Borsa İstanbul’da, Devlet’in gözü önünde, hatta bilgisi dahilinde yaşananlar bir kez daha gösterdi ki, Türkiye’de çok derin ve etkin bir KAST SİSTEMİ var!
-İmtiyazlı patronlar
-Hukuk tanımayanlar
-Sorgu suale tabi tutulmayanlar
-Ne yaparsa yapsın, yaptığı yanına kâr kalanlar
-Kısa yoldan zengin olan babalar ve şımarık oğulları
-“Büyüklerin” fotoğraf karesinde her zaman yer bulan doyumsuzlar ve dahası…
Türkiye, yoluna bu şekilde devam edemez.
Yandaşa özel hukuk uygulayan, sorgulamayan, yargılamayan, hesap sormadan AK’layan bu düzene rıza gösterilemez..
Gelir dağılımında ve yargıda adalet, kamunun her iş ve işleminde hakkaniyet, atama ve görevlendirmelerde liyakat ve ehliyet gibi değerlere dönülerek sistem yeniden inşa edilmeden Türkiye’nin varlığı sürdürülemez.
Borsa İstanbul skandalı da bir kez daha gösterdi ki, bu iktidarla buraya kadar!
Dönüşüm için değişim, değişim için de seçim artık kaçınılmaz!
Çare Milli Görüş’tür, Çözüm Adil Düzen’dir!
Bütün bu rezil süreci öylece izleyen yetkili kim?
*Bir önceki SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül
Kimdir bu arkadaş
*Vecdi Gönülün oğlu
SPK uzmanları sınavla alınıyor. Bu arkadaş sınavla mı girdi SPK ya?
*Hayır. Halkla ilişkiler uzmanı diye uyduruk bir istinai kadrodan sınavsız torpille girdi.
SPK da hangi işleri yaptı?
*Evrak memurluğu, personel müdürlüğü yani uzman bile değil!
CV sinde (bakınız linkedin profili) ilk görevi ne görünüyor?
*SPK Başkan Yardımcısı (önceki görevlerini niye yazmamış acaba!)
Şu anda hangi görevde?
*Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanı!!!
Bu görevde kalmaya devam edecek mi?
*Allah bilir
Resmi açıklamayla bu rezilliği önceki döneme yıkan şimdiki SPK Başkanı kim?
*Mahmut Sütçü
İbrahim Ömer Sütçü SPK Başkanı iken Mahmut Sütçü hangi görevdeydi?
*SPK ikinci başkanı!
Ölün bir değil ki ağlayasın, delin bir değil ki bağlayasın!
Trabzon’daki Belediye Başkanlarının dikkatine sunarım.
Bordo berelilerin isim babası ve önderi tüm Türk coğrafyalarının kahramanı Trabzonsporluluğu ve Trabzonluluğu ile bu şehrin kadim milli, manevi değerlerini temsil eden kahraman şehidimize yaraşır bir anıt öneriyorum.
KAŞİF KOZİNOĞLU...
(#Kursak kitabımdan ilgili bölüm.)
Geçmiş Günlerden Anılar
Suat Yarbay’ı karargâhta ziyaret etmek benim için her zaman ayrı bir keyifti. Özel Harp Dairesinde geçirdiği yıllara dair anılarını dinlemek, hem mesleki bilgi birikimime katkı sağlıyor hem de onun anlatımındaki samimiyet ve nüktedanlıkla eğlenceli bir sohbet fırsatı sunuyordu. Ancak bu anılar içinde, uzun bir süre Suat Yarbayın tim komutan yardımcısı olarak görev yapan Kâşif Kozinoğlu’yla ilgili paylaştığı bir hikâye vardı ki; halen hatırladıkça kahkahalarla güldürür beni.
Kâşif Üsteğmen henüz bekârken, anne ve babasıyla birlikte Ankara Devlet Mahallesi’ndeki lojmanlarda oturmaktadır. Günlük hayatı oldukça sıradan görünür. Sabahları üniformasını giyip elinde evrak çantasıyla lojmanların önünden servise binmekte, akşam da yine aynı şekilde, sessiz sedasız evine dönmektedir. Üniforması da olmasa; bir devlet dairesinde çalışan sıradan bir memur görünümündedir.
