efsaneyi hatırlayalım. pizzanın atası altamura ekmeği, üzeri fesleğenli domates. faşist mussolini ile mücadele eden italyan partizanlar sicilya dağlarında aylarca bununla ayakta kalmış
Günde 1,5 uydu çöpe gidiyor.
SpaceX 6 ayda 260 uyduyu bilerek atmosferde yaktı.
349'u imha sırası bekliyor.
Wall Street bunu hâlâ SaaS gibi fiyatlıyor.
Oysa:
Starlink uydusunun ömrü 5 yıl.
Klasik uydunun 15-20 yıl.
10 bin uyduluk filoyu sadece yerinde tutmak için yılda 2 bin uydu fırlatman lazım.
Geçen hafta FCC'ye 100 bin uyduluk yeni başvuru yaptılar.
Yani hedef tutarsa yılda 20 bin uydu.
Fabrika bugün yılda 3.640 üretiyor.
Bu yıl 77 fırlatmanın 50'si kendi uydularınaydı.
Roketler eskiyen filoyu yenilemekle meşgul.
Elon 1 ürün geliştiriyor, 2 hikaye satıyor.
bu naci g��rür tam medya maymunu, habire boş boş konuşuyor. milyonlarca insan yaşıyor istanbul'da böyle yavşakça açıklama mı olur?
ramazan hoca sonuna kadar haklı, ‘Deprem bilimi hiç bu kadar zulüm görmemişti'
https://t.co/M4X6g1wepJ
“Serseri mayın var, ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz”
15 Temmuz günü pilot binbaşının MİT’e ihbarından sonra neler yaşandı?
Dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler ve Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak ve Cumhurbaşkanı’nın koruma ekibinin başındaki Muhsin Köse ihbar sonrası yaşananları ilk kez anlattı
güzel bir kavga, daha da büyümesini umuyoruz.
"AKP’lilerin kapışması: Tasmalı FETO postacısı
Varank: Başınıza ne geleceği belli olmaz diyerek aklınca bizi tehdit etti. Çelik: Tehdit iddiası baştan sona adice bir yalan. Tarihe iftirayla not düşülmez."
https://t.co/pC9FmbnhCt
cinselliğe dair güzel bir yazı.
"Konu hakkında çok yoğun okumalarda sonra artık düşünüyorum ki cinselliği net anlayabilmek belki de imkansız. (...) Ama yüzyıllar boyunca hiç bir toplum cinselliğin paradokslarıyla yaşamayı bir türlü tam öğrenemedi."
https://t.co/Wd4PIiZKp7
"Tayfun Erdoğmuş’un Atlas 1/137,035999 adlı sergisi, ilk bakışta yeni keşfedilmiş bir yıldızın koordinatını, laboratuvarda üretilmiş bir molekülü ya da henüz çözülememiş bir şifreyi çağrıştırıyor.
Sergideki işlerde hiç boya kullanılmamış."
https://t.co/WthF5CWdrr
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in İran hakkındaki görüşleri:
"İran halkı ayaklanıp hükümetini değiştirmek istiyorsa, bu onların kendi kararıdır.
Ancak, sahadaki halkın kendisi bu sonucu elde etmek istemediği sürece, bir rejim değişikliğini gerçekleştirmek için 150.000 kara askeri göndermeyeceğiz.
Şimdi, her halükarda asker göndermeyeceğiz, ancak asker göndermeyi önermek, temelde ABD ordusunun İran halkı adına bu işi yapması gerektiğini söylemek anlamına gelir.
Artık o işin içinde değiliz. Kesinlikle değiliz."
"Bütün o popo sıkma, duvara yaslanıp öpülmeye çalışılma, asansörde boğuşma gibi şeylerle büyüdük. Aman Tanrım. Bunun yanlış olduğunu biliyorum ve şimdi de elbette yanlış olduğunu görüyoruz, ama bu insana içsel bir güç ve özgüven kazandırıyor."
https://t.co/TgV96Efq7x
"Söylemesi zor bir şey ama korkarım darbe öncesi çok daha demokratik, özgürlükçü ve hukuka saygılı bir ülkede yaşıyorduk. Türkiye daha çok sesliydi, bugün sesler kabaca ikiye düşmüş durumda. Demokrasiyi ortadan kaldırmayı hedefleyen bir darbeyi halkın sokağa çıkmasıyla önleyip
Bildik isimlerden, duymadığımız ayrıntılara tarihi böyle okumak ne güzel...
