Van…
Siyaset bürokrasi elele Van’ı şahlandırıyorlar. Sayın valimiz @valiozanbalci75 nın çalışkanlığı, milletvekilleri sayın @Burhan_Kayaturk ve sayın @K_Turkmenoglu_V nun sorunları yakın takip ve çözüm yetenekleri muhteşem. Ev sahipliklerini yaşayarak görmeniz lazım, eksiksiz.
Soykırımcı İsrail’in içinde vicdan ve merhamet taşıyan insanlığa yaptığı en büyük kötülüklerden biri, insanlığı böylesi korkunç bir vahşete alıştırmasıdır.
Daha dün enkaz altından, aralarında yetmiş masum çocuğun da olduğu 100 şehidin naaşına ulaşıldı. Böylesi bir katliamın bile haber ve gündem değerini kaybetmesi; zulmün nasıl sıradanlaştırıldığını ve insanlığın vicdanının nasıl köreltildiğini gösteriyor. İnsanlık adına bundan daha korkunç ne olabilir?
Gazze’de enkazların altında çocuk bedenleriyle birlikte her gün insanlık da can çekişiyor. Bugün onları hiç değilse hatırlamak, yaşananları duyurmak ve o mazlumları unutturmamak insani olduğu kadar İslami de bir sorumluluktur. Çünkü zulme karşı söz söylemek, en azından onu görünür kılmak ve unutulmasına izin vermemek de hepimiz üzerinde bir borçtur.
Yarın mazlumların karşısında, gördüğümüz hâlde sustuklarımızla da hesaba çekileceğiz. Ve bu sessizliğin vebali çok ağır olacaktır.
Rabbimiz, bir an önce bütün insanlığı bu ağır vebalden halas eylesin. Mazlumlara sabır, güç ve nusret ihsan buyursun.
EYLEMİN KRALI
İspanyol futbol kulübü Real Sociedad taraftarlarının Gazze’ye destek için yaptıkları eylem ne kadar muhteşem, ne kadar etkileyici öyle!
İnsanın tüyleri diken diken oluyor!
@OrhanMiroglu Ruhun yumuşaklığını korumayı başarmış bu beyefendi ile kendimde çok ortak nokta buldum. Sadece bir farkla: Ben iki hayatım olduğuna inanmaya devam ediyorum.
Tıp Fakültesi profesörü.
Sadece hekim değil, hakîm / hikmet sahibi güzel bir Müslüman baba.
Kızı hafız oluyor.
“Baba, kızın hafız oldu” diye güzel bir sürpriz yapıyor, babasına.
Ev cennete dönüyor, herkeste sevinç gözyaşları…
Babadaki gurur ve mutluluk anlatılır gibi değil.
Ezber bozmak bu işte!
Gürültü patırtı yapmadan ruh devrimi yapmak!
⚽️ MİDYAT’TA SPORUN EN EĞLENCELİ HALİ!
Topa sadece ayağınla değil, stratejinle de hükmet! 🎯
Midyat Belediyesi Gençlik Merkezi olarak düzenlediğimiz Ayak Bilardosu etkinliğimizde gençlerimiz hem kıyasıya mücadele etti hem de keyifli anlar yaşadı. 🏆⚽️
Sporun; rekabet, eğlence ve dostlukla buluştuğu etkinliklerimizle gençlerimiz için daha hareketli, daha renkli bir Midyat inşa ediyoruz. 💙
Sen de oyuna katıl, yeteneğini göster! 🙌
#YazSeninleGüzel
Ankara Gülhanede Üniversitemizi ziyaret eden Özbekistan askeri heyeti ve Buhara Tıp Fakültesi öğrencilerimiz ile beraber Özbekistan’ın bağımsızlık gününü kutladık
@uzembassyturkey@sbuedutr
İdeal ve Benlik | Mehmet KALKAN
İdeal sahibi insan kendisini değil davasınız büyütür.
Gerçek ideal sahibi insan şunu sorar: Ben sayemde idealim ne kadar büyüdü?
#mehmetkalkan#ideal#motivasyon
Modern yorgunluğun önemli kaynaklarından biri, malumat fazlalığı.