Bir sabah, Kâşif Üsteğmen mesai için Kirazlıdere’deki kışlaya vardıktan kısa bir süre sonra alarm verilir. Zira o gün, hava korsanları Diyarbakır uçağını kaçırmışlardır ve o uçağı kurtarmak için özel bir operasyon düzenlenecektir. Operasyonun detayları hızla oluşturulur, havayollarından temin edilen uçağın şeması üzerinde giriş planları yapılır, rehinelerin güvenliği sağlanarak operasyonun başarıyla tamamlanması için en ince detaylar gözden geçirilir.
Planlar tamamlandıktan sonra, timler özel teçhizatlarıyla askeri bir uçağa binip hızla Diyarbakır’a uçarlar. Operasyon, büyük bir gizlilik ve hassasiyetle yürütülür. Timler, yüzleri maskeli bir şekilde uçağa giriş yapar, saniyeler içinde korsanlar etkisiz hale getirilir ve rehineler sağ salim kurtarılır. Bu başarılı operasyon sırasında ve sonrasında, uzaktan da olsa TRT kameraları timlerin kar maskeli olarak yansıyan görüntülerini çeker.
Görev tamamlandığında, timler yine aynı askeri uçakla Ankara’ya döner. Dönüşte, yapılan faaliyet sonu incelemesini (FSİ) müteakip, personel hiçbir şey olmamış gibi lojmandaki evlerine dönmek üzere servislere biner. Günlük rutin mesaiden döner gibi eve dönen bu kahramanlar, akşam televizyon haberlerinde, icra ettikleri operasyonun detaylarını ve yayınlanan görüntülerini izlemek için ekran başına geçerler.
Kâşif Üsteğmen de ailesiyle birlikte akşam yemeğini yer, ardından oturma odasında televizyon karşısına geçer. Haberlerde, Diyarbakır’da gerçekleştirilen başarılı rehine kurtarma operasyonunun görüntüleri yayınlanmaktadır. Yüzleri maskeli kahramanlar birer birer ekrana gelirken, Kâşif Üsteğmen ekranda kendisini de görüp, için için güler. Tam bu esnada yanında oturan babası birdenbire ona döner, kaşlarını çatar ve hafif bir sitemle şöyle der:
“Tüh sana be oğlum! Şu adamlara bak, aslanlar gibi kahramanlık yapıyorlar. Sen ise elinde evrak çantası, memur gibi işe gidip geliyorsun. Ne biçim askersin sen?”
Kâşif Üsteğmen, çalıştığı birliğin gizliliğini korumak adına ailesine hiçbir şey anlatamadığından ne diyeceğini bilemez. İçinden usul usul gülmekle yetinir. Babasına, yüzünde belli belirsiz bir tebessümle bakar ve sessizliğini korumaya devam eder.
Bu hikâyeyi dinlerken hem gülmekten kendimi alamamış hem de Özel Kuvvetlerin sessiz kahramanlıklarına bir kez daha hayranlık duymuştum. Onlar, maskelerin ardında yalnızca kendilerini değil, ülkeyi koruyan gizli kahramanlardı. Kâşif Üsteğmenin yaşadığı bu komik ama derin anlamlar içeren olay, her görevden sonra normal bir hayata dönmek zorunda kalan kahramanların hayatlarını anlatan belki de en güzel örnekti.
Biyonik Adamın Kahvaltısı
Özel Kuvvetlerin efsanevi isimlerinden Kâşif Kozinoğlu’ndan bahsetmişken, şu anekdotu da anlatmadan geçmemeliyim. Kâşif Kozinoğlu, yalnızca cesareti, zekâsı ve sadakatiyle değil, aynı zamanda sıra dışı beslenme alışkanlıklarıyla da hatırladığımız bir komutanımızdır. Komutanımızın, yoğun fiziksel antrenmanlar, ağır eğitim faaliyetleri ve operasyona hazırlık süreçleri nedeniyle vücudunun ihtiyaç duyduğu proteini karşılamak için sabah kahvaltılarında tam 15 haşlanmış yumurta yediğini bilirdik. Bu alışkanlık, çevresindekiler için zaman zaman şaşkınlık, zaman zaman da eğlenceli sohbetlerin konusu olmuştur.
Ne var ki aynı alışkanlık, Kâşif Üsteğmen’in evlendikten sonra hayatına farklı bir boyut katmıştır. Başlangıçta bu durumu şaşkınlıkla karşılayan eşi, Suat Yarbayın eşine dert yanar:
“Abla, bu adam insan değil, biyonik adam! Sabahları benden 15 haşlanmış yumurta istiyor. Daha önce böyle bir şey duydun mu?”
