Anlamayız hayatı felsefeyle, ilimle;
Hayat çelik ellerle atılan zar olmalı.
Rahat yatakta ölmek acep olmaz mı çile?
Kanlı sınır boyları bize mezar olmalı.
Bugün sınava giren tüm Türk öğretmenlerimize başarılar diliyoruz.
Vatanını, milletini ve Cumhuriyetimizi emanet edeceğimiz nesilleri yetiştirecek tüm öğretmenlerimizin yolu açık, emekleri karşılıksız kalmasın. Başarılar dileriz.
Bilal Erdoğan :
"FETÖ’yü doğuran, inanan insanlar üzerinde kurulan baskı olmuştur.
FETÖ’yü doğuran, katı laikliğin ta kendisi olmuştur.
FETÖ'yü doğuran dindarlık olmamıştır."
Ümit Özdağ: Bengaldeşli engellinin bile aşabildiği bir sınır güvenliğimiz var demektir. Adam ülkesinden çıkıyor, İstanbul'un ortasına martı yakalıyor. Bacaklarını ve kanatlarını kırıyor.
Özgür Özel:
"Atatürk'le sorunu olmayan, Misak-ı Millî sınırlarıyla sorunu olmayan, Cumhuriyet'le sorunu olmayan tüm demokratları, Türkiye ittifakı'nda kucaklamaya, birlikte iktidara yürümeye davet ediyorum."
Ardahan Valisi’ni bisiklet kıyafetiyle bisiklete bindiği için suçlayan, halkın vekilliğini yapmayı beceremeyen CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp’in sözde barış süreci (!) için söylemleri:
“Çok önemli bir diğer husus da barışı inşa etmenin birinci şartı barış dili kullanmaktır. Yani süreci baltalamak isteyenlerin tahriklerine gelmeden barış dili kullanmaktır.”
ERGENEKON, BALYOZ, 15 TEMMUZ VE TEK ADAM REJİMİ…
2007 yılında başlayan Ergenekon ve 2010 yılında başlayan Balyoz kumpaslarıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin Türk milliyetçisi, Atatürk’ün izinden giden, Cumhuriyet değerlerine bağlı askerleri, generalleri, paşaları ve devlet görevlileri hedef alındı.
AKP-FETÖ iş birliğiyle Türk devletinin en kritik makamlarındaki Cumhuriyetçi ve Atatürkçü kadrolar birer birer tasfiye edildi.
Sahte deliller üretildi.
İnsanlar yıllarca cezaevlerinde yatırıldı.
Türk ordusunun şerefli subayları kamuoyunun önünde “darbeci” ve “terörist” ilan edildi.
Yıllarını Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne adamış komutanlar görevlerinden uzaklaştırılırken onların boşalttığı makamlar sahipsiz bırakılmadı.
O makamlara AKP iktidarı döneminde FETÖ yapılanmasının önünü açtığı kadrolar yerleşti.
Orduda, emniyette, yargıda ve devletin kritik kurumlarında FETÖ’nün gücü arttı.
Türk milliyetçilerini tasfiye ettiler.
Atatürkçü subayları tasfiye ettiler.
Cumhuriyetçi devlet adamlarını tasfiye ettiler.
Yerlerine kendi elleriyle büyüttükleri FETÖ’cü kadroların önünü açtılar.
Sonra ne oldu?
Takvimler 15 Temmuz 2016’yı gösterdiğinde, yıllarca devletin içerisine yerleşen ve yerleştirilen bu FETÖ’cü kadrolar darbe girişimini başlattı.
Yani önce Türk devletinin millî kadroları Ergenekon ve Balyoz kumpaslarıyla temizlendi.
Sonra boşalan alanlara FETÖ’cüler yerleşti.
Ardından o FETÖ’cüler 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştirdi.
Ve darbe girişiminin ardından Türkiye’de oluşan korku, kaos ve olağanüstü siyasi ortam kullanıldı.
15 Temmuz’dan yalnızca 4 ay 25 gün sonra, 10 Aralık 2016’da, Türkiye’nin yönetim sistemini kökten değiştirecek anayasa değişikliği teklifi TBMM’ye sunuldu.
16 Nisan 2017’de, yani 15 Temmuz darbe girişiminden sadece 9 ay 1 gün sonra, Türkiye tek adam sisteminin önünü açan referanduma götürüldü.
Başbakanlık kaldırıldı.
Parlamenter sistem sona erdirildi.
Yürütme yetkisi tek makamda toplandı.
Cumhurbaşkanına son derece geniş yetkiler verildi.
Peki şimdi soruyoruz:
15 Temmuz kime yaradı?
Ergenekon ve Balyoz kumpaslarıyla Türk milliyetçisi ve Atatürkçü kadroları tasfiye edenler kimdi?
Onların yerine FETÖ’cülerin devlet içerisinde yükselmesine göz yumanlar kimdi?
FETÖ ile yıllarca aynı yolda yürüyenler kimdi?
“Ne istediler de vermedik?” diyenler kimdi?
15 Temmuz’dan sonra oluşan siyasi ortamı kullanarak Türkiye’yi tek adam sistemine götürenler kimdi?
Bütün bu tarihleri yan yana koyduğumuzda bizim için ortaya çıkan tablo nettir:
15 Temmuz, AKP iktidarının siyasi olarak en fazla faydalandığı olaydır.
Biz 15 Temmuz’a yalnızca “başarısız bir darbe girişimi” olarak bakmıyoruz.
Biz bu sürecin başından sonuna kadar sorgulanması gerektiğini öneriyoruz.
Çünkü önce devletin millî kadroları tasfiye edildi.
Yerlerine FETÖ’cü kadroların yükselmesinin önü açıldı.
Sonra bu kadrolar darbe girişiminde bulundu.
Ve o darbe girişiminin ardından ortaya çıkan siyasi ortam kullanılarak Türkiye’nin yönetim sistemi değiştirildi.
Tesadüf mü?
Biz tesadüf olduğuna inanmıyoruz.
Ergenekon ve Balyoz kumpaslarından 15 Temmuz’a, 15 Temmuz’dan 16 Nisan referandumuna uzanan bu sürecin tamamı Türk milleti tarafından sorgulanmalıdır.
Çünkü tarih bize yalnızca yaşananları değil, yaşananlardan kimin faydalandığını da sorgulamayı öğretir.
Ve tekrar soruyoruz:
15 Temmuz darbe girişimi kime yaradı?
Cevap orta