@TeomanKadioglu İstanbul Havalimanı dünyanın en büyüklerinden biri, bu büyüklük sayesinde milyonlarca yolcuyu aynı anda ağırlayabiliyor. Mesafeler uzun ama bu kapasiteyi sağlamak için gerekli. Size de umarim kiskançliktan inme iner 🤣🤣
Bu Ahbap destekçisi Tarakçı denen adam "biraz daha zaman lazım" diye beni tehdit etti. Şahsım ve eşim hakkındaki türlü terbiyesizlikleri haricinde CV'mdeki bilgilerin yalan olduğunu falan da yazdı. Ne yapayım sizce? Bunu karşıma bir yayına alıp 3 dilde rezil mi edeyim, davacı mı olayım?
Bu paylaşımın yayılması ve Sayın Bakanımıza ulaşması için büyük hesaplardan da desteklerini rica ediyorum. Bugün yaşadığım inanın ki sadece kişisel bir mesele değil. Bugün bana, yarın hepimize. Zaten bunların temelinde de benim ülkemizin başarıları hakkında yaptığım yorum ve analizler bulunuyor. Hepinize desteğiniz için şimdiden çok teşekkür ederim 🌹👇
Bugün gündemi takip edemedim, size son gelişmeleri aktaramadım, büyük özveriyle geliştirdiğim internet siteme yeni analiz yazısı koyamadım. Dün gece uyuyamadım, hiçbir şeyden tat alamadım.
Bütün sene özlemle beklediğim tek an ülkemizde olmaktı. Ve şimdi buradayım ama vaktimi kötücül ruhların hakkımda yazıp çizdiklerini okumakla geçirdim.
İnanır mısınız, bu yaşadığım ne ilk ne de son saldırı. Hayatım bu hikayelerle dolu. Ben de herkes gibi hatalıyım, günahkarım ama her zaman iyi bir insan olmaya, üretmeye, faydalı olmaya çalıştım.
Gençlik yıllarımda çok daha duygusaldım. Yaşadığım sosyoekonomik çevrede hep "farklı duruşlu" olan oldum. Fransızlar böyle insanlara "mouton noir" (kara koyun) der. Kara koyundum ben.
Bir gün okuldan döndüm. Artık çantam omzumda taşıyamayacağım kadar ağır geldi. Fırlatıp attım yere. Haykırarak ağlamaya başladım. Anneme dedim ki "neden insanlar benimle bu kadar uğraşıyorlar?". O da dedi ki "sen Öznur'sun, karanlıkta ışık böcekleri de çeker."
O gün buna alışmaya karar verdim. Aslında kötülük de bu hayatın bir parçasıydı. İyi olmak kötülüğü engelleyemiyordu. Ama alışmak da kabul etmek değildi. Bu yaşımda bile bu kötülüğü hâlâ aşamıyorum.
Bazen diyorum bütün bunların artık bir anlamı yok. Bunları yazıp çizmesem, konuşmasam, analiz etmesem, mücadele etmesem de dünya dönmeye devam edecek. Sonuç olarak ben de bu sonsuzluktaki bir kum tanesiyim.
O sırada mesaj kutumu açıyorum. Ceren video ve yazılarımdan çok şey öğrendiğini yazıyor. Antalya'da yaşayan Suudi Muhammed, "bana yapılan saldırılar karşısında yanımda olduğunu" söylüyor. İnanır mısınız ta Paraguay'dan Federico'nun zamanını ay��rıp benim için Türkçe hazırladığı emaili okuyorum. Yunanistan'dan bir takipçim benimle 180 derece farklı görüşlere sahip olmasına rağmen, "internet sitemi kalitesi nedeniyle Yunanistan'daki haber sitelerine kaynak olarak tanıtacağını" yazıyor.
Sonra bir silkelenip yüzümü yıkıyor ve yoluma devam ediyorum.
İşte benim de yolum bu. Ama inanın sırtımdaki o çanta hâlâ çok ağır...