Din kendini savunur, sizin su taşımanıza gerek yok. Su da odur oksijen de. Yeter ki siz onun geçtiği yerlere setler çekip barikatlar kurmayın. Dinin ne makyaja ihtiyacı vardır ne de cilaya. Sizin güzelliğinize de ihtiyacı yoktur. Aksine siz onu değil o sizi güzelleştirir.
Romandaki delikanlı, kıza hep aynı şarkıyı söylüyor. Mektuplarında aynı adamın şarkı sözlerini yazıyor.
Yazar bile çok mutsuz. Delikanlı korkak ve de hain. İşin kötüsü kızın hiç unutmadığı şarkıları söyleyen de dolandırıcı çıktı.
Yazar ne yapsın, ölsün mü? Gülsün mü?
“Üslup ruhun, kalbin, zihnin öyle aynası ki üslûbunu sevmediği insanı da sevemiyor insan. Üslup her şeyi sızdırıyor. Bilgeliği, iyiliği, riyayı, sahteliği, kibri, kötülüğü, art niyeti, sevgiyi her şeyi. İnsan birini sevmeye üslûbundan başlıyor..”
• zeynep merdan
Çok yorgunum. Uyuyunca geçen bir yorgunluk değil bu. Uyutmayan, yedirmeyen, serinletmeyen,ısıtmayan bir yorgunluk.
Donuk bir his.
Sadece o ağacın altında tek başıma oturup, gözlerimi kapatıp, yaprakların sesini dinleyince geçecek bir yorgunluk. Evet evet bu günlerde tek hayâlim
İçimizde geniş salonlar açıp hep öncelikler tanıdığımız insanların hayatlarının kıyısında, köşesinde, her an vazgeçilecek bir yerde oturduğumuzu fark ettiğimiz an, dünyanın en ağır yüklerinden birini yükleniyoruz.