“Tanzimattan sonra Türk aydınları azınlıklara yalvarırdı: ‘Gelin; Ermeni, Kürt, Arnavut, Rum yerine, Osmanlıyız diyelim!’
Kabul ettiremediler. Türk hariç, hepsi etnikçilik yaptı! Ne zaman ki Cumhuriyet kurulup Atatürk, 'Büyük Türk Milleti’ diye ortaya çıktı; hepsi ağız değiştirip Osmanlıcı kesildiler!”
Prof. Dr. Halil İNALCIK
İĞNE-ÇUVALDIZ
Belki de Rahmi Koç, Abdullah Öcalan'ın Nasıl Yaşamalı kitabını okumuş, bu cesareti oradan almıştır. Çünkü Öcalan bu başyapıtında(!) şöyle der:
"Belki bazılarına acayip gelebilir, ama açmakta yarar vardır. Kürt kadınlarının çoğunun bedenleri ölü, kokuşmuş, soğuk ve çok kabadır. Fizikleri biraz böyledir, ruhları donuktur. Fikri düzeyi hiç yoktur. Köylü kızını al, küçük burjuva kızını veya erkeğini al, söyle söyle, hiçtir; papağan kadar bile sözcükleri tekrarlayamaz. Neyi yaşayacaksın? Sevgi duyguda, düşüncede ve yaşamı paylaşmada katılım ister. Ama bizimki buzdağı gibidir veya donuktur, bir-iki sözcükle her şeyi kestirip atar. Böyledir, yani her türlü saygısızlığı dayatır. İnsan bu yaşamdan ne anlar...." (cilt 1, s. 91)
Bu ifadeler için ayağa kalkıldı mı? Hayır. Öcalan'ı mahkemeye veren oldu mu? Hayır.
Demek ki "beyimdir ne dese yeridir, elin adamıdır ne dese dövülür" mantığı ile davranılıyor.
Politika faizi paranın üretim maliyetidir. Kredi faizleri ise bu maliyet üzerine alınan bir kiradır. Faiz dışsaldır ve MB tarafından belirlenir.
Kredi faizi dahil diğer kiralar piyasa gücüne bağlı olarak belirlenir yani piyasada arz ve talebe göre oluşmaz.
Diğer yandan Türkiye'de enflasyon büyük ölçüde üretimin dışa bağımlı yapısından dolayı yapısaldır. Ayrıca düşük-orta teknoloji yoğun bir üretim yapmaktadır. Bu kompozisyonunu dönüştürücü adımlar atılmadan ve tekelci-oligopolcü fiyatlama dizginlenmeden Türkiye'de enflasyon ancak 2003-2015 dönemindeki gibi yoğun dış sermaye veya büyük ölçüde sıcak para girişleri ile sağlanan düşük kur ile düşebilir. Ancak günün sonunda kur şoku ve yüksek enflasyon patikası kaçınılmazdır.
Bunlarla birlikte eğer sermaye hesabınızı liberalze eder sıcak paraya dayalı politika izlerseniz ve içerde de döviz piyasasını serbest bırakırsanız Politika Bağımsızlığı kalmaz ve yurt içi faizler Fed politikasına bağımlı olur.
Sayın Cumhurbaşkanı yüksek faizden şikayet ediyor ama uygulanan politika yüksek faize dayalı sıcak para politikası ve bu politika yukarıda bahsettiğim sorunların çözümüne yönelik değil.
Bereketin olması için sadece faizin düşük olması yetmez emeğin karşılığının da tam ve eksiksiz verilmesi işçinin, memurun emeklinin açlıkla yoksullukla baş başa bırakılmaması gerekir.
Sayın Cumhurbaşkanı elbette şikayet ettiği konularda haklıdır ancak bunun için ekonominin dışa-dövize bağımlılığının azalması, emek gelirlerinin ve istihdamın artması ve üretim yapısının dönüşmesi gerekir. Daha açık olarak; Enflasyonun değil tam istihdamın hedeflenmesi, sosyal devletin büyümesi, kamu yatırımlarının artması ve dönüşümü başlatması, örgütlü emeğin desteklenmesine yönelik kalkınma planına ve Heterodoks tasarıma ihtiyaç vardır.
Politika faizi paranın üretim maliyetidir. Kredi faizleri ise bu maliyet üzerine alınan bir kiradır. Faiz dışsaldır ve MB tarafından belirlenir.
Kredi faizi dahil diğer kiralar piyasa gücüne bağlı olarak belirlenir yani piyasada arz ve talebe göre oluşmaz.
