TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’un; Anayasa’ya açıkça aykırı olan bu durumu düzeltmek için bir kuruma, bir makama, bir kişiye çağrı yapması gerekmiyor. Herhangi bir kurumdan yeni bir karar veya görüş istemesi de gerekmiyor. Yalnızca, evet, yalnızca yetkisinde olan bir imzayla zaten Milletvekili olan Can Atalay’ı TBMM Milletvekili listesine yazabiliyor ve yazması gerekiyor.
Sayın Meclis Başkanı, aynı zamanda adında “… Demokrasi …” olan bir komisyonun da başkanıdır. Komisyonun yasası yoktur, çalışma esasları başkanca belirlenmektedir. Sonuçları da büyük ölçüde Başkan Sayın Numan Kurtulmuş’a bağlıdır. Tutumu, tavrı hem bugün hem gelecek için güven konusuna açıklık sağlayacaktır. Çünkü Komisyon sonuçlarını uygulamak için, kurumları ikna etmesi ve çok sayıda önemli kararlar aldırması, kanunlar çıkartılması gerekecektir. “Demokrasi” için böyle uzun bir yola çıkan Sayın Başkan’ın elinin altında olan ve yalnızca bir imzasını bekleyen Anayasa’nın Emri’ni uygulaması veya uygulamaması izleyeceği yol için önemli bir işaret olacaktır.
Sayın @NumanKurtulmus 'un, Anayasa’ya aykırı biçimde milletvekilliği haklarından mahrum edilen Milletvekili Can Atalay’ın Meclis Kütüğü’ne kaydını yaparak, Meclis’te iki yıldır süren Anayasa tanımazlığa son vermesini bekliyor ve talep ediyoruz.
Sevgili @BirGun_Gazetesi için yazdım.
İçeriden dışarıya mektuplar: “Bir imza’’nın anlattıkları https://t.co/ipCJ9LfPwN
TİP’li Öğrenciler Sözcüsü Ilgaz Özer, İstanbul İl Konferansı’nda konuştu:
Ve unutmayalım; mücadele ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın, şartlar ne kadar çetin hale gelirse gelsin gençler buradadır. Gençlik örgütümüzün aklı da, bileği de iradesi de sınıfın partisine, partimize armağandır!
ŞİDDET VE NEFRETE KARŞI MÜCADELEMİZ YASAKLANAMAZ!
Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıyan 11. Yargı Paketi, “genel ahlaka aykırılık”, “doğuştan gelen biyolojik cinsiyete uygun davranmama”, “ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi” gibi ifadelerle, 15–18 yaş arasındaki çocukların işledikleri suçlarda yetişkin gibi cezalandırılmasını da kapsayan, son derece geniş bir suç ve suçlu tanımı getiriyor. İktidar, yeni yargı paketiyle kadınların, LGBTİ+’ların her gün daralan yaşamını daha da zorlaştırmak istiyor.
Bizler 11. Yargı Paketi’ne hayır demek için bugün birçok ilde bir araya geldik. İstanbul'da da Kadıköy'de buluştuk. Kaymakamlık tarafından son dakika eylemimize yönelik yasak kararı çıkartıldı. Henüz eyleme başlamadan ablukaya alındık. 2 arkadaşımız gerekçe gösterilmeden gözaltına alındı.
Bugün buradan herkese sesleniyoruz: Mücadelelerimizle kazandığımız hiçbir hakkın elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz. 11. Yargı Paketi’nin karşısında birlikte durmaya devam edeceğiz.
Genel Başkanımız Erkan Baş, partimizin İstanbul İl Konferansı'nda konuştu:
"İstanbul Türkiye'nin en büyük şehri, ama aynı zamanda işçi sınıfının başkenti. Bu nedenle İstanbul bu iktidar tarafından yoksulluğun da başkenti haline getiriliyor. Asgari ücretliler, emekliler ve hatta çocuklar için et, süt, yumurta lüks haline geldi!"
