Dünyada ne kurnaz, ne manyak biter
Ne âdi eksilir, ne alçak biter
Yorulma boş yere toprak bozuksa,
İlim irfan eksen, dangalak biter..
#AbdurrahimKarakoç
Selçuk Bayraktar’ın konuşması sırasında vatandaşlar duygularına hakim olamadı:
“Adamsın, adam! Türkiye seninle gurur duyuyor.”
Selçuk Bayraktar: “Allah razı olsun.”
Şefkatiyle ve fedakârlığıyla hayatımıza yön veren, ailemizin ve toplumumuzun temel direği annelerimizin Anneler Günü’nü en kalbî duygularımla tebrik ediyorum.
“Cennet annelerin ayakları altındadır” düsturunu şiar edinen büyük bir medeniyetin mensupları olarak annelerin emeklerini ve gayretlerini her zaman baş tacı ediyor; onların refahı, huzuru için çalışıyoruz.
Annelerimizin güçlü Türkiye’nin inşasında en büyük pay sahibi olduklarını biliyoruz ve değerli annelerimizin gayretleriyle Türkiye Yüzyılı idealimize ulaşacağımıza yürekten inanıyorum.
Övgü ve hürmetin en büyüğünü hak eden annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyor, ahirete irtihal etmiş tüm annelerimizi de rahmetle ve minnetle yâd ediyorum.
Bu çakalları adam sanıp peşlerinden giden gençler iyi izleyin!
Dün ODTÜ’de sallıyordu parmağı,
Bugün arkasında Türk Polisi’nin… kelepçesi…
İlhan Kaya DHKahPeCe sözde Ankara Sorumlusuydu.
Cezaevinde koğuşun yeni Tuvalet Sorumlusu.
İBRET OLSUN!
🇹🇷 Türkiye'nin milli füzesi "YILDIRIMHAN" SAHA 2026'da tanıtıldı
Milli Savunma Bakanlığı AR-GE Merkezince geliştirilen YILDIRIMHAN'ın özellikleri:
➔ Hipersonik füze olma özelliği taşıyor
➔ Mach 9 ile 25 arasında değişen hızlara ulaşabiliyor
➔ Yakıt olarak sıvı nitrojen tetroksit kullanıyor
➔ 4 roket motoru ile tahrik ediliyor
➔ Taşıdığı 3 bin kilogramlık patlayıcı miktarıyla benzerlerinden ayrışıyor
https://t.co/cxQp7Ecx2h
Atatürk’ün imzası rakı bardağına değil vatan savunması için Milli Savunma Bakanlığı AR-GE birimi tarafından geliştirilen
6 bin kilometre menzilli YILDIRIMHAN kıtalararası balistik füzesine atıldı…
🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Şehircilikte en büyük başarı hikâyesini deprem bölgemizde yazdık.
Milletimize verdiğimiz sözü tutarak 3 yıl içinde tam 455 bin 327 bağımsız bölümü tamamladık.
Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun köşe taşlarından biri, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefiyle yürüttüğümüz çalışmalardır.
Dün olduğu gibi yarın da bu süreci hazmedemeyenler, Türkiye’yi girdiği bu yoldan geri döndürmek isteyenler, bu hayırlı süreci var gücüyle engellemeye çalışanlar olacaktır.
Biz bunlara aldırmayacağız.
Doğru bildiğimiz yolda emin, kararlı ve cesur adımlarla ilerleyeceğiz.
Bu fırsatı, bu imkânı heba etmeyecek, heba edilmesine izin vermeyeceğiz.
AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Meclisteki diğer siyasi partilerimizin de müspet katkılarıyla sürecin menziline varması için sorumluluk duygusuyla hareket edeceğiz.
Yaklaşık yarım asırdır milletimizin ayağına bağ olan…
On binlerce vatandaşımızın canını yakan…
Nice annenin yüreğine ateşler düşüren…
Ülkemize ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu musibetten Türkiye’yi inşallah kurtaracağız.
Aynı hassasiyeti, aynı öz güvenli ve yapıcı yaklaşımı her bir milletvekilinden, tüm siyasi partilerden beklediğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum.
BM sisteminin sembolize ettiği çok taraflılık, egemen eşitlik, anlaşmazlıkların diplomasiyle çözümü gibi prensipler, sistemin kurucuları tarafından acıkınca yenilen putlara dönüştürülmüş durumda.
