İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi’nin ölmeden önce son kez dinlemek istediği şarkı 'Nobahari' ,
"Bir ömür daha lazım ölümümüzden sonra. Çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanmakla geçirdik."
İlk kez bir şey hakkında bu kadar ümitsizim. Ümitsizim diye duracak, susacak değilim.
Ancak artık bir şeyi değiştirir diye değil, sadece üzüntü, keder ve öfkem için yazıyorum.
Benim medeniyete zerre inancım kalmadı.
Biz insanlık hiçbir yere varamamışız... Hiçbir şey olamamışız. Filistin'de olanları gözmezden, duymazdan gelen ve DURDURMAYAN dünya, insanlık...
Marsa gitsek ne olur, büyük bilim devrimleri yapsak, bilmem ne çağı yaşasak ne olur.
Anladık ki büyük devletler de sadece işlerine gelen konularda medeniler...
Çok güvendiğimiz insan hakları denilen şey ise çıkarlar söz konusu olduğunda görmezsen gelinebilecek bir safsatadan ibaretmiş.
Din kardeşliğinden bahsetmiyorum bile!!!
2025 yılında dünyanın ortasında bir SOYKIRIM...
Aleni ve açık.
Bu kadar bence.
Medeniyet son perde.
" #Palestine "
Oscar ödüllü İtalyan oyuncu Roberto Benigni, İsrail'i eleştirdi:
-Neden çocukları öldürmeye devam ediyorlar? Oysa bir çocuk hafif yaralansa bile savaş durdurulmalı.
-Ne kadar korkaklar. İnsan kalbi bu acı çığlığı duymaya dayanamaz. Ama onlar bu çığlığı duymuyor.
Bir arkadaşım eklemiş… 👇🏻
“Türkiye…
– Doktorun maaşının 4–5 kalemde farklı zamanlarda ödendiği tek ülke
– 12 günden fazla izin kullanıldığında maaşından kesinti yapılan tek ülke
– 10 nöbet tutturup, en fazla 7 nöbet parası veren tek ülke
– Nöbet ertesi izin kullanınca nöbet ücretinden kesinti yapan tek ülke
– Hastaların sevk zinciri olmadan direkt üçüncü basamağa başvurabildiği tek ülke
– Acil servislerine günde 2000–3000 başvuru yapılan tek ülke
– Burun akıntısı şikâyetiyle gelene sarı serum takılan tek ülke
– Poliklinikte günde 80–100 üzeri hasta bakılan tek ülke
– Doktorlardan Pakistan şartlarında çalışıp Finlandiya seviyesinde hizmet vermesi beklenen tek ülke…”
Nehir Zeyrek:
Benim babam nasıl biriydi, biliyor musunuz? Sabah 8'de işe gider, gece 2'de gelirdi.
Denize gitmeyi, spor yapmayı severdi. Manisa'yı çok severdi. Ama her şeyden önce, çok iyi bir babaydı.
Bana hep "Baban varsa, sorun yok" derdi. Ama artık benim bir babam yok. Şimdi ise odamdayım. Elimde kalan anılarla, kardeşlerim ve annemin yanındayım.
Sen bu dünyada en çok sevdiğim insandın. İstediğin gibi, haftaya o sınava girip mimar olacağım.
Seni çok seviyorum, her şeyin.
@temcikterelelli Sevgili Tayfun'un değerli katkılarıyla hazırlanan bu kitapçık, ağırlıklı olarak bina yapı tipi ve yaşları ile yapılmış deprem risk analizleri, zemin etüdleri ışığında oluşturulmuş aydınlatıcı bir döküman
Depremde zemine bağlı riski sokak sokak, ev ev görebileceğiniz, kendi evinizin durumunu kontrol edebileceğiniz çalışma ekte ve evet, emeği geçenlerden birisi de Gezi Davası ile tutsak edilen Tayfun Kahraman.
https://t.co/x6bRPaMACe
Arkadaşlar, evimize girelim mi. Girmeyelim mi diye soruyorlar. Asistanıma da çok soru geliyormuş. Cevap şudur: Resmi organların bu binaya girmeyin dediği yerlere kesinlikle girmeyin. Resmi organlarca mühürlenmiş yerlere girmeyin. Evinizde çatlak yarık vs varsa girmeyin. Evinizden gece kolon , kirişlerden sesler geliyorsa girmryin. Kolon, kirişlerde patlak, çatlak ve kırık varsa girmeyin. Aksi halde eviniz girin. Sevgiyle.