Telefon, e-posta, sosyal medya, haberler, mesajlar, bildirimler ve sonsuz seçenekler zihne sürekli “bir şeyi kaçırıyor olabilirsin” mesajı veriyor.
Acil çözüm hangi bilginin zihnimizde yer almayı hak ettiğini seçmektir.
Her şeyi bilmek zorunda değiliz.
Her haberi okumak zorunda değiliz.
Her tartışmaya dahil olmak zorunda değiliz.
Her seçeneği değerlendirmek zorunda değiliz.
Zihinlerimizi ıvır zıvır çöplüğü olmaktan, hayatlarımızı pürtelaş yaşamaktan kurtarmalıyız.
Üzücü bir vaka... İmam Efendi'nin de mutlaka bir mazereti olmalı. Onu peşinen itham etmek, hele teşhir etmek hiç doğru değil... Belli ki seyyahların diline düşmemek gerekiyormuş. Bir imam (seyda, molla) evi olarak çocukluğumda evimiz başlı başına bir vakıf gibiydi. Her gün misafir olurdu. Yerimiz dar olduğundan camide yatarlardı. Bununla beraber, Allah rahmet eylesin, Hacı Sekvane Kero (Sağır Sekvan) isimli tövbekâr bir eşkıya ile Mahmude Keçel (Kel Mahmut) isimli kış boyu bizde kalan iki misafirimiz vardı. İkisi de sanırım 80'leri bulmuşlardı. Köylülerimiz Sekvan için "Sekevane Kero mehvane heru" (Sağır Sekvan, her günün misafiri) diye darb-ı mesel bile uydurmuşlardı. Yatakları camide kuruluydu, yemekleri bizden giderdi. Mahmud Dayı çok sessizdi ama başında kocaman bir hacı sarığı bulunan, epey büyük kulakları ve bir o kadar irice burnuyla ürkütücü bir tarafı bulunan Sekvan çok geçimsizdi. Bazen hava çok soğuk olduğunda babam onu yatma vaktine kadar eve getirirdi. "Bu ne ya, şu Seyda'nın çocukları ne çok yaramazlar! Beni bir saniye dinlendirmiyorlar. Kapı gıcırtısından kulağım sağır oldu" diye mırıldanırdı. Oysa kulakları zaten iyi duymuyordu. Bir gün köyün hâlâ hayatta olan köyün bir ileri geleni anneme acıyıp onları tehditle uzaklaştırmış. Bizzat söz konusu beyefendiden dinledim: Babam, onları görmeyince bundan şüphelenmiş ve "Bir daha misafirlerime karışırsan canına okurum!" diye kızmış. Sonra onları bulup tekrar ağırlamaya başlamış. Yan komşumuzun bahçesinde büyük bir dut ağacı vardı. Dut ağaçlarının gölgesi, bizde yazın yolcu konağı gibiydi. Komşumuz cömert olmakla beraber fenaca yoksuldu. Annemin merkebiyle dolaşarak bıçak bileyen Süryani bir Hristiyan için Ramazan günü öğle vakti yumurta kızartıp tepsiyi elimize vererek o dut ağacının altına gönderdiğini hatırlıyorum. Yine bizde çalgıcılık yadırganırdı ama Mırade Kine adlı ünlü çalgıcının o dut ağacının altında oturup "Anne (yade), ben acım, kemençe çalıyorum diye benden yemek esirgemezsin inşallah!" dediğini ve annemin ona yemek gönderdiğini hiç unutmuyorum. Annem asla şikayet etmezdi. Sadece babamın evde olmadığı bir gün, peynir ve ceviz satan iki ana ve iki oğul gelmişlerdi. Akşam karanlığında annem, bizzat önümüzdeki yemeği önlerine koymuştu. Ekmeği ise bol vermişti. Maalesef artan ekmeği atlarına yedirmişlerdi de biz ekmeksiz kalmıştık. Bir de dışarıda kurduğumuz tertemiz yataklarımıza ayakkabı ile yatmışlardı. Annem sabah sorduğunda "Atlarımızı, yüklerimizi çalmak isteyen olursa hazır olalım" diye mazeret bildirmişlerdi. İşin en ilginç yanı, sabah annem peynir almak için onlara kuru üzüm verdiğinde (bizde takas usulü alışveriş devam ediyordu) kuru üzümünü beğenmemişlerdi de komşularımız bizim için almışlardı. Annem bunu çok yadırgamıştı, hâlâ hatırladıkça anlatır. Babam, baba yönünden yöremizin kuşkusuz en varlıklılarından biri olan Hacı Mahmude Ezdarî'nin, anne yönünden de meşhur Baskîlî aşireti reisi Hacıye Ezdârî'nin öz torunu. Ama mevzu bu asil kök değildi. O evde ve camide mevzu açıldıkça sofra sahibi Hz. İbrahim Halil'in kıssasını anlatırdı. Onun anlattığına göre, Hz. İbrahim müşrik bir misafiri ağırlamamıştı da yüce Allah onu azarlamıştı. Bunun üzerine Allah'ın peygamberi adamı yolda bulmuş, ondan ricada bulunarak evine gelmesini istemişti. Fakat zalim müşrik, "Beni sırtlarsan kabul ederim" deyip Allah'ın ak saçlı yaşlı peygamberinin sırtına binmiş ve evine öyle gelmişti... Hz. İbrahim'e, O'nun pâk torunu Muhammed Mustafa'ya ve O'nun varislerine selam olsun....