Hukuksuzluğun norm haline geldiği bu konjonktürde Türkiye’nin tavrı bellidir…
Türkiye’nin özgürleşmesi, tıpkı yatağını bulan bir nehir gibi kendi mecrasında akması birilerini rahatsız ediyor.
Kendini halktan üstün gören, kendini bu devletin yegâne sahibi olarak gören 28 Şubat heveslisi bu güruhu neyin rahatsız ettiğini şöyle bir hatırlayalım…
Ramazan-ı Şerif’ten bir gün önce, artık nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz çıktı; o bayat, “laiklik elden gidiyor” şarkısını söyleyen, zehir saçan, baştan aşağı millete nefret kusan o malum bildirilerini yayımladı.
Bunlar Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar.
Bunlar güya Cadılar Bayramı kılıfı altında ne idiği belirsiz saçmalıklar sahnelenirken rahatsız olmazlar.
Çocuklarımızı alkole, uyuşturucuya, sigaraya, her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmazlar.
Bunlar sosyal medya ve dijital platformlarda yavrularımızın türlü rezilliklere maruz kalmasından rahatsız olmazlar.
Bunlar Batı’da çocuklara yönelik her gün bir yenisi patlak veren o rezil, o insanlık dışı skandallardan asla rahatsız olmazlar.
Ama ne zaman ki ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların millî ve manevi değerleri anlatılacak olsa işte bundan hemen rahatsız olurlar.
Biz bunların laiklik kavramının arkasına saklanarak on yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahkir ettiklerini, bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz.
Bunların derdi laiklik değil, hiçbir zaman da laiklik olmadı.
Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, bu toprakların millî ve manevi değerleriyle; bunların derdi bu milletin ta kendisiyle.
Ramazan’da ülkenin her yerinde terennüm edilen ilahilerle coşkuyu, neşeyi, manevi hazzı millet olarak hep birlikte yaşıyoruz.
Kimse bundan gocunmamalı, rahatsız olmamalı, tedirgin olmamalıdır.
Bu fotoğraf, gerçek Türkiye fotoğrafıdır.
Kimse bize azınlık hakları dersi vermeye kalkmasın, inanç özgürlüğü dersi vermeye kalkmasın.
Biz bu değerleri dışarıdan alıp öğrenecek bir millet değiliz; biz bu değerleri dünyaya öğretmiş, dünyaya öğretecek bir milletiz.
İnanç özgürlüğü görmek isteyen Türkiye’den ders alsın.
İthal ideolojileriyle, kirlenmiş zihinleriyle, çirkin ve çirkef bildirileriyle kimse bize parmak sallayamaz.
Türkiye, Türkiye olarak büyüyecek; bunu hiç kimse aklından çıkarmasın.
Kendi özümüzle büyüyeceğiz.
Kendi devlet, millet, medeniyet değerlerimizle büyüyeceğiz.
Biz tarihiyle olduğu kadar vicdanı ve aklıyla da büyük bir devletiz, insanlığa asırlar boyunca nizam vermiş büyük bir milletiz.
Onun için büyük düşüneceğiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin gücüne güveneceğiz.
Türk milletinin ezelî ve ebedî kardeşliğine sonuna kadar inanacağız.
Millî Birlik, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 5 Ağustos’tan bu yana sürdürdüğü müzakere ve mütalaalarını geçen hafta tamamladı.
Komisyonda temsil edilen tüm siyasi parti gruplarının mutabakatıyla nihai raporunu onayladı.
Siyasi tarihimizde örneği az görülen siyasi bir uzlaşma neticesinde kaleme alınan rapor, bir tavsiye belgesi olduğu kadar tarihî bir belge özelliğindedir.
Rapora damga vuran bu uzlaşı ruhunu çok kıymetli buluyoruz.
Şimdi sürecin yeni aşaması başlayacak.
Partimizin ve İttifakımızın sorumluluğu biraz daha artacak.
Meclisimiz yeni aşamada da lokomotif rol üstlenecek.
Siyasi partilerden beklentimiz; komisyondaki demokratik, uzlaşmacı, müspet ve makul duruşlarını Meclis çalışmalarında da aynısıyla devam ettirmeleridir.