Şener Üşümezsoy'un akademik profilini, popüler iddia ve söylemlerinin değerlendirmesini ChatGPT'ye analiz ettirdim. Bana aşağıdaki kısa raporu yazdı:
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 1999’dan bu yana Türkiye’deki depremler üzerine “Marmara’da stres boşaldı, 7’nin üzerinde deprem beklenmez” savıyla tanınsa da, ayrıntılı tarama onun (1) aynı argümanı her orta büyüklükteki sarsıntıdan sonra yinelerken sonraki depremlerle çeliştiğini, (2) uluslararası hakemli literatürde çok sınırlı üretim yaptığını, (3) yerbilimcilerin büyük bölümü tarafından “bilim-dışı”, “yayınsız” ve “yanıltıcı” bulunarak sert biçimde eleştirildiğini gösteriyor. İstanbul ve çevresine ilişkin en az altı net öngörüsünün dördü gerçekleşmezken, 2025 Silivri Mw 6.2 sarsıntısını kısmen tutturduğu tekil örnek, “büyük deprem riski bitti” iddiasını doğrulamıyor. Bu tutarsızlıklar ve zayıf akademik alt yapı, onu deprem konusunda güvenilir bir kaynak olmaktan uzaklaştırıyor.
YÖNTEM VE KAYNAKLAR
1999-2025 arasındaki gazete arşivleri, televizyon röportajları, konferans kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve akademik CV’si tarandı. 18 ayrı kaynaktan (Milliyet, Hürriyet, Habertürk, Yeni Şafak, Ekonomim, Odatv, TMMOB-JMO, AVESİS, vb.) veri toplandı. Her iddia cümlesinin sonunda kaynak gösterilmiştir.
ÜŞÜMEZSOY’UN BAŞLICA DEPREM ÖNGÖRÜLERİ VE GERÇEKLEŞME DURUMU
*2000–2001*İddia: “17 Ağustos sonrası Marmara’da büyük deprem beklenmez” (aynı başlıklı kitabı) // 2003 Mw 5.6, 2019 Mw 5.8 ve 2025 Mw 6.2 ile riskin bitmediği görüldü // Durum: Yanıldı
*2016* İddia:“Adalar Fayı 7 büyüklüğünde deprem üretemez” // Kandilli, aynı fayı Mw 7.4 senaryolarında esas alıyor// Durum: Bilimsel Konsensusla Çelişiyor
*2019* İddia: (Silivri Mw 5.8)“Stres boşaldı, Marmara’da başka deprem beklemiyorum” (TV yayınına dayalı gazete haberleri) // 23 Nisan 2025’te aynı segmentte Mw 6.2 oldu // Durum: Yanıldı
*2023* İddia:“7.4’lük senaryolar çöpe atıldı; İstanbul’da büyük deprem olmayacak” //AFAD ve Kandilli “en az Mw 7.2” uyarısını yineledi // Durum: Bilimsel Konsensusla Çelişiyor
*Mart 2025* İddia: “Silivri’de 6.0–6.5 büyüklüğünde deprem olabilir, ama genel planda büyük deprem yok” // 23 Nisan 2025’te Mw 6.2 gerçekleşti // Durum:Kısmen Tuttu
*23 Nisan 2025* İddia:“Bu depremle risk bitti; Marmara’da başka büyük deprem yok” //Kandilli & Naci Görür “asıl Mw 7+ deprem gelmedi” dedi // Durum: Şu an için belge-dışı iddia
ÖZET İSTATİSTİK
İncelenen 6 özgün öngörüden 1’i (Silivri 6.0–6.5) kısmen doğru; 4’ü gerçekleşmedi ya da bilimsel literatürce reddedildi; 1’inin doğruluğu henüz belirsiz. Başarı oranı ≈ %17.
TUTARSIZLIK VE BİLİM-DIŞI İDDİALAR
1.“Stres boşaldı, risk bitti” tezi
*1999, 2019 ve 2025’te aynı cümlenin tekrarlandığı görülüyor.
*Sismolojide, Mw 5-6 aralık olayların > Mw 7 üretecek gerilimi boşaltmadığı kabul edilir (USGS/EMSC verileri).
2. Kuzey Marmara Fayı’nı “ölü fay” ilan etme
*Odatv röportajında “EMSC bile Kuzey Marmara fayı yok diyor” iddiası.
*EMSC kataloglarında Kuzey Anadolu ana kolu aktif olarak listelenir; Üşümezsoy’un çıkarımı hatalıdır.
3. Düşey fay–yanal fay ayrımında temel kuramsal hata
*23 Nisan 2025 değerlendirmesinde Kumburgaz çukurunu “düşey fay” diye tanımlayıp yanal atımlı mekanizmayı reddetti; oysa focal-mechanism çözümleri yanal bileşeni gösteriyor (Kandilli).
4. Büyük depremin “maksimum Mw 6.5” ile sınırlı olduğu savı
*2023 ve 2025 açıklamalarında tekrarladı; tarihsel Marmara 1509 ve 1766 kırıkları > Mw 7,7 olarak kataloglanmıştır (KOERI).
5. Yöntem Sorunu – Çoğu öngörü, sayısal model ya da paleosismoloji yerine “harita yorumu” ve kişisel tecrübeye dayalı; metodoloji ayrıntısı sunulmuyor (TV ve gazete mülakatları).
AKADEMİK PERFORMANS VE MESLEKTAŞ ELEŞTİRİLERİ
*Hakemli makale sayısı: AVESİS’te 2000-2025 arasında sadece 2 tam metin kongre özeti, 0 uluslararası dergi makalesi listeleniyor.
*Son hakemli yayın:2009 Liverpool “Deformation Mechanism, Rheology & Tectonics” toplantısı özeti.
