
🤝 İlk günden bu yana mülakat mağdurlarının yanında olduk.
⚖️ Sorunlarının çözümüne katkı sunmuş olmaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz.
📚 Liyakat kazansın, adalet sağlansın!
#MülakatKaldırılsın
#LiyakatEsastır
#EğitimdeAdalet
#TürkEğitimSen
#MülakatsızAtama
MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi ziyaret ederek, Türkmeneli Esas Okulları’nda görev yapan soydaş meslektaşlarımıza yönelik başlattığımız eğitim sürecine dair bilgi arz ettim.
Kerkük’te gerçekleştirdiğimiz “Sosyo Kültürel Aidiyet, Aile Katılımı ve Kapsayıcı Rehberlik Eğitimi” sertifika programımıza 100 civarında rehber öğretmenimiz iştirak ediyor.
Sayın Genel Başkanım, programın, Türkmeneli eğitimi ve soydaş çocuklarımızın geleceği için önemli bir hizmete vesile olacağına yürekten inandığını belirterek tüm Kerkük’lü eğitimcilerimize selam ve tebriklerini ifade ettiler.
Ayrıca sayın Bahçeli’ye camiamız ve milletimiz adına da şükranlarımı arz ettim.
Çünkü, tarihin kırılma noktasından geçtiğimiz şu zamanda, hem ülkemizin huzur ve sükunetine yönelik, hem de bölgesel denklemlerin yeniden dizayn edildiği bir dönemde devletimizin yürüttüğü sürece dair ortaya koyduğu vizyon ve üstün liderlik tarihi bir kıymet taşımaktadır.
Varlığı daim olsun.
Allah devlete zeval vermesin.
Türk Eğitim-Sen Mardin Şubesi olarak Yeşilli Kaymakamımız Sayın İlyas ÖZTÜRK’e hayırlı olsun ziyaretinde bulunduk.
Nazik kabullerinden dolayı Sayın Kaymakamımıza Teşekkür ediyoruz.
@kaymakamyesilli@Kamu_Sen@turkegitimsen
15 Temmuz 2016 gecesi, devletimizin bekasını, milletimizin iradesini ve demokrasimizi hedef alan hain darbe girişimi; milletimizin sarsılmaz iradesi, vatan sevgisi ve cesareti sayesinde bertaraf edilmiş, Türk milleti tarih boyunca olduğu gibi o gece de bağımsızlığından ve hürriyetinden asla vazgeçmeyeceğini tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir. 15 Temmuz, milletimizin devletiyle omuz omuza vererek istiklaline ve istikbaline sahip çıktığı, tarihimize altın harflerle yazılan kahramanlık destanlarımız arasında yerini almıştır.
Türkiye Kamu-Sen olarak kuruluşumuzdan bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da demokrasiden, millî iradeden, hukuk devletinden ve Cumhuriyetimizin temel değerlerinden yana tavrımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.
28 Şubat'ta ortaya koyduğumuz 'Kesintisiz Demokrasi' duruşunu, 'Bizim İlkemiz Önce Ülkemiz' anlayışıyla bugün de kararlılıkla sürdürüyoruz. Şahıslardan ve gündelik siyasi tartışmalardan bağımsız olarak devletimizin, milletimizin ve demokrasimizin yanında durmaya; birlik ve beraberliğimizi hedef alan her türlü girişimin karşısında olmaya devam edeceğiz.
Bu vesileyle, vatanımız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle, kahraman gazilerimizi şükranla anıyor; 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün 10. yıl dönümünün milletimize birlik, beraberlik ve huzur getirmesini diliyorum.
Erzincan Valimiz Sayın Hamza Aydoğdu’yu ziyaret ettik.
Bir eğitimci olarak, daha önce MEB Personel Genel Müdürlüğü görevi sürecinden yakınen takip ettiğimiz, Sayın Vali Aydoğdu’nun tam bir devlet adamı şuuruyla başarıyla yürüttüğü çalışmalarının Erzincan’lı hemşehrilerimiz nezdindeki memnuniyetini müşahade etmekten ziyadesiyle mutlu oldum.
