30 Ağustos Zafer Bayramı’nı Türkiye’nin dört bir yanında coşkuyla kutladık.
Bu bayramları meydanlarda, sokaklarda, yurdun her köşesinde coşkuyla yaşatmak zorundayız çünkü milli bilinci diri tutmanın, bu kutlu emanetin değerini yarınlarımıza aktarmanın yolu bu meydanlardan geçer.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine sahip çıkan, geleceğe umutla bakan tüm milletimizin Zafer Bayramı tekrardan kutlu olsun. Birlik ve beraberlik içinde nice bayramlara…
30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104. yılını İstanbul’da 7’den 70’e, marşlarla, bayraklarla büyük bir coşkuyla kutladık!
O ruhu yaşatacak, bağımsız Türkiye idealini gelecek nesillere taşıyacağız.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı minnet ve rahmetle anıyoruz. 🇹🇷
Tarih : 17 Ağustos 1999
7,2 büyüklüğündeki deprem gece 3:02'de tüm Marmara Bölgesini vurdu.
Sakarya, Gölcük, Yalova, İstanbul...
42 saniye süren depremde binlerce bina yıkıldı.
Resmi verilere göre 17 bin 480 can kaybı ve 23 bin 781 yaralı var.
Tarihimizin en büyük depremlerinden biri olan Marmara Depreminin üzerinden 27 yıl geçti.
Büyük acının yıl dönümünde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına ve tüm milletimize sabırlar diliyoruz.
Anadolu’nun harcını Ehl-i Beyt sevgisiyle karan, kurt ile kuzuyu aynı sofrada kardeş kılan hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’yi rahmet ve hürmetle anıyorum.
Merhum babam Prof. Dr. Haydar Baş’ın da ifade ettiği gibi; Alevi’siyle, Sünni’siyle, Caferi’siyle bu milletin özü ve birliğinin teminatı Ehl-i Beyt nefesidir.
Hacı Bektaş’ın düsturunu rehber edinerek ayrışmadan, bir ve beraber olarak bu topraklara sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme bizce şöyle olur:
Madde 1: Devletimizin üniter yapısı, Mustafa Kemal Atatürk ilkeleri kırmızı çizgimizdir.
Madde 2: Türkiye'nin yabancıya ve yandaşa verilen madenleri geri alınarak devlet-millet ortaklığı ile işletilecektir. Bu kaynakların geliri vatandaşa vatandaşlık maaşı olarak verilecektir.
Madde 3: Devletin özelleştirmeler yoluyla elden çıkarılan fabrikaları yeniden devletleştirilecek ve bölgesel istihdam güçlendirilecektir. İş sahibi olacak olan gençler illegal yapıların istismarına açık olmaktan kurtarılacaktır.
Madde 4: Parti programımız olan Milli Ekonomi Modeli'nin gelir adaletini sağlayacak projeleriyle vatandaşlar arasındaki adaletsizlik duygusu ortadan kaldırılacak ve devlet-millet bağı güçlendirilecektir.
Madde 5: Yargı bağımsızlığı temin edilecek, kuvvetler ayrılığı ilkesi gerçek anlamda yeniden tesis edilecek ve hiç kimse kendini yargının, anayasanın üzerinde göremeyecektir.
Madde 6: Yargıdaki siyasallaşma ortadan kaldırılarak, herkesin "adalet var" duygusu ile devletine güveni sağlanacaktır.
Madde 7: Köy okulları yeniden faaliyete geçirilecek, okulsuz köy kalmayacaktır. Anayasal bir hak olan eğitimde fırsat eşitliği ülkenin tamamında hayata geçirilecek ve bölgesel dezavantajlar ortadan kaldırılacaktır.
Madde 8: Sağlık hizmeti ülke geneline eşit kalitede yayılacak ve yine anayasal bir hak olan sağlık hizmetlerine erişimde bölge farkı olmayacaktır.
