Gagavuz Türklerinin Moldova içindeki özerk konumu Soğuk Savaş sonrası Türkiye’nin desteğiyle sağlandı. Türkiye bu özerkliğin bir nevi garantörüdür.
1930’larda Atatürk’ün talimatıyla yaklaşık 80 öğretmen Gagavuz (Gökoğuz) Türklerine gönderildi. Amaç ana dili yaşatmak, kimliği korumak ve kardeşlik bağlarını güçlendirmekti. Gagavuz Türkleri Atatürk’e hâlâ ‘Ata’ der.
Geçen yıl Ağustos ayında Gagavuz Türklerinin seçilmiş Başkânı Yevgenia Gutsul’un siyasi saiklerle mahkûm edilmesine Ankara’nın sessiz kaldığını eleştirmiştim.
Bugün ise Moldova Anayasa Mahkemesi, 9 Temmuz 2026 kararı ile 1994 tarihli Gagavuz Özel Statü Yasası’nın kritik hükümlerini iptal ederek özerkliğin önemli yetkilerini budadı. Bu durum Gagavuz özerk yapısının ABD, AB ve NATO çıkarlarına uygun şekilde adım adım aşındırıldığını açıkça ortaya koyuyor.
Daha da dikkat çekici olan ise,
Gagavuz Türklerinin hakları budanırken NATO Zirvesinin ardından Ankara’dan kamuoyuna yansıyan tek bir resmî tepki gelmiyor olmasıdır.
Türk dünyasının liderliği söylemle değil, soydaşlarının hakları hedef alındığında gösterilen diplomatik iradeyle gösterilir. Sessizlik, tarihin hiçbir döneminde çözüm olmamıştır.
Türk tiyatrosunun ve sinemasının usta isimlerinden, değerli sanatçı Zihni Göktay’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Sanat yaşamı boyunca bıraktığı unutulmaz eserlerle hafızalarda yer edinen Zihni Göktay’a Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve tüm sanat camiasına başsağlığı diliyoruz.
15 yıl önce bizi bir kumpasla yıkabileceklerini sandılar.
Ama biz…
Meydanlarda,
Adliye önlerinde,
Tribünlerde,
Tek ses, tek yürek olduk.
Ve hep birlikte haykırdık:
#FenerbahçeYıkılmaz 💛💙
Denizcilik ve Kabotaj Bayramı'nı her yıl kutluyoruz. Bugün 100.Yılını idrak ediyoruz.
Peki bize denizdeki kayıtsız şartsız egemenliğimizi veren Kabotaj hakkı sayesinde denizciliğimizi gerçekten denizci bir devlet gibi mi yaşıyoruz?
Bu programda sadece Kabotaj Kanunu'nun tarihini anlatmıyorum. Cumhuriyetin denizcilik vizyonunun neden kesintiye uğradığını, Türkiye'nin neden deniz gücü ile denizcileşme arasında büyük bir çelişki yaşadığını ele alıyorum.
Bugün savaş gemisi inşa edebilen, dünyanın önde gelen tersanelerinden bazılarına sahip bir ülkeyiz. Buna rağmen deniz ulaşımında, yolcu taşımacılığında, balıkçılıkta, amatör denizcilikte, liman yönetiminde ve deniz kültüründe neden arzu edilen seviyeye ulaşamadık?
Programın ikinci bölümünde ise Kabotaj'ın Mavi Vatan ve Kıbrıs ile kopmaz bağını değerlendiriyorum. Doğu Akdeniz'de yeniden gündeme getirilmeye çalışılan BM planının Türkiye'nin deniz jeopolitiği açısından ne anlama geldiğini anlatıyorum.
https://t.co/3G40UNNTUc
“Atatürkçü olmak dindar olmaya engel değildir. ‘Atatürk dini kaldırdı’ propagandası sadece bir siyasi araçtır, gerçek değildir.”
Prof. Dr. Halil İnalcık
Mete Han’ın M.Ö. 209’da attığı temellerle yükselen ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuyla şekillenen, milli bağımsızlığımızın sarsılmaz güvencesi Türk Kara Kuvvetleri’nin 2235. kuruluş yıl dönümünü gururla kutluyor; aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi şükranla anıyoruz.
