Sporculuk ve antrenörlük kariyerimde birçok ödül aldım, ama bu hatıra aldığım tüm kupalardan daha anlamlıydı. Satranç sadece tahtadaki rekabetten ibaret değil, aynı zamanda güzeli arayış ve bilgiyi sevmektir.
#satranç Döneminin önde gelen ustalarından Savielly Tartakower'ın yaşam öyküsünü konu alan kurgu roman "Manevî Zaferler".
"Manevî zaferlerin bir önemi yoktur", Tartakower'ın meşhur bir özdeyişi. Bu sözle, sonuç odaklı felsefe vurgulanırken, rekabetçi oyunlarda, cesur bir girişimin, parlak bir fikrin, kıl payı kaçırılmış galibiyetin, ya da iyi oynanmış bir oyunun, mücadelenin sonucu mağlubiyet olduğunda hiçbir anlam taşımayacağı anlatılır.
İngiliz yazar David Lovejoy, iz bırakan figürün hayatını kurgu romanında konu edinirken ister istemez yaşanmış gerçeklere başvuruyor.
- Moral Victories, David Lovejoy (Echo Publications, 2008)
#satranç Kıyaslama, bir değerlendirmede bulunurken başvurulan temel yöntemlerden biri. Satranç dünyasında da geçmiş ustaların başarılarının, günümüz şampiyonların performanslarıyla karşılaştırılmasına oldukça sık rastlanmakta.
Oysa satrancın günümüzdeki oynanış, hatta algılanış biçimine erişebilmesi için, tıpkı bir bayrak koşusunda stafetin beklemekte olan atlete devrine benzer bir süreç yaşadığı gözlenmez mi? Tez ve antitezin ortaya konularak yepyeni bir değerin inşasıdır aslında söz konusu olan.
Beşinci Dünya Şampiyonu Max Euwe, ilk olarak "Veldheerschap op de Vierenzestig" adıyla 1966 yılında yayımlanan eserinde tam da bu konuyu ele alıyor.
- Satranç Taşlarıyla Gezinti (Greco)
- Piyonların Keşfi (Philidor)
- Çok Yaşa Kombinezon! (Anderssen)
- Stratejik Amaçlar Uğruna Kombinezonlar (Morphy)
- Konumsal Oyun (Steinitz)
- Teknik ve Rutin (Virtüözler)
- Bağımsız Düşünürler (İki Savaş Arasında)
- Mücadele İçin Yeni Bir İhtiras (Rus Satranç Ekolü)
Başlıklara göz gezdirmemiz dahi, her bir çağın öncekilerden öğrendikleriyle yepyeni bir değer ortaya koyduğunu tespit etmeye yetmiyor mu?
"Satranç Stilinin Gelişimi" yaşanan evrimi yazıldığı döneme kadar güzel bir biçimde okurlara sunan bir eser. İlgili fikirlerin en açık örneklerle sunulması ise ileri sürülen görüşleri anlaşılır şekilde okurlarla buluşturuyor. Tam da bu sayede, konumsal değerlendirmenin sayısal ölçülerle sunulduğunda zihinlerimizde doğabilecek boşlukların doldurulması amaçlanıyor. O yüzden de, elli yıllık bu kitabın faydası, belki de en çok günümüzde anlaşılabiliyor.
- The Development of Chess Style, Max Euwe (G. Bell and Sons, 1968)
Melankoliğin nesnesi men edildiğinde, bu kayıp bilinçdışı düzeyde kaydedilemez. Dolayısıyla yalnızca nesnenin kendisi değil, onun kaybı da simgesel olarak işlenemez. Başka bir deyişle, nesne anlamlandırma zincirinden düşmez; travmaya özgü bir mekanizma uyarınca, bir tür halüsinatuvar varlık olarak sürüp gider. Bu nedenle melankolik öznenin yas tutması imkânsız olmasa da son derece güçleşir. Bu bağlamda suçluluk, belirli bir eyleme ilişkin ahlaki bir pişmanlıktan ziyade, öznenin yaşam arzusuna yönelen radikal, varoluşsal ve bilinçdışı bir hata olarak ortaya çıkar.