Madde 9: Milli birlik ve beraberlik konusunda ortak paydalar ön plana çıkarılacak ve bu yönde çeşitli şekillerde yayınlar ve eğitim faaliyetleri yapılacaktır.
Madde 10: Dış güçlerin Türkiye üzerindeki planlarının bir parçası olarak Türk askerine, polisine, öğretmenine, doktoruna vs. silah doğrultmuş hiç kimse ve hiçbir grup için af söz konusu olamaz, teklif dahi edilemez.
Madde 11: Türkiye'nin demografik yapısını bozan kontrolsüz dış göç önlenecek ve Türkiye'deki kaçak göçmenler hukuk çerçevesinde ülkelerine gönderilecektir.
Madde 12: Türkiye, dış politikada ulusal güvenliğini tehdit eden ülkelerle ilişkilerini gözden geçirecek ve gereken adımları atacaktır.
Madde 13: Türkiye, komşularıyla iyi ilişkiler kurarak bölgesel istikrar ve güvenin temini için gereken adımları atacak.
Siyasetin amacı elbette ki toplumsal huzuru sağlamaktır. Peki, ekonomi kötüyse toplum huzur bulabilir mi?
Siyasetin öncelikli maksadı, ekonomiyi düzeltmek ve halkın refah seviyesini artırmak olmalı.
Geçinemeyen bir emekliye, kirasını ödeyemeyen bir işçiye, çocuğunu okutmakta zorlanan bir esnafa, devletin yapacağı en büyük iyilik ekonomisine destek olmaktır.
Hüseyin Baş:
“Eğer Toros dağlarında bir tane Yörük çadırında ateş yanıyorsa bu ülkeden ümidi kesmeyin.
Bağımsızlığını isteyen insanları yok edemeyecekler.
Endişe yok, biz varız!” @BTP_Parti@huseyinbas_BTP
Çerçeve Yasaya, Çerçevelik Sorular
1- Meclis’ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluk yeterliyken ve AK Parti, MHP ve DEM Parti bu sayıya çok rahat ulaşabiliyorken; çerçeve yasa için neden Meclis’teki tüm partilerin katılımı isteniyor?
2- Anayasa değişikliğinin ön adımı niteliğinde olduğu söylenen bu çerçeve yasa, iddia edildiği gibi herkesin istediği ve toplumsal mutabakatın sağlandığı bir düzenlemeyse, neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor?
3- Adı “toplumsal birliktelik” olan 12 maddelik yasa teklifinin içerisinde, toplumsal birlikteliği doğrudan sağlayacak hangi madde yer alıyor? (Hukuki değerlendirmem; teklif sadece infaz düzenlemesinden ibaret çerçeveyi böyle koymak lazım)
4- Terörist başının bu yasayı onayladığı basında yazılıp çiziliyor. Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti’nde bir yasa çıkarılırken, Meclis’te milletin seçtiği vekillerin dışında herhangi bir kişinin onayı aranıyor?
5- Son olarak; aylardır komisyonda oturup kalktınız, toplantılar yaptınız… Allah aşkına, hazırladığınız yasa teklifi bu mu?
Hafta boyunca teşkilatlarımızla Türkiye’nin dört bir yanında saha çalışmalarımızı sürdürdük. Vatandaşlarımızla bir araya geldik, taleplerini dinledik, çözüm önerilerimizi anlattık. Bu karanlık günlerin elbet sonu gelecek. Biz de Türkiye’nin aydınlık yarınlarını hep birlikte inşa etmek için durmadan çalışmaya devam edeceğiz. @BTP_Parti
Berlin’de gurbetçi arkadaşlarımızla bir araya geldik.
Memleket hasretini, ülke gündemini ve gelecek dönem hedeflerimizi konuştuk. İlgi ve misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum.
ABD ve stratejik ortağı İsrail'in yıllardır ateşe verdiği coğrafyamızda kaos her geçen gün daha da büyüyor.