İran ordusu, ABD'nin savaşı sona erdiren mutabakat zaptını ihlal etmesini ve İsrail'in güney Lübnan'da ateşkes ihlallerine/cinayetlerine devam etmesini, ayrıca güney Lübnan'dan çekilmemesini gerekçe göstererek Hürmüz Boğazı'nı gemi trafiğine kapattığını duyurdu.
İran Dışişleri Bakanlığı:
“Uygulanmayacak bir anlaşma imzalamadık ve yaklaşımımız karşılıklı taahhüttür.
Siyonist varlığın Lübnan'a yönelik devam eden saldırıları, ateşkesin açık bir ihlalidir.”
📌 Yunan Türkolog Prof. Dr. Dimitri Kitsikis: Amerikalılar, 1947'de Truman Doktriniyle, Anglo-Sakson planını uygulayıp, tekrar Türk-Yunan konfederasyonu kurmak istediler. Çünkü Yunan'ın ve Türkiye'nin Rusya'ya yakınlaşması Amerika'nın menfaatlerine aykırıydı. Biz de güçlü Ruslardan korktuğumuz için ABD'ye yanaştık ama bu büyük bir hataydı. Anglo-Saksonlar Osmanlı'yı yok etmek istemediler ama zayıflatmak istediler.
📌 Batılılar bizi kışkırtana kadar Osmanlıyı, Ermeniler, Biz (Yunanlı) ve diğer devşirmeleri yönetiyordu.
📌 Yunan isyanı dünyanın en akılsız en ahmak isyanıydı. Osmanlı idaresindeki Yunan halkının isyan için hiçbir nedeni yoktu. Askerlikten muaf özgür ve zengin yaşıyorlardı. Boğazın iki yakasında ve Marmara Denizinin çevresindeki köşklerde, yalılarda yaşıyorlardı. İstanbul, Ege, İzmir ve Muğla gibi güzel yerlerde çoğunluk onlardaydı.
📌 Düşünün Fatih İstanbul'u fethediyor Türk olan Veziri Azam Candarlı Paşa'yı idam ediyor yerine Rum olan Zağanos Paşa'yı getiriyor, Fatih'in has adamı Zağanos Paşa'ydı.
📌 İstanbul'un fethi ile Rum ahali için değişen bir şey olmuyor. Ardından Rum Mehmet Paşa serasker yapılıp Karaman Türklerinin üzerine yollanıyor; Konya'daki asi Türkmenleri yerle bir ediyor. Bu yüzden söylüyorum ki 1821'lerdeki Yunan kalkışmaları Yunan halkı için felaketin başlangıcıdır. Batılıların gazına gelip, kendi imparatorluğumuzu (Osmanlı) yıkıp bu küçük, kıytırık devleti (Yunanistan'ı) kurduk!
📌 1922'de Kemal Paşa (Atatürk) Ege, İstanbul ve Karadeniz'deki 3000 yıllık Yunan varlığını bitirmiştir. Bu Yunan ahmaklığının bir sonucudur.
💫🇹🇷 Ve Atatürk ;
"Zenginliği ülkemdeki "gayriTürk" unsurlardan alıp Türklere verdiğim için malum azınlıkların bana hıncı bitmez! Gayri Türk unsurlar yine yönetime seçilip, Türkler yeniden sefalete düşürüldüğünde, Türk genci o zaman beni ve yaptıklarımı daha iyi anlayacaktır..." demişti.
Şimdi anladınız mı Atatürk düşmanlığı yapanların özünde kimlerin torunu olduklarını !!
❗️Paşinyan’dan Dikkat Çeken Tez
🔸“Türk halkı ile Ermenistan halkı arasında kesinlikle bir sorun yoktur. Türkiye’yi yönetenlerle, Ermenistan’ı yönetenler arasında sorunlar vardır.”
🔸“Geçmişte Osmanlı İmparatorluğu parçalanamayınca, Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeniler bir kaldıraç olarak, bir sopa olarak kullanıldı ve Osmanlı İmparatorluğu parçalanmak istendi.”
🎙️Gazeteci Ali Çağatay(@AliCaatay), Seyir Hali programında, Nikol Paşinyan’ın 1915 olaylarına ilişkin değerlendirmeleri ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin geleceği hakkında konuştu