Öte yandan, benzer yoğunlukta bir suçluluk duygusuna obsesyonel nevrozda da rastlarız. Ancak bu iki suçluluk biçiminin ardında temel bir yapısal fark yatar. Freud, obsesyonel öznenin suçluluğunun kökeninde, birincil deneyime eşlik eden bir haz bulunduğunu belirtir: “Bu deneyim daha sonradan hatırlandığında, hazsızlığın serbest kalmasına yol açar; öncelikle ve özellikle bilinçli kendini suçlama ortaya çıkar.” Ancak burada psikozdaki men etmeden farklı bir mekanizma söz konusudur. Obsesyonel suçlulukta bastırılanın geri dönüşüyle karşı karşıyayızdır. Nitekim Freud'un ifadesiyle, “Bastırılanın geri dönüşü evresinde kendini suçlamanın değişmeden geri döndüğü anlaşılır.”
Andrei Tarkovsky is one of the fathers of modern intellectual cinema, and of modern cinema in general. We present you The 20 Best Tarkovskian Films Not By Andrei Tarkovsky: https://t.co/ST6T80Wsug
#satranç 12. Dünya Satranç Şampiyonu Anatoly Evgenyevich Karpov'un, Viktor Lvovich Korchnoi ile olan ünvan maçlarının perde arkasında kalan hikâyeleri.
#satranç Satranç tarihinde iz bırakmış değerli figürler hakkında hem hazırladığı hem derlediği hem de çevirilerini gerçekleştirdiği kapsamlı çalışmalarla, satranç dünyasının saygın yazarları arasında yer alan Jimmy Adams (1947-2026) yaşamını yitirdi.
Değerli eserleri arasında yer alan;
- Baden-Baden 1925 (çevirin)
- From London to Elista (çeviri)
- Johannes Zukertort - Artist of the Chessboard (derleme)
- Mikhail Chigorin - The Creative Genius (Nikitin, Vasjukov ve Panov'la)
- Gyula Breyer - The Revolutionary (Bottlik ve Szabo'yla)
- Paul Keres (Joosep Grents'le)
tarihe meraklı satrançseverler için binlerce sayfalık dev bir kaynakça oluştururken, Adams'ın çok yakın zamanda "Salo Flohr - From Chess Fighter to Chess Writer" kitabının yayımlanacağı duyurulmuştu (https://t.co/aNAZJoGhWX).
İngiliz yazarın katıldığı bir podcaste de ulaşabilirsiniz:
- New in Chess Podcast #29: https://t.co/dZkzTQTP9R
Huzur içinde uyusun.
#satranç "'Sovyet Satranç Ekolü' günümüz satranç yazınının klasikleri arasında gösterilmekle birlikte, katı bir politik perspektif çerçevesinde, ihtiyatla okunmalıdır. Günümüzde, Sovyetler Birliği'nden çıkmış birçok teknolojik çalışmanın ne yazık ki şiddetli bir propaganda makinesinin damgasını taşıdığını görülür ve satranç da bu etkiden bağımsız kalamaz. Bu sebeptendir ki, okuyucular dikkatli okumaları sonrasında kitapta birçok tutarsızlıkla karşılaşacaklardır..."
Bir yayımcının (Dover Publications), yeni yayımlamış olduğu bir kitabın önsözüne, kitap hakkında şiddetli eleştirilerle başlaması oldukça şaşırtıcı, öyle değil mi? Eğer ilgili bir satranç oyuncusuysanız, bu davranış sizlere profilaktik hamleleri anımsatıyor olmalı. Gelebilecek olan bir tehlikeyi, henüz ciddi bir tehdide dönüşmeden engellemeyi.
