@temmuz1919 Din kimsenin dil uzatacağı bir konu değildir.
Fakat şerefi olmayan, terbiyesiz, saygısızlar bu konularda bile ağzını açıyor. Fikir özgürlüğü, düşünce özgürlüğü bu konuda asla geçerli değildir. Dinde, bence, sence yoktur, ya inanırsın, ya inanmazsın.
@bsrabayram Bizde dışarı kıyafeti ile pek oturan olmadığı için belki, eşofman veya pijama ile oturma odasında oturuyoruz valla 😅 Biz de dışarıdan gelince hemen el, yüz yıkanır veya duş sonra direkt kıyafetler çıkarılır. Belki ondan sorun etmiyoruzdur. 🤔
@Humaeren@srkntnyldz Bizde son olan da böyleydi hatta daha önceki 99 depreminde mesela yatakta zor tutunmuştuk yine kuzenimle. 7’nin üstündekiler en şiddetli anında insanı düşürüyor.
@gundemedairhs Bu ifade özgürlüğü denen sakızı çiğneyerek din hakkında konuşamazsınız. Siyasi espri bizi zerre ilgilendirmez, sabaha kadar yapabilir herkes ama din hakkında asla yapamazsınız. Allah’a havale ediyoruz sizin gibileri, öldükten sonra sorguda böyle konuşamayacaksınız. Terbiyesizler.
Bu ikiyüzlü adilerin havayı, toprağı, suyu kirleten diğer şeylere bakmayıp, böyle konuşması çok can sıkıyor. Klimaya, hayvanlara vs takacağınıza bombalara, kozmetiklere, özel jetlerinize, fabrika atıklarına vs takın. Millete böcek, yapay et yedirmeye çalışanların lacivertisiniz.
@enantiomerrr Yok ya kimse gerçekten mecbur olması ve yakın kimseyi bulamaması harici komşuya falan bırakmasın, münkünse zaten kimseye bırakmasın. Neler duyuyoruz, belki dünya iyisiler ama ya köyüye denk gelirse veya kötü biri onlara gelirse. Çocuk emanet almak da çok büyük sorumluluk zaten.
1 gol bile atamadık,10 kişi kalan takıma dahi gol atılamadı. Ben milli takımda yabancı teknik direktör sevmiyorum, ha Türk olsaydı da eleştirirdik ama milli takım adı üstünde Türk olmalıydı. Oyuncular da bir garipti, performans çok düşüktü. Yabancılar bile Montella’ya saydırdı
Gülü seven dikenine katlanır olayı. Tamam zor ama çalışılacaksa yapacak bir şey yok. Ben de hep üniversitede ya da annemin okulundaydım. Küçükken de kreşteydim, adı şirinlerdi 🥹 Ay duygulandım çünkü annemlerin okulunda ana sınıfı açılınca beni oradan aldıklarında çok üzülmüştüm.
Benim annem hemşire, babam doktor. Ben de çalışan anne-baba çocuğu olarak büyüdüm.
Çocukluğumun önemli bir kısmı hastanelerde geçti. Anne ve babamın nöbetleri olduğu için onları çoğu zaman göremezdim. Bana ve kardeşime anneannem baktı. Okul çıkışlarında annemin çalıştığı hastaneye gider, mesaisi bitene kadar yanında beklerdik. Mecburduk; çünkü hayat buydu. Ne annem ne de babam bir kez olsun bundan şikâyet etti, etmezler de.
Bu yüzden bazı insanların bu konudaki yakınmalarını anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Bu nasıl bir bakış açısı, nasıl bir nankörlük? Çocuk sahibi olurken hayatın her zaman planlandığı gibi gitmeyeceğini, bazı sorumlulukların fedakârlık gerektireceğini bilmiyor muydunuz? Çocuk yetiştirmek emek ister, zaman ister, bazen de zorluklara göğüs germeyi gerektirir.
Üstelik sanki kendi çocuğu zamanı geldiğinde sınavlara girmeyecek, önemli günler yaşamayacakmış gibi konuşmak da ayrı bir çelişki. Biraz empati kurabilmek bu kadar zor olmamalı.
Ne yazık ki bugün bazı yetişkinler yaş almış olsalar da olgunlaşamamış görünüyor. Çünkü büyümek yalnızca yaşla ilgili değildir; zihinsel gelişimle, sorumluluk alabilmekle ve olaylara geniş bir pencereden bakabilmekle ilgilidir.
Sonuçta mesele sadece bir meslek sahibi olmak değil; mesele önce insan olabilmektir.
@darkwebhaber Kadın geri dönmüyor, dönen kapıda olan kişi ama diğerleri de çocuklarına koşuyor mecburen yani yadırganmaz, imkan olsa orada bırakmazlardı, çıcuklarını kurtarmaya çalıştılar.