Artık haddini bil!
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan, milletimizden aldığı destekle senelerdir Türkiye’ye hizmet etmiş, her türlü vesayete karşı savaşmıştır.
Biz, milletimiz dışında kimseden emir almadık; halkımız dışında kimseden icazet istemedik.
Türkiye’yi hedef alan her türlü güç ve vesayet odağına karşı mücadele ettik.
Yıllarca millet iradesine karşı darbelerin gölgesinde siyaset izleyen bir geleneği temsil eden Özgür Özel’dir.
Meşruiyeti sandık dışında arayan, siyaseti sokakta dizayn etmeye çalışan Özgür Özel’dir.
Haftalardır dış güçlerden medet uman, “terk edilmiş hissediyoruz” diyerek yabancı başkentlerden destek dilenen Özgür Özel’dir.
Yolsuzlukla ilgili bir davadan kahramanlık hikayesi çıkarmaya çalışan Özgür Özel’dir.
Kendi kişisel hırslarını, komplo teorileriyle harmanlayıp siyaset kisvesi altında sunan bu zihniyeti reddediyoruz!
Biz, milletimize hizmet yolunda kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.
Kendi ucuz siyasetleri adına ülkemizin ekonomik geleceğini tehdit eden çapsız siyasetçileri boykot ediyor, tüm milletimizi toplumsal huzurumuza ve milli menfaatlerimize sahip çıkmaya davet ediyoruz.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, illerimizdeki Sanayi ve Ticaret Odaları, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu, meslek kuruluşları, işçi ve işveren temsilcileri her şeyden önce kendi geleceklerine sahip çıkmalı ve seslerini yükseltmelidirler.
#BoykotDeğilMilliZarar
Türkiye, son dönemde hem içerde hem dışarda yoğun dezenformasyon kampanyalarına karşı mücadele vermektedir.
Ana muhalefet partisinde yaşanan iç çekişmeler ve bu süreçte kamuoyuna yansıyan iddialar dehşet vericidir. Ne yazık ki, bu kadar ciddi iddialar karşısında mahcubiyet duyması gerekenler, kamu vicdanına hesap vermek yerine, yalan ve iftira siyasetini sürdürmekte, “yavuz hırsız” misali algı operasyonlarına başvurmaktadır.
Ramazan-ı Şerif’in manevi ikliminde dahi kutsal değerlerimize yönelik alçak saldırılar, organize küfür kampanyaları, dinimize, milletimizin mukaddeslerine ve Cumhurbaşkanımıza yönelik son derece edep dışı söylemler, toplumumuzun huzurunu hedef almıştır. Bu söylemler sadece siyasi nezaketsizlik değil, aynı zamanda organize kötülüğün dışavurumudur.
Ana muhalefet kadrolarının sömürgeci zihniyeti çağrıştıran tutumlar içine girerek uluslararası odaklardan siyasi meşruiyet devşirme gayretleri ise ibret vericidir.
Ekonomik istikrarımıza yönelik tehditlerin ve yatırımcı güvenini zedelemeye dönük açıklamaların içerideki bazı çevreler eliyle dışarıya servis edilmesi, bir siyasi rekabetin ötesinde milli menfaatlerimize karşı sabotaj girişimidir.
Kendilerini hâlâ vesayet Türkiye’sinin imtiyazlıları zanneden bu azgın azınlık bilmelidir ki Türkiye, birilerinin birtakım küresel güçlere sırtını dayayıp parmak sallayabileceği bir ülke değildir.
Bu ülkenin gerçek sahibi olan aziz milletimiz, bu oyunların farkındadır. Türkiye artık vesayet odaklarının, küresel güçlerin arka bahçesi değildir. Gücünü milli iradeden alan bir liderliğin öncülüğünde yoluna kararlılıkla devam etmektedir.
Neredeyse on yıldır değiştiğini, geliştiğini, helalleştiğini iddia edenlerin Gezi kalkışmasından bugüne bir arpa boyu yol alamadığı ortaya çıkmıştır.
Sürekli kendini tekrar eden bir faşizan tavrı içinden bir türlü atamayan bu zihniyet, çirkin bir üslup eşliğinde mahalle baskısı oluşturmaya, kendileriyle aynı görüşü paylaşmayanları sindirmeye çalışmaktadır.
Farklı görüşlere tahammül edemeyen, kendinden olmayanı yaftalayan, hatta tehdit eden bu faşizan anlayış, demokratik olgunlukla, birlikte yaşama kültürüyle asla bağdaşmaz.