Sayın Valime nazik konukseverliğinden ötürü çok teşekkür ediyorum.
@ervalilik@drhamzaydogdu
Türk Milli Mücadelesi, süreci ve sonuçları itibariyle dünya tarihinde eşi benzeri olmayan ve tüm mazlum milletlere ibret ve emsal olan muazzam bir bağımsızlık hareketidir.
Milletin topyekün kıyama durduğu, türlü imkansızlıklar ve yokluklara rağmen, büyük bir inanmışlıkla emperyalizmi alt ettiği istiklal hareketidir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Milli Mücadele’yi kurgulayan, planlayan ve başarıyla nihayete erdiren kadro, Osmanlı İmparatorluğu’nun ikliminde yetişmiş olan kurmay kadromuzdu.
Subayıyla, aydınıyla, kanaat önderi ve bürokratıyla Milli Mücadele’yi millete mal eden ve yönetenler, Türk devletinin kadrolarıydı.
Ki, bu da doğal olandı. Osmanlı İmparatorluğu bir Türk Devleti idi. Tıpkı Selçuklu Türk Devleti gibi ve nihayet tıpkı Türkiye Cumhuriyeti gibi..
Dolayısıyla “Kurtuluş Savaşı” tanımlamasından “Osmanlı’dan mı kurtuluyoruz?” gibi bir değerlendirme, en az böyle düşünen aklı evveller kadar, sığ bir değerlendirmedir.
Hele ki, maaalesef bir çok ortak kıymetimizde yapıldığı gibi, destansı milli mücadelemizin de sığ ve seviyesiz ideolojik tartışmaların malzemesi yapılması asla kabul edilemez.
Bu, başta milli hareketin lideri Atatürk olmak üzere istiklal mücadelemizin öncü kadrosuna ve binlerce şehitimize haksızlık ve hakaret demektir!
Tarih, sloganlarla değil; gerçekler ve kaynaklarla konuşur.
Son günlerde "Kurtuluş Savaşı mı diyelim, Millî Mücadele mi diyelim." tartışması üzerinden tarih yeniden siyasetin malzemesi hâline getiriliyor.
Bunu asla doğru değildir.
Evet, yurdumuzun dört bir yanını işgal edenlere karşı askerimizle, kadınımızla, gençlerimizle muhteşem bir direniş ortaya koyarak vatanımızı kurtardık. Bu tarihe namzet Kurtuluş Savaşı’mız, tarih varolduğu müddetçe minnet ve takdirle anılacaktır. Ama tabii ki, kurtuluş mücadelemiz, Türk Milli Mücadele’sinin bir cüzüdür.
Millî Mücadele, yalnızca cephede verilen savaşın adı değildir.
Millî Mücadele; 19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan millî diriliştir. Kuvayı Milliye’dir. Amasya'da millet iradesinin ilanıdır; Erzurum'da millî teşkilatlanmadır; Sivas'ta egemenliğin millete devridir; Batı Cephesi’nde düzenli ordunun kuruluşudur; vatanımızı işgalci emperyalizmden kurtararak denize döktüğümüz cephelerde kazanılan zaferlerdir ve nihayetinde Lozan'da bağımsızlığın bütün dünyaya kabul ettirilmesidir.
Yani, istiklale giden yolda ilk hareketin bismillahı ile başlayan, Cumhuriyet’in ilanı hatta yeni Türk Devleti ve yeni Türk medeniyetinin inşa süreci Milli Mücadele’nin kapsamıdır.
Milli Mücadelemizin önderi Mustafa Kemal Atatürk’e, şehit ecdadımıza minnet ve şükranla…
13,52’LİK ARTIŞ MEMURA REFAH DEĞİL ALIM GÜCÜNDE DÜŞÜŞ GETİRİYOR
TÜİK tarafından açıklanan haziran ayı enflasyon verileriyle birlikte kamu görevlileri ve emeklilerinin yılın ilk altı ayında bir kez daha alım gücü kaybettiği resmen tescillenmiştir.