"Meğer benim alışveriş yaptığım kitapçı, Türkiye’nin en eski kitapçısıymış. (...) Mühürdeki “K” da “Ksidas”ın remziymiş...
Peki bu Kafka’nın ���K.”sına benzeyen Ksidas kim ola?"
https://t.co/5sDpRpAiBU
Kızılay Başkanının o gün "...ben de eleştirdim arkadaşları" dediği olayı şimdi nasıl çarpıtıyor:
"Soruyu şöyle çevirelim: Kızılay depremde çadır "sattı" haberine kızdığınızda, o çadırların yurtdışı için üretilmiş logosuz stokun maliyetine devri olduğunu"
https://t.co/ZQATIABIav
Somut tek bir delil olmadan gizli tanığın "duydum, muş" vb uydurmalarıyla hem adamı tutukladılar hem de tam bir başarı hikayesi olarak okunacak 30 yıllık birikimine el koydular.
Bebek Otel'in sahibi Muzaffer Yıldırım adli kontrol şartıyla tahliye edildi
https://t.co/3r8nHswAHn
Bu tweet, Seyed Mohammad Marandi'nin kendisi (
@s_m_marandi) tarafından bu sabah (15 Temmuz 2026) yayınlandı:
“Bu arada Erdoğan, iş ortağı Netanyahu'ya ucuz Bakü petrolünü taşımaya devam ediyor.”
Son aylarda/yıllarda neredeyse aynı ifadeleri birkaç kez paylaşmıştı.
Özgür Özel'den mutlak butlan kararı verilen kurultay dosyası hakkında önemli açıklamalar:
🗣️ "Dosya şu anda Yargıtay'da değil dosya kararı veren mahkeme Adalet Bakanlığı'nın açık baskısıyla. Böyle bir kararı veremeyeceğini bütün Yargıtay konuşuyor, diyor ki; istinaf sonuç doğuracak tedbir kararı alır mı? Bu tedbir kararı sonucu etkiliyor, bu da Yargıtay'ı yok saymak demek.
İstinaf kararını alan mahkeme dosyayı 55 gündür elinde tutuyor. 15 güne uzatıp, ikinci bir 15 gün yaratıp, NATO'ya kadar hastayım diye izin alıp, NATO'yu boş geçirip şimdi yeniden rapor almışlar.
Düğmeye basmak oradaki müdürün görevi. O görevi hakim üstüne almış düğmeye basmas��n diye. O yüzden dosya Yargıtay'a gitmiyor. Aldığı karar güvenmiyor, inanmıyor, korkuyor Yargıtay bozacak diye. Bir dosyayı elde tutup Yargıtay'a yollamamak ne demek? HSYK canına okur normalde. Koca bir siyasi partinin hak aramasının önüne geçiyorsun"
https://t.co/hdaybYqLDa
Timur Soykan, Menzil Tarikatı’nın 50 milyar TL’lik servetinin soruşturulması çağrısında bulundu:
• Tarikatları da soruşturun.
• Menzil Tarikatı’nın 50 milyar TL’lik mal varlığı var.
• Babaları öldükten sonra paylaşamıyorlar o müritlerin parasını.
• Birbirlerini suçluyorlar. Vakıfların mallarını tek tek üzerlerine almışlar.
• Bunları da araştırın. Bir dava açılmıyor. Güçleri yetmiyor mu yani?
• Menzil’de müritlerin paralarıyla, bağışlarla o mal varlıklarını yapmışlar.
• O binaları almış, o şirketleri kurmuş, o hastaneleri kurmuşlar.
• Onlar neden soruşturulmuyor?
Fotoğrafı görünce kendimi tutamadım ve neden yazmayayım dedim.