Tarihte bugün, 8 Haziran'da doğmuş olan Mikhail Mikhailovich Yudovich'in (1911-1987) yayımlanan en önemli çalışmalarından biri 'Sovyet Satranç Ekolü'. Özellikle de Kiril alfabesine hakim olmayan benim gibi satrançseverler için, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ndeki satrancı anlayabilmek ancak bu ve bunun gibi sayıları pek de çok olmayan kitapları okumakla mümkün oluyor.
Günümüzde, bahsedilen dönemin ustalarını, veritabanlarındaki oyunları ve kendileri hakkında yayımlanmaya başlayan biyografik oyun koleksiyonlarıyla daha yakından tanıyabiliyoruz. O nedenle ben sizlerle kitabın 6. bölümünde yer verilmiş 'Satranç Yazını' başlığından birkaç satır paylaşacağım:
"...Shakhmatny Listok ve 64, her geçen yıl büyüdü ve gelişti. Bu dergiler yayın ilkelerini yeni bir düzleme oturttular: Aralarında işçi ve çiftçilerin yer aldığı geniş amatör kitleleri içinde satranç teorisine ilişkin ilgi uyandırdılar. Kendilerini makale ve yazılar paylaşmak konusunda cesaretlendirdiler. Bu sayede de, devrim öncesindeki Rusya'da ancak bir hayal olan tiraj rakamlarına ulaşabildiler. Hem yetenekli oyuncular hem de yeni başlayanlara hitaben yazılmış satranç kitapları yayımcılığı da inanılmaz boyutlara ulaştı. İnsanların kültürel seviyelerinin düzenli bir şekilde yükselmesi, satranç teorisi ve tarihi hakkında yazılmış olan kitaplara büyük bir talep yarattı. Yayınevleri satranç kompozisyonu, turnuva oyunları koleksiyonları, sözlükler ve referans kitaplar yayımlamaya başladılar..."
Sovyetler Birliği'ndeki satranç yayımcılığı hakkında bahsedilenlerin bir bölümü işte bu şekildeydi. Kitleyi, hevesli satrançseverleri oyunun içine çekerek büyütmek. Bunu yaparken de satranç kültürüne her daim vurgu yapmak. Belki sağlıklı bir satranç ikliminde yaşayabilmek için, izlenmesi gereken yol budur, kim bilir?
#satranç "...Bugünlerde seyirciler (küçük bir çocuğun yaşlı-başlı rakiplerini kendi oyunlarında yenmesinin dışında) bir başka sebepten dolayı hayrete düşüyorlar. Turnuva oyunlarında, zamanımın büyük bölümünü ilk 15-20 hamle için ayırıyorum. Bunun neticesinde de, kalan kısmı büyük bir hızla oynamak zorunda kalıyorum. Bu gibi karşılaşmalar sonrasında, 'bariz' hamleleri yapmak için niçin bu kadar düşündüğüm bana sıklıkla soruluyor. Bir satranç ustası için 'bariz' hamle diye bir şey yoktur. Deneyimler, birçok kazanç veya beraberliğin düşüncesizce yapılmış hamleler sebebiyle elden kaçtığını defalarca göstermiştir. Dikkatli bir planlama satranç stratejisinin özünü oluşturur. Her hamle titizlikle ele alınmalı ve ilgili planın ışığında incelenmeli. Zamanı boşa harcamanın satrançta olduğu kadar sert bir şekilde cezalandırıldığı bir başka alan belki de yoktur. Ben burada tek bir hamle için yirmi dakika harcamaktan söz etmiyorum; her bir hamlenin yaşanacaklar içinde gereken rolü oynamasından bahsediyorum. Oyunun erken safhalarında yavaş oynayarak ulaşılan konumların temel gereksinimlerini kavramam mümkün oluyor. Bu sayede de zaman sıkışmasında olmama karşın, en iyi devamyollarını bulabiliyorum..."
Satrançta kimi oyuncuların, adeta kronik olarak, zaman sıkışmasına girmeleri sizi de şaşırtmıyor mu? Zamanı ölçülü kullanmayan ustaların bayrakları düşmek üzereyken ardı ardına en kuvvetli hamleleri bulabilmeleri?
