dayı var, ağzında sigarayla yaban domuzunu kucaklayıp kaldırıyor. dayı var, hayvanat bahçesinden kaçan aslanla güreşiyor. dayı var, elleriyle boz ayı besliyor. olm bu milleti nasıl yenebilirsin ki
Osmanlıyız biz diyenlerin atası. Kara kuru yırtık elbiseli fakir,perişan Anadolu köylüsü. Bizim de atamız ,gelecek 15 yılda biri dünya savaşı olmak üzere kesintisiz 5 savaş görecek bize bir vatan bırakacak adam. Kahramanlar kuşağı.100 yıldır mirasını yiyoruz.
Askerin gördüklerine yaşadıklarına şahit olsan rehabilitasyon merkezlerinden dışarı çıkamazsın ama tabi götünüzün üstünde tweet atmak çok daha kolay geldiği için konfor alanınızdan çıkmak pek işinize gelmiyo
Azıcık analitik düşünün diyecem ama neyse...
Şimdi şöyle; insan tabiatı yaşa bağlı olarak değişir. Erkekler gençlik yıllarında, yüksek testosteronun etkisiyle hiyerarşi gözeten, sınır çizen, saldırgan ve savunmacı bir yapıya sahiptir. Yaş aldıkça, baba oldukça testosteron seviyesi de düşer ve erkeğin oksitosin eğilimleri artar; silahlarını bırakır, teslim olur, durulur, mülayimleşir. Kadınlarda ise menopoz sonrası azalan östrojen ve değişen hormon dengeleriyle birlikte, gençlikteki o uyumlu tabiat, yerini daha iddialı, sözünü sakınmayan ve baskın bir karaktere bırakır.
Ama denildiği gibi bu, 20 yıl süren uzun bir süreç değildir. Bugün testosteron seviyeleri zaten düşük, yaklaşık olarak 35 yaşa gelince de büyük bir kırılma yaşanır. Hanımlara tavsiyem modern kadın psikolojisinden bir an önce kurtulun, ne fıtratla ne de kocanızla çatışmayın. Her halükârda kazanma şansınız olmadığı gibi, ne kadar çok çatışırsanız o kadar geç teslim alırsınız. Evinde kendi krallığını kurumasına, savunma pozisyonundan çıkmasına ve silahlarını bırakmasına fırsat verin. Çatışmak, aksine savunma refleksini diri tutar. Bu konuyu daha önce yazmıştım.