Gazze'de aylardır devam eden insanlık dramı, Lübnan'a yönelik saldırılar, Suriye'deki istikrarsızlık, İran'a yönelik tehditler ve bugün Yemen üzerinden yaşanan gelişmeler birbirinden bağımsız değildir. Bunların tamamı, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bölgeyi yeniden şekillendirmeye yönelik aynı planın farklı aşamalarıdır.
ABD ve İsrail, bölge ülkelerini birbirine düşüren, mezhep ve etnik ayrılıkları derinleştiren politikalarla Ortadoğu'yu sürekli çatışma içinde tutmak istemektedir. Çünkü parçalanmış ve birbirleriyle mücadele eden ülkeler, küresel güçlerin müdahalesine her zaman daha açık hale gelir.
İran'a yönelik saldırılarda da aynı senaryo işletildi. Ağır bir karşılık gördüklerinde "ateşkes" çağrısı yapıp toparlanmaya çalıştılar; ardından yeniden saldırgan politikalarına döndüler. Bu anlayışın değişmeyeceği açıktır. Çünkü mesele barış değil, bölgeyi sürekli kriz içinde tutmaktır.
Bugün en büyük tehlikelerden biri de savaşın mezhep eksenine taşınmak istenmesidir. Böyle bir senaryo gerçekleşirse kazanan ne bölge halkları ne de İslam dünyası olacaktır. Kazanan yalnızca bölgeyi yıllardır dizayn etmeye çalışan küresel güçler olacaktır.
Bu nedenle Yemen'de yaşanan son gelişmeler son derece dikkatle değerlendirilmelidir.
Türkiye, güvenliğini doğrudan ilgilendirmeyen bölgesel çatışmaların tarafı haline gelmemeli; hiçbir küresel planın veya askeri bloklaşmanın parçası olmamalıdır. Dün Gazze'de yaşanan katliam karşısında etkili bir duruş sergileyemeyen uluslararası çevrelerin bugün Yemen konusunda ortaya koyduğu hassasiyet de sorgulanmalıdır.
Türkiye'nin dış politikadaki pusulası;
milletimizin çıkarları olmalıdır.
Bağımsız Türkiye Partisi olarak anlayışımız nettir.
Türkiye'nin görevi yeni savaş cephelerinin tarafı olmak değil, bölgede barışı, adaleti ve diplomatik çözümü savunan öncü ülke olmaktır.
Tam bağımsız Türkiye; hiçbir küresel gücün eksenine girmeyen, kendi iradesiyle karar alan, komşularıyla iyi ilişkiler kuran ve bölgesinde güven veren güçlü bir devlettir.
Bugün Türkiye'nin ihtiyacı da tam olarak budur.
Türkiye'nin ABD ile ilişkileri tek taraflı bir taviz süreci şeklinde ilerliyor.
Türkiye, ABD'ye "stratejik ortak" derken; ABD, Türkiye'yi düşman ülkelere uyguladığı CAATSA yaptırımlarına tabi tutuyor.
ABD Başkanı Trump'ın NATO Zirvesi için geldiği Ankara'da yaptığı açıklamalar hâlâ gündemde.
Ankara'ya hediyelerle gelecek denilen Trump, Sayın Cumhurbaşkanımızı bol bol övdükten sonra CAATSA yaptırımlarının kaldırılma ihtimalinden bahsetti.
Bu açıklama, Türk basınında zafer başlıklarıyla yer alırken, araya F-35'ler ve KAAN uçağı motorları da sıkıştırıldı.
Peki, sonuç?
Yine sonuç yok!
ABD, bırakın yaptırımların kaldırılmasını, hazır giyimde yüzde 12,5 oranında ek vergi getirdiği ülkelerin arasına Türkiye'yi de dâhil etti.
Bu durum bir kez daha tescillemiştir ki; ABD, ülkemizi bölgedeki çıkarları için bir aparat olarak görmektedir.
ABD'nin bölgede bir tane stratejik ortağı vardır; o da İsrail'dir.
İsrail'in çıkarları, ABD'nin kendi çıkarlarından bile önceliklidir.
Türkiye konusunda da İsrail ne derse, ABD onu yapmaktadır ve yapmaya devam edecektir.