Eşinin bu tatlı şikâyetleri aile içinde espri konusu olurken, Kâşif Üsteğmen’in kendisi de bu konuda sıkça şakalaşmaktadır. Bir gün tim komutanı Suat Yüzbaşı’ya dönüp içini döker:
“Yahu komutanım, eşim bana sabahları sadece bir tane yumurta haşlıyor. Benim gibi adama bir yumurta nasıl yetsin? Böyle giderse yakında eğitimlerde bayılacağım!”
Bu tatlı atışmalar, Kâşif Kozinoğlu’nun yaşamında hem disiplin hem de mizahı bir arada barındıran yapısının bir yansımasıydı. Gözünü budaktan sakınmayan, görevlerini büyük bir özveriyle yerine getiren bu kahraman, Özel Kuvvetlerde binbaşı rütbesine kadar yükselmiş, daha sonra Milli İstihbarat Teşkilatı’nda ülkesine sadakatle hizmet etmişti.
Ne yazık ki Kâşif Kozinoğlu, dini kendisine paravan yapan bir terör örgütünün yargıya sızmış unsurlarınca düzenlenen kumpas davalarla cezaevine atılmıştır. Bu kumpas sürerken, cezaevinde uğradığı bir komplonun kurbanı olarak, tutsaklıktayken hayata veda etmiştir. Onun ismi, Türk milletinin hafızasında ve yüreğinde kahramanlık, fedakârlık ve sadakatle kazınmış bir iz bıraktı.
Bu sıra dışı komutanı ve onun hatıralarını, bir tebessüm ve derin bir minnetle anıyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
#Kursak
@commandouz Bu gün Bostancı’dan 9 da çıkarken harika bir sonbahar havası vardı. 10 da Şileye yağmurla girdim. 14 e kadar aralıksız yağdı. Hem de soğuk yağdı.
Sert şutçular tavana bakarken ve konuyu değiştirip hava durumu sohbeti yaparken.
Trabzon bu yiğit evladına sahip çıkmalıydı.
Adına yakışır bir anıt yapılmalıydı. Huldülük köyünden bilmem ne efendiler adına yerler anıtlar varken hem de
Saygı ve hürmetle
Kahraman komutanım Kaşif Kozinoğlu'nun ifadesini alıp tutuklamaya sevkeden bu aşağılık kolpacı, tam da Kozinoğlu dosyası yeniden açılıp, bir gazeteci bile (Ki, nedense Kozinoğlu'nun öldürülme şüphesini ta o zaman dile getiren Selahattin Günday tutuklanırken) Zekeriya alçağıyla ilgili bu talep çok manidar değil mi?
Bu alçak, söz konusu kumpasın tam ortasında ve Yargıtay Başsavcılığı dosyasının zaman aşımı nedeniyle düşmesini istiyor!
Şaka gibi!
Ama şaşırmıyorum...
Adam tepki verse "Kürtçe şarkı dinlediğimiz için tepki gösterdiler, ırkçılar" diye mağduriyet kartını oynarlardı.
"Kürtlere ırkçı saldırı" başlığıyla servis edilen haberlerin neredeyse tamamı yalan. Siyonist fonlu propaganda.
Gerçek tam olarak bu.
24 Mayıs 1993 yılında Bingöl-Elazığ yolunda sivil ve silahsız 33 Türk Askeri’nin hain bir pusuda, PKK terör örgütü tarafından kahpece kurşuna dizilerek şehit edildiği noktadayız.
Bu vesileyle vatan uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi tekrardan yâd ediyoruz. Ruhları şâd, mekanları cennet olsun…
Ne Mutlu Türküm Diyene!🇹🇷
🇹🇷 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun!
Bağımsızlık ve özgürlük uğruna verdiğimiz büyük mücadelenin zaferle taçlandığı 30 Ağustos’un 104. yıl dönümünde, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu toprakları bizlere vatan kılan tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Ukrayna Türk gemilerine saldırıyor, ticaretimiz zarar görüyor. Savunma Sanayisi geyiği yaparak konuyu örtüyorlar.
Ukrayna yapma! dersek Batı kızar.
NATO’cu partiler de başka şeyler anlatıyor konu gündeme gelmesin diye.