Hiçbir sanatçımızın ve sektör emekçimizin de ideolojik temelli tehditlere, baskılara ve dışlanma girişimlerine karşı yalnız olmadığını belirtmek isterim.
İletişim ekosistemimizin güvenliğini sağlamak üzere attığımız her adımda sektörün haklarını savunmaya devam edeceğiz. Görüşünden ötürü birilerinin baskısıyla yer verilmedikleri her alanda biz olacak, onları yalnız bırakmayacağız.
Bir kez daha gerçek yüzü ortaya çıkan kifayetsiz muhterislere şunu söylüyoruz: Bu ülkede artık bu faşist söylemlerinizin, bu ayrımcı tutumlarınızın, bu kışkırtıcı, ötekileştirici dilinizin bir siyasal karşılığı kalmamıştır.
Siyasi rekabet, ilke ve vizyonla yapılır; tehdit ve sindirme ile değil.
Muhalif görüşlere sahip vatandaşlarımızın siyaset kurumuna yönelik talep ve beklentilerini, kendi şahsi çıkar hesaplarına adeta kurban eden; onların umutlarını bozuk para gibi harcayan müflis siyaset tüccarları ve onların kayığına binip sağa sola nizamat vermeye çalışan “kültürel hegemonya” bekçileri, ortaya koydukları bu faşist yaklaşımın sonuçlarıyla yüzleştiklerinde ne kadar büyük bir yanlışın içine sürüklendiklerini anlayacaklardır.
Türkiye kararlıdır, güçlüdür ve yoluna milletin iradesi ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde devam etmektedir.
Ne villa, ne rüşvet, ne satın alınan delegeler konuşulmasın
Ne konuşulsun?
Boykot, eylem, vandalizm
Varsın esnaf batsın, devlet hasar alsın ama malum konular konuşulmasın
Şimdiye kadar izlediğiniz tüm videoları unutun.
Tespit bu 👏
#DevletiminYanındayım Yenikapı
#sarachanedeyiz Taksim Meydanı
Ekrem İmamoğlu Mansur Yavaş
Cumhurbaşkanı
Gazze'de 50 bin insanın toprağa düştüğü trajedi karşısında boykot çağrılarına burun kıvıranların, bugün boykotu dillerine dolamalarını ibretle seyrediyoruz.
Arkadaşlar boykotun önemini nihayet iki yıl sonra kavradı; fakat ne yazık ki onu da yanlış anladı. Katliam destekçisi küresel firmaları boykot etmeleri gerekirken, siyasi hırs ve ihtirasla yerli ve milli çikolata, kahve firmalarını dahi boykot etme çağrısı yapıyorlar.
Buradan vicdan sahibi herkese soruyorum:
��tekileştiren, ayıran ve nefret üreten bu anlayış insanımıza neler yaptı, neler yapar?
28 Şubat’ta da aynı zihniyet, sermayeyi ve insanları fişlemiş, boykot etmiştir. Aradan bin yıl da geçse CHP zihniyeti yine aynı; ötekileştirme, fişleme ve rövanşist tavırlar…
Bu ülkenin çocuklarının pamuk şekerine dahi göz diken bu hastalıklı anlayış, milletimizin vicdanında asla yer bulamayacaktır. Türkiye’nin yarınlarında bu zihniyete yer olmayacak, milletimiz değerlerine sahip çıkmaya devam edecektir.
Saraçhane’de Sayın Cumhurbaşkanımıza ve rahmetli annesine yönelik yapılan edepsiz saldırı sadece bir ahlak çöküntüsünün işareti değil, aynı zamanda toplumsal huzuru hedef alan kirli bir zihnin ürünüdür.
Sokakları karıştırmaya çalışanların ve nefret dilini destekleyenlerin akıbeti, milletimizin feraseti karşısında eriyip gitmek olacak ve bu rezilliğin hesabı hukuk önünde muhakkak sorulacaktır.
Saraçhane’de günlerdir süren gösterilerden anladığımız;
Ramazan ayına, camilere saygınız yok.
Ecdada, tarihe de saygınız yok.
Belki inanmıyor, belki kabul etmiyorsunuz.
Peki sizin annelere de mi saygınız yok?
Hiçbir annenin evladını bu şekilde yetiştirdiğine inanmıyorum.
Sayın Cumhurbaşkanımızın merhum annesine yönelik yapılan alçakça hakaretleri şiddetle kınıyorum. Demokratik hak adı altında gerçekleştirilen bu aşağılık provokasyon dolu eylemler, toplumsal huzuru ve birliği hedef alan çirkin bir saldırıdır.