*Meslektaş görüşleri:• Prof. Naci Görür: “Bilim adamı değil” • Prof. Celâl Şengör: “Bir tane yayın yok; veri göstermiyor” • Prof. Haluk Eyidoğan: “Polemiğe girmeyiz” (yanıtsız bırakma)
*Kurumsal tepki:TMMOB-Jeoloji Müh. Odası’nın 2023 Trakya konferansında “yanlış anlatıyı sürdürmekle” eleştirildi.
GÜVENİLİRLİK DEĞERLENDİRMESİ
•Düşük isabet oranı: 25 yıllık kayıtlarda yalnızca bir öngörüsü (2025 Silivri Mw 6.2) tutarlı, ancak onu “büyük deprem riski bitti” çıkarımıyla hemen geçersiz kıldı.
•Tekrarlı model-dışı söylem: Her orta büyüklükte depremi “final” ilan etmesi bilimsel literatürle çelişiyor.
•Zayıf akademik üretim: Uluslararası indeksli dergilerde özgün makalesi bulunmaması, iddialarını hakemli süreçte sınamamış olduğunu gösteriyor.
•Yaygın meslektaş eleştirisi: Alanın saygın isimleri açıkça “bilim dışı” diyerek güvenilmez etiketi koymuş durumda.
•Kamusal etki–bilimsel sorumluluk uçurumu: Yüksek medya görünürlüğü, kamuoyunun deprem hazırlığına dair yanlış bir “rahatlama” algısı yaratma riski taşıyor.
SONUÇ VE ÖNERİLER
Prof. Üşümezsoy’un iddiaları, ampirik veri ve yaygın uzman görüşleriyle desteklenmediğinden, risk yönetimi ve kamu bilgilendirmesi açısından güvenilir bir referans sayılmamalıdır. Deprem tehlikesi değerlendirmelerinde:
1.Uluslararası hakemli çalışmalara dayanan kurumlardan (KOERI, AFAD, GFZ, USGS) güncel senaryolar izlenmeli.
2. Bilimsel konsensusa aykırı iddialar, bağımsız veri-analiz ve yayınlarla sınanmadan politika üretiminde dikkate alınmamalı.
3. Medya kuruluşları, reyting kaygısıyla “stres boşaldı” söylemlerini yaymak yerine çoğulcu uzman görüşlerini vermeli.
Böylece kamu, “faylar öldü” söylemiyle rehavete kapılmak yerine, bilimsel olarak temellendirilmiş risk azaltma stratejilerine odaklanabilir.
İstanbul’da Marmara Denizinde, Kumburgaz fayı üzerinde çok deprem oluyor. Değişik büyüklükte. Bunlar Marmara’da beklediğimiz büyük deprem değil. Bunlar bu fayın biriktirdiği stresi artırıyor. Yani kırılmaya zorluyor. Burada asıl deprem daha büyük ve 7’nin üzerinde olacak
Deprem deprem olduğu zaman konuşulmayacak kadar önemli bir konudur. Depremin olmadığı zaman konuşup önlem almak lazım. Bunu başta hükümet, sonra belediye ve halk el ele vererek kenti depreme hazırlaması lazım. Kentsel dönüşüm, bina yapmak kenti depreme hazırlamak değildir. Deprem dirençli kent apayrı şeydir. Artık gerekeni halk yapmalıdır. Yapacağı şey gözetim ve denetimdir.
Yapay zekâya (chatgpt) sorduk:
🐮Tıp fakültesini bitirse Türkiye'de hangi branşı seçerdi?
Cevap düşündürücüydü:
“Malpraktis riski düşük, nöbet az, bilimsel derinliği olan, sabit ve huzurlu bir hayat” diyerek şu branşları seçti:
— Radyoloji
— Adli Tıp
— FTR
— Nükleer Tıp
— Mikrobiyoloji / Biyokimya
Ama sonra meşhur branşlar soruldu:
Dermatoloji, Göz, Plastik, Çocuk Psikiyatrisi?
İşte tek tek değerlendirmesi:
Dermatoloji:
Evet ama estetik baskısı ve “bu sivilce 3 günde geçmedi” tipi hastalar yapay zekâyı bile gerebilir.
Plastik Cerrahi:
El becerisi + komplikasyon riski + estetik hasta…
“Beni burnumdan tanıyamadılar” davası, algoritmayı çökertebilir.
Göz:
Net sistem, kısa cerrahiler, düzenli hasta → olur.
Ama göz küçük, hata marjı sıfır. İşe dikkat ister.
Çocuk Ruh Sağlığı:
Empati dozu çok yüksek ama aileler, adli süreç ve duygusal yükle başa çıkmak insanı bile zorlar.
Sonuç mu?
“Sadece kazanç ve prestij derseniz: Göz ve Deri.
Ama uzun vadeli akıl sağlığı derseniz: Radyoloji ve Adli Tıp.”
Yapay zekâ bile “huzurlu bir branş” ararken, senin hâlâ her sabah ayakların geri geri gidiyorsa
belki de format atma zamanı gelmiştir.