Şaka yapanın, şakaya gülenin dahi tutuklandığı bu yargısal zorbalığı kabul etmiyoruz. Tüm kültür sanat emekçilerini ve yurttaşları bu kuşatmaya karşı birlik olmaya ve ses çıkarmaya çağırıyoruz.
TBMM'de İstanbul Milletvekilimiz Ahmet Şık'ın üyesi olduğu komisyonun 3. toplantısına ilişkin olarak üyelerimiz için hazırladığımız bilgilendirme notunu, emekçi halkımıza sorumluluğumuz gereği kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Amazon Türkiye'de işçilere teklif edilen zam oranı %0.
"Servetiniz Bizden Çaldıklarınızdır" sadece bir slogan değil, gerçeğin ta kendisi!
Her yıl dünyanın en zenginleri listesinde ilk 5'e giren Jeff Bezos dünyanın en büyük firmalarından Amazon'da işçileri zamsız çalıştırıyor. İşçilerin alın teri üzerine inşa ettiğiniz imparatorluklarınız yıkılacak! @amazon
Partimizin kurucularından ve fikri önderlerinden, kutup yıldızımız Metin Çulhaoğlu’nu aramızdan ayrılışının üçüncü yıl dönümünde mezarı başında anıyoruz.
🗓️ 16 Ağustos Cumartesi
⏰ 16.30, Buluşma | 17.00, Anma
📍 Karşıyaka Mezarlığı 5 No’lu Kapı / Ankara
Kepez’de çıkan yangın Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesine de sıçradı, kampüsler ve bölgedeki hastane boşaltıldı. Yangın henüz kontrol altına alınabilmiş değil ve söndürme çalışmaları yurttaşların dayanışmasıyla gerçekleşiyor!
Güncel durumu sıra arkadaşlarımızdan dinliyoruz:
Çanakkale’de çıkan ve Onsekiz Mart Üniversitesi kampüsüne kadar sıçrayan yangını yurttaşlar, kuryeler ve öğrenciler el birliğiyle söndürmeye çalışıyor!
Her yaz memleketin dört bir yanında çıkan bu yangınlara dair önlem alınması için kaç can daha kaybetmemiz gerekiyor? Bu ihmalkarlığın sorumluları hesap verecek!
Sayın Başkan,
Sayın Milletvekilleri,
Komisyon’un sayın üyelerini saygıyla selamlıyorum;
Komisyona başarı dileklerimle başlamak istiyorum.
Ülkemizin geleceği için tarihsel önemde bir başlangıç yapılıyor. Komisyon çalışmasına önem veriyor, katılım gösteren birçok siyasal parti gibi usule ve geleceğine ilişkin birçok belirsizliğe rağmen masada yerimizi alıyoruz. Ülkemizin demokratikleşmesinin en önde gelen sorunlarından olan Kürt Sorunu’nun çözümü yönünde ilk defa tarzı çok tartışmalı da olsa Meclis’i esas alarak atılan adımı önemsiyoruz.
Yurttaşın oylarıyla seçilmiş ve Anayasa’ya ve Anayasa Mahkemesi’nin defalarca hakkımda verdiği kararlara göre şu anda Meclis’te yasama ve denetleme görevi yapması gereken hapishanedeki bir milletvekili olarak da komisyonun faaliyetini önemli buluyorum.
Önerilerimi yedi başlıkta sıralayacağım:
1. Temel tespitlerimizde farklıklarımız var. Birçok belirsizliğe karşın buradayız. Örneğin sizlere komisyonun adıyla hitap etmek isterdim. Ne yazık ki üzerinde birleştiğimiz bir adı bile yok. Aynı biçimde sürekli “Süreç” diyoruz ama bir sürecin olup olmadığı üzerinde bile açıklık sağlanmış değil. Meclis’in kapsamını belirlediği açık bir görev tanımına da sahip değiliz. Kürt Sorunu’nu bir sorun olarak bile görmeyenimiz var. Esas olarak sorumluluk duygusuyla verdiğimiz kararlarla buradayız.