Muhteşem bir zaman tünelinden geçtik…
Birlikteliğin güzelliği için teşekkürler sayın bakanım @suleymansoylu , mekanın cismen ve ruhen güzelliği için minnetler Kenan Yavuz, varol Bayburt sende yüreğim kaldı.
@KenanYavuzCEO
Aşağıdaki hikayeyi Türkiye'de bazı şeyleri doğru anlamak isteyen herkes dikkatle okumalı...👇
Tarih boyunca İngiliz denizciler gemilerde farelerle savaşmak için bir yöntem uyguladılar.
Duyulmamış bir hikayedir, genelde eski gemiciler bilir.
Çok akılcı hikaye;
Farelerin davranış özelliklerini çok iyi bilen bu İngiliz denizciler; öncelikle yakaladıkları bir fareyi kapalı bir teneke içine koyup onu 3-4 gün aç bıraktıktan sonra yakaladıkları diğer küçük fareyi bu kutu içine atarlar. Açlıktan gözü dönmüş fare bu fareyi hemencecik midesine
indirir.
Bu işleme tenekedeki fare yamyam fareye dönüşünceye kadar devam ederler .Bu fare iyice semirmiş ve kuvvetlenmiş olur.
Sonra bu fareyi geminin içine salarlar; şimdi artık gemi içinde tebdili kıyafet gezen bir fare oluşmuştur. Diğer fareler bu fare kendileri gibi aynı kökten geldiği için hiç şüphelenmez Ama aslında; bu fare güçlü kuvvetli bir yamyam faredir ama bunu diğerleri fark etmemiştir.
Yamyam fare rahatlıkla diğer farelerin yanına rahatlıkla sokulur ve fareleri teker teker yer.
Bu şekilde gemi de farelerden temizlenmiş olur.
Bu yöntem İngilizler icin her yerde ve her durumda kullanılan bir yöntemdir.
Çünkü; İngilizler tecrübelerden ve tarihten hep dersler alarak geleceklerini, iç ve dış
politikalarını yönlendirirler.
Bazen seçtikleri fare ile milliyetçiligi hedeflerler bazen ekonomiye yön verirler bazende dini sembollerle fareleri semizletip yamyam fareye dönüştürürler.
Bir nesli, bir ekonomiyi ve bir devleti veya bir bölgeyi yeniden düzenlemek için kullanırlar.
İçimize eğitilmiş, beyni yıkanmış ve çeşitli yollarla semirtilmiş olarak giren yamyam farelerden mümkün olduğu kadar uzak durmamız , onların yamyamlaşmasına izin vermememiz ve sürekli kapan kullanmamız gerekir.
Şimdi aramızdaki bu yamyam farelere dikkat.
“Dikildi Anadolu'nun bağrına kutlu bir sancak, ebediyete kadar özgürce dalgalanacak.”
Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümünde, Anadolu'yu ebedi vatanımız yapan Sultan Alparslan ve kahraman askerlerini rahmet ve minnetle anıyoruz. 🇹🇷
#MalazgirtZaferi