Amaç, bölgeyi bu iki ülkenin çıkarlarına göre dizayn etmektir.
Gazze'den İran'a kadar yaşananlar ne yazık ki bu durumun kanıtıdır.
Bağımsız Türkiye Partisi, Türkiye'nin bu kötü gidişatını değiştirecek olan partidir.
Ekonomi başta olmak üzere, gerçek anlamda bağımsız bir Türkiye ancak Bağımsız Türkiye Partisi iktidarı ile mümkün olabilecektir.
Açlık sınırı: 36 bin 940 TL
Yoksulluk sınırı: 120 bin 325 TL
En düşük emekli aylığı: 23 bin 552 TL
Bunlar, son 24 saat içinde açıklanan ve Türk ekonomisinin karnesi niteliğindeki verilerdir.
Buna bir de 28 bin 75 TL olan asgari ücreti ekleyelim.
Alın size ekonominin resmi!
5 emekli maaşını birleştirince ancak 1 yoksul ediyor.
4,2 asgari ücretlinin maaşını birleştirince ancak 1 yoksul ediyor.
Türkiye'de asgari ücretin, diğer ülkelerin aksine, temel ücret hâline geldiğini de hatırlatalım.
Bir de açlık sınırı var!
Asgari ücret, açlık sınırının 8 bin 865 TL; en düşük emekli maaşı da 13 bin 388 TL altındadır.
Yani milyonlarca insan, açlık sınırının altında maaşla yaşamak zorunda.
Tablo gerçekten vahim.
İstanbul'da kiralar 40 bin liradan başlıyor. Gıda enflasyonunda, savaştaki ülkelerin bile fersah fersah önündeyiz.
Böyle bir ortamda TÜİK, enflasyonun ve işsizlik verilerinin düştüğünü iddia ettiği istatistikleri açıklıyor.
TÜİK'e göre işsizlik oranı, haziran ayında bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak yüzde 7,6'ya gerilemiş. TÜİK'e göre Türkiye'deki işsiz sayısı 2 milyon 688 bin kişi.
Ancak DİSK-AR öyle demiyor.
Bu kurumun raporuna göre geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 28,8, geniş tanımlı işsiz sayısı ise 11 milyon 643 bin olarak açıklandı.
Nereden bakarsanız bakın, durum Türk halkı için hiç de iç açıcı değil ve önümüzde de ne yazık ki umut verici bir ışık yok.
Halk çaresiz.
Vatandaş, kendisini boğan ekonomik sorunlarına çözüm bekliyor.
Sorunlar çok büyük ama çözüm var.
Çözüm, defalarca ifade ettiğimiz gibi, parti programımız olan Milli Ekonomi Modeli'dir.
Milli Ekonomi Modeli ile Türkiye'de kaynaklar, yabancıya ve yandaşa değil, milletin kendisine akacak.
Milli Ekonomi Modeli ile sosyal devlet anlayışı hâkim olacak.
Bu konuda da karar verici merci yüce Türk milletidir.
Milletimiz, "Bağımsız Türkiye" diyerek makûs talihini değiştirmeye karar verdiği gün bambaşka bir Türkiye ortaya çıkacaktır.
Bir kez daha Şampiyon Türkiye 🇹🇷
Voleybol Milletler Ligi finalinde Brezilya’yı mağlup ederek şampiyon olan A Milli Kadın Voleybol Takımımızı ve emeği geçen tüm ekibi yürekten tebrik ediyorum.
Milletimize yaşattığınız gurur için teşekkürler Filenin Sultanları!
Bugün Kayseri’de Genel Başkan Yardımcımız Meryem Erdoğan’ın kardeşi Hatice ile İsmail Akgün’ün düğün törenine katıldık.
Bu güzel vesileyle Kayserili vatandaşlarımızla bir araya gelerek samimi sohbetler gerçekleştirdik.
Genç çiftimizi tebrik ediyor, kendilerine bir ömür boyu mutluluklar diliyorum.