Esasa ve uygulanmakta olan usule ilişkin uyarılarımızı ve önerilerimizi yapacağız. Komisyonun “olanaklı olanı öne çıkartmak, hemen yaşama geçmesi konusunda kolaylaştırıcı olmak” konusunda önemli adımlar atması gerekmektedir.
2. “Olanaklı olanı öne çıkartmak” ön kabulü, Komisyonu daraltılmış gündemlere mahkûm etmemelidir. Öncelikler adına, gündemin daraltılması dayatılmamalıdır. Öncelik “silahın siyaset dışına çıkarılması/atılması”dır. Ancak ülkemizin çözüm bekleyen ana sorunu demokratikleşmedir. Her türden ayrımcılığın aşılması, demokratikleşme ve eşit yurttaşlık doğrultusunda ilerleyerek Kürt Sorunu olarak kalıcı çözümlenebilir. Daraltılmış gündemlerle komisyona ömür biçen yaklaşımları benimsemediğimizi en baştan ilan ediyoruz.
3. Adı adıyla Kürt Sorunu olarak tanımladığımız sorun üzerine bir Meclis masasını olanaklı kılan Kürt Siyaseti’nin “silahlara veda kararı”nı vermiş olmasıdır. Siyasette artık silahın yeri olamayacağı kararına varmış olmaları sürecin başlaması ve sürmesi için önemli bir garantidir. Bu noktanın altını önemle çizmek başlayacağımız noktayı belirlemek ve “öncelikle atmamız gereken adımları” belirlemek bakımında önemlidir.
“Türkiye sınırları içinde ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin kesin olarak sonlandırılması” kararı tarihi önemdedir. Süreç boyunca bu tarihi ana uygun adımlar atılmalı özellikle bu sürece gölge düşürecek, toplumsal barışın tesisini engelleyecek adımların atılmasının önüne geçilmelidir.
4. Komisyonumuz, önceliklerini belirleyebilmek için siyasal partilerin bir kısmına yapılan bilgilendirmeye sahip olmalıdır. Böylesi bir toplu ve detaylı bilgilenme olmadan; komisyonda tartışma ve öneriler geliştirme, yapılan önerileri somut durumla bağlayarak bütünsel değerlendirmesini yapabilme olanağı olmayacaktır.
Bu durum komisyonda ve kamuoyuna karşı tam bir açıklığı gerektirir. Gerek komisyon bilgilendirilirken gerek komisyon katılımcılarının başlıkları kamuoyuna taşıma ve tartışmalarına daraltıcı müdahaleler yapılmamalıdır.
Tam bilgilenme, açıklık ve gerçek bilgiler üzerinden kamuoyunun da dâhil olacağı yaygın tartışma kritik konularda alınan kararlara güçlü toplumsal destekler sağlayacaktır. Açıklık, toplumsal mutabakatın ön koşuldur. Bu duyarlılık sağlanmazsa çalışmaların kapalı kapılar arkasında bir sonuç elde etmek için yapılanlar olarak görülmesi gayet doğaldır.
5. Bugüne kadar “Süreç” fiili durumlar üzerinden ilerledi. Komisyonun bir diğer ana görevi de “Süreç”i Meclis’in yönlendirmesi ve denetlemesi için gerekli hukuksal çerçevenin hazırlığıdır.
Öncelikli olarak silahların terk edilmesini hızlandırmak için; silah bırakanların toplumsal yaşama katılması için yapılacaklar, yeni gelişmelere uygun olarak cezaevinde olanların durumlarının gözden geçirilmesi, umut hakkı ivedilikle çözülmesi gereken başlıklardır. Her bir ileri çözüm adımı tarihe ilişkin konuların da konuşulmasını kolaylaştıracaktır. Bugünden “tarihle” konuşmaya başlamak kolaylaştırıcı olmayacaktır.
