Ece Güner’in beni şaşırtan biyografisinden iki çarpıcı nokta:
👇
Ece Güner ilginç bir isim. Biyografisine bakıldığında çok çarpıcı ilişkiler ağına sahip olduğunu görüyoruz.
Babası Engin Güner Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın prenslerindendi. Sıradan bir uluslararası ilişkiler uzmanıyken bu “prenslik” onun başarılı hayat yolunun taşlarını döşedi.
Dünya çapındaki medya imparatoru Rupert Murdoch'un en güvenilir partnerlerindendi. Engin Güner, kızı Ece’nin de başarılı hayat yolunun mimarı oldu.
Ece Güner de babası gibi Rupert Murdoch’ın en güvendiği isim oldu.
Biz, Murdoch’ın Türkiye pazarına girerek FOX tv’yi satın almasıyla birlikte kanalın yüzde 74 hissesini Ece Güner’in üzerine yaptığını biliyorduk. Malum yabancıların Türk tv kanallarındaki hissesi yasa gereği yüzde 25’i geçemiyor. Rupert Murdoch nasıl olup da milyarlarca lirasını Ece Güner’in üzerine yapacak kadar ona güven duyuyordu?
Bu sorunun cevabı hep karanlıkta kaldı ama beni daha da şaşırtan Ece Güner’in daha
1992 yılında Paris Panthéon-Sorbonne Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra; henüz 23 yaşında dünyanın en büyük milyarderlerinden ünlü silah tüccarı ADNAN KAŞIKÇI’nın 4 yıl süreyle özel asistanlığını yapmasıydı. Kaşıkçı, ABD'nin İran'a gizlice silah satıp buradaki gelirle Nikaragua'daki antikomünist Contra gerillalarını finanse ettiği büyük skandalda en kritik aracı rollerden birini üstlenmişti.
Filipinler'in devrik diktatörü Ferdinand Marcos ve eşi Imelda Marcos ile yakın ilişkileri vardı. Çiftin ülkeden kaçırdığı paraları ve çalıntı sanat eserlerini saklamasına yardım ettiği iddiasıyla ABD'de yargılandı.
Ece Güner’in Adnan Kaşıkçı ile bağları çok güçlüydü. Öyle ki 1996 yılında kurduğu Hukuk Bürosu’nun, Haldun Simavi’nin Göcek’te bulunan Halas Yatı'nda yapılan açılış kokteylinin onur konuğuydu. Güner Kaşıkçı'nın Türkiye'deki avukatlığını üstlenerek adını geniş kitlelere duyurdu.
Ece Güner, küresel Net Work’ünün bu kadar güçlü olması ve EKREM İMAMOĞLU’nun “Dış ilişkilerden sorumlu başkan yardımcılığı” görevine gelmesiyle çok ses getiren adımlar attı. Ekrem İmamoğlu’nu İstanbul’u kilitleyen o karlı gecede İngiliz elçiyle balıkçıda buluşturan da 2022 yılında Almanya'da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nda “Şehirlerin Rolü: Demokraside Ezber Bozanlar" başlıklı bir panelde onu “İngilizce” konuşturan da oydu. İmamoğlu’nun sefil ve ilkokul seviyesindeki İngilizcesi günlerce tartışılmıştı.
Şimdi Ece Güner’in adını Haluk Levent ve AHBAP yolsuzluk soruşturmasında görmek de ilginç oldu.
Misal; 60 milyon lirayı Haluk Levent’e İmamoğlu’nun talimatıyla mı verdi?
Cevabı beklenen çok soru var kısaca.
14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı'nın yıl dönümünde, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen bu vahşette şehit edilen bütün Türkmen kardeşlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyorum.
14 Temmuz 1959'da Kerkük'te yalnızca Türkmen kardeşlerimiz değil, kadim bir milletin hafızası, kimliği ve Türk varlığı hedef alınmıştır. Sırf Türk ve Türkmen oldukları için hunharca katledilen soydaşlarımızın acısı, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ yüreğimizde ilk günkü tazeliğini korumaktadır.
Ne yazık ki Türkmeneli üzerinde oynanan hesaplar ve Türkmen kardeşlerimizin maruz bırakıldığı baskılar dün olduğu gibi bugün de farklı yöntemlerle devam etmektedir. Ancak bilinmelidir ki Türkmen davası sahipsiz değildir. Türkiye'nin ve aziz Türk milletinin gönlü de duası da her zaman Türkmen kardeşleriyle beraberdir.
Büyük Birlik Partisi olarak,Türkmenlerin siyasi temsil hakkının, güvenliğinin, kültürel kimliğinin ve ana dil başta olmak üzere bütün temel haklarının korunmasını; Türkmen kardeşlerimizin tarihî ve meşru haklarının teslim edilmesini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Kerkük, asırlardır Türk-İslam medeniyetinin en önemli merkezlerinden biridir. Bu tarihî hakikat hiçbir baskıyla, hiçbir zulümle ve hiçbir oldubittiyle değiştirilemez.
