İktidarın yaymaya çalıştığı bir algı var.
"Bakın biz kendi içimizde muhasebe yapıyoruz hem de birilerini harcamaya başladık, daha nolsun"
Bunun üzerinden asıl isimlere bir perdeleme yapılıyor. Üstüne bir de teşekkür etmemizi isteyecekler yakında...
Mesele Netanyahu'nun değil O'nu diri tutan Trump'ın protesto edilmesi idi, samimi soykırım karşıtılığı buradan geçer. Trump'ın önünde hizaya dizilip Netanyahu'yu protesto etmek insan avlama macerasından ibaret..
Tüm dünyada orta sınıfı mülksüzleştirip, herkesi her şeye abone yapıp dinlediğin şarkının bile aylık abonelik ücretini ödemezsen sahibi olamadığın bir servet transferi yapılıyor. Eskiden bir film bir albüm alırdın o ilelebet senin olurdu. Şimdi hiçbir şeyin sahibi değilsin.
Bir tarafta ihtiyacından fazlasına sahip olan bir azınlık, bir tarafta ihtiyacına bile yetişemeyen çoğunluk. Bu çoğunluk bu azınlığı yakın gelecekte ayaklarının altına alır, insanların da bir sabrı var.
Bu hareket orta sınıftan gelirse kültürlü bir isyan olur uzlaşırsınız. Alt sınıftan gelirse onların elinden kimse kimseyi kurtaramaz.
Dünya döndükçe böyle oldu.
Bilerek olaya hiç değmeden açıklama yapıyor. Farkında mısınız? Uzun süredir konuşma metinleri Erdoğan’ın icracı değil gözlemci, denetleyici ve buyurucu olduğunu sinyalliyor. Bu sayede olan ve olmakta olan hiçbir kötü şeyin sorumlusu değil ancak denetleyicisi ve düzelticisi gibi algılanıyor. Erdoğan gökyüzünde; bizimle eşit değil gibi bilinmek istiyor. Konuşmalarına dikkat edin göreceksiniz.
11 yaşında bir kız çocuğuna intihar etti dediler, delilleri kararttılar, ölümünü araştıran babasını tutukladılar, soran gazetecileri susturdular…
Rabia Naz cinayetinin üstünü örtmek için herşeyi yaptılar.
Baba Şaban Vatan, ömrünü evladının ömrüne adadı ve hala “adalet” arıyor!
Sistem, otizmli bir bireye ancak 'işe yarar' olduğu sürece tahammül eder.
Yani eğer otizmli birey üstün bir matematik zekasına veya hata bulma yeteneğine sahipse (Silikon Vadisi tipi otizm) sistem onu alkışlar ve "nöro-çeşitlilik" adı altında sömürür.
Sınıf gerçeği ise şöyledir: Ancak yoğun destek ihtiyacı olan piyasa değeri üretmeyen yoksul bir otizmli genç sistem için sadece bir maliyet kalemi ve bakım yüküdür.
Burada teşhis kişiyi anlamak için değilde onu toplumun dışına (rehabilitasyon merkezlerine veya eve) itmek için bir etiketleme aracına dönüşür.
Bilmeyenler için:
Onlarca devrimci İsrail’in en büyük ortağı Trump’ı protesto etmek istedikleri için tutuklandılar ve 3 aydır tutsaklar. Burası Türkiye.
Mağazaların kasada zorla telefon numarası istemesinden gerçekten bıktım. Dün yine iki ürün aldım. Zaten aynı ürünleri pazaryerlerinden daha pahalıya satıyorlar. Kasada telefon numaramı vermek istemediğimi söyledim, cevap: “O zaman %40’a varan indirimden yararlanamazsınız.” Ortada %40 indirim falan da yok. Sistem şu: Numaranı verirsen normal fiyat, vermezsen ceza fiyatı. Ben alışveriş yapıyorum, sadakat programına üye olmuyorum. Telefon numaram neden ürünün fiyatını belirliyor? Bu artık “kampanya” değil, kişisel veriyi vermeye zorlama yöntemi. Gerçekten merak ediyorum: Devlet bu işe daha ne kadar seyirci kalacak? @ticaret@omerbolatTR@KVKKurumu@etuketici
Bu argümanı savunan 10 yıl önceki Gülçin çok şanslıydı ki sonrasında feminizm ile daha yakından tanıştı. Nüfus kaydı ile tapu kaydını kıyaslayıp kadının statüsünün araziye denk geldiğini gördü. Feminist olmak bir kadın için asgarî öz saygı meselesidir.
2 erkeğin soyadı diye basite indirgenemez, aynı şey değil. O isimle doğuyoruz ya hani. O min 18 sene kendi adı oluyor. Diyelim 30’unda evlendi, her diplomasında, varsa ürününde, tezinde, CV’sinde var olan kendi ismi. Bu bir günde değişiyor. Sonra o insanın adı bi sistemde arandığında ürettiği hiçbir ürüne ulaşılamıyor mesela.
Dışarda kahve içme, Shakespeare okumana gerek yok, 12 saat çalış, 7 saat uyu, iki saat işe git, üç saat yaşa. O üç saatte de dışarda kahve içmek yok, biriktir, yatırım yap, 70 yaşında emekli olunca kahve içersin. Kapitalizm özgürlük be
Dünyanın en zengin 85 kapitalistinin mal varlığı, 4,5 milyar insanın gelirine eşit. Dünya üzerinde görülmüş en büyük maddi adaletsizlik ile karşı karşıyayız. Liberaller ise hâlâ işçi sınıfının tembel olduğunu ve başka bir sistemin mümkün olmadığını geveleyip duruyor.