Butlancılara “butlancı” dediğimiz için hesabımız bir kez daha erişime engellendi!
Mutlak Butlan kararıyla CHP’nin başına atanan Kemal Kılıçdaroğlu ve şürekasına “butlancı” dediğimiz gerekçesiyle X hesabımız Türkiye’den erişime engellendi.
Bugüne kadar “Halka yalan söylemek en büyük suçtur.” ilkesiyle hareket ettik. Bugün de aynı ilke doğrultusunda kayyumlara ve butlancılara adlarıyla hitap etmeye devam edeceğiz.
Ankara Üniversitesi’nde ülkücü-faşist çetelerin palayla saldırması sonucu başından yaralanan öğrenciye 6 ay uzaklaştırma cezası verildi.
(https://t.co/zxvwEa7tXo)
Ankara Üniversitesi’nde ülkücü-faşist çetelerin palayla saldırması sonucu başından yaralanan öğrenciye 6 ay uzaklaştırma cezası verildi.
(https://t.co/zxvwEa7tXo)
Selahattin Demirtaş'ın annesi Sadiye Demirtaş ve Selçuk Mızraklı arasında geçen diyalog:
"Sen neden tek geldin?"
“Keşke kendi içime koyaydım sana getireydim.”
Sinemanın 'Çirkin Kral'ı, işçi sınıfı ve yoksul halkın sesini beyaz perdeye taşıyan devrimci yönetmen Yılmaz Güney'i aramızdan ayrılışının 42. yıl dönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Çin Devrimi’nin önderlerinden Mao Zedong, 9 Eylül 1976’da yaşamını yitirdi.
Emperyalizme, sömürgeciliğe ve feodalizme karşı verilen mücadelenin önemli isimlerinden biri olan Mao, Çin’de devrimci hareketin ve halkçı dönüşümün şekillenmesinde belirleyici bir rol oynadı.
Mao Zedong’u ölümünün 50. yılında anıyoruz.
Diyanet'in Tek Kalemi, 79 Üniversitenin Bütçesini Geçti
Diyanet İşleri Başkanlığı için 2027 yılı itibarıyla öngörülen 229,9 milyar TL'lik toplam bütçenin 6,9 milyar TL'lik kısmının "Mal ve Hizmet Alımları" kalemine ayrılması planlanıyor.
Kurumun yalnızca mal ve hizmet alımı için ayrılan bu ödeneği, Türkiye’deki 126 devlet üniversitesinden 79’unun yıllık toplam bütçesini geride bıraktı.
Diyanet’in tek bir alım kaleminin gerisinde kalan yükseköğretim kurumları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi gibi köklü eğitim kurumları da yer alıyor.
(BirGün - Mustafa Bildircin)
Ağustos ayında 22 kadın öldürüldü, 33 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Öldürülen kadınların %73’ünün cinayet bahanesi belirlenemezken, %55’i evlerinde, %64’ü ise ateşli silahla katledildi.
(Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu)
YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik hakkında soruşturma başlatıldı.
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, üç Üsküdar Belediye Meclis üyesinin, ağustos ayında yaptığı şikayetler üzerine Özgür Çelik hakkında soruşturma başlattı.
Zincir marketlerde ayakta ve yoğun çalışma temposuna dayanamayan işçi bayıldı!
Son dönemde gündeme gelen market işçilerinin tanımsız iş yükü ve uzun çalışma saatleri, sömürünün ulaştığı noktayı bir kez daha gösteriyor.
Hatay’ın Samandağ ilçesindeki bir oto tamir atölyesinde, otomobile klima gazı basıldığı sırada meydana gelen patlamada 14 yaşındaki MESEM’li stajyer öğrenci Tunç Çam hayatını kaybetti.
Zincir marketlerde ayakta ve yoğun çalışma temposuna dayanamayan işçi bayıldı!
Son dönemde gündeme gelen market işçilerinin tanımsız iş yükü ve uzun çalışma saatleri, sömürünün ulaştığı noktayı bir kez daha gösteriyor.
80’ler nostaljisi sürerken: Türkiye’de 80’ler aslında nasıl yaşandı?
Devrimci fikirlerin bu toprakların her karışına yayıldığı, işçi sınıfı mücadelesinin yükseldiği bir dönemde sermaye ve devlet, büyüyen toplumsal muhalefete karşı 12 Eylül 1980 askeri diktatörlüğünü kurdu.
Binlerce insan gözaltına alındı, tutuklandı ve işkenceden geçirildi; siyasi partiler, sendikalar ve dernekler kapatıldı. Devrimciler idam sehpalarına gönderildi.
Bugün 80’ler çoğu zaman kasetler, renkli televizyonlar ve popüler kültürle hatırlanıyor. Oysa aynı yıllarda Türkiye’nin dört bir yanında işkencehaneler, cezaevleri ve darağaçları vardı.
24 Ocak kararları: İşçi sınıfının 80’leri
24 Ocak 1980’de açıklanan ekonomik kararlarla Türkiye’de neoliberal dönüşümün önü açıldı. Ücretlerin baskılanması, sendikal hakların sınırlandırılması ve işçi hareketinin zayıflatılması bu dönüşümün temel unsurlarıydı.
12 Eylül darbesi ise bu politikaların önündeki toplumsal ve siyasal direnci bastırdı. DİSK’in faaliyetleri durduruldu, grevler yasaklandı, binlerce işçi gözaltına alındı ve sendikal haklar ağır biçimde sınırlandırıldı. Darbe, sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda işçi sınıfının örgütlü gücünü kıran ekonomik ve siyasi bir dönüşümün önünü açtı.
80’ler nostaljisi sürerken: Türkiye’de 80’ler aslında nasıl yaşandı?
Devrimci fikirlerin bu toprakların her karışına yayıldığı, işçi sınıfı mücadelesinin yükseldiği bir dönemde sermaye ve devlet, büyüyen toplumsal muhalefete karşı 12 Eylül 1980 askeri diktatörlüğünü kurdu.
Binlerce insan gözaltına alındı, tutuklandı ve işkenceden geçirildi; siyasi partiler, sendikalar ve dernekler kapatıldı. Devrimciler idam sehpalarına gönderildi.
Bugün 80’ler çoğu zaman kasetler, renkli televizyonlar ve popüler kültürle hatırlanıyor. Oysa aynı yıllarda Türkiye’nin dört bir yanında işkencehaneler, cezaevleri ve darağaçları vardı.
Diyarbakır Hapishanesi
12 Eylül’ün Kürt halkına yönelik yüzü en ağır biçimde Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde ortaya çıktı. Siyasi tutsaklar ağır işkence, aşağılanma ve insanlık dışı uygulamalarla teslim alınmaya çalışıldı. Ancak zindan, aynı zamanda büyük bir direniş alanına dönüştü.
Mazlum Doğan’ın 21 Mart 1982’deki eyleminin ardından, Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Mahmut Zengin ve Eşref Anyık kendilerini ateşe vererek işkence düzenini protesto etti. 14 Temmuz 1982’de başlayan Büyük Ölüm Orucu’nda Kemal Pir, Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek yaşamını yitirdi.