Reshevsky'nin geçtiğimiz günlerde elime geçen, 1948 yılında yayımlanmış kitabı 'Reshevsky on Chess', ustanın çok erken yaşlarda başlamış olan kariyerindeki 110 partiyi satrançseverlerle buluşturuyor. Reshevsky'nin kariyeri elbette 1948 yılında sonlanmaz, kendisi 1974 yılındaki Olimpiyat'ta da ABD Ulusal Takımı'nın bir ferdidir. Uzun soluklu satranç yaşamının sonlarından bir anekdotu paylaşan ise Garry Kasparov olur:
"Haziran 1991'de SSCB Merkez Satranç Kulübü'nde 70 yaşındaki Smyslov ile 80 yaşındaki Reshevsky arasında alışılagelmedik rapid maçı izledim. Bana inanın, oyun kalitesi çok yüksekti ve harika maç beraberlik neticeli hiçbir oyun olmadan, 2-2 sonuçlandı! Reshevsky'nin duyduğu hazzı görmekse dokunaklıydı. Satranç onun tek aşkıydı. O gün, 'Hala oynamak ve oynamak istiyorum!' diye bir espri yaptı. Merkez Satranç Kulübü'ndeki müzeyi ziyareti sonrasında onur konukları defterine şunları yazdı: 'Burada, belki de ilk kez hayatımı boşa harcamadığımı fark ettim!'. 10 ay sonra, 4 Nisan 1992'de Sammy Reshevsky yaşamını yitirdi..."
İstanbul Okul Spor Kulüpleri Satranç Final Turnuvası Tamamlandı
İstanbul genelinde 39 ilçede düzenlenen ve 8 binin üzerinde sporcunun katılım gösterdiği İstanbul Okul Spor Kulüpleri İlçe Turnuvalarının ardından, İstanbul Final Turnuvası 5-6-7 Haziran 2026 tarihlerinde Bahçelievler Belediyesi Siyavuşpaşa Spor Kompleksi’nde gerçekleştirildi.
İstanbul’un 39 ilçesinde kendi kategorilerinde derece elde ederek finale yükselen 211 okuldan toplam 818 sporcu, 10 farklı kategoride şampiyonluk mücadelesi verdi.
Turnuvanın açılış töreninde konuşan Türkiye Satranç Federasyonu Asbaşkanımız Seçkin Serpil ve İstanbul İl Temsilcimiz Hakan Polat, organizasyonun İstanbul genelinde başarıyla hayata geçirilmesine katkı sağlayan İstanbul Valisi Davut Gül’e, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay’a, turnuvaya ev sahipliği yapan Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır’a ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Okul Sporları Şube Müdürü Burak Anlatıcı’ya teşekkürlerini sundu.
Konuşmalarda, turnuvanın düzenlenmesinde emek veren antrenörlere ve hakemlere teşekkür edilirken, Türkiye Satranç Federasyonu Asbaşkanımız Seçkin Serpil, sporcuların başarı yolculuğundaki en büyük destekçilerinden olan ailelere de özel olarak teşekkür etti.
Türkiye Satranç Federasyonu olarak, satrancın okul sporları içerisindeki gelişimine katkı sağlayan tüm kurum ve paydaşlara teşekkür ediyor, final turnuvasında mücadele eden tüm sporcularımızı tebrik ediyoruz.
♟️ Satranç sporcumuz Atilla'dan ikincilik! 🥈
İsveç’in Stockholm kentinde düzenlenen Young Talents GM Norm Turnuvası’nda mücadele eden satranç sporcumuz IM Atilla Kuru, 9 tur sonunda topladığı 6,5 puanla ikinci oldu.