Bu duygu ve düşüncelerle, 14 Temmuz Kerkük Katliamı'nda şehit edilen bütün soydaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyorum. Ruhları şâd, mekanları cennet olsun. Türkmeneli'nin dört bir yanında varlık mücadelesi veren kardeşlerimize selam, muhabbet ve dayanışma duygularımızı iletiyorum.
Kerkük 🇹🇷Türk'tür, Türk kalacaktır.
15 Temmuz hain fetö darbe girişiminin, necip milletimiz tarafından durdurulmasının
10. yılındayız.
Öncelikle milletimizin manevi çatısı olan devletimizi, demokrasimizi ve anayasal düzeni korumak için hayatlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.
Bugün TBMM’de ve Ankara Millet Bahçesi’nde düzenlenen “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” programlarına katılım sağladık. Şehitlerimizi rahmetle ve şükranla yâd ediyor, gazilerimizi saygıyla selamlıyorum.
AHBAP, Haluk Levent ve diğerleri…
Ülkenin en acı, en travmatik günlerinde bile milletin saf dayanışma duygularını paravan yapanları gördük. Mesele hiçbir zaman sadece siyasi iktidar eleştirisi olmadı; deprem acıları üzerinden bile doğrudan devletin kurumsal varlığını hedef alan, kurumlara olan inancı dinamitleyen "muhaliflik" örtüsü altında sistematik bir yapı işletildi. Pek çok sanatçı, basın mensubu, siyasetçi, işadamı vs. bu sürece dahil oldu.
Toplumun vicdanını ve yardımseverliğini, arka planda devlete yönelik bir düşmanlık ve rant aparatı haline getiren bu ve "her türlü" istismar tezgâhını şiddetle kınıyorum. Adliyeye intikal eden bu hukuki sürecin, ucu nereye dokunursa dokunsun sonuna kadar gidilmesini ve bu istismar perdesinin tamamen aralanmasını temenni ediyorum.
Tüm bu yaşananlar; devletimizin yalnızca suç oluştuktan sonra devreye giren adli ve cezalandırma mekanizmalarıyla yetinmeyip, bu suistimal zeminlerini en başından kurutacak, kötü niyetli odakların hareket alanını daraltacak yapısal ve önleyici bir tahkimatın inşâsını zorunlu kılmaktadır.
Çünkü devletimizin kurumsal meşrûiyeti ve milletimizin sarsılmaz güveni, hiçbir şahsi popülizme ya da karanlık ajandaya kurban edilemeyecek kadar büyük bir milli güvenlik meselesidir.
Polatlı Ticaret Borsası'nı ziyaret ederek borsada işlem gören tarım ürünleriyle ilgili incelemelerde bulunduk.
Bölgemizin kıymetli üreticileri ve tüccarlarıyla bir araya gelerek tarımsal üretim, piyasa koşulları ve sektörün beklentileri üzerine istişare ettik.
Güçlü Türkiye'nin yolu güçlü üretimden, güçlü üretimin yolu ise çiftçimizin ve üreticimizin desteklenmesinden geçmektedir. Üreten, emek veren ve ülkemize değer katan tüm üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. 🌾🇹🇷
🇹🇷 Mehmetçiğin hava savunmadaki yeni çelik yumruğu: TOLGA.
MKE tarafından yerli ve milli imkanlarla geliştirilen TOLGA yakın hava savunma sistemi, 7 farklı senaryoda gerçekleştirilen testlerde hava tehditlerini başarıyla etkisiz hale getirdi.
https://t.co/qsOLb5B6XR
AHBAP sokakta başıboş köpek beslemek için kurulmuştu. Bu sadece buzdağının görünen kısmı. Mama lobisi çökertilmelidir.
Köpek yem firmaları belediyeleri soyuyor.
FETÖ Bir Deniz Kurmay Albayı Nasıl Öldürdü?
🇹🇷 Cihat Yaycı :
“FETÖ’nün nasıl bir yöntem izlediğini, insanların namusunu ve şerefini nasıl hedef aldığını anlatan çok acı örnekler var.
Benim bir gemi komutanım vardı. Allah rahmet eylesin. Adı Berk Erden’di. Ben binbaşıydım, o da kıdemli kurmay binbaşı olarak gemi komutanlığı yapıyordu. Son derece vatansever, dürüst ve başarılı bir subaydı. Daha sonra albay oldu ve herkes o yıl amiralliğe terfi edeceğini konuşuyordu. Çünkü bunu fazlasıyla hak ediyordu. Ancak o dönemde FETÖ mensupları liyakat sahibi subayların önünü kesmek için her yolu deniyordu.
Berk Erden’in kendisi hakkında söyleyebilecekleri hiçbir şey yoktu. Bu nedenle hedef olarak eşini seçtiler. Öğretmen olan eşi hakkında tamamen asılsız, gayriahlaki iftiralar üretmeye başladılar. Hiçbir gerçekliği olmayan dedikodular, FETÖ’nün kontrolündeki internet sitelerinde günlerce yayımlandı.
