EVRENSEL STANDARTLARA GÖRE, HEPİNİZ "KÖR"SÜNÜZ
Güvendiğiniz o bir çift göz, var olan gerçekliğin (Elektromanyetik Spektrum) sadece %0.0035'ini görebiliyor.
Geriye kalan %99.99'luk devasa okyanusun (radyo dalgaları, mikrodalga, gama, x-ray) içinde yüzüyorsunuz ama 'Burada hiçbir şey yok' diyorsunuz.
Kafatasının tam ortasında, iki hemisfer arasına gizlenmiş bezelye büyüklüğünde bir bez var.
Bilim ona "Pineal Bez" diyor, Kadimler ona "Üçüncü Göz" dedi. Simülasyon dili ile konuşalım: O bez, senin Biyolojik Antenindir.
Salgıladığı kimyasal kokteyle bakın:
Melatonin: Biyolojik saati ve onarımı yönetir. (Sleep Mode)
Serotonin: Ruh halini ve gerçeklik algısını sabitler. (Active Mode)
DMT: Bilincin "Avatar"dan çıkıp "Ana Sunucuya" (Source) bağlandığı anı tetikler. (God Mode)
PEKİ SİSTEM NEDEN BU ANTENİ KÖRELTMEK İSTİYOR?
Çünkü çalışan bir Pineal Bez, kullanıcıyı NPC (Uyuyan) modundan çıkarır. Sistemin en büyük korkusu "Uyanmış Oyuncu"dur.
Diş macunlarındaki Florür, İşlenmiş gıdalar, Mavi ışık bombardımanı...
Bunlar tesadüf değil. Bunlar, anteninizin üzerine katman katman atılan "Kireçten bir Beton"dur.
Kireçlenmiş bir antenle yaşayanlar, karanlık odada "Güneş yok" diyen körlerdir.
Betonları kırın. Anteninizi temizleyin. Sinyali geri alın.
Göz açıldığında göreceğin şey dışarıdaki bir boyut değil, içerideki kaynak kodundur.
Bu şarkıyı dünya üzerinde;
Candan Erçetin'den daha öldürücü
Daha mahvedici şekilde okuyacak
Bir insan evladı henüz gelmedi
Ve gelmeyecektir....
Beyhude uğraşlar bunlar