👏 Bravo Atilla! 🇹🇷♟️
Asbaşkanımız Seçkin Serpil: “Türk Dünyasının Satrançta Gücü Her Geçen Gün Artıyor”
Türkiye Satranç Federasyonu Asbaşkanımız ve Türk Satranç Birliği Denetim Kurulu Üyesi Seçkin Serpil, Sabah Gazetesi'nden Serkan Ünlü'ye yaptığı değerlendirmelerde Türk dünyası arasındaki satranç iş birliğinin önemine dikkat çekti.
Astana’da gerçekleştirilen Türk Satranç Birliği Genel Kurulu kapsamında konuşan Serpil, Türk Devletleri arasındaki sportif ve kültürel iş birliklerinin satranç alanında da güçlenerek devam ettiğini belirtti. Türk Satranç Birliği’nin kısa sürede önemli bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Serpil, birlik üyesi ülkelerin sporcularının uluslararası arenada her geçen gün daha fazla başarı elde ettiğini vurguladı.
Türk satrancının son yıllarda önemli bir gelişim gösterdiğini kaydeden Serpil, “Dünya Şampiyonu'nu mağlup eden Ediz Gürel ve dünyanın en güçlü oyuncularına karşı mücadele eden Yağız Kaan Erdoğmuş gibi sporcularımız, Türk satrancının ulaştığı seviyeyi tüm dünyaya göstermektedir. Sporcularımıza, ailelerine ve antrenörlerine bir satrançsever olarak da teşekkürü borç biliyorum. Satranca her zaman desteklerini esirgemeyen Gençlik ve Spor Bakanlığı'mıza, Spor Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Veli Ozan Çakır'a ve Gençlik Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Enes Efendioğlu'na şükranlarımızı sunarız." ifadelerini kullandı.
#satranç "Keyif almak"... 60'lı ve 70'li yıllarda satranç dünyasının en kuvvetli isimlerinden olan Vlastimil Hort'un, anekdotlarını paylaştığı kitabının önsözünde dile getirdikleri bu amaç ekseninde dönüyordu: "70 senelik satranç serüveni! Hâlâ bir seyirci, eleştirmen, yorumcu, okur, organizatör, sekundant, antrenör, oyuncu ve yazar olarak büyük keyif alıyorum..."
Hepimiz satranca keyif alınacak bir oyun olması sebebiyle başlarız. O ilk anda, ne beraberinde getirdiği faydalar, ne oyunun derinliği, ne de kazanılacak başarılardır geleceğin satrançseverinin aklında olan. Fakat zamanla, karşımıza çıkan daha 'ulvî' amaçlar, bizleri bu yaklaşımdan istemsizce uzaklaştırır. Aradan geçen zamanla ise, o ilk baştaki amatör heyecanı özlerken buluruz kendimizi...
Satranç ustalarının bazılarının diğerlerinden daha fazla sevilmesine sebep olan, bahsedilen heyecanı hiçbir zaman yitirmemiş olmalarıdır. Çekoslovak-Alman Büyükusta da, paylaştığı öykülerle tutkusunu her daim taşıdığını anlatır. Satrancın keyifli yönüne o eşsiz hikâye anlatıcılığıyla vurgu yaparken, aslında satranç kültürünün öneminin ve insani özelliklerin kıymetinin altını çizmektedir:
"...Tüm yönleriyle dijitalleşen dünya, beraberinde şüphesiz pek çok avantaj getirmiştir. Benim içinse bağımsız düşünme ve insan iletişimi her zaman daha önemli olmuştur. Üstelik insan gülebilir, bilgisayar gülemez!"
Şimdi Selim Çıtak'ın getirdiği "My Chess Stories" kitabındaki 64 öyküyle, Hort'un 'Bohem' satranç dünyasının kapılarını açmaya sabırsızlanıyorum.
- My Chess Stories, Vlastimil Hort (Nava, 2020)
The online archive of the 'Wiener Schachzeitung' & 'Neue Wiener Schachzeitung' is an absolute *treasure trove*.
https://t.co/UeVWgBySZ5
I just wish my German was up to being able to read it...