Kadının uzaktan çekilmiş bir fotoğrafını yayınladılar. Fotoğrafta olağan dışı hiçbir şey yoktu. Buna rağmen, ‘Şuraya gidiyor, buraya giriyor’ gibi tamamen uydurma senaryolar yazdılar.
Berk Albay’ın eşine güveni tamdı. Eşinin namusundan ve şerefinden hiçbir zaman şüphe duymadı. Ancak her gün karargâha gidiyor, her gün bu iftira kampanyalarının büyüdüğünü görüyordu. İnsanların kendisine farklı gözle baktığını düşünmeye başladı. Sonunda bu ağır psikolojik baskıya dayanamadı.
Karargâhta intihar etti.
Onu silahla öldürmediler ama sistematik bir iftira ve psikolojik harp yöntemiyle intihara sürüklediler.
Bunun gibi başka örnekler de var.
Bir kurmay yarbay, 2010 veya 2011 yılında Yüksek Disiplin Kurulu’na çıkarılıyor. Kuvvet ismini özellikle söylemiyorum. Kurulda generallere bir video izletiliyor. Görüntülerde sözde başka bir kadınla uygunsuz görüntüleri olduğu söyleniyor. Bunun üzerine, ‘Bu kabul edilemez.’ denilerek Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç ediliyor.
15 Temmuz’dan sonra aynı subay çıkıp, ‘Ben böyle bir şey yapmadım. Bana kurulan kumpas nedeniyle ihraç edildim.’ diyor.
Dosya yeniden inceleniyor.
Gerçek ortaya çıkınca anlaşılıyor ki görüntülerdeki kadın başka biri değil, kendi eşi. Üstelik görüntüler, yatak odasına gizlice yerleştirilen kamerayla kaydedilmiş. Buna rağmen, ‘başka kadın’ denilerek meslek hayatı sona erdirilmiş.
Yıllar sonra gerçek ortaya çıksa da kaybettikleri geri gelmedi. O subay mesleğine dönemedi; kariyeri, itibarı ve yılları elinden alınmış oldu.
Balyoz ve Ergenekon kumpas davalarında yargılanan pek çok personelin mağduriyetleri de hâlâ tam anlamıyla giderilmiş değildir. Kıdem, terfi ve özlük haklarına ilişkin önemli sorunlar devam etmektedir.”
Eskişehir Günyüzü’nde hemşerilerimizle birlikte sabah çorbamızı ve çayımızı içtikten sonra Gecek Köyümüzde buğday hasadımızı gerçekleştirdik.
Cenab-ı Hakkın rahmetinin bol olmasıyla bu yıl bereketli oldu. Elhamdülillah 🤲
15 Temmuz gecesi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ayağa kalkan aziz milletimiz; tanklara, uçaklara ve namlulara karşı imanı, cesareti ve vatan sevgisiyle yürümüştür.
O gece milletimiz, Türkiye’nin diz çökmeyeceğini, esir alınamayacağını ve bu topraklarda hükmün de kararın da yalnızca millete ait olduğunu bütün dünyaya ilan etmiştir.
15 Temmuz, bir milletin vatanına, bayrağına, devletine ve geleceğine sahip çıktığı büyük bir diriliş destanıdır. O gece ortaya konulan kardeşlik, birlik ve beraberlik ruhunun gelecek nesillerimize rehber olmasını diliyorum.
Vatanımız ve istiklalimiz uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnet, şükran ve hürmetle yâd ediyorum.
15 Temmuz’un ruhu, bu milletin iradesinde, cesaretinde ve istiklal aşkında ilelebet yaşayacaktır.
#ZaferBizim
15 Temmuz, “Eve erzak almaya değil devletimize sahip çıkmaya geldik” mesajını paylaştıktan iki saat sonra Boğaz Köprüsü’nde FETÖ’cü hainlerin kalbinden vurup şehit ettiği 21 yaşındaki Batuhan Ergin’in yazdığı gibi;
Bankamatik kuyruğu ve marketlerden makarna almak için sokağa çıkanlarla,
devlete sahip çıkmak için sokakları dolduran kahramanların,
TOMA’yı görünce aslan olup tank görünce kediye dönenlerle,
tank ateşine göğsünü siper eden yiğitlerin ayrıldığı gecedir.
#15TemmuzDestanı #İradeBizimZaferBizim diyenlerindir
Milletimizin iradesine, demokrasisine ve bağımsızlığına sahip çıktığı 15 Temmuz’un yıl dönümünde; aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.
Birlik ve beraberliğimizin en büyük gücümüz olduğuna inanıyor; vatanımıza, bayrağımıza ve millî iradeye sahip çıkma kararlılığımızı bir kez daha yineliyoruz.
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü kutlu olsun. 🇹🇷 🇹🇷 🇹🇷