Diğer yandan Türkiye'de enflasyon büyük ölçüde üretimin dışa bağımlı yapısından dolayı yapısaldır. Ayrıca düşük-orta teknoloji yoğun bir üretim yapmaktadır. Bu kompozisyonunu dönüştürücü adımlar atılmadan ve tekelci-oligopolcü fiyatlama dizginlenmeden Türkiye'de enflasyon ancak 2003-2015 dönemindeki gibi yoğun dış sermaye veya büyük ölçüde sıcak para girişleri ile sağlanan düşük kur ile düşebilir. Ancak günün sonunda kur şoku ve yüksek enflasyon patikası kaçınılmazdır.
Bunlarla birlikte eğer sermaye hesabınızı liberalze eder sıcak paraya dayalı politika izlerseniz ve içerde de döviz piyasasını serbest bırakırsanız Politika Bağımsızlığı kalmaz ve yurt içi faizler Fed politikasına bağımlı olur.
Sayın Cumhurbaşkanı yüksek faizden şikayet ediyor ama uygulanan politika yüksek faize dayalı sıcak para politikası ve bu politika yukarıda bahsettiğim sorunların çözümüne yönelik değil.
Bereketin olması için sadece faizin düşük olması yetmez emeğin karşılığının da tam ve eksiksiz verilmesi işçinin, memurun emeklinin açlıkla yoksullukla baş başa bırakılmaması gerekir.
Sayın Cumhurbaşkanı elbette şikayet ettiği konularda haklıdır ancak bunun için ekonominin dışa-dövize bağımlılığının azalması, emek gelirlerinin ve istihdamın artması ve üretim yapısının dönüşmesi gerekir. Daha açık olarak; Enflasyonun değil tam istihdamın hedeflenmesi, sosyal devletin büyümesi, kamu yatırımlarının artması ve dönüşümü başlatması, örgütlü emeğin desteklenmesine yönelik kalkınma planına ve Heterodoks tasarıma ihtiyaç vardır.
Bildiğim en güçlü protesto…
Norveç kurtulunca, Nazilere sempati besleyen Knut Hamsun’a ne saldırdılar ne de kitaplarını yaktılar.
Bir gün genç bir kız geldi ve Hamsun’un kitaplarını evinin önüne bıraktı. Sonra yaşlı bir adam. Sonra başkaları…
Derken insanlar ellerindeki Hamsun kitaplarıyla akın akın gelmeye başladı.
Hamsun bütün bunları penceresinden izliyordu.
Kimse bağırmıyordu.
Kimse hakaret etmiyordu.
Sadece kitaplarını geri veriyorlardı.
Kitap yığını büyüdükçe, halkına ihanet etmiş olan yazar küçülüyordu.
➖"Türkiye’nin büyük bir ekonomi olduğunu aklımızda tutalım.
➖Dolar bazında 11. en büyük ekonomiden bahsediyoruz.
➖Türkiye’nin 4 trilyon doları aşan bir Gayrisafi Millî Hasılası var.
➖Kişi başına 50 bin dolarlık bir alım gücünden bahsediyoruz.
➖Dünyada böyle bir ülke bulmak kolay değil."
➖Mehmet Şimşek ’e göre "5 kişilik bir ailenin 11,5 milyon TL’lik bir alım gücü varmış" öyle diyor.
💡Şimşek,
➖Emekli maaşının 20 bin,
➖Asgari ücretin 28 bin,
➖Açlık sınırının ise 35 bin TL olduğu bir ülkeden bahsediyor.
💡Buna kendisi inanıyorsa ayrı sorun, inanmadan söylüyorsa ayrı bir sorun.
@FilizParmaksiz Serdar Akinan, Özel’in Erdoğan’la temas halinde olduğunu söyledi dün.
Ben uzun zamandır hiçbirine itibar etmiyorum. Aynı piyesin figüranları.
@iriscibre Katılım bankalarının (nedense) ticari bankaların faiz oranlarına hep paralel olan kâr oranları var şükür.
Faizi “kâr payı” diye okuyunca tüm dünya cennet zaten.
CB'nın cümlesinden hareketle herkes faiz indirimi geliyor diye yorumlamış
Aynı şey, geçen yıl da olmuştu;
CB katılım finans zirvesinde konuşuyor. Katılım finansın doğasına uygun olarak kurulmuş cümleler bunlar.
Baskın seçim de beklemiyorum. Önce referandumsuz anayasa belki
Bu yüzden panik olmamakta fayda var
Yılda 13 Trilyon TL'ye yakın vergi toplanan bir ülkede toplumun %95'i açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi veriyorsa o ülkede paylaşım sorunu var demektir...