Biz yalnız değiliz, tüm Türkiye yanımızda.
Kurtuluş parkında, direnişimiz tüm sessizliğimizi koruyarak sürüyor. Tüm engelleme çabalarına, zulme, açlığa rağmen buradayız.
Bizleri, madencileri yalnız bırakmayacağınızı biliyoruz. Mutlaka biz kazanacağız.
#MadencininEliniTut #HakkımıVerDorukMadencilik
Kurtuluş Parkında abluka altındayız. Kimseyle konuşmuyor, kimseyle görüşmüyor, bedenimizi betona yatırıyoruz.
Tüm Türkiye’yi bulunduğu yerlerde ses çıkarmaya çağırıyoruz. Bizimle beraber ablukanın içerisine gelerek açlık grevine gireceğini beyan eden milletvekillerini madenciyle dayanışmaya çağırıyoruz.
#MadencininEliniTut #HakkımıVerDorukMadencilik
Sırrı Süreyya Önder de gitti.
Adı geçtiğinde herkesin gülümsediği, muhabbet besleyip kendinden bildiği çok az insan var.
Sırrı abi, en başta geleniydi.
Bu toprakların en has en özgün adamıydı.
Çileyle, mahpuslukla ve yoksullukla bileylenmiş bir kalenderlikle geçti aramızdan…
Çiçeklerin böceklere düşman edildiği bir zamanda son nefesine dek barış için çabaladı.
Dilerim, onun omuzladığı barışı biz başarır, Sırrı abinin ruhunu şad ederiz.
Allahtan rahmet diliyorum.
Bu solcular size ne etti kardeşim?
Hakkınızı savunmuş, yanınızda durmuş, canını vermiş, kanını vermiş, gık dememiş. Bir gün bile iktidar olmamışız. Nedir bu bütün kötülükleri sola ihale etmeniz? Siz 40-50 senedir bu memleketin her yerine ipotek koymuşsunuz, her zulümde imzanız var. Ne yapmış bu solcular size?
Süreyya Önder’in vefatı nedeniyle çok üzgünüm; Türkiye’nin başı sağolsun... Büyük bir sonsuzluk ummanının içinde elbette ömürlerimiz bir zerredir. Bir kez daha görülmüştür ki, savaşlara binlerce ömür harcanırken, çağlar boyu didişmekten, savaşmaktan asla caymayan insanlığın barışına çoğu zaman bir ömür yetmiyor; bu yüzden her tür barışa milyonların gönül vermesi gerekiyor... Herkes bir gün karınca kararınca bu dünyaya kattığı iyilikle anılacaksa, o da öncelikle bir barış elçisi olarak anılacaktır. Huzurla uyusun…🌹
Sonunda ağzındaki baklayı çıkarmışsın!
Ülkenin Cumhurbaşkanı olduğunu unutup açıkça bir cumhurbaşkanı adayını “telef” etmekle tehdit etmişsin.
Beni değil on milyonlarca seçmeni, milleti tehdit ediyorsun.
Aziz Milletim!
Cumhurbaşkanının “telef oldunuz”, “telef olacaksınız” sözü Türk siyasi tarihinin en dehşet verici itiraflarından birisidir.
Erdoğan rakiplerini saf dışı bırakmak için her yolu denediğini, daha da deneyeceğini itiraf etmiştir.
Seçimi iptal ederek, milli iradeyi yok sayarak, emrine aldığı yargı marifetiyle rakibini hapse atıp 35 yıllık diplomasını iptal ederek, aile fertlerini hapse atarak bizi durduramayacağını gören bu akla şu soruyu sorun:
Bilmediğimiz başka hangi yöntemlerin var? Daha ne yapacaksın? Henüz “heybenden” çıkarmadığın başka ne kaldı?
Aziz Milletim;
Telef olan Türk ekonomisidir, iştir, aştır, ekmektir,
Telef olan demokrasi ve hukuktur,
Telef olan milyonlarca emeklinin, işçinin, memuru , çiftçinin, gencin hayatıdır,
Telef olan “milletin hizmetkarı” diye yola çıkarıp bir kenara atılan Ak Partili kadrolardır,
Telef olan her musibete rağmen yıllarca Erdoğan’ı sırtlamış Ak Partili seçmenin umutlarıdır.
Bu kötücül aklın yakıp yıkmadığı, canından bezdirmediği, inim inim inletmediği, “telef etmediği” ne kaldı?
Allah’ın izni, milletin desteğiyle ne telef olacağız, ne de kimseyi telef edeceğiz.
Ülkeyi bu kötücül akıldan kurtarıp düze çıkaracağız.
Benim kırmızı çizgim, 14 yaşında kolunu makineye kaptırıp ölen çocuktur. Yerde 10 kişinin tekmelediği kız üniversite öğrencisidir. Otelde yanan ailelerdir. Yemek kartında para kalmadığı için intihar eden kızdır. Kanser hastasının eline tutuşturulan 100 liradır. Depremde ölmüş kızının elini tutan babadır. Soma'da tekmelenen madenci yakınıdır.
Genel başkanınız cebinden mi yaptı bunları. Halkın vergileriyle yapıldı bunlar, üstüne bir de ücretsiz de vermiyorsunuz, satıyorsunuz!
Doğru “baba evladına yapmaz” bu yaptığınızı!
bugün çağlayan en acayip günlerinden birini yaşadı. okurken bile zorlanabilirsiniz. 18-19 yaşında, ilk kez bir eyleme katılan gencecik çocuklar tutuklandı. avukatın mesajını okuyun lütfen.
Ankara eylemlerinden üzücü bir gözlem….
Gezi eylemlerinde Ankara’da
Türk milliyetçisi sloganlar, dövizler hâkimdi. İstanbul’daki çeşitlilikten, çok kültürlülükten uzak Ankara’da, İstanbul’daki gibi “devrim oluyor” havası yoktu.
Bu akşam Kızılay’daki eylem alanında da ilk gözüme çarpan döviz, doğrudan DEM parti seçmeni için ağır tahrik ve hakaret sayılacak bir küfürdü. Gencecik bir kadın taşıyordu. İnanamadım. Kimse uyarmıyordu.
DEM Partili olduğunu bildiğim sendikacı tanıdıklara yanaştım, sordum. “Burada kendimizi güvende hissetmediğimiz için parti bayrağıyla gelmiyoruz” dediler. Atılan sloganları, çalınan marşları, taşınan dövizleri görüp de kimse Kürtler neden gelmiyor diye sormasın. O kadar DEM Partiliyi bile o meydanda görmek bile şaşırtıcı.
Barışı, demokrasiyi, hukuku, adaleti herkes hak ediyor bu ülkede. Herkes için hep birlikte bunları talep etmeden toplum olamayız. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz!..
Yüzbinlerce insan adalet ve demokrasi talebiyle sokağa çıkıyor, hiçbirini görmüyorsun. Yok şurada 20 kişi küfür etti, yok şurada 5 kişi bira içti diye açıklama yağdırıyorsun. Seçimde yenemediğini kumpasla, hileyle özgürlüğünden edip hala mağduriyet kovalayan yağmacı bir tür bu.
Ülkenin en büyük kentinin belediye başkanlığını tüm engellemelere rağmen 3 kere kazanan, son seçimin birinci partisinin cumhurbaşkanı adayı olan İmamoğlu'nu bomboş iddialarla tutukladılar. Karar resmen seçme ve seçilme hakkının kaldırılması kararıdır. Türkiye tutuklandı.