Bu başlıkların hiçbiri birincisi fiili durum üzerinden, ikincisi genel demokratikleşme başlığından kopartılarak çözümlenemez. Bu başlıklar idarenin fiili uygulamalarıyla halledilemez, halledilmeye kalkışılırsa hiç kimse için güvenli olmaz. “Hukuk” sürecin ilk gereğidir ve güvencesidir. Sürecin kazanımlarının garanti altına alınması hukuk olmadan, “yasaları olmadan” sağlanamaz.
6. Süreci ilerletmek için atılacak adımlar “hukuki” olsa bile hukukumuzun bütünlüğüyle de uyumlu olmalıdır. Örneğin “silah bırakanların toplumsal yaşama katılması” amaçlanırken seçim işbirliklerinin suç olarak görülüp hapisliklerin ve yargılamaların sürdürülmesi büyük çelişki olacaktır. Aynı mantıkla bir bölüm yurttaş için toplumsallaşma yolu açılırken seçilmişlerin kayyum vb. yöntemlerle yurttaşın verdiği görevi yapması engellenmemelidir. Yine Anayasa Mahkemesi ve Anayasa’ya göre uygulanmasından yükümlü olduğumuz AİHM ve AYM kararlarını uygulamak, böylece demokratik yapımızı tahkim ederek ilerlemek yerine fiili uygulamalarla veya “özel yasalarla” sorunları çözmeye çalışmak en başta Süreç’e zarar vereceği gibi toplumsal karşılığı da olmayacaktır.
Yürürlükteki hukuksal düzenin gereği olan haklar ve uygulamalar pazarlık konusu olmamalıdır. “Zaten” Anayasa’nın ve yasaların gereği olan adımlar atılmalıdır. Tutukluluk hali yasada öngörüldüğü açıklıkta uygulanmalı, tutukluluk peşin cezalandırma aracı olmaktan çıkarılmalıdır.
7. Nasıl isimlendirirsek isimlendirelim yakın dönemde bir “süreç” deneyimi vardır. Başarısız olmasında önemli bir etken de bölgesel etkilerdir. Bu bakımdan barışçı, yapıcı bir bölge dış siyaseti Süreç’in olmazsa olmazıdır. Komşu ülkelerin içişlerine saygı göstererek iç savaştan çıkmış ülkelerin demokratik yapılanmasına yardımcı olmak ülkemizdeki gelişmeleri doğrudan olumlu etkileyecektir. Tersi durum ise, bölgede halkların demokratik haklarına karşı tutum almak “içerdeki” süreci tahrip potansiyeline sahiptir.
Bu bakımdan bölge ülkelerinin bütünlüğünü esas alarak sabırlı, kolaylaştırıcı, barışçı, demokratik bir dış politika için öneriler geliştirmek de komisyonun görevleri arasında sayılmalıdır.
Çalışmalarınızda başarılar dilerim…
Şerafettin Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Marmara (Silivri) Cezaevi, 9-A47
Tez Koop İş Sendikası'na bağlı işçiler, bugün ODTÜ'de grev ilan etti.
ODTÜ öğrencileri direnen işçilerin yanında: İşçi ve öğrencilerin birliği sermayeyi yenecek!
Berkin Elvan'ın katili polis Fatih Dalgalı'ya verilen 16 yıl 8 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. Kardeşimiz Berkin'in ailesinin, katilin bir çocuğu öldürmüş olması sebebiyle talep ettiği ek cezalar ise reddedildi.
Onlarca siyasi tutsak, gazeteci ve öğrenci yıllardır cezaevlerindeyken, katil Fatih Dalgalı 12 yıldır ceza almamıştı. Bugün katil için tutukluluk kararı onanmasına rağmen Berkin Elvan çocuk sayılmıyor.
Buradayız, Berkin'in ve Gezi'de düşenlerin adalet mücadelesinden bir adım geri atmıyoruz!