Bu akşam UEFA Avrupa Ligi finali İstanbul’da oynanacak. Freiburg mu kazanacak, Aston Villa mı kupayı kaldıracak göreceğiz.
Ama daha maç başlamadan dünyanın ilgisini çeken yine bir futbolcu değil, Beşiktaş Stadı’nın meşhur kedisi oldu.
Ve açık söyleyeyim… Bence bu çok şey anlatıyor. Anlayana...
Anlamayana da kimsenin şüphesi olmasın, anlayana kadar bıkmadan usanmadan anlatmaya devam edeceğiz.
Çünkü o kedi sıradan bir sokak kedisi değil. O statta yaşayan, taraftarın tanıdığı, maçları saha kenarından izleyen, stadın ruhuna dönüşmüş bir canlı.
Birçok ülkede böyle bir durumda hayvanı stattan çıkarmaya çalışırlar. Bizde ise insanlar onu sahiplenmiş.
Fotoğrafını çekmiş.
Sevmiş.
Kabullenmiş.
İstanbul’un olayı tam da bu zaten.
Bu şehir bazen kaotiktir, bazen yorucudur, bazen çılgındır… Ama içinde hala vicdan vardır. Dahası insanlık vardır ve henüz ölmememiştir.
Dünyanın en büyük futbol organizasyonlarından biri için gözler bu akşam İstanbul’da olacak. Ve milyonlarca insan farkında olmadan yine bizim kedilerimizi izleyecek.
Belki kupa unutulacak. Ama o saha kenarında sakince oturan kedi unutulmayacak.
Çünkü bu ülkenin gerçek reklamını milyonlar harcanan turizm filmleri değil, bedavaya kediler yapıyor.
Önemli Not: Yazıya konu olan kedi, gerçek bir Ankara Kedisi’dir.
Evet… Tüyleri beyaz değil. Gözleri mavi değil.
Ama olması da gerekmiyor.
Çünkü Ankara Kedisi bir renk kataloğu değil, bu coğrafyanın genetik hafızasıdır.
Konu tartışmaya açık değil. Sadece yıllardır yanlış anlatıldı, yanlış anlaşıldı...