Haziran ayında enflasyon %0,99, altı aylık enflasyon ise %17,76 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık kamu görevlileri ve emeklilerine ocak ayında yalnızca %11 oranında maaş artışı yapılmış, maaşlar bu dönemde de enflasyon karşısında %6,09 oranında erimiştir. Şimdi bu kaybın üzerine %7'lik ikinci dönem artışı eklenecektir.
Buna göre;
Bekâr (15/1) en düşük dereceli memur maaşı 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya,
Ortalama memur maaşı ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükselecektir.
En düşük dereceli memurun maaşındaki artış 7 bin 636 lira, ortalama memurun maaşındaki artış ise 9 bin 255 lira olmuştur.
Bu rakamlara memurun evli olup eşinin çalışmaması durumunda 3 bin 581 TL eş yardımı ve çocukları için 394 TL ile 788 TL arasında çocuk parası eklenmektedir.
Ancak bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil alım gücünün erdiğinin göstergesidir. Bu zamlar ve maaş seviyesiyle kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması mümkün değildir.
Yapılan bu artışların gerçek anlamda bir refah sağlaması için bütünüyle enflasyona dayalı sistemden vazgeçilmedikçe bu erime her dönem sürecektir. Gerçek zam; enflasyonun üzerinde yapılan, çalışanı büyüyen ekonomiden pay sahibi yapan artıştır.
Ne yazık ki mevcut sistem kamu görevlilerini her altı ayda bir aynı kısır döngünün içine mahkûm etmektedir. Önce maaşlar enflasyon karşısında erimekte, ardından oluşan kayıp "zam" olarak sunulmaktadır. Bu anlayış değişmediği sürece kamu çalışanlarının alım gücünün korunması mümkün değildir.
Üstelik açıklanan resmi enflasyon ile vatandaşın günlük hayatında karşı karşıya kaldığı gerçek hayat pahalılığı arasındaki fark her geçen gün daha da hissedilmektedir. Kira fiyatları, gıda harcamaları, enerji giderleri, eğitim masrafları ve ulaşım maliyetleri ortadayken kamu çalışanlarına yapılan toplamdaki %13,5’lik artış hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
Türkiye ekonomisi büyüyor.
Milli gelir artıyor.
Vergi gelirleri rekor seviyelere ulaşıyor.
İhracat yükseliyor.
Ancak bu büyümenin yükünü omuzlayan kamu görevlileri ve emeklileri, ortaya çıkan refahtan hak ettikleri payı alamıyor.
Çağrımızı yineliyoruz:
Kamu görevlileri ve emeklileri artık sadece enflasyon kadar artış istemiyor.
İnsanca yaşayacak ücret istiyor.
Büyüyen Türkiye'den hak ettiği payı istiyor.
Alın terinin karşılığını eksiksiz istiyor.
Bu nedenle;
• Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılmalıdır.
• Kamu görevlileri ve emeklilerine mutlaka refah payı verilmelidir.
• Maaşların aylarca enflasyon karşısında erimesine son verecek eşel mobil sistemi hayata geçirilmelidir.
• Toplu sözleşme sistemi yeniden düzenlenmeli; gerçekleşen enflasyonun peşinden koşan değil, enflasyonu öngören ve çalışanı koruyan bir ücret politikası oluşturulmalıdır.
• Özellikle son yıllarda görev aylıkları ile emekli aylıkları arasındaki makas kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. İlave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması milyonlarca kamu görevlisini emeklilikten korkar hâle getirmiştir. Bu adaletsizlik de vakit geçirilmeden giderilmelidir.
Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir.Çünkü refah, enflasyon farkıyla değil; hakça bölüşülen büyümeyle sağlanır.
Mücadelemiz; kamu görevlilerimizi ve emeklilerimizin maaşlarınınher altı ayda bir erimesine yol açan bu ücret anlayışı değişinceye, ek zam, refah payı ve eşel mobil sistemi hayata geçinceye kadar aynı kararlılıkla devam edecektir.