Yıl 2018. Seçim yorgunluğu ve ağırlığından uzaklaşmak için Aydın’dan Dersim’e geçmiştim. Dersim’e vardığımda ormanlarımız yanıyordu.
Yangına müdahale edenler engelleniyordu. Biz de kurduğumuz gönüllü ekiplerle bölgeye varıp söndürmeye çalışıyorduk. Günlerce uyumadan, suyla, kürekle, çıplak ellerle çırpındık.
Aynı günlerde Ege’de, Akdeniz’de de ülke olarak üzüldüğümüz yangınlar vardı. Televizyonlar oradaydı. Haluk Levent oradaydı. Bağış kampanyaları, konserler, yardım tırları… Hepsi gündemdeydi.
Peki ya Dersim?
Dersim’de yanan ormanlar kimsenin umrunda değildi.
Sosyal medya üzerinden Haluk’a çağrılar yaptım. “Gel” dedim, “bu memleketin de dumanı var.” Yanıtsız kaldım. Duyarlı bazı gazeteciler “Haluk Levent’e ulaştık ama Dersim onun ilgi alanında değil” diye yazdı. Bende kayıtlı telefonundan aradım, dönüş yapmadı.
Günlerce süren müdahalemiz başarılı oldu ve yangınları söndürmeyi başardık. Bir gün sonra yaraya tuz basan bir paylaşımla karşılaştım. Vali Tuncay Sonel, gönüllü arkadaşlarımızın çabasıyla dalga geçercesine yapay bir ağacın ışıklandırılmış fotoğrafını paylaştı. Altına şunu yazmıştı: “Tunceli’nin ağaçları ışıl ışıl.”
Twitter’dan buna itiraz ettim. Bunun bir saygısızlık olduğunu söyledim. Cevabı ne oldu biliyor musunuz? “Terörle mücadele” üzerinden hedef gösterildim. Saatlerce sosyal medya üzerinden karşılıklı tartıştık.
https://t.co/4XOrPlzk63
İstanbul’a döndüm. Ardımdan dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yanında Tuncay Sonel ile birlikte çıktı ve dedi ki: “Bazı sözüm ona şarkıcılar Tunceli’de terörle mücadelemizi sabote ediyor. Buna izin vermeyeceğiz.”
Bu açıklamanın ardından hakkımda Türkiye’nin farklı kentlerinden ihbarlar yağmaya başladı. Soruşturmalar, ifadeler, açılan davalar… Tam 8 yıldır sürgündeyim.
Fotoğrafta, Gülistan Doku cinayetinden tutuklu dönemin Tunceli Valisi Sonel ile aynı sofrada sırıtarak paylaşım yapan Haluk Levent var. Şimdi anlıyorum ki Haluk Levent’e çağrılarımız beyhudeymiş. Meğer Tuncay Sonel Haluk’a bizden önce ulaşmış!
Fotoğraf zaten her şeyi anlatıyor.
Bir yanda depremin kanayan yarası, diğer yanda rulet masası.
Bir yanda yangınlar, diğer yanda cinayetten tutuklu bir valinin sofrası.
Bu fotoğraf karesinde Vali ile Haluk’u aynı karede buluşturan şey memleket sevdası değil, menfaattir. Sorumluluk taşıyan herkesin bilmesi gereken bir şey var:
Etki sahibi olmak ayrıcalık değil, vebaldir.
Ferhat TUNÇ
**Dr. Bülent Cihantimur.**
Danla Bilic (Biliç), yaklaşık 3-4 yıl önce yaptırdığı Aquafilling kalça dolgusu ameliyatını kendisinin Dr. Bülent Cihantimur’a yaptırdığını kamuoyuna açıklamıştı. Bu ameliyat sonrası dolgunun vücuduna yayılması ve yaşadığı komplikasyonlar nedeniyle doktoru isim vererek eleştirmiş, “o dolgular kayar, kaburgana kadar çıkar diye uyarmadı” demişti.
Konuyla ilgili haberlerde ve kendi paylaşımlarında bu isim geçiyor.